TÜRKİYE TURİZMİNDE GELİŞME PERSPEKTİFLERİ
Zafer Cengiz Turizm Uzmanı - İşletmeci
Ekim 2000
DÜNYADA VE AKDENİZDE DURUM
Teknolojik gelişmeler ile birlikte globalleşen dünya çapında,
turizm sektörünün yıldızı her yerde giderek parlamaktadır.
Dünya küçülmekte, sosyo-ekonomik gelişimler gerçekleşmekte ve potansiyel
turistler giderek artan tempo ve hacimlerde pazara katılmaktadırlar.
Dün İsrail, bugün Rusya, yarın Çin... bu duruma yakın tarihten örnekler.
Menzil dışı diğer kıta ve ülkeleri kapsam dışı bırakarak bölgemize
baktığımızda "Batı ülkeleri"nin yıllardır gözbebeği olan Akdeniz'deki
Türkiye'nin avantajlı potansiyeline kimsenin itirazı yok. Fakat
Akdeniz'de oluşan turizm pastasından son 40-50 yıldır kaymak yiyen
İspanya, İtalya, Yunanistan hala Pazar paylarını korurlarken, ancak son
20 yıldır bu pazara girebilen Türkiye, pastanın tadına henüz yeni bakmaya
başladı.
Herkes yıllardır 30-40 milyon turist ağırlarken, ülkemiz şu dönemde
10 milyon seviyesine erişebilmekle pek mutlu olabiliyor.
Türkiye ise turizmini geliştirmekte 20-30 yılını kaybetmiş olarak, aynı
cazip pastaya soyunan Mısır, Tunus, Fas, Cezayir gibi yeni rakipler ile
çekişme ortamında payımızı almaya çalışıyoruz.
SON 30 YILA BİR BAKIŞ
1970'li yıllarda ele alınarak geliştirilmesi gündeme ancak gelebilen
Türkiye Turizmi, gerek kamu tarafından gerekli ivmenin verilemeyişi,
gerekse de özel kesimin sektöre ısınamayışı nedeniyle 10-15 yıllık bir
dönem süresince hareketlenememiştir. Bu durumun en açık göstergesi olan
belgeli yatak kapasitesi, 65'te 15, 70'te 30, 75'te 45.000 düzeyindedir.
Tüm vasıfsız yataklarla birlikte 130.000 olarak hesaplanan 1975 yılı
Türkiye yatak kapasitesinin karşısında, aynı yıl İtalya'nın 4 milyon,
İspanya'nın 1.4 milyon, Yunanistan'ın 300.000 yatağı vardı. 1975'te
Türkiye 1 milyon turiste henüz ulaşmaya çalışırken, İspanya 18, İtalya
13, Yunanistan 2 milyon turist rakamları ile oynamaktaydı.
Bu duruma paralel olarak turizm geliri rakamları da Türkiye'nin 200
milyon dolar seviyesi karşısında, İspanya'nın 3.2 milyar, İtalya'nın
2.7 milyar, Yunanistan'ın 500 milyon dolar seviyeli payları giderek
artmaktaydı. Ancak 1980'li yıllarda hareketlenmeye başlayan nitelikli
yatak kapasitesi 1987'de 100.000, 1990'da 175.000 ve 1995'te 275.000
seviyesine gelebilmiştir.
Son beş yıl içinde de artış hızı yavaşlayan yatak kapasitesi, 310.000'e
ulaşmış olarak 2000 yılını 10 milyon turist seviyelerinde yaşamaktayız.
İçinde bulunduğumuz hacimsel kesit, İspanya'nın 1960, İtalya'nın 1965
yıllarının dilimleridir.
SEKTÖRDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ
Turizme geç başladık ve çok zaman kaybederek ısındık, fakat bugün
pastanın tadını almaya başlayarak kaçırdıklarımızı telafi edebilecek
hale gelmiş durumdayız. Eksiklerimizi gidererek geçmişten de dersler
alınarak hareket edilebildiği takdirde, Türkiye'nin potansiyeli ve hak
ettiği dilimler, önümüzdeki 3-5 yıl içinde kazanılabilir ve daha da
hızlanarak artırılabilir.
