Masal mı ?


Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com

29.08.2007

Anıl ERGÖZ Gün gelecek ağaç dikmek için oteller yıkılacak mı !

İnsanların insanlık ve doğa adına ;İnsanlığa ve doğaya zarar vermesini ve yol açtıkları zararlara haklı sebepler aramasını; yalanlar söylemesini cehalete, edinilmemiş bilgiye bağlardım. Bunun eğitimle düzeltilebileceğine inanırdım.

Artık böyle düşünmüyorum.

Bazı insanların dünyaya özellikle yapacaklarını yapmak için geldiklerine inanıyorum ve fekat bu insanların ömrü sebep oldukları zararlardan daha kısa ömürlü mü oluyor ne.

İnsanların verdikleri zararlarla anılmaları dünya sahnesinde ibret adına gerekli galiba.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir...

İnsanlık henüz ilkel. Bunu görüyorum; Kavgalar, hoşgörüsüzlükler, katliamlar, kendi ulusundan başka ulus tanımayan yönetimler, doğanın ritmini bozmalar hep o çocuksu ilkelikten kaynaklanıyor.

Böylesi bir teknolojiye rağmen biraz önce yazdığım cümleyi tekrarlamak istiyorum:

İnsanlık henüz ilkel. Bu sebepten dolayı da bu denli vahşi. Bu denli kendine dönük. Dünyanın insanlığa yetmediğini düşünmek büyük bir aymazlıktır. Bunun aksi mümkün olsa ,yani "bu dünya her insana her canlıya yeter"diye düşünülse ; ne açlık olurdu ne de insanlık eliyle meydana gelen diğer musibetler. Bu kadar hasta olmazdık.

Düşünceyi öğrenmeden - kavrayamadan konuşmayı öğreniyoruz. Bu yüzden de içeriği tanımadan üzerine konuşmakta, her duyguyu sömürmekte üzerimize yok. Hoşgörü üzerine konuşurken aniden küfür etmemiz bu yüzden belki de. Belki bu yüzden zeka ile kasaba kurnazlığını birbirinden ayıramayışımız.

Bu dine en yakın insanda da görülebilir,en uzak olanında da.

Kelimelerin bedelini ödemek ise hep insanlığa düşer.

Dünyanın hasta olduğu ve giderek şuurunu kaybettiği herkesin her şeyi kendi menfaatine göre kurduğu bu günlerde, aklıma ileriki zamanlara ait gelecek tahminleri geliyor.

İşte ilk örnekler:

Halkın hem parasız hem pulsuz hem de cahil bir kavim olarak kalmayacağını düşünüyorum mesela.

Taş gibi bir kütle kitle; her şeyin kendi üzerinde oynanıp durmasına izin vermeyecek. Kılından, yününden, sütünden, emeğinden ve oyundan yararlanılmasına sessiz kalmayacaktır.

İcatlar da, teknik de tüm öbür ihtiyaçlar günümüzdeki gibi eşitsizliğe ayarlı olmayacaktır.

İnsanın aya ayak basması tüm insanlığa mal edilecek bir müjde mi gerçekten... Yani dünya tıslayınca, dünyadan ilk kaçanlar o teknolojiye ve o güce sahip olanlar olmayacak mı... Bunun farkına varılacağını düşünüyorum.

Hayatlarını kolaylaştıracak insanlar yerine inatla tutup hayatlarını karartacak insanları yetkili seçmeyeceklerdir..

Geriye bırakılacak bir mavimiz, bir mazimiz olabilecek mi? Yani miras konseptinde bir yeşil, bunu kestiremiyorum ama.

Şu an için henüz bebek olan çocukların, akılları baliğ olduğunda doğanın dengesini tekrar kurabilmek adına ağaç dikmek için otel yıkabileceklerini düşünüyorum. Belki belek, bundan on yıllarca yıl sonra tekrar çam ağaçları ile dolacaktır. Bodrum, İstanbul ve diğer şehirler ve diğer beldeler tekrar yeşil, yeniden mavi... Yani doğa içinde, doğa yasalarına uygun yaşam koşullarını mutlaka sağlayacaklardır..

Yakmayacak, yıkmayacaklar, yok etmeyecekler. Vura kıra, yaka döke, öle öldüresiye,yağmalaya,yağmalaya,bir ucundan tutup kendi menfaatlerine çekmeyecekler bu ülkeyi ve bu ülkeye nasip olmuş o muazzam güzellikleri..

Üç tarafı denizlerle çevrili, yüzme bilmiyor, balık yemiyor nüfusun üçte ikisi. Bu değişecektir.

Muazzam bir bitki, sebze, meyve örtüsünün farkına varılacak ve üzerinde yaşayanlar açlıktan, dengesiz beslenmekten mustarip olmayacaklardır. Elma büyüklüğünde çilekleri, deve tabanı kadar olmuş - oluşturulmuş maydanozları da yemeyeceklerdir böylelikle.

Mutfağı dünya çapında olan bir mutfak sadece hindi ve türevlerini de sunmayacaktır ülkeye gelen yabancı misafire ve ülkesini gezen yerli misafire.

Bitki cenneti olan bu topraklardan farklı yemekler çıkaracaklardır. Araştırıp,üreteceklerdir..Her işletme sadece kendine münhasır yemekleri ile anılacaktır.Ortak yemekler yerine yeni yemekler çıkarılacaktır,ortak meze haydariden kendisine teşekkür ederek vazgeçilecektir belki de ..Taklit edip şube olmayı bırakıp ,kendi kimliğini ortaya çıkaracaklardır aşçılar ve hizmet verdiği işletmeler..

Otele yakın köylerden muhtar onayıyla seçilen gençler garson yapılmayacaktır.Bir servis sadece bir iş olarak görülmeyecek ;jest ve mimik üzerine kurulu bir sunum olarak düşünülecektir..İçine duygu katmayı becerebileceklerdir.

Eve alınması dahi çok kolaylaşan Haccep belgesi üzerine konuşmalar yapan otel sahipleri,otel yöneticileri bu gençleri guantanamo koğuşlarında kan ve ter içinde yatmaya mecbur etmeyeceklerdir.

Değişecek çok şey olacak şüphesiz ama sözün özü:

Her işletme kendi öz tarzını yaratacaktır.Yemeği ile, kıyafet seçimi ile, müzik dinletisi ile. Her albüm öncesi birbirleriyle dalaşan ve meramlarını ille de soyunarak ifade eden ve hiçbir derinliği olmayan "Magazin laboratuarı" canlılarının müziğini de dinletmeyeceklerdir.

İlişki odaklı değil iş odaklı bir çalışma ortamı sağlanacaktır.

Öyle ya ibret alabilecekleri onca şey olacak geçmiş yaşamlardan.

Bizim, iki ucu yanık olan bu eşkıya zamana isabet eden hayatlarımızı okullarda tarih derslerinde ibretle okuyacaklardır nasılsa.

İnsanın egosunun biçim değiştirmesine şahit olacağımız günler o denli uzakta değil artık. İnsanlığından utanmayan bir yaşam da görecektir bu yaşlı dünya, bu kesin...

Bu ülke inlemeyecektir gelecekte..





Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net