Gerçeklerin Dili İnsan !
Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com
07.08.2007
Son yıllarda yıllarda dilimize girip yerleşen sözlerden biri
de"alt yapı" terimi. Bununla kastedilen elektrik, su, yollar vb., enerji
ve nakil vasıtaları.
Yine son yıllarda adet oldu memleket meseleleri üzerinde fikir yürütürken
söz dönüp dolaşıp bir iktisat problemi şekline sokuluyor."Sosyal
kalkınmanın temeli iktisadi gelişmedir.İktisadi gelişme de ancak alt
yapının tamamlanmasıyla olur."
Öyle mi ?
Tıpta,(invivo-invitro)terimleri vardır. Türkçesi: hayatta-laboratuvarda
demek. Sözü biraz açmaya ihtiyaç duyuyorum: Laboratuvar bulgularının
kesinlik kazanması ancak hayattaki denemelerden sonra olabilir manasına
almak lazım bu invivo-invitro terimlerini. Bu yönden bakınca:iktisadın
"Alt yapı gerçekleşmeden kalkınma olmaz" düsturu bir laboratuvar kanunudur.
Nedir bu laboratuvar?.. Teorilerin denenmesi için hazırlanmış yer.
Şartlar hayattakinden çok saf, daha net alınır. Mesela mikrop üretmek için
kültür hazırlanacaktır, o mikroba lazım olan maddeler bol bol verilir ve
tabiatıyla mikrop da kolayca çoğalıverir. Ama hayat öyle mi ya... Faydalı
ile zararlı hemen her zaman yan yanadır. Aralarında bir sürü münasebetli,
münasebetsiz daha başka varlıklar bulunur.
Mikrop üreyebilmek için bir sürü engeli aşmak zorundadır. Çoğu zaman da
aşamaz, gücü tükenir, tesirsiz hale gelir.
Evet, ilimin kanunlarını da böyle düşünmek gerekir.
Kağıt üzerinde tespit edilen doğru, laboratuvarda ispatlansa dahi, hayata
tatbik edilmesini beklemek gerekir. İktisat bir ilimdir, derler. Ne ki
ölçüden, tartıdan, tecrübeden mahrum bir ilim.Kısacası tatbiki olmaya
çalışan nazari bir ilim. O halde onun kanunlarını da bu ölçüler içinde
değerlendirmek icap eder.
"Alt yapı gerçekleşmeden kalkınma olmaz" düsturunu da hayattaki
benzerleriyle karşılaştırdığımızda gerçeğin her zaman böyle olmadığını
görüyoruz. İşte Japonya!.. Japon deneyine göre kalkınma için "Alt yapı"
ihmal edilebilir. Teori ve gerçek zıtlığı: Teorisyenleri her zaman çileden
çıkaran ve demagojilere saptıran hadise.
İnsan, insan, insan... Her yönüyle, her haliye insan!..
"Japonya'da tüketim azalmış, çalışma hızı artmış ve halk tasarrufa
yöneltilmiş." deniyor. Fakat bunlar polis kuvveti, devlet zoruyla değil,
gönül rızasıyla olmuş.
Sonuç:İşte bugünkü Japonya!..
Şu halde meseleyi şu biçimde ortaya koymak ilmi sayılmasa bile hayatidir:
"ALT YAPI İNSAN'dır."
Her hadisenin insanla başlayıp, insanda sona erdiği görülüyor. Mesele
yapıyla alakalı olduğuna göre aslolan fail'dir. Bugünkü deyişle: Yapan
esastır, yapma ve yapılan onun eseridir.
Elektriği, suyu getirecek, yolu yapacak insandır, makina değil!.. Makinayı
kullanan insan!.. Para meseleyi halletmiyor: Parayı verdim mi çalıştırırım
düşüncesi yanlış: PARAYI ALIYOR FAKAT ÇALIŞMIYOR!.. PARAYI ALIYOR FAKAT
DEMİRİ TERS BAĞLIYOR, CİVATAYI SIKIŞTIRMIYOR, YEMEĞİ İYİ YAPMIYOR VEYA
ÇALIYOR. Evet, "Para mı-insan mı"tartışmasını yapalım isterseniz.
Orta okul öğrencileri gibi. Teoriniz ne derse desin gerçeklerin dili
İNSAN'dır.
Bu toplumdaki her ferde vazife şuurunu vermeden, hangi alt yapıyı inşa
ettirseniz bir tarafı arızalı olacaktır.
Bir yirminci yüzyıl insanı düşününüz ki varlığın maddeden ibaret olduğu
noktasında karar etmiş. Maddeden başkasını da yok farzetmeyi ilmi olarak
saymış. Evet, bu yüzyıl insanının en büyük hatası maddeyi putlaştırıp
manayı yok etmeye kalkışması olmuştur.
Maneviyatı yok saymakla insanoğlu, eline geri tepen korkunç bir silah aldı:
Diyalekt!.. Yani yanıltıcı mantık.. Yapılan her kanuni yolsuzlukta, her
hileli işte her mesuliyetsizlikte bir mantığın diğer mantığı alt edişi
vardır. İlahi kanunların yerine konulmaya çalışılan bütün beşeri kanunları
her zaman bir başka beşer gücü aşar.
Şu halde gerçekleştirilecek bir tek alt yapı vardır: İnsan unsuru..
İnsanlığın kaybettiklerini, manevi değerler manzumesini yeniden kurmak,
kısacası insanı yeniden inşa etmek zorundayız.
|