Yerli turistle tatil yapmak
Bülent Ecevit
Tatil nedeniyle yüzde 100 doluluk yaşanan Antalya ve çevresinde 5 günlük
tatilde "Herşey dahil" tatil köylerine kapananlarla beraber olduk, onların
eleştirilerini dinledik. Köprülü Kanyon’da raftingi tercih eden macera
ruhlu tatilcilere sohbet edip Side Doğa Gönüllüleri’nin Sorgun Ormanı’nda
gerçekleştirdiği temizlik ve uyarı eylemine katıldık.
Tatil köyünün güzel ve eğlenceli bölümü animasyonlara katılmaktı.
Özellikle dart yarışması havuz başındakilerin ilgisini çekiyordu ama
şikayetler de vardı; mesela yemek ve içecek alma kuyruklarında bekleyenleri
dinlediğimizde “Ne bu kardeşim izci kampı gibi kuyrukta bekliyoruz. O kadar
para veriyoruz biz yaa,” diye yakınmaları duyduk. Pek haksız değillerdi.
Plaj havlusu alabilmenin bile saatleri vardı. Öyle istediğiniz zaman gidip
alamazsınız.
Side’de 900 yataklı bir tatil köyü “Full” doluydu. Bayramla birlikte uzayan
tatil nedeniyle Türk tatilciler yabancılardan fazlaydı. Zaten otoparkı da
yetmemişti, tesis dışına taşan araçların plakalarına bakınca konukların
daha çok Ankara, İstanbul, Konya, Adana’dan geldiği anlaşılıyordu.
TATİLİ ÖĞRENİYORUZ
Türk usulü yemekler ağırlıktaydı ve tadından memnun olmayan yoktu. Meyva
suları ise bence tamamen “Renkli su”ydu. Adını aldığı meyvenin tadını bile
hissedemedik. Ankaralı işadamı, Buğra Kaynak Makinaları’nı üreten
fabrikanın sahibi Asım Pıtlak, ülke çapındaki bayileriyle birlikte tatile
gelmiş; “İş arkadaşlarımla birlikte yorgunluklarımızı atıp ailecek
enerji depoluyoruz.” dedi ve devam etti: “Pek tatil bilmezdik ama artık
öğreniyoruz ve anlıyoruz tatilin kıymetini.”
İzmir’den Mehmet Tunç, Konya’dan Fikri Menteş, Adana’dan Erdal Zeytun ile
sohbetlerimizde birkaç yıldır aileleriyle birlikte tatile çıkmanın tadını
aldıklarını ve her yıl da bunu tekrarlayacaklarını vurguladılar.
İşletmelerin hizmetlerini ise herkes değişik yorumladı.
“GÖREVİMİZ EĞLENDİRMEK”
Animasyon etkinlikleri, sezon sonuna gelindiği için azalmıştı aslında ama
dart oyunu havuz başında en çok ilgi çeken etkinlik oldu. Animatör Eray
Aksoy 19 yaşında. Tatil köylerinde çalışarak günlük konuşmalarla
anlaşabilecek kadar Almanca, İngilizce ve Rusça öğrenmiş. “Görevimiz
eğlence, tatilcileri eğlendirmek, mutlu etmek” dedi ve devam etti:
“Biz Türkler eğlenmeyi bilmiyoruz. Çok zorlanıyoruz bizimkileri
eğlendirirken. Hatta fırça yiyoruz, korkuyoruz ters birşey yaparlar diye.
Hollandalılar ile çok iyi anlaşıyoruz. Sonra İskandinav ülkeleri ve
Almanlar geliyor rahatlık sırasında. Günde kaç saat çalıştıklarını sordum,
Animatör Onur cevaplandırdı; “Ooo, 15-16 saat olur kesinlikle. Sabah
dokuzda başlarız, gece 1-2’yi bulur. Yine de şikayetçi değiliz. Biz de
eğleniyoruz çalışırken.”
Sorgun ormanı sahipsiz değil
Sideli arkadaşım Mehmet Gülcü’den bin sms aldım, şöyle diyordu: “Side Doğa
Gönüllüleri Sorgun Ormanı’nda çevre otellerin de katkılarıyla düzenleyeceği
çevre temizliği ve piknik etkinliğine bekliyoruz.” Yakınlarda olunca hemen
gittim. Leyla ve Devrim adlı çocuklara ağaç kostümü içinde dolaşıyor ve
“Bizi kesmeyin bizi kesmeyin,” diyordu.
