Turizm ve Bölgesel Kalkınma
Prof.Dr.Ahmet AKTAŞ
Akdeniz Üniversitesi
Alanya İşletme Fakültesi Dekanı
Volkan ALTINTAŞ
Akdeniz Üniversitesi Araştırma Görevlisi
Bonn Üniversitesi Junior Fellow
02.11.2007
(1.Medbred Çalışma Grubu Toplantısı-Cluj, Romanya)
Romanya'nın Transilvanya bölgesinin en büyük şehri olan Cluj'dayız.
Yaklaşık 300.000 nüfuslu ve şehrin dört bir yanının üniversitelerle
donatıldığı, her dört kişiden birinin üniversite öğrencisi olduğu Cluj,
Romen halkı yanında Macar ve Alman halklarına da tarih boyunca ev
sahipliği yapmış bir şehir.
Regional Studies Association'ın himayesinde geçen sene Belçika'nın Leuven
şehrinde oluşumunu tamamladığımız MedBReD(Akdeniz ve Balkan Ülkeleri
Bölgesel Kalkınma Çalışma Grubu) çalışma drubumuzun ilk toplantısını
Romanya Bilimler Akademisi'nin desteği ile gerçekleştirdik.
Toplantıya Türkiye'den sadece iki kişi katıldık. Sekiz ülkeden on yedi kişinin
katıldığı küçük bir grupla hayli yoğun bir program gerçekleştirdiğimizi
sööylemek yanlış olmayacaktır.
Avrupa Birliği'nin yeni üyesi Romanya'nın ev sahipliğindeki bu çalışma
grubu toplantınsın temel tartışma konuları arasında şu başlıklar öne
çıktı:
· Bugüne kadar turizm sektöründe neler yapıldı ya da yapılmadı ve neden?
· Farklı turizm tanıtım stratejileri geliştirilebilir mi? Ve eğer oluşturulursa bu gelişmenin yerel kalkınmaya ekonomik etkileri ne şekilde olabilir?
· Yerel kültüre, yapıya ve çevreye turizm ne şekilde etki edebilir?
· Turizm endüstrisinde sürdürülebilirlik ne anlama gelmektedir?
· Turizme bağlı politikaların oluşturulmasında yerel ve bölgesel otoritelerin rolü nedir? Bu anlamda iyi ve kötü uygulama örnekleri neler olabilir?
· Avrupa Birliği'nin Bölgesel Kalkınma Politikasının rolü turizm gelişiminde ne şekilde ortaya çıkmaktadır?
Çalışma grubunun kurucularından Dr.Vasilis Avdikos'un Rodos örneğini
vererek adadaki turizm gelişimine kayıtsız kalmayan turizm paydaşlarının
turizmle bölgesel kalkınma içinde aldıkları role dikkati çeken bir açılış
konuşmasıydı.
Vasilis Rodos'un turizm gelişiminde sivil toplum örgütlerinin üstlendiği
sorumluluklarla Avrupa'da bölgenin önemli bir turizm destinasyonu olduğunu
belirtti.
Workshop'ın organizatörlerinden Romen Sorin Ionita, sunumunda
Romanya-Bulgaristan sınırındaki bir köyün turizm anlamında aldığı yolu ve
agro-turizm anlamındaki tecrübelerini paylaştı.
Gelişmelerin köyün sürdürülebilir kalkınması açısından riskli
olabileceğinin altını çizen Sorin Romanya'nın AB Bölgesel Kalkınma
Fonlarını en iyi şekilde kullanmaya yönelik bir çabası olduğunu
ifadelendirdi.
Özellikle küçük yerleşim yerlerinde agro-turizm girişimlerinin destek
bulduğunu da örneklerle açıkladı.
Exeter Üniversitesi'nden Dr.Michael Ireland ise İngiltere'nin ikinci konut
hakkındaki endişelerini antropolojik ve sosyolojik çözümlemelerle aktardı.
İkinci konut sahiplerinin topluma ve bölgeye uyumunun zaman aldığını ve bu
süreçte yaşanan her bir ayrıntının sosyolojik değerlendirmelerinin
bulunduğunu belirtti.
Türkiye örneği olarak bu bağlamda sürdürülebilir turizm açısından
öncelikle Türkiye genelinin bir değerlendirmesini yaparak özellikle
Alanya bölgesindeki ikinci konut hareketinin uluslararası çapta bir gelişim
sürdürdüğünü sunumlarımızın birinde ayrıntılandırdık.
Alanya bölgesinde sivil toplum örgütleri ile yerel yönetimin turizmin
gelişime verdiği katkının önemine de vurgu yaptık.
