Turizm İşletmelerinde Kariyer Hedef Sapmaları


Pelin ÇANKIRI

pcankiri@hotmail.com

07.12.2006

Pelin ÇANKIRI Tüm yeni mezunlara ve mezun olacaklara armağan

Üniversitelerin turizm ve otelcilik bölümlerinin herhangi birinde öğrenim görmekte olan oğrenciler geleceğin parlak meslek sahipleri olarak nitelendirilmektedir. Çünkü o açıdan bakıldığında, turizm dünya çapında en hızlı büyümekte olan sektördür. Türkiyenin de coğrafi özellikleri sebebiyle elde ettiği turizm gelirleri göz önüne alındığında; Türkiye`de turizm oğrencisi olmak, parlak bir geleceğe göz kırpmak gibidir.

Bu anlayış çerçevesinde en iyi oğretim kadrolarınca, en doğru şekilde, fedakarca yetiştirilmektedir turizm öğrencileri. kıt kaynaklar seferber edilerek uygulamalı dersler yapılmaya calışılmakta; öğrencilere mümkün olan en yoğun meslek dersleri verilmeye çalışılmaktadır. Bu fedakarlıklar sadece öğrenciler için değil, aynı zamanda öğretim kadroları için de zaman ve mesai fedakarlığı demektir aslında.

Sadece mesleki alanda değil, insani özelliklerinin de gelişmesi için düzenlenen aktiviteler de cabası. Ne de olsa turizmci insan ilişkileri kuvvetli, her daim güleryüzlü, mümkün olduğunca anlayışlı bir kişi olmalıdır.Zor çalışma şartlarına rağmen gülümsemenin ve konuklara doğru davranmanın önemini bu müfredat dışı eğitimlerle oğrenir, turizm öğrencileri.

Zaman zaman yörenin konaklama ve yiyecek-icecek tesislerine gidilerek rica minnet uygulama calışması yapabilecek mekan istenir. Ögrenciler mesleğinde ilerlemiş ve uzmanlaşmış kişilerle tanıştırılmaya calışılır. Servis yapılmasindan yatak toplanmasına kadar her iş uygulamalı gösterilir öğrencilere. Mümkün olan en iyi dil eğitimi verilmeye calışılır. İmkanlar dahilinde ikinci bir yabanci dil öğretebilenler şanslı okullardır aslında. Ve eğitim süresinin sonunda büyük bir gurur ve beklentiyle mezun edilir öğrenciler. Gereken her şeyi yapmış olmanın hazzı, fazlasını bile yapmış olmanın hazzına karışır havai fişekli mezuniyet töreninde öğretim kadrosu için. Öğrenciler için ise bilinmeyene başladıkları yeni hayatlarının ilk günüdür bu törenler.

Ben de işte tam böyle bir eğitim süresinin sonunda mezun oldum 2006 yılının Haziran ayında.Sakarya Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakultesi Turizm işletmeciliği Bölümü'nün ilk mezunlarından biri olarak büyük bir gururla, havai fisşkler altında. Orada bulunma şansına sahip bir avuç sınıf arkadasımızla birlikte, şaşkınlığımız yüzümüze yansımıştı adeta.

2002 yılında kazandığımız yeni açılmış bir bölümün ilk öğrencileri olarak ilk tanıştığımızda hepimizin yüzünde üniversiteyi kazanmış olmanın verdiği şaşkınlıktan pek de farklı değildi, havai fişek gosterisi altındaki yüzümüz.

Üstümüzde cüppelerimiz ve elimizde temsili diplomalarımızla aynı şaşkınlığı taşıyorduk yüzümüzde, geçen onca zamana rağmen.

Kafalarımız karışıktı besbelli. Aldığımız eğitimden emindik halbuki. Herbirimiz gerçekten sektörde aci şekilde eksikliği hissedilen kalifiye birer personel olarak yetiştirilmiştik dort koca yıl boyunca. Iki ayrı yabanci dil eğitimi almış, meslek derslerimizin yanında fakülte bünyesinde olmanın verdiği avantajla İşletme ve İktisat bilimine ait pekçok dersi alma şansımız da olmuştu. Diğer bölümlerden çok daha ağır bir ders yükümüz olmuştu ve çok kızmıştık buna. Ama işte, mezun olurken nasil da memnunduk mevcudiyetimizde bulundurduğumuz kualifikasyondan.

Üstelik, 8. dönemimizi Sektör Uygulaması adlı dersle gecirdiğimiz için, sektörü tanıma şansımız da olmuştu.

