İhmal sonuçları


Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com

03.07.2007

Anıl ERGÖZ Trafik kazaları, şofben zehirlenmeleri kesin darbe sebebi hem de zincirleme, hem de arka arkaya, hem de göz göre göre...

Daha çok ihmale bağlasa da uzmanlar, ben görüyorum; gazete manşetleri uzmanları yalanlıyor... Adam konuşuyor mesela "Karım banyoya girdi, uzun süre çıkmayınca merak ettim, banyo kapısını kırıp dışarı çıkardım, ölmüştü." Uzmanlara göre banyo kapısını kilitleyip-içeri girmesin diye belki şofbenden zehirlenme bir cinsel fantezi olabilir ama şofbenden zehirlenmekten daha vahim bir durum var ortada. O da banyo yaparken kapısını kocasına karşı kilitleyip banyo yapmaya giren kadının ciddi müessese evlilik kurumundaki bu sulu hazin durumu

İnsan insana anlaşabiliyoruz mu ki de eşyanın da dilinden anlayalım... Jetonumuzu yuttu diye telefon makinelerini yumruklamıyor muyuz... Vaktinde çalmadı diye saatleri dövmüyor muyuz... İnsana bahşettiğimiz şiddeti eşya ve bitkiye de fazlasıyla reva görmüyor muyuz... Üç dönüm tarla için orman yakıyoruz... Eşyanın, bitkinin insana ve insanlığa tek başına, durduk yerde bir kötülüğü olabilir mi? Eşyanın tabiatına, bitkinin ruhuna aykırı değil mi hem bu... Her kötülük insan eliyle husule gelmiyor mu, yaşamak bile...

Oysa ben çocukken dolmuşunu gelinlik bir kız gibi süsleyen şoför amcalar vardı... hele hele televizyonların, klozetlerin, sehpaların, üzerlerine dantel işlemeler ören, seren üç derece miyop sakine teyzeler ve onlar gözleri gibi bakıyorlardı dolmuşlarına, sehpalarına ve onlar şofbenden zehirlenmiyorlardı, çünkü şofben onların evlerinde henüz tedavüle girmemişti daha.

Eşyalarımızın dilinden anlamıyoruz -bunu daha önce de dedim-ve belki de sırf bu yüzden bize huzur ve sukünet dağıtacak eşyalar, bitkiler birden bire ölüm saçıyor... Trafik kazalarının akraba evlilikleriyle at başı gidebileceği de olası... Dikkatsizlik ayrı bir panel konusu tabii ama genelde yaşanana görücü usülden olma tehlikeler... Yalnız evlenme usülümüz değil, yaşama biçimimiz de görücü usulü... evvela eşyanın tabiatını bozuyoruz ya da eşyanın tabiatına uygun davranmıyoruz, sonra da karşısına geçip bu eşyanın tabiatına aykırı diyoruz... Ee, halt ediyoruz.

Hiçbir durumu zaten kendi alanında yaşamıyoruz ki... Hayat hasta... Yağmur ormanları talan... Gürleyince asit bulutları tepiniyor üstümüzde... Daha çok iteliyoruz, kakalıyoruz, idare ediyoruz hayatı... Dünyada da böyle ama bizde hep böyle... "Batı'nın yalnızca teknolojisini alacağız" vecizesinin bir yansıması mı bu şimdi... Yani pek bedelini ödemeden hamamdan, hop şofbene geçmek... Oysa basit bir merhale gibi görünüyor bu süreç ve foşur foşur yıkanmak, bizim de hakkımız olsa gerek... Ama niye beceremiyoruz, sapır sapır dökülüyoruz şu şofbenler karşısında... Oysa Batı'ya hamamı da biz götürdük diye ne çok böbürleniriz, değil mi... Hayır, suç şofbenlerdeyse nükleer başlıklı şofbenler sınırlansın deriz olur biter... Ama bizim damperli kamyon facialarımız da çok meşhur... Traktör kazalarımız da... Sürekli mıcır... İhmal nedeniyle balkondan düşmelerimiz de... Yolda ölüyoruz... Vapurda ölüyoruz... Banyo da ölüyoruz... Her durumda, her pozisyonda, tavuk gibi ölüyoruz...Erken ve haybeden ölüme endeksli bir hayat, ömür diye yaşadığımız.

Hayatı ne olarak ele aldığımız da mühim esasında... Politikacılar ve eşyalar hayatımızı kolaylaştıracak birer hoş ankesörlü alet-edavat olabilecekken biz, onlardan habire hayatımızı zora sokma abideleri yaratıyoruz... Liseyi bitiren biri adres tarif edemiyor... Geometri cetvellerini hala bir nevi dayak aleti olarak kullanmamız da ayrı bir medeniyet ölçütü... Beyaz eşyanın taksitle satılması, taksitin ödenmemesi, haciz gelmesi, yuva yıkılması, tam otomatik çamaşır makinesinin ne radde umurundadır ki eşyaya muhtelif hüzünleri ve kinleri de biz yüklemiyor muyuz...

Şunu da demek istiyorum, daha eşyalarla anlaşamazken yakında bölücü çete mensubu üyeleri yakalandıklarında önlerinde suç aletleri olarak şofben ve damperli kamyon da görürsek şaşırmayalım... Hayatlarımız daha bir doğal akışa kavuşamadan şofbenler doğal gazla çalışsa ne olur ki... Öyle kaskatı, öyle yetimiz ki dünya, eşya, zaman ve hayat karşısında; trafik canavarından değil birileri aksırsa yine ölürüz...





Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net