Kültür Başkenti İstanbul S.O.S. Veriyor…
K. Ünsal BARIŞ
0 (532) 562 68 93
: kubaris@yahoo.com
07.09.2007
Bu makale ile dikkatini çekmek istediğim kişi ya da kuruluşlar son 15 yıl
içinde İstanbul'un yönetiminde sorumluluk taşımış üst düzey kamu
görevlileriyle turizm sektöründe söz sahibi olan TÜRSAB, TYD, TUROB gibi
sivil toplum kuruluşlarının yönetimidir.
Ayrıca İstanbul'un sorunlarını, halkın pisliğini, eğitim ve görgü
noksanlığını yeterince ön plana çıkarmadıklarına inandığım yazılı ve
görsel medya kuruluşlarıyla geçimini turizmden sağlayan ve İstanbul'u
seven herkesdir.
İSTANBUL'U KAOSA GÖTÜREN İHMALLER
· Pisliksiz, çöpsüz ve kokmayan meydan, cadde, sokak, park yoktur.
· Çöp konteynırlarının kapakları ya yoktur ya da kapatma alışkanlığı yoktur.
· Bu konteynırlara sulu çöp döküldüğünden kokudan, sinek ve böceklerden, civara yayılmış ve kurumuş çöp sularında geçilmiyor. Adeta bakteri yuvası.
· Yolları, kavşakları yetersiz, var olanlar ise bakımsız ve kalitesizdir.
· Yaya yolları ve geçitleri yetersizdir. Var olanlar da bakımsızlık, pislik ve idrar kokusundan, işportacıdan geçilmiyor. (Karaköy ve Eminönü kapalı geçitleri)
· Belediyelerin yol yatırımları; ihalelerdeki yanlı tercihler, çarpık uygulamalar ve denetim zaafları nedenleriyle kısa sürede deforme olmaktadırlar.
· Otopark sorunu, yol ve trafik sorununu gölgeler hale gelmiştir.
· Dünya turistik kentleri arasında trafiği en karmaşık olanıdır.
· Nüfusun 12 milyonu geçtiği söylenen kentte ulaşım bir eziyettir.
· Gündüzleri dilenci, kapkaççı, geceleri hırsızlık nedeniyle güvensizdir.
· Gıda üreten ve satan işletmeler denetimsiz olduğundan temizlik ve hijyenden yoksundur. İnanınız milletimiz mikroplara karşı bağışıklık kazanmıştır.
· Sağlıksız, plansız ve kaçak yapılaşma İstanbul nüfusunu ve dolaysı ile sorunlarını katlayarak yükseltmektedir.
· Belediyelerimiz halkımızın kentlilik bilincini geliştirecek bir çalışma içinde değiller. Halbuki buna acilen gereksinmemiz var.
Çünkü İstanbul aldığı köylü ve işçi göçmenleriyle bir MEGA-KÖYKENT
olmuştur. Kent içinde gerçek kentliler azınlığa düşmüş görünüyorlar. Taşralı vatandaşlarımız İstanbul'da taşrada yaşar gibi yaşamakta ısrar etmektedirler. 50 yıl önce Avrupa'ya göçen işçilerimizin Avrupa'da yarattığı sıkıntıların benzeri günümüzde daha yoğun ve vahim olarak İstanbul'da yaşanmaktadır.
İstanbul'un birbirinden daha önemli yüzlerce sorunu arasından 12 tanesini imajımızı, ruh ve beden sağlığımızı kötü etkilediğine inandığım için vurgulamak gereğini duydum. Aşağıda kronikleşmiş temizlik sorunu ile ilgili önerilerde bulunacağım.
Gelişmiş ülkeler ile aramızdaki dev farkı kapatma çabalarına girdiğimiz 1923 yılından bu yana, İstanbul'umuzun daha temiz, daha düzenli, daha çağdaş ve örnek bir kent olabilmesini, turistlerin ülkemizi ziyaretlerinden göğsümüzü kabartabileceğimiz bir kent olabilmesini çok isterdim. 12 maddede sıraladığım nedenlerden dolayı bu duygudan yoksunum. Turizmin Başkenti İstanbul 2007 de bu halde mi olmalıydı?
