Otel İşletmelerinde Maliyet Yönetimi
Adnan ŞİŞMAN CPA
adnansisman@adnansisman.com
01.02.2006
MALİYET YÖNETİMİ
Maliyetlerin yönetimi yönetim sürecinin önemli bir parçasıdır, bu sebeple
yönetim muhasebesinden yıllardır “Maliyet Muhasebesi” olarak söz edilmesi
de bir tesadüf değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nde Harris, Kerr,
Foster& Co. Tarafından 1973 yılında 900 adet otel ve motel ile ilgili
olarak yapılan bir araştırma, elde edilen tüm gelirlerin %80,6'sının
amortismanlar dışında maliyet, kira, faiz ve gelir vergilerine harcandığını
ortaya koymuştur.
Yöneticinin aldığı kararlar bir maliyetin yapılmasını gerektirir.
Maliyetlere ilişkin kararlar çok çeşitli olduğundan maliyetlerle ilgili
değişik yöntemlerin, değişik bakış açılarının bulunması da şaşırtıcı
olmasa gerek... Maliyet yöntemlerinin uygulanabileceği çeşitli yönetsel
kullanım alanları olduğu gibi, öğrenilmesi gerekli maliyet kavramları da
çeşitlidir.
MALİYET, bir kısım fayda, ya da kazanç sağlamak amacında olan bir
işletmenin sahip olduğu varlıkların değerindeki azalmadır. Bu azalış
işletme varlıklarının kullanımını ifade eder. Bu kullanımın amacı feda
edilenden daha fazla bir gelir elde etmektir. Hiçbir varlık kullanımı söz
konusu değilse maliyet ortaya çıkmaz. Uzun dönemde fayda sağlamalarına
bakılmaksızın varlıkların çoğu bir zaman noktasında satın alındığından,
bir işletmenin yapmış olduğu giderler her zaman varlıkların tüketimi ile
aynı anda olmaz. Şayet bir varlık tamamen, ya da kısman tüketilirse o
zaman bu tüketim ölçüsünde bir maliyet oluşur. Maliyet, aynı zamanda bir
varlığın gelecekte yararlanılma potansiyeli azaldığı zaman ortaya çıkar.
Yıpranmanın bir anlamda bilinçli bir şekilde yapıldığına dikkat
edilmelidir. Dolayısıyla maliyetlere katlanmanın amacı gelir elde etmektir.
Harcamanın işletme varlıklarının amaçlı olarak kullanılmasıyla aynı anda
ortaya çıkması nedeniyle (Personel,ısıtma,telefon gibi) böyle bir harcama
derhal bir maliyetin ortaya çıkmasına neden olur. Bir varlık herhangi bir
amaca ulaşmaksızın tüketilebilir. Mesela bir yangının sonucu olarak keten
takımları imha olmuş olabilir. Dolayısıyla bu tür amaçsız azalışları
işletme varlıklarının amaçlı azalışlarından ayırt etmekte yarar vardır
çünkü yönetici, almış olduğu kararların karlılık üzerine etkisini ve bir
harcamanın tekrar ortaya çıkıp çıkmayacağını bilmek ister. Bu nedenle
muhasebecilerin istek dışı bir varlık tükenmesini, maliyetten çok, bir
zarar olarak nitelemesi lazımdır...
Bir varlığın mevcudiyeti belirli bir amacı gerçekleştirme potansiyeline
bağlıdır. Yani bir varlık, edinilme amacını gerçekleştirecek kullanılmış
yeteneklerin bir deposudur, diyebiliriz. Bir oteldeki mefruşat yararlı
olduğu sürece varlıklar arasında yer alır. Bir varlık belirli bir amaç
için kullanıldığında maliyete dönüşür, yangınla imha olayında olduğu gibi
aynı şekilde gelecekteki yararlanılma potansiyelinin işletmeye hiçbir
yarar sağlamayacak şekilde tamamen ortadan kalkması sonucu da ortaya
çıkar.
Yönetici için, bir maliyet yalnızca ortaya çıkma amacının ışığında anlamlı
olarak yorumlanabilir. Bir işletme bir amacı gerçekleştirmek için kurulur.
Ortaklara kar sağlamak, topluma hizmet etmek vs. işletme amaçları arasında
yer alabilir. Bir ürün ya da hizmet üretmek için, işletme yönetsel yetenek,
işgücü, ve diğer kaynakları bir araya getirir. VARLIK ÇIKIŞI OLMAKSIZIN,
yani MALİYETLERE KATLANILMAKSIZIN, KAYNAK TÜKETMEKSİZİN KAR
(Varlık girişlerinin çıkışlarından fazla olan kısmı) ELDE ETMEK
OLANAKSIZDIR.
