|
Yalnızlığın 17 Türü
Ayşegül D. Müstecaplıoğlu
aysegul@pranadanismanlik.com
20.03.2007
Başlık sevgili arkadaşım Ertuğ Uçar'ın aynı isimli öykü kitabından.
Türkiye'deki bir çok deniz fenerini gezen ve bunları yalnız titiz bir
mimar gözüyle değil, aynı zamanda gönül gözüyle de gören dostum, hem
çizmiş hem yazmış.
"Uçsuz bucaksızın hakimi fenerci, kısıldığın yer evrenindir."
Alef Yayınevi'nden çıkan kitabın 14. sayfasında Alanya Feneri var. Hikayeye yukarıdaki başlığı yazmış.
Ben de yirmi yıla yakın bir zaman Alanya'da yaşadım. Bu yüzden Alanya
fenerini adeta öykünün kahramanı olarak okudum. Tabii benim görselimde
etrafta küçük çıngıraklarıyla otlayan dağ keçileri de vardı. Gerçek ile
kurguyu ayırt edebilmek, zihnin oyunlarını ayrıştırabilmek mümkün değil.
Zamana yenik düşüyor zihin.
Kendi biricik yalnızlığının çıkışını, kendini dış'a odaklamakta buluyor
insan.
Kitabın kapağındaki Taşlıkburnu Feneri Antalya'da gemileri falezlerden
falezleri de gemilerden koruyor.
Karanlıkta karşılaşarak birbirlerine ışık tutan gemi ve fener;
birbirlerinin yollarına çıkan insanların hayat hikayelerine gönderme
yapıyor.
Bir Antalyalı olarak ilk hikayede önceliği memleketine vermiş…
"Kuleden görünenler, gözlerinin; kulenin içi bedeninindir."
İnsanoğlu tüm yaratılmışların içinde en zekisi.
Kortex geliştikçe duygu ve davranışlarda gelişiyor.
Bu gelişmişliğin bir de toplum arasında kader diye bilinen -sorumluluğu
başkalarına yükleme, böylece sorumluluktan kaçıp rahat etme- yan etkisi
var.
İlkbahar doğanın burnunda taptaze bir canlılığı tüttürürken ülkemizin en
kalabalık caddesi olan İstiklal caddesi'nde yürüyorum.
Sağımdan solumdan kimi kez bana çarparak baş döndüren bir insan seli
akıyor.
Bu deli havalarla iyice dönen başımı kaldırıp medeniyetlerin üst üste
yazıldığı binalara bakıyorum.
Bu kitabın yazarı ve mimar ekibi, birkaç yıl önce "İstatistiklal" adı
altında bir çalışma ile bu cadde üzerindeki binaların haritalarını
tarihlerine göre enfes bir görsel sanat ile Siemens Sanat Merkezi'nde
sergilemişti.
Yaşadığı yere ve yaşama sahip çıkma işte böyle bir akıl ve gönül gözü ile
görme; gördüklerini paylaşma ve aktarma gerektiriyor.
Yaşamda hem kendi içimizde hem de dış dünyada yol alırız. Çevremizi
algılarken bu algıların içimizdeki birikimleri kişilik dediğimiz yapıyı
oluşturur.
Toplumsal kimlik bulanıklığı, içinden geçip gittiğimiz yerleri ve insanları
anlamaya çalışarak aydınlanır.
Geçen yıl aynı yayınevinin "Rüya Arızaları" adlı kitabını da yayımladığı
olan dostum Ertuğ Uçar'a içinden geçtiği medeniyete tutuğu fener için
huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.
Ayşegül Müstecaplıoğlu
Ayşegül Müstecaplıoğlu'nun Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|