Hijyen bilinci ve denetimi yok!


K. Ünsal BARIŞ
0 (532) 562 68 93
Yazara ileti

25.03.2008

Bildiğim kadarı ile hijyen; Bir gıdanın üretiminden tüketime kadar ürünün sağlık kuralları içinde ve antibakteryel olarak hazırlanması, sevki ve sunulması işlemidir. Kanaatimce en büyük bakteri kaynağı, portörü ve bulaştırıcısı ise hijyen kurallarını bilmeyen, bilse de uygulamayan veya önemsemeyen insanlardır.

Remzi Kitapevi'nin yayınladığı, J.A.C.Brown'un hazırlanan "TIB ANSİKLOPEDİSİ" kitabında "hijyen" kavramı konusunda sadece ve kısaca "Sağlık bilimidir" açıklaması vardır.

Şimdi gelelim esas konumuza. Türkiye'de hijyen kurallarına uyulmaktamıdır?

Eğer işletmede "HACCP" sistemi uygulanmakta veya "ISO" belgeli bir işletme ise, bu işletmede hijyen kuralları yeterli düzeyde yapılmakta ve ciddi bir kuruluş tarafından denetlenmektedir.

Uluslararası etkinlik gösteren büyük tur operatörleri, çalışacakları işletmelerde ya yukarıda belirttiğim belgeyi aramaktalar veya kendi kriterlerini beraberlerinde getirmekteler. Kendi kriterlerinin uygulanmasını istedikleri işletmeleri, merkezlerinden gelen uzman kişilere denetletmekte ve anket formu doldurtmaktalar.

Peki, ya diğer işletmelerin, yani "HACCP" sistemine sahip olmayan veya henüz "ISO" belgesine sahip olmayan işletmelerin durumu nedir? Bence yürekler acısı. Yalnız onlar mı? Ya lokantalarımız, kebapçılarımız, kafeler, büfeler, pastahaneler, fırınlar v.s.

Bunların hijyen kuralları konusunda bir fikirleri var mı acaba, veya bir denetimden geçiyorlar mıdır? Denetim varsa denetleyenler hangi kriterlerle bu göreve seçilmişlerdir acaba? Denetim uzman kişilerce yürütülüyorsa pisliğin, hijyensizliğin önü niye kesilmiyor acaba?

Bence halkımızın sağlığı Allah'a emanet. Bakterilere karşı bizden daha dayanıklı ülke insanı yoktur diye düşünüyorum. Nitekim, yöneticilik yaptığım otellerdeki işletme doktorlarına; "Yabancı turistler arasında en fazla rahatsızlık konusu nedir?" diye sorduğumda aldığım yanıt; "Mide ve bağırsak bozuklukları" olmustur. Yani, yabancılar bizim yiyeceklerimizdeki bakterilere karşı bizim gibi aşılanmış (!) değiller.

Bırakalım tüm kentlerimizi ve sorunlarımızı da gelelim Türkiye'nin göz bebeği, Doğu Roma medeniyetinin beşiği, Bizans İmparatorluğunun başkenti, Osmanlı İmparatorluğunun başkenti, dünya olimpiyatlarına aday, 2010 yılı dünya kültür kenti adayı İstanbul'umuzun vahim durumuna.

Vallahi yürekler acısı. Bu kenti gören tanıdığım yabancılar iç çekiyorlar ve "keşke bu kent bizim olsaydı, biz bunun değerini iyi bilirdik" diyorlar. Yani "bu kentin değerini bilemiyorsunuz ve çok kötü kullanıyorsunuz" demeye getiriyorlar.

Bu ülkenin tüm aklı başında insanlarına soruyorum… Yabancıların bu serzenişi ve iç çekmesinde hiç gerçek payı yok mu?

