Otel İşletmelerinde Verimlilik Ölçümleri
Adnan ŞİŞMAN CPA
www.adnansisman.com
adnansisman@adnansisman.com
19.03.2007
Otelcilik endüstrisinde bir üretim ya da hizmet sisteminin ürettiği
çıktılar ile bu çıktıları yaratmakta kullandığı girdiler arasındaki ilişki
olarak tanımlayabiliriz verimliliği. Bu nedenle verimliliği 1"Çeşitli mal
ve hizmetlerin üretiminde kullanılan kaynakların etken bir şekilde
kullanımıdır" şeklinde de tanımlayabiliriz.
Yüksek verimlilik aynı miktar kaynakla daha çok mal ya da hizmet
üretmektir. Yani aynı miktar girdi ile daha çok çıktı elde etmektir.
Tabii, bu arada zaman faktörünü de göz ardı etmemek lazımdır. Bu bakımdan
neticeler ile bu neticelerin elde edilmesi için harcanan zaman arasındaki
ilişki olarak da tanımlayabiliriz verimliliği. Zaman evrensel bir ölçü ve
tamamen insan denetiminin dışında olan bir kavram olduğundan mükemmel bir
payda. İstenen neticeyi sağlamak için harcanan zaman azaldıkça, mal ve
hizmet üretim sisteminin de verimliliğinin artacağı açıktır.
İşletme sahipleri ya da yöneticiler için verimlilik bir karşılaştırma
aracıdır. Üretilen mal ve hizmetleri tüketilen kaynaklarla karşılaştırma
aracıdır.
Zaman zaman, verimlilik mal ve hizmet üretiminde kullanılan işgücü ve
makine gibi kaynakların çok daha yoğun kullanımıyla eş anlamlı olarak
görülür. Bu durum son derece yanlıştır. Bunlar şayet doğru biçimde
ölçülebiliyor ise performans yada verimi gösterir, verimliliği değil.
İşgücünün verimliliği işgücünün yararlı sonuçlarını yansıtır. İşgücü
yoğunluğu ise işin hızlandırılmasına yönelik aşırı bir çabadır. Bu
bakımdan verimliliği işgücü yoğunluğundan da ayırmakta yarar vardır.
VERİMLİLİĞİ ARTTIRMAK FAZLA ÇALIŞARAK DEĞİL, AKILCI BİR ŞEKİLDE ÇALIŞARAK
SAĞLANIR.
İnsanın fiziki kısıtlılığı sebebiyle daha çok çalışmak ancak çok sınırlı
ölçüde bir verimlilik artışı sağlar. Bu bakımdan işgücüne ek olarak diğer
tüm kaynakların da etkili ve verimli kullanılmasına dayanan bir verimlilik
anlayışının benimsenmesi ve otelcilik sektöründe verimlilik konusundaki
bir takım yanlış fikirlerin de bertaraf edilmesi mutlaka gereklidir.
Bu yanlış fikirler neler olabilir?
1- Otel İşletmelerinde hala işgücü verimlilik istatistiklerinin geleceğe
yönelik politikalar belirlemede yoğun bir şekilde kullanılıyor olmasına
karşın verimlilik sadece işgücü etkenliği ya da işgücü verimliliği değildir...
2- Otel işletmelerinde tek faktör verimliliğinden hatalı sonuçlar çıkarma
olasılığı son derece yüksektir. Bu bakımdan çoklu faktörlerin
verimliliğinin önemi çok daha fazladır.
3- Otel işletmelerinde performansı yalnız çıktı ile değerlendirmek de bir
başka yanlış anlamadır. Çıktıdaki artışlar verimlilik artışı olmadan,
girdi fiyatlarındaki orantısız artışlardan da kaynaklanabilir. Ayrıca,
çıktıdaki artışların önceki yıllarla karşılaştırılmasında fiyat artışları
ve enflasyonun da dikkate alınmasında yarar vardır. Bu tür yaklaşımlar
daha çok sonuçları dikkate almayan ve sürece yönelik düşünme biçiminin bir
sonucudur ve genellikle (özel ya da kamu ) bürokratik sistemlerde bu tip
tutumlar yaygındır.
4- Genellikle karlılıkla verimlilik bir çok otel işletmesinde birbirine
karıştırılır. Fakat gerçekte ise şunu sıklıkla görebiliriz; Verimlilikte
düşme olmasına karşın satış fiyatların yükselmesi sebebiyle kar elde
edilebilir. Diğer yandan verimli üretilen mal ya da hizmete mutlaka talep
olmayacağından yüksek verimliliği de yüksek kar şeklinde açıklayamayız.
