Alanya'da geçmişe özlem
Bülent Ecevit
becevit@hurriyet.com.tr
20.01.2008
Sibirya soğukları her yeri dondururken Türkiye'nin muz üretim alanı ve turizm merkezi Alanya'da parklar ve sahiller güneşin tadını çıkaranlarla doluydu.
Çarşıdaki birçok işyeri zarar ettiği için kapısına kilit vurmuş.
Kışı kapalı geçiren otellerin binlerce personeli ise işsiz geziyordu.
20-25 yıl kadar önce muz ve narenciye bahçelerini bozup turizmi tercih edenler "Tarımın iyi günleri oluyordu," diye geçmişe özlem duyuyor.
Alanya sahili boyunca sıralanan parklarda dolaşırken turizme hizmet veren işyeri sahibi, esnaf aile Serap ve Utku Geleş çiftiyle karşılaştık.
Geleş Çifti, yeşil alanların zamanla yok olmasına üzüldüklerini anlattı.
Utku Geleş şöyle devam etti:
"Muz bahçeleri bozuldu, yerine cami, otel veya konut binaları yaptılar. Narenciye ise yok gibi birşey artık."
6 yaşında, Ayşegül isminde çocukları olduğunu anımsattı Serap Geleş ve "Okula başlayacak ama sıkıntı var bu konuda. Lütfen yazın da ilgililer duysun, bilsin." dedi.
Çocuklarının iyi eğitim alabilmesi için şimdiden okul araştırmasına giren Geleş Ailesi'nin anlattığına göre okul azlığı nedeniyle Alanya'daki hemen bütün okullarda 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriliyormuş.
YİYİP İÇMEYE GELİYORLAR
Turizme yönelik çalışan bir esnaf olarak sektör ile ilgili düşüncelerini sordum Geleş çiftine.
Avrupa-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hüseyin Baraner'in esnafın ve turizm personelinin durumunun dış basına yansımasıyla ülke imajının zedelendiğine işaret ettiği "Başbakan'a açık mektubunu anımsattım.
Utku Geleş "Doğru, hepsi doğru. Yıllardır aynı sıkıntılar vardı zaten. Bizim esnaflığımız yeni sayılır. Eşimle ben de turizm personeliydik. Esnaf kan ağlıyor. 50 euro cebine koyan Türkiye'ye geliyor. İşletme sayısı da fazla olunca pay azaldı. Bu yıl daha vahimdi, esnaf çok zarar etti." diye özetledi durumu.
"Her yıl gerileme var," diye söylendi Serap Geleş ve şöyle devam etti:
"Ülkemizi tercih edenler gezip görmeye değil, yiyip içmeye geliyorlar."
GÜNDE 18 SAAT
Turizm personelinin kış aylarında işsiz kalmasına yönelik çok söyleyecekleri vardı Geleş Çifti'nin.
Kısaca şunları vurguladılar:
"Turizm işçiliği zordur, meşakkatlidir. Öyle sanıldığı gibi rahat değildir. Bir kere 12-13 saat çalışırsınız. 18 saat bile çalışıldığı olur ve çoğunun karşılığı da yoktur. Kasım ayı geldi mi binlerce personel kapı dışarı edilmiştir. En azından sigorta devam etse razı olur turizm personeli. Altı ay boyunca işsiz kalacak ve bu süre içinde geçinebileceği birikimi de kesinlikle olamıyor."
Araya girip "İşsizlik sigortası" diye hatırlatmada bulundum ve anında yanıtını aldım: "İşsizlik sigortası alabilmek için son iki yıl boyunca kesintisiz çalışmak gerekiyor. Bu şarta uyan turizm elemanı yok ki."
MUZ GİTTİ TURİZM GELDİ
Alanya Kalesi'nin batısında kalan Kleopatra Plajı'nın hemen arkasında sıralanan turistik tesisler Kleopatra Oteller Birliği'ni oluşturmuşlar.
Başkan Mustafa Kahya ile otelinin küçük bahçesindeki muz ağaçlarının arasında sohbete devam ettik.
Kahya 1988 yılında profesyonel olarak turizm işine başladıklarını söyledi ama ondan önce muz bahçelerinin arasındaki evleri pansiyon olarak kullanıp "Memur Turizmi" yapılırmış.