Bilinçli bir yönetim maliyetleri azaltmak için çok çaba sarf etmez çünkü
böyle bir gayret, arzulanan amaçları gerçekleştirmek için gerekli olan
maliyetlerin kısılmasına yol açar.
Maliyet yönetiminde yöneticiler genellikle iki soru ile karşılaşır:
Birincisi, belirli bir maliyetin yapılması (varlık çıkışı), bir kar
sağlayacak mı? Yani maliyete katlanma kararını almalı mıyım? İkincisi ise
belirli bir maliyetin yapılması, bu maliyete katlanma kararını verdiğim
anda tahmin ettiğim bir karı sağladı mı? Yani geçmişte bir maliyete
katlanılması beni haklı çıkardı mı?
Planlanmış maliyet, tarihi (ya da fiili, gerçekleşmiş) maliyetin aksine
öngörülmüş (tahmini) maliyettir.
BÜTÇE, planlanmış maliyetlerin analizinde kullanılan en önemli araçlardan
birisidir. Yönetsel planlar, maliyet rakamlarıyla ifade edilir ve bir
bütçe içinde yer alır. Bütçe yalnızca bazı kaynaklar veya departmanlara
ait planlanmış maliyetleri kapsayabileceği gibi, organizasyon kaynaklarının
tümüne ait planlanmış maliyetleri de kapsayabilir. Bütçe işletme
departmanlarındaki planlanmış maliyetle ilişkili faaliyetlerin
bütünleştirilmesinde ve eşgüdümünde önemli rol oynar.
STANDART MALİYET SİSTEMİ, planlama kararlarının alınmasını kolaylaştırmak
için geliştirilmiş ve yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisidir. Bir
ürün ya da hizmetin veya ürün ya da hizmetin bir kısmının beklenen
ortalama üretim maliyetidir. Bu nedenle standart maliyet, fiili maliyetten
farklı olabilen, planlanmış birim maliyettir. Yani öngörülmüş, tahmin
edilmiş maliyettir. Standart maliyet, bir döneme ilişkin toplam üretim
maliyetinden ziyade bir birime ya da bunun bir kısmına ait birim
maliyettir. Standart maliyeti tahmin edebilmek için, ürün veya hizmetin
üretilmesine ilişkin gerekli girdiler analiz edilmelidir. Bu süreç
kullanıldığı takdirde ürün veya hizmetin üretimindeki her aşamada gerekli
olan girdi maliyetlerinin ayrı ayrı tahmin edilmesi gerekir. Daha sonra bu
maliyetler toplam ürün ya da hizmetin standart maliyetini bulmak için
toplanır. Başka bir yöntem ise belirli bir ürün ve hizmete ait firma, ya
da endüstri dalındaki firmalarca yapılan ortalama tarihi maliyetler,
standart maliyet olarak kabul edilebilir.
Bütçe maliyetlerin kontrol edilmesi amacıyla kullanılabilecek çok önemli
bir araçtır. Bütçe, İşletme amaçlarının gerçekleştirilmesi yönünden belirli
bir miktar harcamanın yapılmasının gerekli olup olmadığının açıklığa
kavuşturulmasını zorunlu kılar, ayrıca bütçe çeşitli harcamalar yapan
bulunan yöneticilerin faaliyetlerini koordine etmek için kullanılır.
Bütçeleri hazırlarken standart maliyetlerden yararlanılabilir...
Elde edilen başarı yönünden, katlanılan bir maliyetin gerekliliği sorunu
muhasebeden çok yönetimi ilgilendirmelidir ancak muhasebeci, yöneticinin
dikkatini haklı çıkarılamayacak maliyet külfetlerine çekebilmek için, tüm
bilgilerini kullanabilmelidir... Tarihi maliyetleri tahmini maliyetlerle
ilişkilendirip karşılaştırabilir, sapmaların nedenleri konusunda yöneticiye
açıklama yapabilmelidir... Bu nedenlerin araştırılması, genellikle
MALİYET SAPMA ANALİZLERİ, bütçeden olan sapmalar ise SAPMALAR olarak
bilinir...
