Peki, nedir bu turizm ki hep naçar kaçarken
Anıl ERGÖZ
0 555 291 31 26
anilergoz@yahoo.com
11.02.2007
Diyalektik icabı,aynı derede iki kere yıkanamazken, aynı yerde, aynı durum
ve biçimde iki, üç, hatta katları şeklinde sıkıntı çekmek neye delalettir...
habire ve durmadan kendini tekrarlayan bu sıkıntı, bu ihmal, bu suistimal,
biraz kadercilik tonları taşımıyor mu...
Habire ve hiç durmadan kendi kendisini tekrarlayan bu turizm ne kadar
orijinal, haysiyetli ve şahsiyetli bir turizmdir ki çürütüyor,
olgunlaştırmıyor... yıldırıyor, erdirmiyor...güzelleştirmiyor, verem, kanser
ediyor... eksiltiyor, çoğaltmıyor, lakin sinirleri bozulmuş, gıdıklasan
gülecek... Turizm canından bezmiş, bizim canımız hüzüne müebbet... bu
hüzünde trajedi yok, ruh yok...
Aynı derede iki kere yıkanamazken, aynı memlekette, aynı hayatta, aynı ömürde,
aynı kişilerde, bunca aynı sıkıntı olacak şey mi?
Bu turizm bir meziyet midir, yoksa bir eziyet mi?
Bu turizmde sado-mazo bir yan var... "Off ulan of" derken sanki
içinden bir "Oh" çekmekte..."Ohh be" derken de sanki bir "Of "çekmekte...
Bu turizm tanımsız... Bu turizm gak guk, hık mık, kem küm, cık cık... Bu
turizmden adam olmaz... Bu anlayıştan da adam gibi turizm çıkmaz... Sıkıntı
delisi olmuşuz biz... Hoşumuza gidiyor acılanmak.
Bu turizm anlayışı neresine yaşıyor, onca sıkıntıyı ve dramı...
"Nasıl yapmalı?" diye sormanın sırası mı veya "Nasıl yapmıştık?" diye
hatırlamanın asıl zamanı mı...
Çare o kadar uzakta mı... Yoksa yanımızda, yöremizde, içimizde, toplumsal
belleğimizde ve yeter ki kararmasın olan o sol mememizin altındaki cevherde
mi...
Çare nerede?..
Anıl ERGÖZ'ün Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
|