"Turizm mi, tarım mı diye tercih noktasına gelince tercihimiz turizm oldu tabii," diye 20 yıl öncesini anlatmaya başladı Mustafa Kahya:
"Alanya'yı önce Avrupalılar keşfetti. O zamanlar 'Hippi' dediğimiz, yani otostopçular geldi. Sonra karavan turizmi gelişti. Charter uçuşları başlayınca daha da ilgi çekti Alanya, bilinilirliği arttı, çok ilgi çekti."
"O günkü tercihinizden bugün memnun musunuz" diye sordum, şöyle karşılık verdi:
"Tarımın da iyi olduğu dönemler vardı ama turizmin her şeyden önce ülke ekonomisine katkısı iyi, nakit akışı fazla. Hani 'bacasız sanayi' filan dendi bir dönem. İstihdamı tarımdan fazla oldu tabii. Sosyal güvenlik filan da düşünürseniz, tarımla ilgilenen herkes turizmden yana tercih kullandı. Tarımı su bulunan her yerde yapabilirsiniz ama turizmi her yerde yapamazsınız."
ESNAF İŞİ BİLMİYOR
32 otelin oluşturduğu Kleopatra Oteller Birliği Başkanı olarak Mustafa Kahya'ya esnafın yakarışlarına karşı ne yapması gerektiğini sordum.
Kahya "Esnafın durumunun turizmle bir alakası yok ki. Kendisiyle alakası var. Esnaflık ihtisas işidir. Her önüne gelen birşey satmak için iş yeri açarsa böyle olur. Bir kere satacağın malı iyi bileceksin. Bilse sıkıntıya girmez. Bilenler de kazanıyor zaten. Kusura bakmasın esnafımız işi bilmiyor," diye karşılık verdi.
Kahya devam etti: "Biz de müşteri getireceğiz diye çaba gösteriyoruz. Kolay değil ki. Biz de bir ürün sunuyoruz burada. Otellerimize gelen misafirlerimiz çarşıya da çıkacak elbette. Para harcayacaklar, harcasınlar hatta, gözümüz yok ki."
"Turizmde fiyatlar düşükse o da bizim kabahatimiz," dedi Mustafa Kahya "Ağlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Ticaret bu, hizmet bu, fiyat bu. Kaliteli hizmet verirsen ona göre müşteri gelir." diye de devam etti.
"Rekabet" diye bir hatırlatma yaptım hemen karşılığını verdi:
"Sadece biz turizm yapmıyoruz. Dünyada bizim ayarımızda bir çok bölge var. Onlarla da yarışıyoruz. Rekabet kendi aramızdan çok oralarla yapılıyor."
HER ODAYA İKİ MUZ
Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney'i ziyaret ederek muz hakkında biraz bilgi edindik.
10 yıl öncesine göre muz üretim alanı azalmış ama gelişen tarım teknolojisi ve serada muz üretimi başlayınca üretim miktarında bir eksilme söz konusu olmamış. Yılda 40-45 bin ton civarında muz üretimi gerçekleşiyor.
Güney'in yakınması beş yıldır muz fiyatının aynı seyretmesi oldu.
Turizm sektöründen umduğunu bulamayanların, muz üretmeye başlayanların da olduğunu vurguladı Başkan Hüseyin Güney. Su sıkıntısı yaşandığı için yapımı devam eden Dim Barajı'nın bitmesini beklediklerini anlattı. Muzu sade meyve olarak değil de değişik işlenmiş ürün haline getirmenin formülleri üzerinde araştırmalar yapılıyor.
Güney'in turizmcilere bir önerisi var: Alanya muzunun marka değerini artırmak için, her odaya iki adet muz konulmalı ve "Alanya Muzu" olduğu vurgulanmalı.
ALANYA PARİS Mİ?
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim'i ziyaret etmeden Alanya'dan ayrılmak olmazdı. Çaylarımızı yudumlarken Dim'in telefonu çaldı, arayan Vali Alaaddin Yüksel idi.
Mehmet Ali Dim, sahibi olduğu Yeni Alanya Gazetesi olarak yaptırdığı okulun bir buçuk yıldır açılamadığından yakındı.
Çok değil, birkaç saat önce turizm esnafı Geleş Ailesi'nin okul azlığı iddiası aklımıza geldi.
İlçede turistik sandalye sayısının çokluğunu dile getirdi Dim ve "Burası Paris mi, bu kadar çok lokantaya kim gidecek." diye sağlıksız yapılanmadan söz etti.
Gazipaşa Havalimanı'nın Alanya'yı nasıl etkileyeceğini sordum "Anamur, Gazipaşa ve Alanya'yı bir adım yükseltir." diye karşılık verdi.
|