Zira ülkenin henüz pazara yeterince çıkarılamamış ve yıpranmamış çok
değerli doğal ve kültürel değerleri bulunmaktadır. En büyük eksiğimiz ve
dezavantajımız olan tanıtma ve pazarlama gibi bir konuyu da etkin bir koz
haline dönüştürebilme şansımız gündemdedir.
Turizm sektörünün çok yönlü karakteri, hizmet yaygınlığını da
beraberinde getirmekte, alt sektörlerin sayısını artırmaktadır.
Bir yelpazenin kanatları misali, tüm alt sektörlerin randımanlı olarak
devrede bulunmaması ve birbirine destek vermemesi halinde, bütünü ve
ülkesel çıkarlar doğrudan yara almaktadır. Bu nedenle her sektör için
gerekli olan makro ve mikro politikalar, hedefler, stratejiler,
organizasyon olarak uyumlu çalışma ortamları, turizmde daha da öncelikli
ve kritik bir hale gelmekte.
Bugüne kadar her türlü vesile ile turizmin önemi, faydaları ve
hassasiyeti her düzeyde gündeme gelmiş olmasına rağmen, sektörün hayati
olarak ihtiyaç duyduğu kararlılık ve örgütsel işlerlik bir türlü yerine
oturtulamamış, süreklilik ve tutarlılık kazandırılamamıştır. Bu noktada
ortaya çıkan çıplak gerçek; bir yandan kamu yönetiminin yıllardır
gerektiği gibi sektöre sahip çıkamayışı, diğer yandan da özel sektör
kurumlarının henüz yeterince örgütsel işlerliğe ve ekonomik işbirliği
ortamına kavuşamamış olmasıdır.
Son 15 yıldır sektörün temel tıkanıklığı olan TANITMA-PAZARLAMA lokması
yutulamadığı için, hem gelişmenin duraklaması, hem de fiyat ve kalitenin
düşmesi gibi bir kısır döngüye girilmiştir. Oysa öncelikle yapılması
gereken, gerekli her türlü tedbiri acilen alarak bu tıkanıklığı sektörel
olarak çözmek ve gelişimin önünü açmak olmalıdır. Bu aşamada ise çok
önemli bir soru gündeme gelmekte. "Turizmi düze çıkarmak için hangi
kurum veya otorite liderlik yapacaktır?"
Fakat, artık kesinlik kazanan durum, daha fazla gecikilmeksizin bu
formulün bulunarak uygulamaya sokulmaması halinde yaşanan bocalamanın
sürüp gideceğidir.
Gözüken en akılcı yol, kamunun hedef ve tarifleri oluşturarak çizeceği
bir "turizm devlet politikası" çerçevesinde, ilgili alt sektörlerin
kamu ve özel kesimin ortak ülke çıkarlarında ve asgari müştereklerde
bağdaştırılarak harekete geçirilebilmesidir. Bu yapılamadığı takdirde,
özel sektörün bir şekilde bu rolü üstlenebilmesi ve kamu desteğini de
sağlayacak modellerle makro adımların atılması gibi zor ve zaman alıcı
bir süreç, kaçınılmaz ve tek alternatif olarak geriye kalmaktadır.