PLANLAMA KARARLARI gelecekte yapılacak maliyetlerin tahmin edilmesini,
KONTROL KARARLARI ise fiili maliyetlerin belirlenmesini ve bunların
beklenen, planlanmış maliyetlerle karşılaştırılmasını kapsar... Yönetici,
planlanandan sapmaları analiz ederek ortaya çıkan sonucun muhtemel
nedenlerini araştırmalıdır...
Muhasebe verileri, yetersizliğinden şüphelenilen bir sonucun ne şekilde
araştırılması gerektiği hususunda yöneticiye yol göstermelidir.
Dolayısıyla maliyetler, raporlardan yararlanacak olan yöneticinin bilgi
gereksinimine uygun olarak sunulmalıdır...
Maliyet kontrolünün esas gayesi, belirli bir varlık kullanımının, tahakkuk
etmiş faydalar açısından haklı olup olmadığının karşılaştırılmasıdır.
Sunulan hizmetin kalitesini düşürerek ya da reklam giderlerini kısarak
maliyetleri düşürmek her zaman mümkündür ancak ortaya çıkan sorun böyle bir
girişimin işletmeye yararlı olup olmayacağıdır. Müşterileri sürekli
çekebilmek, arzulanan hizmet kalitesini sağlamak ve genel olarak bir kar
elde edebilmek için, bazı maliyetlerin minimum düzeyde de olsa yapılması
gereklidir.
MALİYET KONTROLÜNDE, MUHASEBE SİSTEMİNİN TEMEL GÖREVİ YAPILAN GİDERLERİN
BEKLENEN SONUÇLARA ULAŞILIP ULAŞILMADIĞININ ORTAYA KOYULMASIDIR...
Maliyet kontrolünde "HACİM"deki değişiklikler mutlaka göz önüne
alınmalıdır. Maliyet yönetimindeki en önemli noktalardan biri de hacim
değişikliğine duyarlı olduğu düşünülen maliyetler ile duyarlı olmadığı
düşünülen maliyetlerin arasındaki farktır. Şayet bir karar faaliyet
hacminin değişmesine sebep oluyorsa bu değişikliğin maliyetler üzerindeki
etkisinin bilinmesi çok önemlidir...
Hacim, beher birim zamandaki değerdir. Bu değerin nasıl ölçüleceği ise
kişinin amacına bağlıdır. Hacim ölçülerinin seçiminde iki faktör önemlidir.
Birincisi, bir ölçüye göre elde edilen analiz sonuçları yararının diğer
ölçüye dayanarak elde edilen analiz yararı karşısındaki durumu, İkincisi
ise, her bir ölçüye göre yapılan analizlerin ilgili maliyetidir... Bu
nedenle ölçünün seçimi maliyet ile hacim arasındaki gerçek ilişkiyi en iyi
tanımlayan endekse göre yapılabilecektir.
SABİT MALİYETLER, hacimdeki değişikliklere tamamen duyarsız maliyetlerdir.
Toplam sabit maliyet, hacim düzeyine bağlı olmaksızın sabit bir tutardır.
Bu nedenledir ki birim başına düşen sabit maliyet, hacim arttıkça sürekli
düşer...
DEĞİŞKEN MALİYETLER ise hacimdeki değişikliklere doğru orantılı bir
duyarlılık gösteren maliyetlerdir...
YARI DEĞİŞKEN MALİYETLER hacimden bağımsız(sabit bir kısım) ve hacme
bağlı(değişken bir kısım) iki kısımdan oluşan maliyetlerdir...
Sabit maliyetler çoğunlukla bir kapasitenin sağlanabilmesi için katlanılan
maliyetlerdir. Bunlar işletme yapısının faaliyetine, yönetimine, finanse
edilmesine ilişkin giderlerdir. Değişken maliyetler ise bu kapasitenin
kullanılmasına ait maliyetlerdir. Büyük hacim değişiklikleri, büyük
olasılıkla kapasitede bir değişikliğin yapılmasını gerektirir. Kapasite
yaratma maliyeti, yaratılan kapasitenin bir fonksiyonu olmasından dolayı,
mutlak sabit bir maliyetten söz etmek olanaksızdır. Bu durum ise sabit,
değişken ve yarı değişken maliyetler tanımlaması ile ilgili önemli bir
kısıtlama getirmektedir. Yani maliyetler hacim değişikliklerine sadece
sınırlı bir hacim aralığında duyarlıdır diyebiliriz. Bu aralık üstünde
maliyetleri sabit ve değişken olarak ikiye ayırabiliriz fakat maliyetlerin
değişken ve sabit unsurları arasındaki ayrım ise hayli sunidir. Dolayısıyla
maliyetlerin hacme tamamen duyarsız kalması ya da hacme paralel olarak
fevkalade bir şekilde değişmesi, veyahut sabit veya değişken olarak kolayca
ayrılabilmesi nadiren ortaya çıkan bir durumdur.
