Turizmde finansman sorunu
Ömer Tuğrul Özen (MBA)
Uzun bir süreden beri turizm endüstrisinin finansman sorunu etkinliğini ve
güncelliğini sürdürmektedir. Faizlerin ve enflasyon oranının yüksekliği ve
uygulanan ekonomi politikası her sektörün, özellikle de turizmin sürekli
olarak finansman sıkıntısı içinde yaşamasına yol açmaktadır.
Devletin ekonomiden elini çekmesinin istendiği günümüzde, uygulanan
istikrar tedbirleri ve izlenen sıkı para politikası turizm sektörünün
sürekli olarak finansman sıkıntısı içinde yaşamasına, bugünü yarına
bağlayabilmenin uğraşısı içinde olmasına yol açmaktadır.
Sektörün bankalardan kredi kullanma oranının yüzde 86'yı aştığı (bu oran
Körfez krizinin en yoğun yaşandığı 1991'de yüzde 26 idi) bugünkü ortamda,
halen çok yüksek olan faiz oranlarının düşmesinin de turizmde finansman
sorununun çözümlenmesine katkı sağlayamayacağı görülmekte.
Nitekim, turizm sektörünün varlıklarını finanse etme sürecinde hep kısa
vadeli çözümler bulmak zorunda kalması ve uzun vadede sürekli biçimde
finansman açığı ile karşılaşmasının ardında da özkaynak yetersizliğinin,
dolayısıyla finansman sorununun yattığını söylemek yanlış olmaz.
Bu durum da "Peki, bu işin sonu nereye varacak?" sorusunu gündeme
getirmektedir.
Konu sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanlarca değişik açılardan
ortaya konmakta; turizm sektörünün sağlıksız bir finansal zemin üzerinde
büyümeye çalıştığına işaret edilmekte; sektörde finansmanın giderek
ağırlaşan bir sorunlar yumağı haline gelmesinin nedenleri pekçok açıdan ele
alınmaktadır. Ne var ki çözüm yolları üzerinde açık, seçik olarak
durulamadığından, uygulanabilir öneriler getirilmediğinden sektörde
finansman sorunu çözümden uzak, kanayan bir yara halinde varlığını
sürdürmektedir.
Hemen şunu belirtelim ki turizm endüstrisinde (diğer endüstri kollarında
da olduğu gibi) finansman sorununun tamamen çözümlenmesini sağlayacak ve
tekrarlanmasını önleyecek kesin yöntemlerin uygulamaya konması da zaten
olanak dışıdır çünkü insanlık sürekli olarak gelişme ve yenilik peşindedir,
turizmci de aynı yapıdadır. Turizmcinin toplumdaki görevi ise üretici ve
yatırımcı olmaktır. Bu bir hobi değil, turizmcinin doğuşunun ve var
oluşunun başlıca nedenidir. Öte yandan, rekabet turizmde de söz konusudur.
Rekabet edebilmek için ise yeni kaynaklara, yeni yatırımlara gereksinim
duyulacaktır. Faaliyetlerinin sonunda belirli bir olanağa kavuşan
turizmci yenilikleri uygulamaya koyma, ek yatırımlara yönelme
eğilimindedir. Bu durum da bittiği sanılan finansman sorununun değişen
koşullar altında sürgit tekrarlanacağı anlamına gelmektedir.
Bu nedenle sektörde finansman sıkıntısının etkinliğini ve baskısını
hafifletebilmek için, sorunun nereden kaynaklandığı incelenirken çözüm
yollarının da birlikte ele alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kanımızca, sektör kuruluşları da finansman sorununun bugünden yarına geçici
önlemlerle çözülmeyeceğinin farkındadır. Tesis sahiplerinin sadece
kazanmayı düşünmekten, sürekli olarak devletin desteğini istemekten vaz
geçmesi, sorunların çözülmesi konusunda devletin yapacaklarının yanında,
sektörün yapacağı işlerin de olduğunun bilincine ulaşması zorunludur.
Uluslararası turizm pazarında giderek artan tekelleşme ve kartelleşme ve
bu durumun yarattığı öldürücü rekabet ortamında, küreselleşmenin en yoğun
şekilde yaşandığı finansman alanında Türk turizmi, sorunlarını çözemezse
21. yüzyılda pastadan daha fazla pay alma hakkına sahip olamayacaktır.
Bu noktada yapılması gereken, doğru pazarlama stratejileri ve doğru
fiyatlandırmayla hedef kitlelere ulaşmaya çalışılması, rekabet unsurlarının
çok iyi tanınması, iç ve dış faktörlerin çok iyi özümsenmesi, yurtiçi ve
yurtdışı bağlantıların doğru kişilere ulaşılarak doğru zamanda yapılması,
rakip destinasyonların özelliklerinin ve sunduklarının çok iyi incelenmesi
olmalıdır.
|