Sıcak bir Akdeniz ülkesi insanları olmamıza rağmen:

§ İnsanlarımız hangi sıklıkla banyo yapabiliyorlar?
§ Yiyecek ve içecek sektöründe çalışanlar ellerini hangi sıklıkla yıkayabiliyorlar?
§ Tuvalette büyük ihtiyacını gidermiş insanlarımız ellerindeki bakterilerden gerçekten kurtulabiliyorlar mı?
§ Erkeklerimizin % kaçı küçük ihtiyaçlarını giderdikten sonra ellerini yıkama alışkanlığına sahipler?
§ Küçük tuvaletini yapan erkekler ellerini yıkamak için lavaboya gittiklerinde ilk tuttukları ve yıkama bittikten sonra tekrar tuttukları yer musluklar değil midir?
§ Küçük tuvaletini yaptıktan sonra lavaboya gitme alışkanlığı olmayan erkeklerimizin ilk tuttukları araç kapı kolu değimlidir?
§ Peki siz elinizi yıkamış dahi olsanız tuvaletten dışarı çıkabilmek için ilk tutacağınız araç kapı kolu değilmidir?
§ Peki, siz başka bir insanda bulunan bakterileri kendi elinize, kendinize aktarmıyormusunuz?
§ Yiyecek-İçecek sektöründe çalışanların % kaçında ağız maskesi vardır?
§ Bizler sohbeti çok seven insanlarız. Ağzımızdan sıçrayan tükürükler nereye gidiyorlar? İnsanlarımız henüz diş fırçalama alışkanlığı kazanamamışken..
§ Bizler sıcak bir ülkede yaşıyoruz. Yiyecek içecekle uğraşan insanlarımızın çoğu extra sıcak karşısında çalışıyorlar. Akan ter nereye gidiyor?
§ İşyerlerinin % kaçında tırnak kontrolü yapıldığını umuyorsunuz?
§ Yiyecek-İçecek sektöründe çalışan insanların % kaçı işbaşı yapmadan önce ellerini dezenfekte edebilmektedir?
§ Yiyecek-İçecek sektöründeki iş yerlerinde bulunan taban zeminler, tezgahlar ve dolaplar ne oranda dezenfekte edilebilmektedir?
§ Yiyecek-İçecek sektöründe çalışanların personel tuvaletlerini hiç gördünüzmü?
§ Yiyecek-İçecek sektöründe çalışanların % kaçı bone takabilmektedirler? Dökülen saç ve kepeklerin nereye gittiğini ummaktasınız?
§ Yiyecek-İçecek sektörü ile uğraşanlar bir denetim ve yaptırım altındalarmıdır?
§ Meydan, cadde ve sokaklardaki çöp bidonlarının etraflarındaki çöp sularının izlerinin ve kokularının farkındamısınız? Bu yerler hangi aralıklarla yıkanmakta veya dezenfekte olmaktalar, hiç aklınıza geldi mi?
§ Rüzgarlı havalarda buralardan kalkan tozları ağzımıza almıyormuyuz? Açık satılan yiyecekler üzerine konmuyorlarmıdır?
§ En büyük bakteri kaynağı, ellerimizde dolaşan, ceplerimizde onurlandırdığımız paralarımız değimlidir? Bakkal, büfeci, dönerci, simitçi, kasap, balıkçı, fırıncı aynı ellerle hem para mübadelesi yapıp hem de yiyecek hazırlayıp bize sunmuyorlar mı?
§ Toplu taşıt araçlarındaki tutunma yerlerinde bulunan bakteri yoğunluğunu hiç düşündünüz mü?


Bu örnekleri çoğaltmak çok kolay. Benim vurgulamak istediğim, hijyen konusunda ne evlerde, ne okullarda, ne iş yerlerinde, ne belediye denetimlerinde, ne belediye yaptırımlarında ciddi bir eğitimin ve çalışmanın olmaması. Her konuda olduğu gibi hijyen konusunda da vurdum duymaz bir toplumuz. Ama bu konu bizim sağlığımız ile direkt ilgilidir. Bu konu medenileşebilmemiz için işin alfabesi'dir.

Bu konuya, hastahanelerimiz veya ilaç firmalarının sponsor olarak sahiplenmeleri, tüm tıp mensuplarının, kamu yönetimlerinin desteği, yazılı ve görsel basının yoğun ilgi göstererek mücadele edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Yaşadığımız ülke hepimizindir. Ülkemizi başıboş bırakmamalıyız. Batılılar bize bazı kurallar ve standartlar getirdiklerinde alınıyoruz. Gururumuza dokunuyor. Öyle ise biz kendi kendimize, kendi sağlığımız ve kendi geleceğimiz için bir şeyler yapmalıyız.

K. Ünsal Barış'ın önceki yazıları:





Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net