Bırakın İstanbul'un bütün meydanlarını, caddelerini, yaya yolu ve geçitlerini, parklarını, hiç olmazsa turistlerin yoğun dolaştığı, görmek istediği yerlere öncelik verilemez mi idi? Veya bu yerler pilot bölge olarak seçilemez mi idi?
ÖNCELİKLİ PİLOT YERLER
MEYDANLAR : Aksaray meydanı, Saraçhane meydanı, Beyazıt meydanı, Sultan Ahmet meydanı, Eminönü meydanı, Sirkeci meydanı, Karaköy meydanı, Kadıköy meydanı, Üsküdar meydanı, Taksim meydanını sıralayabiliriz.
CADDELER : Cumhuriyet Caddesi, İstiklal Caddesi, Tarlabaşı Bulvarı, Atatürk Bulvarı, Millet Caddesi, Vatan Caddesi, Ordu Caddesi, Hüdavendigar Caddesi ve Sahil yollarını sıralayabiliriz.
İBRET İKİ ÖRNEK TAKSİM MEYDANI VE BEYOĞLU
TAKSİM MEYDANI : İstanbul'un en önemli ulaşım merkezlerinden birisidir. Etrafında 5 yıldızlı oteller yer almış, yanı başında tahminen 30 tane 4 yıldızlı, birbirinden güzel Talimhane otelleri yer almış, metronun önemli bir ayağı buradadır, A.K.M. buradadır, bazı konsolosluklar buradadır, Beyoğlu Caddesinin ana girişidir, civarında seyahat acenteleri ve hava yolları acenteleri yer almış v.s.
Bu kadar büyük öneme sahip Taksim Meydanı'nın bir kanadında ne olduğu belirsiz, basit, kaba ve çirkin sular idaresi yapısı, bu yapının önünde toplum polisinin panzer takviyeli motorize birliği (?), ortada bronz heykelleri okside olmuş, mermerleri erimiş Cumhuriyet anıtı, düzensiz ve yoğun çalışan otobüs durakları, metronun üstüne rastlayan satıhta topuklu ayakkabıya sahip hanımların baş düşmanı adi ve ucuz parke taş döşeme, her yerde olduğu gibi işportacılar, virane taksim parkı, parkı çevreleyen taş parmaklıklar parçalanmış ve kelleşmiş, parka çıkan mermerler erimiş, kırılmış, çatlamış, lekelenmiş. Parkın içinde otopark, çayhane, banklarda ve çimenlerde uyuyan işsizler. Hepsinden önemlisi köşe başları idrar kokuyor, yerler idrar izlerinden geçilmiyor. Her yer çöp ve pislik içinde.
BEYOĞLU : Bir zamanlar beyefendilerin, hanımefendilerin boy gösterdiği, diplomatik sıfata sahip kişilerin dolaştığı, konsoloslukların yer aldığı, gayrimüslimlerin ikamet ve eğlence için tercih ettiği, büyük mağazaların, modanın, Yeşilçam'ın, klas sinemaların, önemli tiyatroların parizyen pastahanelerin yer aldığı Beyoğlu'nun günümüzdeki işlevinin ne olduğu tartışma götürür.
Günümüzde İstiklal caddesinin kendisi, yan sokakları, paralel sokaklar, kurumuş ve kokuşmuş çöp sularından geçilmiyor. Kış mevsimi fazla fark etmiyoruz ama yaz mevsimi dikkat çekiyor.
Seçkin Beyoğlu ziyaretçileri tarihe karışmış. Günümüzde; maddi durumu zayıf biçare insanların, talebelerin, yoğunlukla uçuk insan tiplerinin tercih ettiği, dilenci ve kapkaççıların buluşma merkezine dönüşen Beyoğlu'nun yeni sahipleri, temizlik, hijyen görgü kurallarından çok uzakta kaldıkları için herkes yediğinin, içtiğinin çöpünü yola atıyor. Turistler ellerindeki çöpleri atacak çöplük arıyorlar, bulamayınca mahcup mahcup yere bırakıyorlar. Biz medenileşeceğimize, medeni insanları da kendi şartlarımıza uyduruyoruz.
