|
Entelektüel Sermaye
Ayşegül DENİZCİ
aysegul@pranadanismanlik.com
30.06.2007
"Dünya önce sallandı, sonra dengesini buldu."
Maurice Blanchot
Geçenlerde bahsettiğim düş toplumundan "Geleceğin unvanları" bölümüne
geçiyorum.
Aklıma 1980'li yıllarda, Alanya'da yaşadığım eğlenceli hikayeler
geliyor. Otelin çalışanları, gelen alman teyzelere "Aşık" oluyorlar…Ama
konuşarak anlaşacak yabancı dilleri yok.
Sayın Nizamettin Şen Bey'in sözünü ettiği iletişim ağının öngörüsü bile
Alanya'ya gelmemiş daha. Mektupların el ile yazıldığı çağdayız.
Otelin bıçkın delikanlıları mektuplar için bizim dükkana geliyorlar.
-Seni seviyorum diye yaz… Ayakkabı istediğimi ve ayaklarım 40 numara
Adidas, kot pantolon da getirsin, yaz.
Gönlümden geldiği kadar romantik bir "Aşk" mektubuna çeviriyorum alışveriş
listesini.
Türkçesini anlatırken gözleri ışıldıyor oğlanların, başlıyorlar kadınlarla
geçirdikleri gecelerden detaylar vermeye. Hop buraya kadar bizim
tercümanlık servisi.
Boom filminde, dünyalar güzeli Elizabeth Taylor
(terasta masadan kalkıp diğer köşeye yürüyerek)
-Az önce masadaydım. Şimdi tarih oldu. Yazı yazdığımızda hep geçmişten
bahsederiz o halde, demişti.
Yazarak bir geleceğe ulaşmanın zorluğundan bahsedip bu sıcaklarda ağır
felsefelere dalacak değilim.
Şunu söylemeliyim acizane…"Kim"e yazdığını bilmeden yazmak gülünç duruma
da düşürebiliyor insanı. Daha da zor olanı ise tam olarak anlaşılmak.
Her biri underground hikayeler olarak klavyemden fırlayıp çıksa, fosforlu
kelebekler kadar ışıldayabilecek anı birikmiş hipokampüsümde.
Almanya'dan, çok eski bir dostumdan gelen e-card'ı okuyunca işte bu
hikayelerden uçuştu zihnimde.
Ama artık kimsenin ne okuyacak, ne de bu duygu durumlarını hissedecek hali
var.
Bunların yerine…
Her türlü duygu durumunu, resim ve yazı ile anlatabilen, hazır elektronik
kartpostallar var.
Şimdi kim bilir ne e-card'lar gidiyordur, duygular niyetine… Her hafta
değişen turist kafilesi ile değişir bizimkilerin e-card listesi.
Örneğin, kızıl saçlı idiyse bir önceki haftanın hatun kişisi, hazır
e-card bu saçlara yazılmış yapış yapış bir duygu yumağı… Kendi ve
karşındakinin e-mailini yazmak yeter, tek tuşla gönder gitsin.
Bu hız dünyası işte böyle yeni iş kollarını icat etmede.
Artık firmalarda şöyle unvanlara rastlamak olabilecek diyor Rolf Jensen.
-akıl ve moral müdürü
-yetenekli insanları kazanma müdürü
-kültür takımı lideri
-hayalgücü baş memuru
-ilerleme baş yetkilisi
-sanal gerçeklik yetkilisi
-mesaj yayma şampiyonu
-şirket geleceği müdürü
-yaratıcılık bilimcisi
-soyut servet bilirkişisi
-entelektüel sermaye potföy yöneticisi
-baş hikayeci
-yardımcı iknacı
-görselleştirmeci
-motivasyon soytarısı
"Bilgide yitirdiğimiz bilgelik nerede?" diye sorması gibi Bernard
Shaw'ın.
İş dünyasında eğitimler bilgelik üzerine kuruluyor bu yüzden.
Kronik ağrılarının bunalımlarını bastırmalarından kaynaklandığını fark
edemeyen bilgi çağı insanına bilgeliği anlatmak giderek zorlaşıyor.
Yeni jenerasyon ilaçlara bakınca da çağımızın insanının içinden geçtiği
hayat hikayelerini sezmek olası.
Prozak ve viagra servisi, bir kavalın sesinde, koyunların çanları ve
vadinin rüzgarı eşliğinde portalından taze taze geliyor günlük e-posta
kutularımıza.
Tabii çok zor tarlalar, şimdi bizim nüfus yoğunluğumuzun çoğunu oluşturan
genç köylülerimize.
Elbette istihdam için eğitilmeleri gerek.
Düşünüyorum boşuna…
Yüreklerini bozguna uğratmadan onlara "düş"lerini verebilecek miyiz?
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|