5- Otel işletmelerinde verimliliği “Verim” ile karıştırma eğilimi de
yüksektir. Verim yüksek kalitedeki mal ve hizmetleri mümkün olan en kısa
sürede üretmektir. Oysa bu mal ya da hizmetlere gereksinim olup olmadığı
konusunun da dikkate alınması lazımdır.
6- Otelcilikte yine aynı şekilde maliyetleri düşürmenin verimliliği
artıracağı inancı yüksek olmasına karşın, herhangi bir ayrım yapmadan
maliyetleri düşürmeye kalkışmak, uzun dönemde çok daha kötü sonuçlara
yol açabilir.
7-Bir başka yanlış inanç da genel olarak verimliliğin sadece üretim
işletmelerinde uygulanabileceği görüşüdür. Fakat gerçekte ise verimlilik
hizmetler ve bilgi dahil, herhangi bir organizasyon ya da sistem için de
söz konusudur. Özellikle bilgi teknolojisi verimlilik kavramları ve
verimlilik ölçümlerinde yeni boyutlar kazandırmaktadır. Çelik yakalı
işçilerin mavi yakalı işçilerin yerini almasıyla endüstriyel alanda
sermaye ve hammadde gibi pahalı ve kıt kaynakların verimliliği işgücü
verimliliğinden daha çok ilgi uyandırmaktadır.
Otelcilik sektöründe verimlilik kavramı günümüzde artan bir şekilde
KALİTE’ye (Girdinin, Çıktının ve sürecin kalitesine ) bağlanmaktadır.
İnancımız odur ki yakın gelecekte de bu şekilde devam edecektir. Aynı
şekilde bir başka öğe de işgücünün, yönetimin ve çalışma koşullarının
kalitesidir. Bu bakımdan verimliliğin sosyal ve ekonomik kavramlarla
birlikte ele alınmasında yarar vardır. Personelin işe karşı tutumları ve
başarıları, hedeflerin planlanması, süreçlerin uygulamasına katılımlarının
sağlanması ve verimlilikten doğan kazançların paylaşılmasıyla
iyileştirilebilir. Bu bakımdan verimliliğin sosyal yönü her geçen gün
önem kazanmaktadır. Artık otelcilik sektöründe görevli yöneticilerin
verimlilik kavramını kullanırken sadece nicel değerlendirmelere takılıp
kalmamasının önemi büyüktür.
Günümüzde verimlilik ekonomik ve sosyal ilerlemenin ve hayat standardı
artışı sağlamanın tüm dünyadaki tek kaynağıdır diyebiliriz.
Verimlilik aynı zamanda bir işletmenin mal ya da hizmetlerinin uluslararası
pazarlardaki rekabet gücünü de belirler. Aynı mal yada hizmeti üreten
işletmelere kıyasla bir işletmenin, örneğin işgücü verimliliğinde bir
düşme olursa rekabet açısından bir dengesizlik oluşur ve mal ve hizmet
üretim maliyetlerindeki artışın aynen fiyatlara yansıtılması durumunda
müşteriler, aynı kalitede daha ucuza mal ya da hizmet sağlayan işletmelere
yöneleceğinden bu işletmenin satışlarında düşme olacaktır. Yüksek
maliyetlerin fiyatlara yansıtılmayıp işletmece karşılanması durumunda da
işletme karları düşecektir. Bu durum ise ya mal ve hizmet üretiminin
düşürülmesi ya da reel ücretlerin düşürülerek üretim maliyetlerinin sabit
tutulması demektir.
Ülkeler olarak bakarsak konuya, rakipleriyle aynı verimlilik düzeyine
ulaşamayan ülkeler paralarını devalüe ederek sorunlarını çözmeye
çalışmaktadır. Fakat bu durum, ithal mallarında fiyat artışları sonucunu
ve ülkedeki enflasyonu yükselttiğinden dolayı, söz konusu ülkelerde reel
gelirin de düşmesine neden olur.
İşte, bu nedenledir ki genel anlamda düşük verimlilik enflasyona,
ödemeler dengesindeki açığa, düşük kalkınmaya ve işsizliğe yol açar.
Yine genel anlamda fakirlik, işsizlik ve düşük verimlilik kısır
döngüsünden kurtulmanın sadece verimlilik artışıyla sağlanabileceği de bir
gerçektir. Artan ulusal verimlilik yalnızca kaynakların akılcı kullanımına
değil, ulusun ekonomik ve sosyal yapısında da bir denge kurar.