Aslında bu sorun Türkiye'nin her yerinde mevcut. Bazıları diyecekler ki; "çöp kutusu var da biz mi atmıyoruz?" Bu serzenişe aynen ben de katılıyorum. Bu konu maalesef belediyelerin zaafları arasındadır. Ama hatırlatırım; Her arabanın kül tablası olmasına rağmen BMW, Mersedes, Jip kullanıcıları da dahil olmak üzere oto kullanıcılarının % 95 tüm atıklarını pencereden dışarı fırlatmıyorlar mı?
Bu ayıbımız halkımızın görgü, terbiye, saygı ve kentlilik bilinci eksikliğinden, bu konuların eğitim programımızda yer almamasından kaynaklanmaktadır. Ailelerin bu eğitimi verebilmeleri için önce eğitim almış olmaları gerekirdi.
Beyoğlu'nun hemen hemen tüm ara sokakları temizlik ve hijyen kurallarından bihaber, pis kokular içinde çayhane, kafe, bar, meyhane, birahane, kebapçı, lokanta, büfeler v.s. ile dolmuş. Lokallerden yol kenarlarına, bazen de ortalarına bırakılmış koliler içinde çöplere rastlanıyor. Ben bu lokallerde oturmaya gelen servis alan halkımıza bu lokallerin hazırlık bölümlerini ve malzeme dolaplarını, tuvaletlerini görmeye davet ediyorum. "Temizlik imandan gelir" özdeyişimiz ile bağdaşmıyor.
BELEDİYELER NELER YAPABİLİR?
Esas eğitim yeri tabii ki okullarımızdır. Okullarımızda ancak gelecek nesil yetişkinlerimizi oluşturacak olan çocuklarımızı eğitebiliriz. Yetişkin halkın eğitim dönemi geçtiğinden, yetişkinlere yönelik olarak:
· T.V. kanallarında, radyolarda, gazete ve dergilerde, BİLL-BOARD'larda, broşürlerde kentlilik bilinci, temizlik, hijyen ve görgüye yönelik uyarılar ve programlar yapılabilir.
· Evinin, apartmanının, sitesinin, dükkanının, lokalinin, fabrikasının, işletmesinin önünü temiz tutmayan kişi ve kuruluşlara muhtelif cezai müeyyideler uygulanabilir.
· Çöp konteynır üstü açık olan bina veya işletme sahiplerine ceza uygulanabilir. (Belediyeler kendi sorumlulukları altında olan yerlerde örnek olabilmeli)
· Turistik pilot bölgelerde sık olarak çöp kutuları bulundurulmalı.
· Turistik pilot bölgeler her gün özel bir kimyasal ile yıkanabilmeli.
· Turistik pilot bölgelere daha sık çöp temizlik elemanı bulundurmalı.
· Turistik pilot bölgelerde daha sık W.C. bulundurulmalı.
· Yapılacak masrafların makul bir bölümü satışlarını plastik-pet, alüminyum-kutu, cam-şişe içinde yapılan ve çiklet üretimi yapan üretici firmalardan zorunlu katkı payı almalı. Çünkü, bırakın İstanbul'u Türkiye'nin her alanı, karası, denizi bu malzemelerden geçilmiyor.
· Bazı firmalardan sponsor olarak da yararlanabilir.
· Temizlik ve hijyen konularında kesilecek cezaların tamamı bu alanın finansmanı için kullanılmalı.
· İyi örnek olan lokaller ve işletmeler arasında sertifika dağıtılabilir, ödüller düzenlenebilir, yarışmalar düzenlenebilir.
· Ciddi eğitim almış, yeterli sayıda denetleyici kadrosu kurulmalı.
M.E.B. NE YAPABİLİR?
