Toroslarda yörükler isyanda
Bülent Ecevit
17.03.2007
Toros dağlarının yörükleri ‘Taş ve Maden Ocakları’na karşı topyekün
mücadele sürdürüyor. Birçok belde ve köyde dernek kuruldu, orman içinde
gözetleme merkezleri oluşturuldu. Köylüler sırayla nöbet tutuyor.
Antalya’daki “Taş Ocaklarına Hayır” mitinginde Toros Dağları’nın köylüleri;
Kadın-erkek, çoluk-çocuk şehre inip meydanı doldurdu.
Bir doğa harikası olan Kurşunlu Şelalesi’ni besleyen yeraltı su havzası
üzerinde Ekinci Nakliyat firmasınca başlatılan “Mıcır” madeni arama
çalışmaları için ilk adımda 3 bin genç çam ağacı kesildiğini öğrendik.
Orman Müdürlüğü’ne göre bu alanın “Orman vasfını yitirdiği”ni öğrenince
çok şaşırdık. Kurşunlu, Güloluk ve Yeşil Karaman köylerini kapsayan
‘Mıcır’ madeni ocağını takibe alan köylüler Bayram Karagöz’ün
başkanlığında bir de dernek kurmuşlar ‘Sonuna kadar mücadele’ kararı
almışlar.
“Ormanımızı ve Kurşunlu Şelale havzasını kurtarmak için dernek kurduk.”
dedi Başkan Karagöz. Tüm alanı gören bir merkeze kara çadırı kurmuşlar ve
gece-gündüz gözetleme görevi yapıyorlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın
Antalya ziyaretinde, taş veya maden ocaklarının doğaya ve köylerine
verdiği, vereceği zararları anlatan bir yazıyı sunmuşlardı. Ancak bu
yazının hiç dikkate alınmadığını düşünüyor Dernek Başkanı Bayram Karagöz.
GENÇ ORMAN
Gözetleme alanına ulaştığımızda Kurşunlu, Güloluk, Yeşil Karaman Köyleri
Güzelleştirme ve Dayanışma Kültür Derneği’nin Başkanı Karagöz, yardımcısı
Mehmet Menet, üyeler Musa Parmak, Mehmet Ekinci, Nevzat Kaplan, Ali
Karagöz ve Ali Menet ile karşılaştık. 5 yaşındaki Ramazan Onur Kaplan
okuma yazma bilmiyor ama elinden bırakmadığı ve üzerinde “Dünyaca ünlü
Kurşunlu Şelalesi’ni Koruyalım” yazan dövizi iyi ezberlemiş.
Başkan Yardımcısı Mehmet Menet 76 yaşında. Delikanlara taş çıkartacak gibi
bir o tarafa, bir diğer tarafa koşturuyor, kesilen ağaçları gösteriyor
“Bak, bak görüyor musun, bu taraftaki ağaçlar 30-33 yaşlarındaydı. Hele
burayı görüyor musun, bak kamyonla taşıyorlar gepegenç ağaçları. Bunlar
daha 18 yıllıktı. Dikildikleri günü hatırlarım ben.”
SU KAÇAR
Başkan Karagöz durumun vehametini özetledi: “Galeri açacaklar. Bu ne demek
biliyor musun, yerin altında dinamit patlatacaklar. Bunun da iznini
almışlar. Eğer galeri patlatması yaparlarsa toprak gevşeyecek ve su daha
derine kaçacak. Kurşunlu Şelalesi’ni besleyen sular da bitecek, üç köyün
suyu yok olacak, taban suyu düşeceği için de tarım bitecek.”
Ali Menet, yakındaki zeytinlik alanın sahibi. Bölgede 7 binden fazla
zeytin ağacının bulunduğunu anlattı ve ocaktan çıkacak tozun bitkileri
olumsuz etkileyeceğini verimin düşeceğini söyledi.
MICIR MADEN OLMUŞ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nce
verilen 2. Grup (Doğaltaş-Mermer) İşletme Ruhsatı’nı hep beraber
inceledik. 90,5 hektarlık alan yani 905 dönümde çıkartılmasına izin
verilen maden cinsi olarak Konglomera (Mıcır) denilmiş. “Bildiğimiz mıcır
mı” dedim köylüler, “Evet bildiğimiz mıcır. Allahın mıcırı. Bunun tozu
dumanı insanı öldürmeye, doğayı katletmeye yeter.” dediler.