Ne var ki mezun olduktan sonra herşeyöyle cok değişiveriyor ki. Şimdi kendi adıma yazıyorum ancak bir nevi, herkesin sesi oluyorum. Bunca fedakarlıkla yetiştirilen oğrenciler okuldan mezun olup da işe girdikleri andan itibaren oğretmenlerinin gözbebeği değiller artik. Sektörde pek de kıymeti olmayan, okullu, tecrübesiz ve hatta beceriksiz birer insanlar sadece.

Bunca yoğun bir sektörde onlara is öğretecek kimse yok elbet. Herkesin işi başından aşkın. Çalışma hevesleri içlerinde, kaliyorlar öylece bir kenarda. Kimse onlara sorumluluk veremiyor haklı olarak. Sorumluluk alamayan gençler de uygulamaya vakıf olamadıkları için, iş öğrenemiyor.

Üstüne üstlük, işler hiç de okulda öğretildiği gibi yürümüyor sektörde. Her şey daha acele ve daha ağır, yoğun. Üstelik çok da karmaşık.Okulda en yüksek notu alacak kadar iyi oğrendiği bir konuda şaşırıp kalıyor, yeni mezunlar. Her şeyi yeni baştan öğrenmek gerekiyor mecburen. İlk defa görür gibi bakmak icap ediyor pek çok şeye, akılda kalanın kafa karıştırmaması için. Yüksek pozisyonlardaki kişilerin aslında eğitimle değil, tecrübeyle yukseldiğini farkediyorlar zamanla. Içten içe kabul etseler de inkar ediyorlar eğitimin çok da yararlı olmadığını mesleki hayatta. Üstelik bunu onlara empoze etmeyi kendine gorev edinmiş pekçok kişi tarafından sarılmış durumda kaliyorlar. öyle anlar geliyor ki okumak yerine calışssalardı nerede olacaklarını kurarken buluyorlar kendilerini.

Okulun katkıları yadsınamaz, inkar etmiyoruz ancak ``Okullu`` olmak, bunca ``Alaylı`` arasında çok da matah bir şey olmuyor.Biz yeni mezunların istediği tek şey okulda bunun da oğretilmesi. Kimsenin sizi kirmız halıyla karşılamayacağını bilmeniz gerekiyor mezun olmadan önce.Sektöre yeni adım atarken bir ilkokul mezunundan farkınız olmadığını, farkı yaratacak şeyin sizin adaptasyon gücünüz olduğunu bilmeniz gerekiyor. Ne kadar hızlı öğrenir ve bu düzene ne kadar cabuk uyum sağlarsaniz o kadar çabuk alışıyor, o derece çabuk yukseliyorsunuz.

Okul biterken hocalarımız bize anlatmalı tum bunları. Belki de daha sektörel dersler verilmeli okullarda. Biz, okulda turizm etiği uzerine o kadar cok konuştuk ki, belli bir ahlaka sahip olmayan kişilerin bu meslekte tutunamayacağına ilişkin görüşlerim tabu duzeyindeydi. Ancak şimdi o tabuları yıkmak için harcadığım enerjiden geriye kalanla yenisini koymamaya calışıyorum, boş kalan etik değer hanesine.

Her zaman farkı yaratacak şeyin kişinin kendisi olduğunu düşünmüsümdür ve hala da arkasındayim. Yine de artık biliyorum ki kişinin eğitim düzeyinden ziyade tutunma ve ayakta kalma yetisi önemli bu sektörde. Hocalarımız ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar bizlere forecost hazırlamayı öğretemeyecekler okulda ve biz de bilmeden mezun olacağız bu telafuzu zor kelimenin manasını. Farkı yaratan bu kelimenin ne olduğunu öğrenene kadar vazgeçmemektir işte. Sormak, bir daha sormak; hata yapmak, özür dilemek; sorumluluk almak, herşeyi berbat etmek; iş bir iken üçe çıkarmak.

Şimdi belki hatalarla çalısıyor, yer yer yaptığımız hatalardan çok utanıyoruz ama bizim eğitimimiz hata yapmaktan çabuk vazgeçebilmek ve özür dileyebilmek üzerine temellendi. Zamanla hızlanacak hareketlerimiz, oğrenme hızımız artacak, daha kolay yer bulacak yeni bilgiler zihnimizde. İşte o zaman çalıştığınız işletme sizi örnek kabul ederek mezun olduğunuz okuldan stajer oğrenci almak isteyecek.


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net