VERİMLİLİK ARTIŞI İŞLERİ DAHA İYİ YAPMAK DEĞİL, DOĞRU İŞLERİ DAHA İYİ
YAPMAKTIR.
Yöneticiler, öncelikle başında bulundukları işletmelerin verimliliğini
etkileyen faktörleri sınıflandırarak hangi faktörleri denetleyebilip
hangilerini denetleyemediklerini analiz etmelidir. Genellikle
denetlenebilen faktörler işletme içerisindendir, denetlenemeyenler ise
işletme dışarısından olan faktörlerdir. Bir işletme için denetlenemeyen
dış faktörler bir diğer işletme için bir iç faktör olabilir, fakat bir
işletmedeki yöneticinin işletme verimliliğini etkileyen dış faktörler ile
denetleyemese bile yine de ilgilenmesi gerekir. Çünkü bunların kavranılması,
işletmenin işleyişini değiştirecek birtakım etkinliklerin başlatılmasını
sağlayarak uzun dönemde verimliliği arttırabilir.
Denetlenebilen işletme içi faktörleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Ürün, makine ve teçhizat, teknoloji, malzeme, enerji, insan, organizasyon
ve sistemler, iş metodları, yönetim biçimleri.
Denetlenemeyen işletme dışı faktörler ise hükümet politikaları ve kurumsal
mekanizmaları, siyasi, ekonomik ve sosyal koşullar, iş ortamı, finans
politikaları, enerji, su, taşıma, iletişim ve hammadde tedarik edebilme
olanaklarını kapsar.
Verimlilik analizleri verimlilik artışı sağlamada çok önemli olup tek
başına tüm ekonomik birimlerde karar almaya yardımcı olan etkili bir
araçtır. Verimliliği arttırmayı düşünen bir yönetici için verimlilik
ölçümü öncelikleri arasında başı çekmelidir. Verimlilik, karlar ve
fiyatlar arasında bir denge kurulabilmesi için VERİMLİLİK ÖLÇÜM SİSTEMİ
Yönetim Bilgi Sisteminin ayrılmaz bir parçası olmak zorundadır.
İşletmelerde verimliliğin ölçülmesi konusunda işgücü verimliliğinin
ölçülmesi, birim işgücü ihtiyacının planlanması ve analizi için ölçümler,
işgücü kaynağı kullanımının yapısına yönelik işgücü verimliliğini ölçme
sistemleri, katma değer verimliliği gibi yaklaşımlar vardır, fakat ölçüm
yöntemi yapılacak verimlilik analizinin amacına göre değişir. Kullanılan
amaçlar çoğunlukla şunlardır:
- İşletmeyi rakipleriyle karşılaştırma,
- Personelin ve bölümlerin nispi performansını belirleme,
- Belirli bir zaman diliminde sermaye getirisi ve etkinliğini genişletme...
Japon Dr. Kurasawa’ ya göre işletmede verimlilik ölçümü geçmişin analizi
ve yeni etkinliklerin planlanmasına yardım eder, ayrıca işlevsel
etkinliklerin izlenebilmesi için Yönetim Bilgi Sisteminin kurulmasında da
kullanılabilir. Bu bakımdan verimlilik ölçüm sistemlerinin karar alma
hiyerarşisine çok uygun olarak kurulması büyük önem taşır.
İngiliz Alan Lawlor’a göre ise verimlilik işletmelerin hedefleri,
etkenlikleri, etkililikleri, karşılaştırılabilirlikleri ve gelişme
eğilimlerini ne ölçüde verimli ve etkili bir şekilde
gerçekleştirdiklerinin kapsamlı bir ölçüsüdür.
Amerikalı Prof. Gold’un verimlilik ölçüsü ise yatırımın getiri oranıdır
(kar/yatırım) ve karlılığı, ürün fiyatları, birim maliyetler, tesislerin
kullanım oranı, tesis ve donanımın verimliliği, sermaye kaynaklarının
sabit ve değişken sermaye arasında dağılımı şeklindeki öğelerin
performansına bağlar.
Filipinler Kalkınma Akademisi'nin geliştirdiği bir diğer yaklaşım da
“Çabuk verimlilik değerlendirme yaklaşımı”dır. Bir birleştirilmiş denetim
yaklaşımıdır. Hem tanı konulmasını, hem de işletmenin tümünde bir
verimlilik artırma programının izlenmesini içerir. İşletmenin karlılık ve
verimlilik performansının, güçlü ve zayıf yanları da dahil, sistematik
olarak değerlendirilmesidir.
