|
Türkiye: Yağma Hasan’ın böreği!
Bilge KARAÇAM
bilge@gercekgundem.com
26.03.2007
Fatih Sultan Mehmet, ecel şerbetini içip de İstanbul’una doyamadan terk-i dünya ettiğinde, ölümü gizli tutulmaya çalışılmıştı.
Ancak yeniçeriler padişahın akıbetini öğrenince kızılca kıyamet koptu. Karamanî Mehmet Paşa’yı ve Fatih’in hekimi Jacopo’yu parçalayarak İstanbul’u yağmaya giriştiler. Halk dehşet içinde evlerine saklanmıştı.
Özellikle zengin Yahudi tüccarların malı-mülkü yağmalanmış, arada garibanların da canı yanmıştı.
Yağmacılar, börekçi dükkânına daldıkları Hasan’ın kendileri gibi yeniçeri olduğunu öğrendiklerinde iş işten geçmişti.
“Oldu bir kere canım… Yağma Hasan’ın böreği…” diyerek yemeyi sürdürdüler.
***
Türkiye’yi “Hasan’ın böreği” gibi yağmalayanlara, iliğini kemiğini sömürdükleri ülkenin öz vatanları olduğunu hatırlatmak herhalde safdillik olur.
Öyleyse yemeye devam…
Tıka basa yutmakla yetinmeyen bu açgözlü zevat, yağlı börekleri koynuna, ceplerine, ayakkabılarına bile dolduruyor; çoraplarının içine sokuşturuyor.
Öyle semirdiler, öyle yağlandılar ki Kafka’nın ünlü öyküsünde olduğu gibi dönüşüme uğrayarak, bir sabah uyandıklarında kendilerini olağanüstü irilikte, iğrenç birer bit olarak bulacaklar.
***
İçine düştüğümüz cadı kazanının altındaki ateş giderek harlanırken, tepeden tırnağa Yemliha uykusundayız.
Konuşması gerekenler susuyor, susması gerekenler konuşuyor.
Hele şu eski siyasiler yok mu?
***
Bir zamanlar resmi dairelerde şimdi olduğu gibi dosyalama sistemleri olmadığından her ayın evrakı bez torbalara doldurulur; üzerine ait olduğu ayın adı yazılırdı: muharrem, receb, şaban, rebiülahır, cemaziyelevvel gibi…
Hikâye bu ya dairede çalışan kâtiplerden biri eski yıllara ait torbalardan birkaçını evine götürerek kendine don, gömlek diktirir. Ancak torbaların üzerine kırmızıyla yazılan ay isimleri, yıkansa da çıkmaz.
Bir gün hamama giden kâtip, orada daire arkadaşlarından biriyle karşılaşır. Kâtip soyunurken arkadaşı donunda yazan “cemaziyelevvel” yazısını görür; durumu anlar.
Gel zaman git zaman kâtip yükselip de müdür olunca mesai arkadaşlarına hava atmaya kalkar. Vaktiyle onu hamamda soyunurken gören arkadaşı dayanamaz:
“Haydi canım,” der. “Ben senin cemaziyelevvelini bilirim.”
***
“Daha önceleri neredeydiniz?” diye soruyoruz ahkâm kesen siyaset döküntülerine:
“Haydi canım, biz sizin cemaziyelevvelinizi biliriz.”
Bilge KARAÇAM'IN önceki yazısı
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|