Mutfakta birileri mi var?..
Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com
27.07.2007
Memleketimden Turizm Manzaraları
"Antalya'nın Kemer ilçesinde bir otelin mutfak bölümünde çalışan 20 kişi,
çalışma koşullarının kötü olduğu iddiasıyla kendilerini otelin mutfağına
kilitledi."
Hem hüzünlü bir eylem hem de insanın kanını donduran çok gerçek; ağır,
oturaklı bir küfür sanki
Evet, mutfak çalışanlarının bu eylemi yapandan çok yaptırana yönelik bir
eylem... Daha çok İşveren-çalışan kayıtsızlığına karşı sarfedilmiş,
işvereni insanlığa, insanlık değerlerine acilen davet eden, sessiz ve
hüzünlü bir zılgıt gibi. Bir çeşit ciğer ve yürek efekti.Daha çok hal-i
pür mealimizi özetleyen, bir nevi Latin harfli son bir S.O.S. sinyali
Ve fakat neler oluyor ki böyle bize veyahut neler oldu ki İnsanlık adına
paha biçilen o güzelim değerleri nerede, ne zaman heba ettik.
Nasıl bir zamana denk düştük ki en büyük suç hakkını istemek sayılır oldu
ve fAkat akıl almıyor. Turizm bu denli çürümüş bir halde nasıl yapılıyor,
üstelik turizme bu kadar ters bir uslub ve zihniyetle.
"Çalışan mutsuzsa misafir tedirgindir" En yalın gerçek bu.
Peki nedir bu eylemin en türkçe meali... Yani, yani nedir bu son
çırpınışın mesele mahiyeti ve risale karşılığı... Yani eylem acaba şöyle,
şöyle mi demek istiyor bu durumda olan diğer çalışanlara:
"Haydi bizi boş ver, hiç olmazsa kendini düşün, biz bağırmaktan vaz
geçtik, bari hiç olmazsa kendin için susma, yani kendini düşün yahu;
kendi geleceğini, kendi değerlerini, onun için susma, kendin için yahu,
kendin için susma ve korkma"
Bu eylemdeki gizli özne kim, gizli nesne kim, gizli tümleç, gizli yüklem,
adını vermeyen gizli yetkili kim... Önce personeli yalancılıkla suçlayıp
sonra parayı bu eylemin sonunda ödeyen kim... Bu nasıl bir hastalıklı
Turizm anlayışıdır... Nezakete dayalı bir sektör bu denli bıkmış, usanmış,
canından bezmiş...
Hayır, bu bir eylem değil... Bu olsa, olsa bir kırık hava...
İnsanlığa bir hüzünlü davetiye; bir haykırış, son bir yalvarış...
Bu eylemi duyup da titremememiz, burnumuzun direğinin sızlamaması mümkün
mü; belleğimiz gibi vicdanımız da mı nasır bağladı yoksa...
|