Doğa Gönüllüsü Mehmet Gülcü, Sorgun Ormanı’nın golge kurban edilmemesi
gerektiğini anlatıyordu. Manavgat Belediyesi’nin açtığı dava Danıştay’da
onay bekliyormuş. Aslında Belediye açtığı davadan çekilmiş ‘Feragat’
etmişti ama Danıştay “Bu aşamada feragat olmaz” deyip davanın devam
ettiğini bildirmiş. Gülcü “İşte, bunu bekliyoruz. İnşallah orman lehine
bir karar çıkar bu güzelim orman kurtulur, Sideli turizimciler de
tatilciler de Sorgun’u ve Side’yi sevenler de rahat eder.” diye konuştu.
Sorgun Muhtarı Hasan Uçar’da etkinliğe gelmişti. Uçar ve Doğa Gönüllüleri Sözcüsü
Ali Yükser, bölgede 18-20 bin dolayında yatağın bulunduğunu çevreyi, ormanı
yok ederek, kapatarak turist ağırlayamayacaklarını anlatıyordu. Sorgun
ormanının etrafının çitle çevrilmesini istiyor ve piknik alanı olarak
kullanılacak bölgenin de dar ve kontrol altında tutulmasını istiyorlardı.
Sözcü Yükser “Bu orman için ‘sahipsiz’ diyerek yok etmenin yolunu
yapıyorlar. Sahipsiz değil çok sahibi var bu ormanın,” derken Necla Eteş,
oğlu Onur Eteş ve kızı Işıl Eteş Kalafat, hemen söze girdi: “Biz buraları
hiç bilmezdik ve Ankara’dan Sorgun ormanının kurtarılması için destek
verdik ve geldik gördük ki doğru birşey yapmışız.”
Fotoğraf Sanatçısı Ali Barut, Sorgun’daki kuş çeşidinin çok fazla olduğunu
ve araştırılmasının, envanterinin tesbit edilmesi gerektiğini vurguladı.
Ormanda çektiği kuş fotoğraflarını da arşivliyor kendi olanaklarıyla.
Sorgun Ormanı’nın geleceği ne olur bilinmez ama Side Doğa Gönüllüleri’nin
bir andı var: “Bir tek ağacın bile pazarlığını yapmayacağız...”
Maceraseverler rafting yaptı
Yağmurların ardından Köprülü Kanyon’un suyu soğuk ve bulanıktı. Yine de
yerli-yabancı birçok maceraperest gelmişti. Şerafettin Kanmaz'ın
rehberliğinde Gaziantep Kızılay Kan Merkezi Müdürü Gökan Özboz ile Diş
Hekimi Taner Özcan ve Alanya’dan esnaf Ahmet Tombul, başlangıç noktasından
bota binip 13 kilometrelik maceraya başladı.
Gökan Özboz, birkaç kez gelmiş ve raftingin heyecanını yaşamış; “Stres
atmanın en güzel yolu bence. Takım ruhunu aşılıyor, insanların birbirlerine
güven duymalarını sağlıyor. Gençlerin kesinlikle bu macerayı tatması lazım.
Doğayla mücadele ediyorsunuz. O gücü ve büyüklüğünü görüyorsunuz.” diye bir
çırpıda duygularını açıkladı.
Ahmet Tombul “Ben aslında yüzme bilmiyorum ama yine de bu macerayı
hissetmek yaşamak istedim,” diye konuştu. Küçükken denizde boğulma
tehlikesi geçirdiği için hep kaçmış yüzmekten. Bunu yenmeye çalıştığını
söyledi.
DUYGU SÖMÜRÜCÜLERİ
Selge ve Beşkonak köylerinden birkaç aile çocuklarıyla birlikte gelmiş,
ziyaretçilere birşeyler satabilmek için uğraşıyordu.
Tarihi köprüyü geçer geçmez önümüz kesildi. 3’ncü sınıfa giden, 10
yaşlarındaki Fatma Geder elinde kolye, takı vs gibi malzemelerle duygu
sömürüsü yapıyordu. Anne ve babası da az ileriden seslendi; “Üzmeyin çocuğu
alıverin işte üç-beş liralık bişey.”
Az ileride yine bir kız çocuğu akarsudan yakaladığı balıkları gösteriyordu.
Çekindiği için “Babam getirdi bunları biz tutmadık” dedi ve koşarak
uzaklaştı.
Bülent Ecevit'in Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazısı
|