Sabit ve Değişken maliyetler arasındaki bu ayrım, tanımlandığı üzere değil
de uygulama kolaylığı sağlamak için yapılır. Yani karar verici sabit,
değişken ve yarı değişken maliyetlerle uğraşırken güttüğü amacın maliyet
davranışını anlaşılabilir hale getirmek için, maliyet davranışını
kolaylaştırmak olduğunu kavramalıdır. Sabit-değişken modeline ait
varsayımlar her zaman geçerli olmasa bile bunlar, maliyet-hacim ilişkisinin
karmaşıklığı içinde kaybolmadan yönetimin mantıklı olarak karar almasına
yardım eder. Bu nedenle sabit-değişken modeline ait varsayımların
haklılığı, sonuçta elde edilen maliyet verilerinin yararlılığı ile
belirlenir. Varsayımların yapılması, hacme duyarlı maliyetlerin fiili
davranışı açısından yeterli kanıtların yokluğu nedeniyle pratik
seçeneklerin bulunmaması ve duyarlılığın daha ayrıntılı olarak
incelenmesinin gereğinden fazla pahalı olması durumlarında haklı
görülebilir...
Hacme göre sabit olan maliyetler olarak tanımlanmış olmasına rağmen sabit
maliyetler de değişir. Sabit maliyetlerin düzeyi yönetim kademesinin
takdirine bağlıdır fakat bazen de sabit maliyetlerin düzeyi yönetsel
kontrol dışındaki faktörlere de bağlı olarak değişebilir. Bu gibi
durumlarda sorulması gereken soru, maliyetteki değişikliğin hacimden mi
kaynaklandığı sorusudur...
Maliyetleri sabit, değişken ya da yarı değişken olarak tanımlamak başka
şey, bu kategorilere sokmak başka şeydir. Ayrıca, yarı değişken bir
maliyetin sabit ve değişken kısımlarının ayrıştırılması ise daha zordur...
Bunun için, Maliyet kategorilerinin incelenip ortaya çıkarılması, Maliyet
unsurlarının yönetsel analizi, Geçmiş verilerin temel ve istatistik analizi
gibi yöntemlerden yararlanılabilir...
Karar vericinin alacağı bir karar, mutlaka alternatifler arasından bir
seçimin yapılmasıyla ilgilidir. Alternatiflerden birisi de durumun aynen
muhafaza edilmesi olması halinde bu durum açıkça görülemeyebilir fakat
eğer hiçbir alternatif mevcut değilse hiçbir kararın alınmayacağı açıktır.
Karar alternatifler arasında bir seçimin yapılmasını ilgilendirdiği için,
karar veren kişi, alternatiflere ilişkin maliyetler arasındaki farkların
tutarını (Differansiyel Maliyeti) bilmek zorundadır... Eğer alınan bir
karar maliyeti arttırırsa fark maliyete “Artan maliyet” ve eğer maliyeti
azaltırsa “Azalan Maliyet” adı verilir. Alınan karar yalnızca hacim düzeyi
ile ilgili olduğunda, fark maliyeti ilgili aralık içerisinde değişen
maliyete eşit olur. Kararın hacimden başka konularla ilgili olması ya da
hacmin ilgili aralığın dışına taşması durumlarında fark maliyeti artık
değişken maliyete eşit değildir...
BATMIŞ MALİYET'ler, geçmişte alınmış bir karar sonucu ortaya çıkmış ve
alınacak kararla etkilenmeyecek olan bir maliyettir...
FIRSAT MALİYETİ, karar vermede önemli bir kavramdır. Fırsat maliyeti
kaçırılan bir fırsatın beklenen değeridir. Bir hareket tarzı seçildiği
zaman katlanılan fedakarlığın maliyetidir. Bu maliyetin çok önemli olmasına
rağmen muhasebeciler, bu maliyeti nadiren ölçer. Fırsat maliyeti cepten
çıkan bir gider olmadığı için, muhasebe kayıtları arasında gösterilmez.
FIRSAT MALİYETİ, REDDEDİLEN BİR SEÇENEKTEN ELDE EDİLEBİLECEK FAYDANIN
DEĞERİDİR...
