OTEL YÖNETİMİ VE KALİTE
Zafer Cengiz / Turizm Uzmanı - İşletmeci
Nisan 1997
İŞ YÖNETİMİ
İş hayatı özünde bir üretim ve tüketim ilişkileri bütünüdür. Üretilen mal
ve hizmetin, ÜRETİM-PAZARLAMA-TÜKETİM süreci içinde yer aldığı her türlü
aaliyetin, bir güç tarafından organize edilerek gerçekleştirilmesine
ihtiyaç vardır. İşte bu özgün faaliyet,
İŞ YÖNETİMİ veya uluslar arası sözcük ile BUSINESS MANAGEMENT olarak isimlendirilmektedir.
Gelişen endüstriyel ilişkiler ve teknik üretim teknolojisi ile birlikte karşılıklı etkileşim içinde yol
alan POZİTİF BİLİMLER alanında, ortaya çıkan söz konusu organizasyon
ihtiyacı İDARİ BİLİMLER'in doğmasına ve özgün bir bilim dalı olarak kabul
görerek gelişmesine yol açmıştır. Özellikle 19. Yüzyılın ilk yarısında
başlayan ve Endüstri Devrimi olarak adlandırılan, üretimin küçük
ölçeklerden fabrika ölçeğine ve tüketimin de bölgelerden ülkesel veya
uluslararası alanlara genişlemesi hareketi, üretim ve pazarlama
organizasyon çemberlerini hızla büyütmüştür. Genişleyen ve giderek
ayrıntılı hale gelen iş faaliyet alanlarındaki organizasyon gücü
ve tekniği ihtiyaçları da İŞ YÖNETİMİ kavramlarının geliştirilerek
kullanılmasını beraberinde getirmiştir.
İhtiyaca paralel olarak gelişen İŞ YÖNETİMİ kavramı, özünde bir bilim
dalıdır ve fiziksel üretim alanlarının bilim dalları olan
TEKNİK BİLİMLER, yani tüm mühendislik alanlarını kapsayan bilim dalları
ile insan davranışlarını inceleyen SOSYAL BİLİMLER'i iş hayatında aynı
kaba konarak kaynatılması eylemini ifade etmektedir. Yalın bir anlatımla
ve benzetme ile açıklamaya çalışırsak teknik gereçler (FABRİKA) çorbanın
tenceresi, (HAMMADDE) çorbanın gıdasal malzemeleri ise (İŞÇİLİK) emek ve
sosyal gereklerdir. Bu örnekte,çorbayı pişirme eylemi İŞ YÖNETİMİ'dir.
Ölçek ekonomisinin kesin kuralları gereği, küçük ve büyük ölçekli
organizasyonlarda tamamen değişik üretim ilişkilerinin rol oynadığını
gözeterek örneğimizdeki çorbayı pişirme eylemini yapan işin yöneticisi,
küçük ölçekli üretimde (EV ÇORBASI) deneyimi ve becerisi ile ev kadını
olabilir, fakat büyük ölçekli üretimlerde (LOKANTA ÇORBASI) her zaman ve
her yerde aşçıya ihtiyaç vardır.
Üretim ölçekleri değiştikçe mekan, malzeme ve üretim organizasyonu
girdilerinin de değişmesinin sonunda ortaya daha fazla BİLGİ-DENEYİM-BECERİ ve PROFESYONEL
yönetim ihtiyacı çıkması nedeniyle ustalık ve sanatkarlık boyutları da
değişmektedir.
Basitleştirerek anlatılan neden-sonuç ilişkileri kapsamında, yine
konuyu özetlemek üzere aşağıdaki başlıkları sıralayabiliriz;
* YÖNETİCİLİK, BİLGİ-DENEYİM-PROFESYONELLİKTEN OLUŞAN BİR SANATTIR.
* ÇAĞDAŞ VE ORGANİZE ÜRETİM, İŞLETME VE İŞ YÖNETİCİLİĞİ GEREKTİRİR.