Ruhsatta ayrıca, Antalya’daki 11 kurumdan alınmış onaylara bakınca söz
konusu yetkili yerel idare sorumlularının “ÇED raporu gerekmemektedir,”
diyerek imza koydukları görülüyor. Hatta Orman Müdürlüğünün yazısına göre
bu alan “Orman” vasfını yitirmiş. Bunu görünce şaşkınlığımız iyice arttı.
Üzerinde bildiğimiz 10-15, hatta 20 metre boyunda çam ağaçları var ve
orman vasfını yitirdiğine imza atılmış.
Alanya ile Muğla arasında toplam 1627 maden ve taş ocağı ruhsatı verilmiş
ve bunların çoğunluğu işletme halinde.
DAĞLAR DELİK DEŞİK
Karaöz’den Döşemealtı köylerine, Ekşili’ye geçen 10 kilometrelik dağ
yolundan ağır ağır ilerledik. Karşımızda, küçük bir levhada “Agrega Ocağı”
yazıyor. Ekşili’yi Ahırtaş’a bağlayan dağ yolunda ‘Dibağlar’ mevkiinde
parsel düzenlemesi yapılan bir yamaçta arazi sahibi Feyzullah Kalay ile
sohbet ettik. Maden ocağını sorduk “Beyaz Kum’un çıktığı yer” dedi “Az
ilerde harıl harıl çalışıyor. Onun için çok kamyon trafiği var burada
dikkat edin” diye tavsiyede bulundu. Gerçekten de 15 dakika içinde 8-10
kadar TIR geçti.
Ahırtaşlı inşaat ustaları Hüseyin Tunç ve Şevket Kaya, araziyi taş duvar
ile çeviriyordu. Feyzullah Kalay “Burayı villa yapmak için isteyenler var,
satacağım. Antalya’dan kaçanlar buralara geliyor artık. Havası suyu farklı
buraların.” dedi. Dönümüne 25 bin Lira istiyor. İmar yok ama “geçecek”
diyor Kalay.
KÖY YOLU
Ekşili’nin okul sorunu olduğunu maden ocağı sahiplerinin bir lise binası
yaptırma sözü verdiğini anımsattı. Birkaç kilometre ileride de tepenin üst
sınırında oyulmuş bir dağ ile karşılaştık. ‘Köy yolu’ tabelası olmasa
ocağın içine girecek araçlar.
Birkaç fotoğraf çekip Ahırtaş’a geçtik. Biraz sonra ocağın yetkilisi Maden
Mühendisi Erman Duran geldi. “Şikayet filan mı var da acaba buralara
geldiniz” diye sordu. Şikayet bir değil ki, çoook. Çıkardıkları madeni
merak ettiğimi söyledim, “Dolamit” dedi. Formülünü de yazdırdı: “CaCO3MgO2”
ÇED RAPORU ŞART
Boya sanayiinde katkı maddesi olarak kullanılıyormuş, inşaat sektöründe
çok kullanılıyormuş. Maden Mühendisi Duran, birçok köydeki bu tür ocaklara
karşı tepkilerin yerinde olduğunu savundu ve “Ama” diyerek devam etti:
“Ülkeye maden de lazım elbette. Ama çevreye en az zarar vermek hedeflenmeli.”
“Galeri açmak zararlı mı” diye sordum. Duran yanıtladı: “Zararlıdır tabii
bir kere yeraltı suları bulanır ve kaçar. Olumsuz etkilenir yani. Onun
için ÇED raporu şarttır maden ve taş ocağı açmak için. Açılamaz yani. Bir
de tarım alanlarına yakın yerlerde eğer ocak izni verilmişse onun altında
birşey vardır, araştırın. Biz yolu sürekli suluyoruz toz etrafa yayılmasın
diye. Ama yine de tam olarak etrafa zarar yok diyemeyiz.”
Bülent Ecevit'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları
|