Bu yaklaşımın amacı, sorunlu alanları saptamak ve verimlilik artışı
sağlanacak öncelikli alanları belirlemek ve işletmenin tümü için
verimlilik göstergeleri oluşturmaktır.
Bu yaklaşımın bileşenlerini ise işletme performansını değerlendirme,
niteliksel değerlendirme ve endüstri performansını değerlendirme
oluşturmaktadır.
Otel işletmesinin performansını değerlendirme, son üç ya da dört yıla ait
mali tablolardan çıkarılan verimlilik ve karlılık oranlarındaki eğilimleri
inceler. Asıl amacı ise uygun bir verimlilik artırma programı için sürekli
izleme sağlayacak bir verimlilik rapor sistemi yerleştirilmesi ve tüm
işletmenin denetlenesi yoluyla sorunlu bölümlere tanı koyulmasıdır. Bu
uygulanırken iki temel karşılaştırmanın yapılması gerekir: birincisi cari
performans ile temel alınan geçmiş dönemdeki bir performansın
karşılaştırılması, ikincisi ise cari performans ile hedefin
karşılaştırılması.
Birincisi performansın artmakta mı yoksa azalmakta mı olduğunu bize
gösterir, ikincisi ise performans ya da verimlilik hedefleri konulması ve
fiili performansla karşılaştırılmasını gerektirir.
Bir otel işletmesinin tüm performansını değerlendirmede, yalnızca
karlılığı asas olarak kullanmak, karlılık değişmelerine yol açan
nedenlerin bulunmasını güçleştirir. Değişme verimlilikten mi yoksa
fiyat-maliyet hareketlerinden mi kaynaklanıyor, bunun araştırılması
gerekir. Aşağıda bu ilişki gösterilmiştir.
Çıktı değeri= Satılan miktar X Birim fiyat
| | |
Karlılık = Verimlilik X Fiyat Artış Oranı
| | |
Girdi değeri = Kullanılan Miktar X Birim Maliyet
İlişkiye zaman içinde bakıldığında karlılık, girdi değerindeki değişmeye
kıyasla çıktı değerindeki değişme; verimlilik ise satılan ve kullanılan
miktar arasındaki değişme olarak tanımlanmaktadır. Üçüncü değişken ise
birim fiyat ile birim maliyet arasındaki ilişkidir. Hesaplananlar,
karlılıkta değişme, verimlilikte değişme, fiyat artış oranında değişme
gibi performans oranlarıdır. Bu performans oranlarının karlılık üzerindeki
etkileri değerlendirilir. Genel olarak karlılıkta, verimlilikte veya fiyat
artış oranlarındaki bir düşme, karları azaltır. Düşük verimlilik sinyalleri,
daha fazla analiz yapılması ve düzeltici önlemlerin alınmasını gerektirir.
Ancak artan verimlilik kısa dönemde mutlaka karlılığa yol açmaz. Verimlilik
artışının karlılık üzerindeki etkisi ancak uzun dönemde görülür.
Geçmiş birkaç döneme ait tabloları derleyerek bir takım karlılık ve
verimlilik ilişkileri kurabiliriz.
Şayet karlılık yüksek, verimlilik yüksek ise mali durum sağlam ve
istikrarlıdır. Bu durumda verimlilik düzeyini korumalı ya da eğer mümkünse
daha da artırmalıdır.
Eğer karlılık yüksek, verimlilik düşük ise yüksek karlılık uzun dönemde
devam etmeyebilir. Uzun dönemde düşük verimlilik karları da yok edecektir.
Bu durumda verimliliğin artırılması yoluna gidilmelidir.
Karlılık düşük, verimlilik yüksek ise işletme kısa bir süre sonra zararına
çalışmaya başlayabilir ve kapanmanın eşiğine gelebilir. Bu durumda
karlılığı arttırmanın yolları aranmalı, pazar stratejisi, Pazar araştırması,
Pazar tutunması, reklam ve fiyat politikaları güçlendirmelidir.
Karlılık düşük ve buna mukabil verimlilik de düşük ise iş kapanma/iflasa
gidebilir. Bu durumda verimliliği artırmalı ve pazarda güçlenmeye
çalışılmalıdır.
Otel işletmelerinin verimliliğini nasıl değerlendirmeliyiz?
Öncelikle geçmiş dönemlerde (bir yıl, 3 ay, 1 ay) aktiflerin getiri oranını
hesaplamalıyız. Daha sonra aktiflerin getiri oranındaki eğilimini
belirlemeliyiz.
EĞİLİM YÜKSELİYOR ise büyüme oranlarının artıp artmadığına bakmalıyız.