Okullarımızda orta vadede sonuç alabileceğimiz : 1- Kentlilik bilinci, 2- Hijyen, 3- Görgü kuralları derslerinin konması çok yarar sağlayacaktır. (Benzer başka konular da işlenebilir)
PİSLİK VE SAHİPSİZLİKTE BİRİNCİYİZ
Geçmiş yıllarda Almanya'da Berlin, Bielefeld, Münih kentlerinde, Fransa'da; Paris, Maisod kentlerinde, K.K.T.C.'de; Girne, Lefkoşe, Omorfo, Magosa kentlerinde, Rusya'da; Moskova, Kazan, Salehard kentlerinde, ayrıca Baku, Aşkabat, Alma-Ata kentlerinde bulundum ve bazılarında ikamet ettim. Bu kentler içinde bizimkiler kadar pis ve sahipsizine rastlamadım. Hatta Kazan, Aşkabat ve Alma-Ata kentlerinde ana caddenin her gün erken saatlerde deterjan ile yıkandığını gözledim. İstanbul'un yukarıda saydığım turistik mekanları hiç olmazsa bir gün aralıklarla yıkanamaz mı? (Doğru olan her gündür)
İSTANBUL NEDEN ÖNCELİKLİ?
· Çünkü, İstanbul'un sırtından geçimini temin eden, İstanbul içinde ve dışında
milyonlarca insanımız var.
· Çünkü, devletimiz turizmden iyi bir girdi sağlıyor. Bu daha da iyi olmalıdır.
· Çünkü, ülkemizin ve kültürümüzün tanıtımını yapıyoruz.
· Çünkü, dünyanın en güzel, en tarihi kentleri arasındadır.
· Çünkü, stratejik önemi çok büyüktür.
· Çünkü, turizmin başkentidir.
· Çünkü, sanayinin ve ekonominin başkentidir.
· Çünkü, kültürümüzün, sanatımızın, medyamızın başkentidir.
· Çünkü, Antik Roma Devletinin önemli bir kenti olmuştur.
· Çünkü, Bizans İmparatorluğunun tarihteki başkentidir.
· Çünkü, Osmanlı İmparatorluğunun tarihteki başkentidir.
· Çünkü, dünya Olimpiyat oyunlarına aday kenttir.
· Çünkü, dünya kültür kenti olmaya aday kenttir.
· Çünkü, dünya kongre merkezi olmaya aday kenttir.
Bu kadar büuük öneme sahip bir kenti oryantallıktan, pislikten,
çöpten, pis kokulardan, yetersiz ve bozuk yollardan,
otoparksızlıktan, trafik kaosundan, kapkaçtan, hırsızlardan, dilencilerden, tinercilerden, işportacılardan, minibüsçülerden, kabadayılardan, yobazlardan, işçi ve köylü göçünden, kentlilik bilinçsizliğinden, görgü eksikliğinden, eğitimsizlikten İstanbul'umuzu hep beraber koruyalım.
Kendimize kısa süre içinde çeki-düzen veremezsek biliniz ki bazı projelerin gerçekleşmesi hepimiz için hayal olur.
Türkün aklı sonradan çalışmasın! Artık proaktif insan olmaya çaba gösterelim.
İhmale devam edersek bundan bireyler, kurumlar ve Türkiye olarak zararlı çıkarız. Unutmayınız ki ihmaller daima rakipleri kazandırır.
Lüks otellerde yıllarca muhtelif idari görevler almış bir İstanbullu olarak; Sorumlu/sorumsuz, yetkili/yetkisiz, İstanbul'un olanaklarından geçimini sağlayan, İstanbul'da yaşayan, İstanbul'u seven herkesi görev ve katkıya davet ediyorum.
En değerli ata mirasımız İstanbul'umuza sahip çıkalım. 1900'lü yılların başlarında ülkemizin başında toplanan akbabaların hala fırsat kolladıklarını fark edelim.
Daha çağdaş İstanbul ve Türkiye'de, daha insanca ve medenice yaşamak dileğimle,
Saygılarımla
K. Ünsal Barış'ın önceki yazıları:
|