* YÖNETİCİLİK BİR BİLİM-UZMANLIK-İHTİSAS-BECERİ KONUSUDUR.
Yönetim Bilimlerinin gelişmesi paralelinde, iş yönetimi alanında
net bir şekilde altını çizmemizde yarar olan bir eğilim ve uygulama
mevcuttur. Eskiden her üretim ünitesinin yönetimini üstlenen, fabrikalarda
mühendisler, hastanelerde doktorlar, bankalarda muhasebeciler, v.b. gibi
teknik uzmanların zaman içerisinde görevlerini yürütmelerinde büyük bir
eksiklik olduğu hissedildi. Söz konusu olan YÖNETİM BİLİMLERİ eksikliğini
gidermek için son 20-30 yıldır yeni bir yöntem devreye girdi.
İlk aşamada mevcut yöneticiler sevk ve idare kurslarına gittiler
ve bunun paralelinde de teknik öğrenim programlarının içine sosyal ve
idari bilimler dersleri ilave edildi. Son yıllarda ise hızlı ve etkili
eğitim veren modern piyasa kursları ve kitapları yaygınlaşmış halde.
Artık günümüzde her modern yönetici, yönetim bilimleri alanında kendini
yetiştirmek ve yenilemek durumunda.
OTEL YÖNETİMİ
Turizm endüstrisinin önemli bir unsuru olan otel işletmelerinin modern
iş hayatının ayrılmaz parçası olduğu kuşkusuzdur. Her bir otel işletmesi
bacasız bir fabrikadır ve turizm faaliyeti kapsamında önemli bir dizi
HİZMETLER BÜTÜNÜ üretmektedir. Yalnız bu kesitte işletme ölçeği gibi
kritik bir konuya değinmekte yarar var. Otel deyince akla gelen
konaklama endüstrisi elbette çeşitli büyüklükteki otellerden oluşmakta.
Ölçek ekonomisi kavramı gereği, kapasitelerinin küçüklüğü, hizmet
çeşitliliğinin azlığı, personel sayıları ve genelde hizmet
standartlarının düşüklüğü gibi nedenlerle değişik bir organizasyon
yapısına sahip olması gereken KÜÇÜK OTEL İŞLETMELERİ'ni, kısa yazımız
kapsamı dışında tutmak gerekiyor. Bu işletmeleri, evde misafir ağırlayan
ev kadını aşçı'nın yemeklerinin sunulduğu PANSİYON işletmeciliğinin,
otel tarzından ayrılması gerektiğine değinerek geçiyoruz.
Otel işletmelerinde sunulan hizmetleri, kabaca YATAK / YİYECEK-İÇECEK / DİĞER
HİZMETLER olarak üç ana grupta toplayabiliriz. Her otelde bu hizmetleri
bulabiliriz, ancak hizmet kapasitesi ve kapsamı, her otelin
özelliklerine ve ölçeğine göre değişir. Diğer hizmetler kapsamında, her
otelde telefon hizmeti verilir, fakat kongre salonu olan bir otelde ilave
bir dizi hizmetler söz konusudur.
Personel yapısına da yansıyacak olan DEPARTMANSAL ORGANİZASYON
yapısının her otelin bünyesinde kendi ihtiyaçlarına uygun olarak
şekillendirilmesi gerekmektedir. Organizasyon yapısının büyüklüğü,
otelin misafir yatak kapasitesi, arazi büyüklüğü, yapı alanı ve yan
hizmet ünitelerinin adedi ve çeşitliliği ile doğru orantılıdır.
İşletme nitelikleri gözetilmeksizin bir otel işletmesinde standart
olarak yer alması gereken departmanlar gözden geçirildiğinde, aşağıda
verilen üç kategorili liste oluşmaktadır.