MAKRO SORUNLAR;
- Turizmde uzun vadeli ve istikrarlı Devlet Politikası modeli kurulması
- Sektörde yönlendirici ve düzenleyici otorite boşluğunun giderilmesi
- Ülkesel tanıtma ve imaj oluşturma ihtiyacının süreklilikle çözümü
- Pazarlama (tur operatörü) alt sektörü temel sorunları
- Taşıma (charter) alt sektörü temel sorunları
- Sektörel örgütlenme ve eşgüdüm eksikleri
- Genel turizm bilinci ve kamuoyu yaratılması, halk eğitimi
- Yerel yönetimlerin aktif olarak sektöre desteği
- Turistik belediyeler sorunlarına kalıcı çözümler getirilmesi
- İç ve dış turizm dengelerinin geliştirilmesi
- Uluslar arası pazarlardaki gelişmelerin izlenerek politika üretimi
- Sektörün finansal sorunlarına etkin destek sağlanması
- Turizmin 12 aya yayılması için yaygın tedbirler
- İmar sorunlarında turizme makro özen ve öncelik tanınması
- Altyapı projelerinde gelişime ayak uydurulması
MİKRO SORUNLAR
- Profesyonellik ve kurumsallaşma sorunlarına öncelik verilmesi
- Modern işletmecilik teknikleri ve teknoloji kullanımının özendirilmesi
- Çevreye duyarlı yatırım ve işletmecilik modellerinin teşviki
- İşletmelerde ve hizmetlerde standartlaşma getirilmesi
- Mesleki sertifikasyon modelinin yaygın olarak uygulanması
- İnsan kaynaklarına önem ve özen gösterilmesi
- Sektörel ve işbaşı eğitiminin yaygınlaştırılması
- Yatırım rantablitesi hesabında gerçekçi davranılması
- Müşteri odaklı çalışma ve sorunlarının asgariye indirilmesi
- Profesyonel pazarlama ve satış teknikleri uygulanması
- Toplam kalite yönetimi modellerinin teşvik edilmesi
- Yerel yönetimlerle bölgesel kalkınmaya dönük işbirliği
- Yöresel tanıtma amaçlı ortak projeler geliştirilmesi
- Yöresel eğlence ve kültürel altyapının turizme dönük desteklenmesi
- Fiyat ve kalite dengelerinin bozulmaması için özel tedbirler
NE YAPMALI ?
İçinde bulunduğumuz kesitte, turizmin yararları ve geliştiği takdirde
ülke olarak neler sağlayabileceği konularında herkes yeterli bilgiye
sahip. Eksik olan, turizm sektörünün neden önünün tıkandığı ve nasıl
düze çıkabileceğinin analizini yaparak uygulanabilir modeller üretilmesi
için kolların sıvanması. Bunun için de konunun uzmanları ve gerçekten
hizmete soyunan ilgili ve yetkililerin bir şekilde bir araya gelerek
çözüm önerileri ve hareket planlarını acilen geliştirmeleri akılcı yol
olarak gözükmekte.
Turizm Şurası ve benzeri çalışmaların yıllardır yapılmakta olmasına rağmen
yakınma ve tavsiye niteliğinde olan söz konusu çabaları bir adım öteye
götürebilmek konuya bambaşka bir çehre getirebilir. Çözüm önerileri ve
uygulanabilir modeller, örneğin- kanun ve kararname, yönetmelik
taslakları, kaynak yaratma modelleri, etkileşim ve yardımlaşma projeleri
gibi somut çalışmalar üretilerek sektöre mal edilebilmesi ve kamusal
çıkarlar ile bağdaştırılarak ortaya konabilmesine kimsenin itirazı
olmasa gerek.
Bu modelin uygulanabilmesi için kimin nasıl bir başlangıç yapması
gerektiği konusunda ise çeşitli alternatifler üretilebilir. Bir kamu
kuruluşu veya üniversiteler tarafından başlatılabilecek böylesi bir
çaba, bir özel sektör kuruluşu tarafından ödüllü araştırma-öneri
yarışması haline de getirilebilir. Bu konuda atılabilecek her türlü
adımın kıvranmak ve yakınmaktan öteye somut faydalar getireceği
kuşkusuzdur. Gündeme şeffaf olarak gelerek uygulanmayan çözümler, en
azından kamuoyuna mal olarak baskı unsuru yaratacak ve turizmde toplumsal
bilinci geliştirme yönünde çok önemli yararlar sağlayabilecektir.
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|