İnsanın gelişmişliği


Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com

29.04.2007

Anıl ERGÖZ İnsan canlıların en gelişmişi olarak anılıyor.Neden? Zekasının, düşünme yeteneğinin, beceri gücünün üstünlüğünden.

"Ot gibi yaşıyor!" diye bir aşağılama sözü vardır.

Demek ki insanın insana yaraşır biçimde yaşaması özleniyor zekasını, düşünme yeteneğini, beceri gücünü kullanarak.

Eğitimin amacı nedir?

Uslu, yumuşak başlı, söz dinleyecek, toplum yaşamına uyum sağlayacak insanlar mı yetiştirmek?

Kulağa hoş geliyor, çünkü hiç değişmemesi gereken kusursuz, eksiksiz, örnek bir toplum varmış gibi düşünülüyor...

Çocuklar eğitilip uyumlu insanlar olarak o örnek topluma katılacaklar..

Oysa tarihte hiçbir zaman sonsuza kadar korunması gereken böyle örnek toplumlar; duruk, değişmesi özlenmeyen, değişmeyen, eksiksiz toplumlar bulunmadığını biliyoruz.

İnsan doğayla savaşımında; varlığını koruma, soyunu sürdürme savaşımında, içinde yaşadığı toplumla birlikte sürekli yeni arayışlara giriyor; değişiyor,gelişiyor.

Nasıl yapıyor bunu ?

Zekası,düşünme yeteneği,beceri gücüyle...

Demek ki eğitimin amacı salt toplum yaşamına uyum sağlayacak insanlar yetiştirmek değil. Öncelik verilmesi gereken çok daha önemli bir amaç var: Çocuğun zekasını, düşünme yeteneğini,beceri gücünü geliştirmek...

Bu amaç öbür amacı da içinde taşır...

Zekası, düşünme yeteneği, beceri gücü gelişmiş bir insan toplum yaşamına uyum sağlamakta hiç sıkıntı çekmez.

Dahası, içinde yaşadığı toplumun değişme gereksinimini sezmek, yeni arayışlara girmek, atılımlara öncülük etmek gibi çok önemli bir sorumluluğu da yüklenir.

Toplumlara can veren, toplumları ayakta tutanlar, zekası, düşünce yeteneği, beceri gücü gelişmiş insanlardır.

Tutucular, kendi çıkarlarını toplumsal düzenin olduğu gibi korunmasında görenler, eğitimi salt savundukları ilkelerin benimsetilmesiyle sınırlandırmak isterler. Temele o ilkeler sağlamca yerleştirilmeli, iyi insan,iyi vatandaş yetiştirmenin ötesinde, zekaya, düşünme yeteneğine, beceri gücüne fazla yüklenilmemelidir.

Herkesin her şeyi anlaması, bilmesi; herkesin her konuya kafa yorması gerekmez, işini doğru dürüst yapabilecek beceri düzeyini tutturmak yeter. Dünyada neler olduğunu merak eden gazete okur, televizyon izler, her şeyi günü gününe öğrenir!.. Başka ne!

Hele demokrasilerde zekayı, düşüne yeteneğini, beceri gücünü geliştirmeye yönelik bir eğitim son derece tehlikelidir... Yaa, bu hiç aklınıza gelir miydi!

Dinlemesini, değerlendirmesini bilen, oynanan oyunları sezen insanları yönlendirmek, kandırmak, yanına çekmek kolay mı?

Yalnız bizdeki değil, batıdaki öğrenim kurumlarının da beynin geliştirilmesi açısından yeterli düzeye ulaşmamış olduğunu okumuştum.

Eğitimde en önemli şey insanın zekasını,düşünme yeteneğini, beceri gücünü geliştirmektir.

Bu ise birtakım bilgilerin çocuklara ezberletilmesiyle sağlanamaz.

Ezbercilik zekanın da, düşüncenin de, becerinin de düşmanıdır.

Demek ki ezbercilik insanın canlıların en gelişmişi diye anılmasına neden olan özelliklerine düşman... Bir dine ya da bir öğretiye bağlanmış, inançlı kişilerin daha beyni gelişmemiş çocuklara, kendi çocuklarına birtakım sözler ezberletip dostlarının, konuklarının yanında bunları yineletmeleri nasıl değerlendirilebilir? Doğru dürüst konuşamayan minicik insanlara dualar ya da devrimci şiirler okutmanın gereğini anlamak kolay değildir...

Çağdaş dünyaya uyum sağlayacak, çağdaş dünyada varlığını koruyup soyunu sürdürebilecek insanlar yetiştirebilmek için, eğitime dinlerden ya da öğretilerden gelen bilgileri ezberleterek başlamanın çok yanlış olduğunu anlamalıyız.

Beyin yıkama yöntemleriyle yetiştirilen bağnazlar, bu çok açık bir gerçek, yirmi birinci yüzyılın öncüleri ya da itici durumuna gelemeyecekler. Belki önemli çekişmelerde, çatışmalarda yer alacak, bağlandıkları inançlar adına baskı düzenleri kurmak, eski çağlarda olduğu gibi, başkalarının özgürlüklerini kısıtlamak isteyecekler, yani insanlara bir süre acı çektirecekler, ama işte o kadar...

Tıpkı anamalcılık gibi, onların da geçici başarıları, dünyanın barışa, insan haklarına, sevgiye ulaşmasını geciktirecek ama özledikleri üstünlüğe hiçbir zaman ulaşamayacaklar.

İnançları doğru ya da yanlış olduğu için değil, şiddete, baskıya, zorbalığa dayandıkları için. Beyin yıkama yöntemleri kullandıkları için. Amaca varma yolunda her araç geçerlidir dedikleri için.

En kötüsü de insanları araç olarak gördükleri için...

Şuna da inanmalısınız: Er geç gözleri açılacak, iplerin kimlerin elinde olduğunu anlayacak, kendi kendilerinden tiksineceklerdir.

Herkesin silahlarla dolaştığı bir dünyada, silah üretiminden alım satımına kadar her alanda, sayısız anamalcının paracıkları büyük patlamalarla şişerken... Birbirini öldürmezsin de neylersin...

Bu işte zekanın, düşünce yeteneğinin, beceri gücünün izlerini seçebiliyor musunuz?

Öncesi, okulu, sonrasıyla eğitimciler(ana babalar, öğretmenler, yazarlar, sanatçılar) neredesiniz?

Beyin yıkayıcılar mı aldı yerinizi?

İnsanın en gelişmiş canlı olduğunu yalanlamak isteyenler mi var ?


Anıl ERGÖZ'ün Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:




Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net