ANA DEPARTMANLAR DESTEK DEPARTMANLAR EK DEPARTMANLAR
1. ÖNBÜRO 1. PERSONEL 1. SATIŞ
2. KATLAR 2. SATINALMA 2. HALKLA İLİŞKİLER
3. MUTFAK 3. TEKNİK 3. BANKET
4. SERVİS 4. GÜVENLİK 4. ANİMASYON
5. MUHASEBE 5. BAHÇE 5. PLAJ
Bu basit analizden hareketle normal bir işleyişte, bir otelin
hizmetlerini yürütmesinde gerekli olan departmanlararası ilişkilerin 10
departmanlı bir organizasyon yapısında 50, 15 departmanlı bir yapıda ise
100 civarında ikili ilişkiye ulaştığı söylenebilir.
Bu değerlendirmede sadece departmanlararası ilişki (bir iş teması)
gözetilmekte, bu ilişkinin yoğunluğu, süresi, sıklığı gibi önemli
ölçütler dikkate alınmamaktadır. Gerçek hayatta ise sadece departman
sayıları değil, insanlararası ilişkiler tüm hizmet organizasyonunda rol
oynamakta ve iş ortamını çok daha karmaşık hale getirmekte. Ele alınan
departman sayısını tüm otel personeli seviyesinde düşünürsek ve buna bir
de oteldeki müşteri sayısını da katarsak insan ilişkilerinin olası
matris değerlerinin çığrından çıkabildiğini algılayabiliriz. Söz konusu
örneğimizde tüm ilişki hatlarının her zaman çalıştığı ve tümünün iş
ilişkilerine dayanması elbette düşünülemez. Ancak OTEL HİZMET ORTAMINDA,
tüm personel-müşteri ve hatta müşteriler arasındaki ilişkilerin dahi
HİZMET KALİTESİ'ne yansıyabileceği gerçeğini de her zaman gözetmek ve
bilincinde olmak gerekmektedir.
İnsanlararası ilişkilerde, sadece gülümsemek ve selamlaşmak gibi basit
bir ilişkiden, en ciddi toplantıya katılma veya resmi/yarı resmi olarak
bir hizmet şikayeti konusunu dile getirmeye kadar tüm görüşme ve
temaslar, hassas bir hizmet ürünü olan turizm konaklama hizmeti ürününü,
doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Bu veriden hareketle
OTEL YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU A'dan Z'ye her konuda adeta
MÜKEMMEL ORTAMLARI OLUŞTURABİLMEK gibi sonsuz sınırlara
dayanabilmektedir.
Ayrıca, hemen başka bir faktörün varlığını da hatırlatmakta
yarar var. İnsan davranışları, kişilerin en ideal şartlarda bile farklı
tepkiler gösterebileceği nedeniyle ZEVKLER-HUYLAR-DUYGULAR-KARAKTERLER
gibi ölçülemeyen, standartlaşamayan ve beklenemeyen davranışlar da
TURİZM HİZMETİ PAKETİ içinde rol oynamaktadır.
Hizmet sektörümüz EMEKYOĞUN, makineyle değil PERSONEL ile hizmet
üretiyoruz. Konuğumuz İNSAN, ne beklediğini bilemiyoruz. Müşterimiz malı
satın almış, tüketim süreci içerisinde hizmet vermek ve beğendirmek
boynumuzun borcu. İşte böylesi nedenlerle UÇSUZ BUCAKSIZ ZORLAR GİRDABI
haline geliyor TURİZM VE OTEL YÖNETİCİLİĞİ.
YÖNETİM VE İŞLETME RANDIMANI
Randımanın basit tarifi, en elverişli kaynaklarla en elverişli
sonuçları elde etmektir. Teknik deyişle optimum girdilerle optimum
çıktı sağlayabilmek olan bu kavramı basite indirgeyerek eldeki üretim
kaynaklarını "en iyi" şekilde kullanarak "olabildiğince" iyi hizmet
üretmek, her iş yönetiminin başlıca teorik hedefi olması gerekiyor.
Ancak çok bilinmeyenli denklemler içinde bu formülü yakalayarak çözmek
hiç de kolay değil. Ayrıca bu noktada birkaç özelliğin de altını
çizmekte yarar var.
