MANTIĞIN BİTTİĞİ YERDE TÜRK TURİZMİ BAŞLIYOR... HERŞEY DAHİL !!


Anıl ERGÖZ
anilergoz@yahoo.com

15.08.2006

Anıl ERGÖZ Biz, aslında kimiz? Biz’im diyeceğimiz insanlar bizim için neler üretmiştir? Ne gibi gereksinimleri tasarlamıştır? Gereksinimin ne olduğunu ve açılımlarını yapabilir misiniz ? Tasarlarken hangi metodlar uygulamaya konulmuştur? Etkileri ve yan etkileri nedir ? Neden bu ülkede turizm bilimsiz, metodsuz, felsefesiz ve zavallı ? Neden habire sorun üretenler hep etkili ve yetkiliyken çözüm üretenler hep etkisiz ve yetkisiz kalıyor ?

Turizm Bakanının uyuması üzerine mizahlar yapan topluluk, kendi aymazlığı için ne diyebilir?

Taklit yeteneği gelişmiş bir millet olduğumuzu, yaşadığımız hayatta görüyorum. Herşeyi aslından daha iyi taklit dahi edebiliriz.

Avrupa bizim için numune merkezidir. Her sözümüzde her iş başlangıcımızda Avrupa’yı gezer, Avrupa’da şunlar yapılmış, deriz; Kopyalar ve başlarız.

Mantığın bittiği yerde türk turizmi başlıyor.

Avrupa’yı örnek aldığımız sürece, fikir üretmek yerine şube olmayı yeğleriz. Belki kapasitemiz yetmiyor.Belki zihniyetimiz. Belki her ikisi birden. Belki sadece bu kadarız.

Her alandaki bir sorunu, her durumu, her meseleyi besleye büyüte ve her nedense, nasıl beceriyorsak bu kıvama, yani:tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan kıvamına getiriyoruz. Sonra da birbirimizi yiyoruz. Vatan bölünmez bir bütündür diyen zihniyet veya kapasite bir türlü “Her mesele bölünmez bir bütündür” şiarını edinemiyor. Hayatı, sorunları tavuk-yumurta açmazında düşünmek, ille de ya o,ya bu diye birini seçmek taa taş devri halimize kadar gidiyor. Neden özgün olamıyoruz? Neden “biz“ olamıyoruz? Tüketim toplumu dünyasında herşeyin modasının ne denli çabuk geçtiğini, sona erdiğini görüyor muyuz? Tüketim toplumu insanları artık kadın vücudun da suşi yemekte. Değişiklik olması adına gelen müşterinin garsonu yumrukladığını duymaktayız. Çıldırı hali. Demek oradaki üretim çeşitliliği de tükenmekte ( BUNLAR NASIL ÜRETİMLERSE?).

Ayrıca turizmi, kültür girmeden turizmin girdiği yerlerden ibaret olarak sayanlar var. Antalya’nın mazisi nedir? Fethiye’ye gittiğiniz zaman halen kafa yapısı mağara olan insanlar ile karşılaşabiliyorsunuz. Gelene bön bön bakıp rahatsız eden bir zihniyet turizme nerede nasıl katkı sağlar? Burada sözü geçen “katkı" “bir çimento renklendiricisi olabilir mi?

Siz altyapınızı halletmedikten sonra, deniziniz kirlenmeye yüz tutmuşken çöpleri öğütemedikten sonra adeta kan içmekten uçamayan sivrisinekleri yok edememişken Avrupa şunu yapıyor, Avrupa bunu yapıyor, bizim Bakanımız uyuyor, spot cümlesi ile bahane ve mazeret üretip duralım. Biri de çıkıp isim vererek şu işletme, şu sebeplerden dolayı turizm yapmamalı, demiyor. Köşe yazarlığı ile esnaflık arasında paralel bir bağlantı var sanıyorum. Kendi ürettikleri yerine halkın duymak istedikleri yazılıyor. Çoğu kalem cahili. Ya da...

Kara para aklama ile turizm olursa parayı aklayan binanın arazisi ve içiyle ilgilenir haliyle; Servisi kimin yaptığı ile değil. Bu yüzden yabancı dili Türkçe olan vatandaşlarımızı da o tesislerde görebiliriz. Ya da yalakalığı sanat haline getirmiş yöneticileri de... Turizm lisesi mezunları diğer okullarda bir şey yapamadıkları için mi okuyorlar turizmi... Ya da aile ilgisizliği yüzünden mi ? İşte, tam burada bir soru geliyor aklıma: Turizm kelimesi beyinlerde nasıl bir karşılık buluyor? Turizm nedir? Çok içmek mi? Çok konuşmak mı? Disiplinsizlik mi ? Sevişmek mi ?

İnsanlar doğar,insanlar ölür... Hükümetler gelir, hükümetler gider... Değişmez taka tuka... Yazar, çizer dururuz, ta buramıza gelir ama tık olmaz... Ufacık bir sorunu daha çözmüş değiliz...Peki, ama öyleyse bu memleket, bu insanlar nereye yaşar bu hayatı... Dünyaya sorun üretmek üzere mi geliyoruz... Hep aynı sorunlar, sonra bağımlılık ve alışkanlık mı yaratıyorlar... Yaz-çiz, verem ol, geber... Bu ne biçim hayat felsefesi...

Var mı bu hayatın mantığı, felsefesi... Torunlarımıza ne çok şey bırakıyoruz farkında mısınız... Yani sorun yumağı olarak... Hep bir yere geliyoruz, kendimize gelemiyoruz...

Biz Avrupalı değiliz. Öncelikle bunu anlamalıyız. Kültürümüzü işleyerek ortaya çıkarmalıyız; Sap ile samanı birbirinden ayırarak.

Anıl Ergöz'ün önceki yazıları

YAPISAL ÇÖZÜM MODELLERİ
TURİZMİN KELİME DAĞARCIĞI



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net