Diğer bir sunumumuzda ise AB Bölgesel Kalkınma Politikası içinde turizmin
ne şekilde yer aldığını ve bunun paralelinde Türkiye'ye müzakere sürecinde
Katılım Öncesi Yardımlardan (IPA) turizm sektörüne yapılan desteklerin
neler olduğunu aktarmaya çalıştık. Özellikle de ülkemizin Doğu ve
Güneydoğu bölgelerinde gerçekleştirilen turizm temelli projelerin önemine
dikkati çekmeye yönelik bir sunum gerçekleştirdik.
Çalışma grubunun ilk toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma konusu da
AB Bölgesel Kalkınma Fonları'nın Bölgesel Kalkınma Ajanslarıyla ne şekilde
etkin kullanıldığıydı.
Transilvanya Kalkınma Ajansı Direktörü'nden aldığımız bilgiye göre
özellikle Romanya açısından agro-turizm alanında yapılacak yatırımlar ve
girişimlerin destek bulduğu ve bölgesel kalkınma içinde yerel yönetim ve
küçük yerleşimlere turizmi geliştirmeye yönelik fonlar aktarıldığı
belirtildi.
Sekiz kalkınma ajansının farklı uzmanlık alanlarıyla Romanya'nın gelişimine
katkı sağlamasının bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırma
anlamında önemli bir hareket olduğu anlaşıldı.
Romanya'nın Karadeniz kıyısında, sahil turizminin geliştirilmesi yönünde
çalışmaların Köstence bölgesinde daha somut gözlendiği de Direktör
tarafından ifade edildi.
Kısa aralıklarla Romanya'yı ziyaret eden bizlerin gözlemleri arasında
dikkati çeken bir husus da ülkenin her yerinin adeta şantiye haline gelmiş
olmasıydı.
Şehir bu anlamda tam anlamıyla AB'nin fonlarıyla gelişmişlik seviyesini
artırmaya odaklanmış.
Direktörün bu paylaşımı gözlemlerimizle benzerlik göstermekteydi.
Toplantının sosyal kısmında Cluj'un yaklaşık 20 km. doğusunda yer alan bir
Macar köyünde turizmin gelişimini görmemize yönelik bir gezi düzenlendi.
Bölgede oluşturulan bir bilgisayar laboratuarı ile öncelikle köy halkının
belli konularda bilgi sahibi olması yönünde adımlar atılmış. Özellikle
Avrupa Birliği ve Amerikan destekli fonlarla bölgenin agro-turizm alanında
öncü olması konusunda alt ve üst yapının tamamlanması girişimleri hala
devam etmekte. Bölgeye yapılan lüks bir restoran ve butik otel tarzı
dinlenme tesisi ile yabancı konukları bölgeye çekme amaçlanmakta. Bu
restoranın müşterileri arasında AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Verheugen,
Romanya Devlet Başkanı ve Bakanlar ile Macaristan'ın üst düzey devlet
adamları yer almakta.
Kısacası bizlere gösterilen bu bölge tartıştığımız konunun somut bir
göstergesi olarak hafızalarımızdaki yerini aldı.
Gerçekleştirdiğimiz Romanya toplantısından sizlere aktaracaklarımız kısaca
bunlar.
Bundan sonraki workshopımızın ilk durak yeri Portekiz'in Başkenti Lizbon.
Ardından sırasıyla Atina ve Antalya sırada bekleyen organizasyonlardan.
Özellikle turizmin bölgesel kalkınma içindeki yerinin öneminin farkında
olan ülkelerin yaptıkları bu çalışma AB'nin bundan sonraki gündeminde
sıklıkla yer alacak bir süreç olacaktır. Bundan sonra bizlerin üstüne düşen
yerel insiyatifle birlikte turizmin öneminin tüm paydaşlara aktarılması
olmalıdır. AB Bölgesel Kalkınma Politikası ile ortaya konan fonlardan daha
etkin faydalanan ülkelerin turizm sektöründe geldikleri nokta ortadadır.
Bizim gibi müzakere sürecinde olan ülkelerin AB'nin diğer üye ülkelerinin
elindeki bu fonlardan yararlanmaları mümkün görülmemektedir. Kısa vadede
yapmamız gereken katılım öncesi yardımların turizm sektörüne aktarılan
tutarları ile Türk turizminde çeşitlendirmeye gitmek ve yerel halkın bu
sürece dahil edilmesi beklenen olumlu sonuçlardan olacaktır.
Bundan sonraki çalışma grup toplantılarında paylaşılan konuların temelinde
de bu gerçeklik yatacaktır.
|