1. İYİ HİZMET, GİRDİLER VE ÇIKTILAR ARASINDAKİ DENGEYİ KURMAKTIR:
Hizmetin derecesini tanımlamak ve değerlendirmenin adeta imkansız
olmasının yanısıra standart bir ölçülebilir hedef de konulamayacağı
için, sonuçta üretilen hizmetin İYİ'lik veya YETERLİ'lik derecesi de
sübjektif kalmaya mahkum olmaktadır. Bir bakışa göre mükemmel olan bir
hizmet, diğer bir bakışa göre yetersiz veya berbat olarak
değerlendirilebilir. Burada önemli olan, yönetimin eldeki imkanları en iyi
şekilde değerlendirmeye ve her zaman "DAHA DA İYİ"yi üretebilmeye tüm
kadroyu sürekli olarak yönlendirebilmesi ve gerçekçi hedeflerin
belirlenebilmesidir.
2. ZAMAN SÜRECİNDE GİRDİLERİN NİTELİK VE NİCELİKLERİ DEĞİŞMEKTEDİR:
İç ve dış şartların devamlı bir şekilde değişime uğradığı gerçeğini
dikkate almadan hareket eden yönetimin randıman kaybına uğraması
kaçınılmazdır. Diğer etkenleri bir yana bırakarak her şeyden önce
işletmenin temel üretim araçları olan FİZİK OTEL ORTAMI-İŞGÜCÜ-SERMAYE
üçlüsünün göreceli önem ve değer sıralaması da zaman içinde
değişmektedir. Otel eskimekte, bazı fonksiyonlarda yetersizlikler ortaya
çıkabilmekte, işgücü sayı ve kalite olarak erezyona uğrayabilmekte,
zaman zaman mali krizler ile karşılaşılabilmektedir. Tüm bu değişkenler
olumlu veya olumsuz şekillerde her zaman mevcut olup etkili bir şekilde
devrededir.
3. HİZMET VE TİCARET DENGESİNİN KURULMASI VE KORUNMASI GEREKİR:
Otel işletmeciliğinde başarı zordur, çünkü hizmette başarının tam
tarifinin yapılması mümkün olmadığı gibi, ölçülmesi de imkansızdır.
Geçerli ve somut tek ölçü ise profesyonel ölçülerde ve gerçekçi olarak
hazırlanmış bütçe dökümanlarıdır. Kimine göre çorbayı yapmış olmak bile
büyük bir başarı, kimine göre ise miktarını fazla kaçırmış olmak dahi
başarısızlıktır. Lezzeti bakımından ise durum iyice karışmakta, kimine
göre normal olan bir çorba diğerine tuzsuz veya çok tuzlu
gelebilecektir.
4. GERÇEKÇİ HEDEF VE KALİTE KRİTERLERİNİN BELİRLENMESİ ÇOK ÖNEMLİDİR:
Artık çağımızda dünya küçülmüş ve müşteri bilinçlenmesi hızla artmakta
olduğundan hareketle bundan böyle "EN EHVEN FİYATLA EN YÜKSEK KALİTE"
gibi zor bir hizmeti formüle ederek doğru müşteri kitlesine ulaştıran ve
hizmetini süreklilik içinde kanıtlayabilen işletme yönetimlerinin
başarıyı yakalayabileceği, şeklinde bir genelleme yapmak yerinde olsa
gerek. İşletme süreci içinde, sürekli olarak KALİTE'yi hedefleyen ve
randıman artırıcı yaratıcı yöntemlerle çalışmalarını yürütebilen
profesyonel yönetimlerin başarı şansı her zaman ve her ortamda daha
yüksek olacaktır.
