Kalkan'ın villaları 'korsan otel' oldu
Bülent Ecevit
Yazara ileti
02.03.2008
Akdeniz'in küçük tatil kasabası Kalkan'da güneşli bir gün vardı. Çoğu işyeri kapalı, dar sokaklar ıssız, masmavi deniz pırıl pırıldı. Son yıllarda konut alıp yerleşen ve 'Hemşeri' olan İngilizler, Kalkan'ın dik sokaklarında evcil hayvanlarını dolaştırıyordu.
Halkın 'yabancı' hemşerileriyle birlikte yaşamaktan bir şikayeti yoktu ama sitemleri çoktu. Sayıları yerli nüfusun neredeyse yarısına ulaştığı İngilizlerin 700 kadar lüks villa ve konutlarını haftalığı 500 ile 1500 pound arasında kiralayarak "Korsan otelcilik" yapmasından şikayet ediyorlar. Esnaf ve turizmciler bu durumdan olan mağduriyetlerini dile getirdi.
Son yıllarda Kalkan'a yerleşen ve konut alan İngilizlerin sayısının 2 bine ulaşmış neredeyse. Kafede karşılaştığım ve beş yıldır Kalkan'da ikamet eden İngiliz Gareth ve Carys Roberts Çifti "Epey kalabalık olduk buralarda," diye bilgi verdi. Emekliliğinin ardından ev alıp yerleşen yaşlı çift, güneşin tam karşısına oturmuş içkilerini yudumluyordu.
KİRALIK VİLLA
"Nasıl karar verdiniz Kalkan'a yerleşmeyi" diye sordum "Hiç Türkiye'ye gelmemiştik. Yunanistan'a gitmiştik daha çok. Sonra Türkiye'yi keşfettik. Ve Kalkan'ı tanıdık sevdik. Broşürlerden inceledik, tur acentelerine sorduk. Ve 5 yıl önce ev aldık. Yılda üç kez birer ay gelip kalıyoruz" karşılığını verdiler.Kullanmadıkları dönemlerde evlerini kiraya verip vermediklerini öğrenmek istedim, "Arkadaşlarımıza kiralıyoruz. Onlarda gelip kalıyorlar, tatil yapıyorlar" dedi.
Roberts Çifti, Kalkan'ı tercih etme nedenlerini "Havası güzel bir kere. Doğası çok özel. Dostluklar, cana yakın arkadaşlıklar var. İnsanları güzel. Türk kültürünü de yaşıyoruz görüyoruz ve sevdik. Çocuklar ve torunlarımız da geliyorlar. Beş torunumuz var ve Kalkan'a aşıklar neredeyse," diye açıkladılar.
Likya Cafe'de iki İngiliz arkadaş Linda Moore ile Wendy Ogden Starkel 'kahve' için buluşmuşlar. Kalkan'ın sahipsiz kedi ve köpekleri masanın etrafında dolaşıyordu. Özellikle kediler sevgisini kucaklarına atlayarak gösteriyordu. Moore "Biz İngilizler çok şımarttık bu hayvanları," dedi. Dokuz yıl önce Kalkan'a tatile geldiğini, sonra da Türk eşi Ertan Kör ile tanışıp dört yıl önce de evlendiklerini anlattı. Türk yemeklerini yapmasını da öğrenmiş. İmam bayıldı, kuru fasulye, menemen gibi yemekleri yapabiliyor ama dolma ve yaprak sarmasını yapamıyormuş. "Onları da eşimin annesi yapıyor," dedi gülerek. Kayınvalidesiyle ilişkilerini de "Very nice" diye açıkladı.
Çoğu İngiliz'in evlerini tatil için kiraladığını hatırlattım. Wendy Ogden Starkel "Evet, biliyorum. Birçok arkadaşımız İngiltere'den tatil amaçlı kiraya veriyor ama biz daha yeni aldık evimizi, bir yıl oldu. Kiraya vermedik hiç ama misafirlerimiz oluyor," dedi.
TÜRK GİBİ YAŞIYORUZ
Starkel, yılın üç ayını Kalkan'da geçirdiklerini söyledi. "Burası turist mekanı değil Türk mekanı olduğu için çok sevdik. Güvenli, herkes bir birini tanıyor ve saygılı davranıyorlar. Biz de Türk gibi yaşıyoruz ve çok da hoşumuza gidiyor," diye devam etti anlatmaya. Starkel henüz Türk yemeklerini yapmayı öğrenememiş "Ama ben yiyorum bol bol," dedi gülerek.
