Tayland Usulü İhtilal
Cem POLATOĞLU
www.baracuda.com.tr
cem@baracuda.com.tr
30.09.2006
Tayland’dan bir ay olmamıştı döneli, bu kez Tayland Turizm
Bakanlığı'ndan bir davet daha aldım. Henüz ikinci gününü dolduran
“17. Pembe ihtilali” de yerinde yaşamak düşüncesiyle bazı
meslektaşlarım ve basın mensupları Bangkok’a ayak bastık.
Bir heyecanla “Hükümet Meydanı”na gazete ve TV’lerdeki çiçekli
tankları, askerleri görmeye gittik. Ne pembesi “cıvık ihtilal” desek
daha doğru. Aramızdan amerikanvari “Hey meeen” diyerek
“Give me five (çak)” yapan askerlere sarılıp öpenler mi ararsınız,
iki Türk erkeğinin karşılaştıklarında aniden yaptığı klasik
“iki bacak arasına parmak şıklatma” hareketine, refleks ile eğilen
askerin burnuna bir de “mmücccük” yapanlara mı?.
İhtilali “yerinde” yaşadıktan sonra Turizm Bakanlığı'nca hazırlanan
ve sponsorlarca desteklenen programımız başladı. İlk gece meşhur
“Sea Food Restaurant”a davetliyiz. Eline sepeti alıp “Market”
bölümünden arzu ettiğiniz deniz ürünü; salata, şarap v.s. alıyorsunuz.
Daha sonra yanınıza aşçı geliyor, size nasıl pişmesini istediğinizi
soruyor. 15 dk sonra mükellef bir sofradasınız. Sloganları “Denizden
çıkan herşey yenir” Bizim sloganımız ise “Beleş olan herşey yenir”.
Istakozları ekmek niyetine jumbo karideslere, pavuryalara katık
ettiniz mi hiç? Yemekten sonra Suan Lum gece pazarına alış-veriş için
transfer servisi “tuk-tuk” denilen Tai usulü 3 tekerli dolmuş
“triporter”larla.
Bir gün sonra yaptığımız Otel, Spa merkezleri, Golf Sahaları,
Akvaryum gezilerinden helak olan grup, yorgunluğunu atmak için,
kendine “Tai Masajı”nı seçti. Çeşitleri de var. Yağlı, Yağsız, Ayak,
Yüz, Baş, El, Tai SPA ve Body... Kimi ağrayan, kimi de “Sızlayan”
bölgelerine göre seçim yapınca Bangkok’un dörtbir yanına dağıldık.
Ben ayağı ağrayanlardan biri olarak 1,5 saatlik masajın 1 saatini
gıdık kriziyle geçirdim. SPA'yı ise genelde kızlar tercih etti.
Anlatılanlara göre orana-burana çiçek-böcek krem falan sürüp hoş
kokular yayarak bi ton para almışlar. Gelelim Body masajına. Bu da
kendi içinde ikiye ayrılıyor. “İşlemsonu şifreli veya şifresiz”.
Sistem şöyleymiş... Miş diyorum, çünkü gidenler anlatıyor. Ben,
evli-barklı karısını, çoluğunu çocuğunu seven biri olarak asla böyle
yerleri tavsiye etmem. ASLA !
Rivayete(!) göre yer “Qupidi”. 18 katlı eski bir otel. Alt katı
“Akvaryum” diye adlandırılıyor. Camın arkasında yaklaşık 250 civarı
harbi diplomalı “Masajcı kız” var. Niteliklerine göre ayrı bölümlerde
oturuyorlar. Herbirinin boynunda bir numara asılı. Ortadaki barda
otururken talep ettiğiniz numarayı “Başmemur”a söylüyor ve onun
verdiği fişle ödemenizi yapıyorsunuz. Masaj ücretleri 2-3 bin “Baht”
arası değişiyor. (1 dolar=37 Baht). “Budha Selamı” ile karşılayan
masajcı kız ile yukarı çıktığınızda loş ışıklı, jakuzili, su yataklı,
yuvarlak karyolalı, berjer koltuklu, duvarları ve tavanları aynalı
bir oda sizi bekliyor.