KAÇINILABİLİR MALİYET, bir çeşit fark maliyetidir. Genellikle yönetimin
işletme faaliyetlerine devam etmesi ya da faaliyetlerini durdurması
alternatifleriyle karşılaştığı durumlar için geçerlidir. Hacim sıfıra
düşürüldüğünde, sabit maliyetlerin bir kısmından kaçınılabilir fakat
işletme faaliyeti durdurulduğu sürece, kaçınılmayan maliyetlerin bir fark
maliyeti olmaktan çok, batık bir maliyet olarak düşünülmesi gerekir...
DİREKT MALİYET, bir ürün ya da hizmetin üretimine kolaylıkla
ilişkilendirilebilen, atfedilen bir maliyet iken ENDİREKT MALİYET'lerin bu
özelliği yoktur. Bununla beraber, endirekt maliyetler de genel olarak
üretilen mallara ya da malzemelere yüklenebilir. Direkt maliyet ile
endirekt maliyet arasında bir ayrım yapılması, özellikle endirekt
maliyetlerin kaynaklandığı yerler nedeniyle zordur. Endirekt maliyetler
iki nedenden ötürü ortaya çıkar. Birincisi gerçek oluşları nedeniyle,
ikincisi ise muhasebe hesapları neticesinde ortaya çıkmalarıdır...
İlki, endirekt maliyetler bir maliyetin süreç, ürün, departman ya da bölüm
tarafından ortaklaşa yapılmasının sonucu olarak ortaya çıkar, bu tür
endirekt maliyetlere “Müşterek Maliyet” (Joint Cost) de diyebiliriz.
İkincisi, endirekt maliyetler, bir maliyetin ortak bir maliyet şeklinde
muamele görmesinin tercih edildiği zamanlarda ortaya çıkmaktadır.
GENEL MALİYETLER (giderler) temel olarak dolaylı, endirekt bir maliyettir.
İki nedenden dolayı ortaya çıkabilir. İmalat sektöründeki maliyet
muhasebesi sistemleri ve özellikle “sipariş maliyeti sistemi” malzeme,
işgücü ve genel giderlerin birbirinden ayrılmasına büyük önem verir.
Konaklama işletmelerinde ise bu ayrım fazla önemli olmadığından “Endirekt
maliyet” ve “genel maliyet” terimlerini birbirinin yerine kullanmak
yeterlidir...
Bir İşletmede yöneticiler yetki ve sorumluluk alanlarında sağladıkları
karlılığa göre değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme maaş ve terfi
kararlarını etkilemelidir. Karar veren bir kişiyi, yani yöneticiyi etkin
bir şekilde değerlendirebilmek için, yalnızca bu kişinin kontrolü altında
olan faktörlerin incelenmesi gerekir. Kişinin kontrolünün dışındaki
faktörlerden dolayı sorumlu tutulması yanlış bir değerlendirmeden başka
bir şey değildir. KONTROL EDİLEBİLİR MALİYET kişinin üzerinde yeterli
yetkiye sahip olabildiği bir maliyettir ve zaman, yetki ve çevre gibi üç
önemli boyutu da vardır.
SORUMLULUK MUHASEBESİ, bireylere rapor edilen maliyet bilgilerinin sadece
o kişiler tarafından kontrol edilebilir maliyetleri kapsamasına olanak
veren bir yönetim maliyet muhasebesi sistemidir. Birey örgütsel
hiyerarşide yükseldikçe verdiği kararlar da genel olmaya başlar. Bu nedenle
sorumluluk muhasebesi sisteminin özelliklerinden birisi de daha üst yönetim
düzeyine sunulan raporların daha az ayrıntılı fakat daha geniş bir kontrol
alanını çevreleyen maliyet bilgilerini kapsamasıdır...
Etkili bir muhasebe sisteminde maliyet merkezleri ile sorumluluk alanları
mükemmel derecede uyumlu olmalıdır.
Sonuç: Muhasebe sisteminiz yöneticilerinizin performansını ölçmeye yönelik
olarak maliyetlerin yönetimine imkan tanımıyor ise sorumluluk saha ve
düzeyleri çok değişik yöneticilerinizi almış oldukları kararlardan dolayı
değerlendirecek ne bir sistem, ne de bir kişi vardır işletmenizde. Yok
eğer benim yöneticilerim karar almaz/alamaz, kararları daima ben veririm
diyorsanız işletmeniz bir yönetici çöplüğüne dönmüş demektir ve bu durum
da sağlığınızın sürekli kötüye gitmesine yol açacaktır...
Not: Bu yazı www.adnansisman.com sitesinden alınmıştır.
|