İŞLETME VE ÜRÜN KALİTESİ
Yönetim randımanı ve ürün kalitesi arasında doğrusal bir ilişki vardır
ve randımanlı bir işletme düzeninin ürettiği ürünler de doğal olarak
kaliteli olacaktır. Zira, profesyonel ve randımanlı bir üretim ilişkisi,
kendisini sürekli olarak kontrol etmeye ve düzeltmek, her zaman ve
şart altında daha iyi ürünü elde etmek üzere programlanmıştır.
Bu işleyiş mekanizması içinde, zamanla ortaya çıkabilecek yeni şartlara
göre gerekli tedbirler alınacak ve düzeltmeler yapılacak, dolayısı ile
ürün kalitesi ve ticari rant mümkün olan en iyi seviyelerde tutulacaktır.
Yönetim ve işletme faaliyeti, durağan değil, sürekli devinim içindedir.
Statik değil, dinamiktir, girdi ve çıktıları kolaylıkla ve mutlak olarak
standartlaştırılamaz ve sürekli bir işletme bilinci ile takip ve kontrol
edilmelidir. Bu karakteri ile de kaliteli eleman ve EKİP ÇALIŞMASI
unsurları, zamanımızda daha da önem kazanmaktadır.
Böylesi bir konuda hazır reçete vermek olacak şey değilse de konuyu
özetlemek amacıyla yapılabilecek bir iyi niyetli gayret ile şu formül
ortaya çıkıyor:
SAĞLAM ORGANİZASYON + KALİTELİ VE BİLİNÇLİ YÖNETİM YAPISI =
GERÇEKÇİ HEDEFLER + MODERN İŞLETME TEKNİKLERİ =
KALİTELİ PERSONEL BULMAK + YETİŞTİRMEK + TUTABİLMEK =
İŞLETME DİNAMİĞİNİ YAKALAMAK + DENGELERİNİ KURMAK =
HER TÜRLÜ DEĞİŞKEN + ZOR ŞARTLARA GÖRE YENİLENEBİLMEK =
ÖNCE İNSAN = SONRA KALİTE = SONUÇTA BAŞARI...
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Son dönemlerde, gelişen yönetim bilimleri ve işletmecilik prensipleri ile
paralel olarak çağdaş bir formülasyon ile piyasaya sunulan teknolojik
ürünün adı, TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ'dir. İş yönetiminin ihtiyaçlarına
hazır bir reçete olarak da geniş çapta ilgi ve kabul görmeye başlamıştır.
Modern işletmecilik tekniklerinin belirli prensiplerle işletmelere
aşılanması ve 2-3 yıllık sürelerle olumlu gelişmeler kaydedilmesi ve
randımana erişildiğinin ölçümlenmesiyke ISO 9000 belgesi de
alınabiliyor bu yöntemle. Ancak söz konusu tekniğin amacı ve hedefi daha
da zor. Zira sadece yönetimin kalitesi ve randımanı değil, tüm çalışan
kadronun toplu bir ekip halinde bilinçli ve randımanlı çalışmasını
baştan hedefliyor sistem.
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ, tüm işletme süreçlerinin ve tüm kadronun
bir arada sürekli olarak iyileştirilmesini hedefleyen bir yönetim
tekniğidir. Temel ilkeleri ise şu başlıklarla özetlenebilir;
1. HERKESİN KATILIMI: Tüm çalışanların bu felsefeye soyunması, rol
alması,
2. YÖNETİMİN KARARLILIĞI: Yönetimin kararlı liderliğinde sürekli bir
uygulama,
3. VERİLERE DAYANMA: Doğru verilerle bilgi iletişimi ve kararlarda
kullanımı,
4. SÜREKLİ İYİLEŞTİRME: Sistematik ve dinamik olarak randıman
sağlanması,
5. MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ: Ürünlerde müşteri memnuniyetin artarak
sağlanması.
Söz konusu modern ve moda olan yeni tekniğin benimsenerek yaygın olarak
uygulanması halinde, ihtiyaç görülen VIEGRA etkisini beklemek yanlış
olmasa gerek.
(Not: bu makale hiçbir yerden alıntı yapılmaksızın üretilmiştir.)
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|