Tavşan kılıklı garson kıza ısmarladığınız kokteylinizi Berjer
koltukta yudumlar ve Jakuzi dolarken masajcı kız, sizin çoraplarınızı
v.s çıkarıyor, içkinizin son yudumlarını jakuzide alırken de öbür
uçta ayaklarınıza masaj yapıyor. Kese faslını bilmemelerine rağmen
iyice temizlendiğinize emin olduktan sonra köpür-köpür köpürttükleri
su yatağına sizi yüzüstü yatırıyorlar. 40 kiloluk Tai kızlarının
kalça kemikleriyle vucudunuzun herbir bölgesine yaptıkları “body
masajı” sizi inim inim inletebiliyor(muş).
Daha sonrasını bilemiyorum çünkü gidenler burada kesti hikayeyi.
Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış. Bana kalsa hikayeyi şöyle
tamamlardım. “Daha sonra adam donunu alıyor, lastiğini çıkarıp sapan
yapıyor ve...”
Ertesi gün ilk etap tekne ile kanal turu (yüzen çarşı), Kapkara bir
nehir ancak yaşam burada, su üzerinde. Bu suda yıkanıyor, Bu suda
yemeklerini yapıyor, bu suya gereksinimlerini gideriyorlar. Bu suda
kutsanıyor, ölülerinin küllerini bu suya atıyorlar. Küçük kayıkları
ile de hem ulaşımlarını sağlıyorlar hem ürettikleri malları satıyorlar.
Gece akşam yemeğinden sonra “Patbong” denilen eğlence merkezinde
serbest zaman. Caddede sağlı-sollu “Go-go bar”lar var. Hani kızların
metal direklere asılarak dans ettikleri barlardan. Yanımda Tayland’a
ilk kez gelmiş olan çok sevdiğim bir gazeteci dostum var. Zaten şokta,
aldım onu hiç “Ön bilgi” vermeden üst katlardaki bir klasik “pinpon
show”a soktum. Kızlar normal bir şekilde dans ederken aniden biri
sahnede pinpon topu ile basketbol oynamaya, diğeri sigara içmeye
başlıyor. Tabii “uzuvları” ile. Basketin zararını görmedim ama
diğeri “Rahim kanseri” olacak farkında değil. Ben o anda hemen
garsonu çağırıp bir şeyler ısmarlamaya başlıyorum. Arkadaşım şokta...
“Cem, Cem, Cem bak, bak Cem.” habire dürtüyor beni dirseğiyle...
Oralı değilim, ben garsonla konuşuyorum. 1 dk süren show bitiyor.
Arkadaşım heyecanla anlatıyor. N’oldu biliyor musun... bööle, bööle.
Hadi yaaa.. Neyse bir başka kız çıkıyor elinde üç kola şişesi.
Arkadaşımdan müsaade isteyip hemen tuvalete gidiyorum. İki-üç show’u
arka arkaya izleyen arkadaşım daha bir şokta. Göremedim ya. Nasıl
heyecanla anlatıyor. Ben artık balon da patlatsalar, borazan da
çalsalar, jilet veya 20 mt kurdela da çıkarsalar bir bahane ile
“Olayı kaçırıyorum!” Çok üzülüyor arkadaşım çoook.
TÜRKiYE’YE GELENiN YARISI KADAR TURiST, 2 KATI TURiZM GELiRi
Neyse. Konu dağıldı ve biz, hala neden Tayland’a davet edildiğimizi
anlatamadık. Thailand Travel Mart (TTM) 2006 Turizm Fuarı. Dünyanın
dörtbir ucundan Turizm Profesyonelleri gelmiş, Impact Convention
Center adı verdikleri, siz deyin fuar alanı, ben diyeyim “Şehir”de
yapılıyor. İki gün süren fuarda hem işimiz gereği alış verişimizi
yapıyor hem de kocca bir turizm dersi alıyoruz.
Tayland 65 Milyon, Kişi Başı Geliri bizim yarımız, Hayat ucuz,
Tayland’a gelen turist sayısı bize gelenin yarısından az; 8 milyon,
turizm gelirleri ise bizim iki katımız. Yaklaşık 30 milyar dolar.
Faturalı bunlar. Yani faturasız masaj buna dahil değil. Belediye
vergisi hariç turizmde KDV teşviklerle hemen hemen “0”. Herşey dahil
sistemi özel istek dışında, hiçbir otelde yok. Turist otele
verdiğinin 100 katını dışarıda eğlence ve alışverişe harcıyor.
Bu konu buraya sığmaz. Bir başka zamana...
Sevgilerimle
Cem polatoğlu'nun Turizm Forumu'nda yayımlanan tüm yazıları
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net