"Sizler kuralları katı bir toplumdan geldiniz. Burayı nasıl buluyorsunuz?" diye sordum, Moore hemen karşılık verdi:
"Evet, çok disiplin vardır bizde. Burada çekindiğimiz tek şey trafik. Çok korkuyorum trafikten. Korku tüneli gibi her an her yerden bir araç çıkabiliyor."
PANSİYONCULUK BİTTİ
İşletmeci Ramazan Ateş, Kalkan'ın durumunu "Burası tamamen İngilizlere hizmet veren bir tatil yöresi oldu diyebiliriz. Türk ziyaretci sayısı her yıl azalıyor. İster istemez pahalı bir yer haline geldi Kalkan. Konutu olan İngilizler, tüm ihtiyaçlarını evlerinde karşılıyor ister istemez. Kalkan esnafına bıraktıkları, market, manav gibi sınırlı kalıyor. Pansiyonculuk öldü bitti. Şimdi de duydum İngiliz ürünlerinin satılacağı bir market açacaklarmış. Ekonomik zararı olur Kalkan'a bu tür girişimler," diye anlattı.
Market sahibi Satılmış Övet, Ahmet Demir'in berber koltuğundan seslendi:
"Arkadaş öyle değil. Açtılar marketlerini filan. Resmi olarak Türk biri görünüyor tabi ama açtılar. Şimdi de kuyumculuk işine gireceklermiş. Öyle duyum aldım."
KAYIP 3 MİLYON EURO
Övet "Kalkan'da tren kaçtı" diye söylenmeye devam etti. Otel yatırımının yetersiz olduğunu, ingilizlere konut satılacağına beş tane beş yıldızlı otel yapılarak ekonomiye daha büyük katkısı olacağını vurguladı. Övet devam etti:
"Nüfusları arttı iyice; yarı yarıya geldik sayılır. Muhtar bile seçilirlerse bir 10 yıl sonra şaşma."
Sokak ortasında toplanmış esnaf ve işçi ile kaba bir hesap yaptık ayak üstü. 700 konutun 500'ü ortalama yılda 100 gün kiraya verilse. Her konutta dörde-er kişinin kaldığını varsayınca karşımıza 200 bin geceleme çıktı. En küçük değerle kişi başı 15 euro oda fiyatı diye düşünülürse sadece Kalkan'daki konaklama ücreti kaybının 3 milyon euroya ulaştığını gördük. Kimden geldi bilmiyorum ama "Ben daha ne diyeyim," diye bir ses yükseldi.
BERBER AHMET
Koltuğu, aynası, traş fırcası, usturası, bekleme kanepesiyle 29 yıldır aynı köşedeki berber dükkanında müşterilerini traş eden Berber Ahmet, eskilerden bahsetti biraz.
"45 yıldır bu mesleğin içindeyim. Buraya kimler geldi kimler gitti. Hepsi de Kalkan'ı çok sevdi, sevdalandı. Bülent Ersoy da geldi, Vehbi Koç da. Sonra oğlu Rahmi geldi, müşterim oldular," diye anlattı.
"Çok İngiliz müşterilerim var şimdilerde" dedi Berber Ahmet ve hemen hemen hepsinin klasik Türk traşı tercih ettiğini ve herkese de Türk kahvesi ikram ettiğini söyledi.
Yat limanı Kalkan'ın en turistik yeri sayılıyor. İsmi Aubergine olan, yani Türkçesi Patlıcan olan işletmenin çalışanlarından Hüseyin Temiz "Abi; Türkiye varlık içinde batan bir ülke," diye seslendi. O gün tüm ülke karlar altındaydı, Kalkan'da ise güneş neredeyse yakıyordu. Temiz devam etti:
"Dubai ne ki. Şuraya bak, İngilizler buraya boşuna mı geliyor sanki. Biliyorlar tabii güzeli, güzelliği. Bizim yapamadığımızı onlar yapıyor. Alıyorlar bir ev, villa neyse. Sonra kendileri müşteri gönderiyorlar buraya. 4-5 yıl içinde satın aldıkları evler bedavaya geliyor."
|