Büyüme oranlarında artış var ise toplam Verimlilik, İşgücü verimliliği
ve sermaye verimliliği gibi ana verimlilik oranlarını ve daha sonra ise
tali verimlilik oranlarını incelemeli ve analiz etmeliyiz.
Büyüme oranlarında azalış var ise Net kar, Satılan malın maliyeti, Dönem
giderleri, faiz ve komisyon giderlerinin satışlara oranlarını içeren ana
karlılık oranlarını ve eğilimlerini yükselen, düşen ve sabit kalan
şeklinde hesaplamalıyız. Daha sonra ise Varlıkların, alacakların, duran
varlıkların ve stokların devir hızlarını (yani tali karlılık oranlarını)
hesaplayıp eğilimleri belirlemeliyiz ve daha sonra toplam Verimlilik,
İşgücü verimliliği ve sermaye verimliliği gibi ana verimlilik oranlarını
ve daha sonra ise tali verimlilik oranlarını incelemeli, analiz etmeli ve
üzerinde durulması gerekli alanları belirlemeli ve önlem almalıyız.
EĞİLİM DÜŞÜYOR ise Net kar, Satılan malın maliyeti, Dönem giderleri, Faiz
ve komisyon giderlerinin satışlara oranlarını içeren ana karlılık
oranlarını ve eğilimlerini yükselen, düşen ve sabit kalan şeklinde
hesaplamalıyız. Daha sonra ise Varlıkların,alacakların, duran varlıkların
ve stokların devir hızlarını hesaplayıp eğilimleri belirlemeliyiz ve daha
sonra toplam verimlilik, işgücü verimliliği ve sermaye verimliliği gibi
ana verimlilik oranlarını ve daha sonra ise tali verimlilik oranlarını
incelemeli, analiz etmeli ve üzerinde durulması gerekli alanları
belirlemeli ve önlem almalıyız.
Bir otel işletmesinde verimlilik artışı yönetim etkenliğinin bir
fonksiyonu ve sonucudur. Yani iyi yönetimle eş anlamlıdır. Verimliliği
artırmak ve bu artışı sürdürmek yönetimin temel amacı ve sorumluluğu
olmalıdır. daha yüksek performans için lazım gelen koşulların yaratılması,
verimlilik yönetiminin esasıdır, özüdür.
Verimlilik artışı aynı zamanda bir değişim sürecidir. Bu nedenle
verimlilik artışı için değişimi yönetmek gerekir. Bazen direnç ya da
isteksizliğe karşı değişim yapılması gerekir. Bu gibi durumlarda
yöneticilerin yaptırım yetkilerini kullanarak değişimi başlatmakta
duraksamamaları gerekir. Bu tür yetki kullanımı belli bir risk içermesine
karşın yöneticinin de bu riskleri göğüslemeye hazır olması gerekir.
Girdi ya da sürece yönelik yöneticiler genellikle dokümanlar, veriler,
kurallar ve yönergelerle ilgilenirken sonuçlara yönelik yöneticiler, daha
çok kaynaklara yeni değerler eklemek ve daha iyi sonuç almakla ilgilenir.
Bu tür yöneticiler daha esnektir ve çıktının artmasına yardımcı olacak
örgütsel değişimlere daha yatkındır. İnsanlarla iletişim kurma ve onları
ödüllendirme yolları kurallara ya da emirlere değil, sonuçlara dayanır.
Altlarındaki personelin yenilik yapma ve insiyatif alma yeteneklerini
teşvik ederler.
Netice itibariyle diyebiliriz ki sonuçlara yönelik olma, bir verimlilik
sisteminin kurulması ve işletilmesine daha uygun bir ortam yaratır.
Yönetici-ast ilişkisi, gerçekte yöneticinin ne yaptığına değil, kendi
deneyimleriyle koşullanmış astın yöneticinin yaptıklarını nasıl
algıladığına bağlıdır. Yöneticilerin ise performans artırma sürecini
başlatmaları için gereken temel adımları atmalarını engelleyen,
doğalarından kaynaklanan sınırlamaları vardır. Gerekli ölçüm ve kontrol,
çalışanların geleneksel ihtiyaçları, stilleri ve tutumlarıyla doğrudan
çelişkilidir. Verimliliği artırmaya yönelik olarak değişim sürecinin
başlayabilmesi için bu engellerin mutlaka ortadan kaldırılması gereklidir.
Not: Bu yazı www.adnansisman.com sitesinden alınmıştır.
Adnan şişman'ın Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
|