KÜLTÜR TURİZMİ; SORUNLAR VE EYLEM PLANI
Cem Polatoğlu
23.06.2005
1.A) TANIM
İçinde “kültür” sözcüğünün geçtiği bir terimi tanımlamak oldukça güç. Hangi insan etkinliği var ki, “kültür” sözcüğü kapsamına girmesin. Yine de tartışmaların ve hedeflerin somutluğu açısından en azından kapsamı belirleyebilen, nelerin “kültür turizmi” terimince kapsanmayacağını ortaya koyan bir tanım yapabiliriz.
Tanım: Kültür turizmi tarihsel ve doğal kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve sanat eserlerini turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır.
Tüm kentsel, kırsal, arkeolojik kültür varlıkları, müzeler, ören yerleri, kentsel, kırsal ve doğal öğeler, anıtsal yapılar, sivil mimari örnekleri ve her türlü sanat eseri ve etkinliği (festivaller, özel günler, konserler, sergiler… etnografya, botanik, flora ve fauna, folklor, her türlü kültür ürünü, mutfak bu tanımın içindedir.
Bu nedenle doğrudan haç seferleri dışındaki inanç turizmi, böcekçilik, kuşçuluk, ipek yolu turizmi, kurvaziye turizmi, ekoturizm, özel ilgi turları, study tours, educational tours, special interest tours, geographical expeditions, kongre ve sağlık turizminin pre ve post turları, trekking bu tanım kapsamındadır.
Net olmak açısından pre ve post turları hariç kongre turizmi, “incentive” turizmi, av turizmi, golf turizmi, yat turizmi, mağara turizmi, hava sporları turizmi, su altı dalış turizmi, rafting, dağcılık, pre ve post turları hariç sağlık turizmi… gibi kavramlar konsept, dar uzmanlık ve gerekli yatırımları nedenleriyle kültür turizmi kavramı dışında tutulmalıdır.
Farklı ayrımlar getirmesi açısından isteyenler “kültürel turizm” diyebilir. Kültür turları yerine “kültür gezileri”, kültür turlarına katılanlara “turist” yerine “gezgin” denebilir.
Anadolu turları da çoğunlukla “herşey dahil – HD” olmaktadır. Anadolu turlarını kitle turizmi (mass tourism) olarak yapanlar da var. Bu nedenle tartışmalar açısından kitle turizmi, HD gibi terimler, çok anlamlı değil. Benzeri biçimlerde macera turizmi, alternatif turizm, deniz turizmi gibi terimler de. Bir tanımda önemli olan neyi, ne şekilde hedeflediğiniz. İçinde Kapadokya, Pamukkale adları geçen her gezi kültür turu değildir. Kültür gezileri belli bir konsepti ve hizmet standardını içerir.
1.B) ÖZELLİKLERİ
Kültürel turizminin müşterisi turist ortalamasına göre; toplumsal statüsü daha yüksek, daha eğitimli, daha meraklı, gittiği yerde daha fazla zaman ve para harcayabilen, kültürel ve sanatsal etkinliklere daha duyarlı, katma değer yaratan, genelde çevreye ve doğaya, gezdiği ülkenin kültürüne saygılı, yöre insanını tanımaya istekli, gruplar içinde seyahat edebilen bir gezgin grubudur.
Kültür turizmi arz açısından nadir ürünlerdendir. Terör olayları, savaş gibi her yeri vurabilecek bazı konular dışında istikrarlı bir talebe sahiptir.
Bazı ülkeler yalnızca kültürel mirasa, bazıları yalnızca doğal güzelliklere, sayıları az bazıları ise hem doğal, hem kültürel zenginliklere sahiptir. Türkiye bu sonuncu ülkelerdendir ve bu niteliğiyle biricik, eşsiz, sıra dışı bir ülkedir. Çok kültürlü, çok renkli Türkiye ayrıca Asya ile Avrupa arasında ciddi bir lokasyon avantajına sahiptir.
Güneş – kum – deniz turizmi Türkiye turizminin açmazıdır. Kıyı turizmi, Akdeniz başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde gerçekleştirilmektedir. Kısacası bol bir turistik üründür. Bu ürün yoğun rekabet ile, hele hele bazı siyası takıntılarla her an kaybedilebilir. Bazı büyük şirketler daha ucuz fiyatlar elde etmek için Türkiye’yi başka ülkelerle ikame edebilirler ki bunu geçmişte yaptılar. Güneş-deniz-kum ağırlıklı turizm yaklaşımında pazar kaybetme riski oldukça yüksektir.
Kültür turizmi, bir ülkede a) Incoming, b) Outgoint ve c) Inbound gibi üç ayrı düzlemde, farklı sorunlara sahiptir ve bu sorunlar ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Son 10-15 yıl içinde genelde gezi alışkanlıklarında olduğu gibi kültür turizmi uygulamalarında da değişimler gözlenmektedir. Bu yeni trendler bu konseptin başarısı için dikkate alınmalıdır.
2. SORUNLAR
2.A) GENEL SORUNLAR
Türkiye’nin bir turizm “master” planı yoktur. Bugün varolan yere planla değil, plansız ulaşılmıştır.
Bugünkü çarpık yaklaşım; kültürel ve doğal varlıkları, çevreyi tahrip eden betonlaşma; ikinci evler ve büyük oteller etrafındaki çarpık yapılaşma; görüntü, kıyı ve deniz kirliliği; turizmin mağazacılara (halıcı, kuyumcu, derici, taşçı…) mahkum edilmesi, hanutçuluk, kaçak acentecilik ve rehberlik; tanıtım ve pazarlamadaki gerilik; ilgili taraflar arasındaki koordinasyonsuzluk böylesi bir plansız gelişmenin sonucudur.
Bu gelişim sonucunda Türkiye için “ucuz turizm ülkesi” imajı yaratılmış, 5 yıldızlı oteller 10-15 USD’ye kiralanmış, çok sayıda yerli tur operatörünü yabancılar satın almış, sektörde çalışanların ücretleri, kârları, gelirleri düşmüştür.
Çok parlak görünen turizm girdilerinin gerçek analizi yapılmamaktadır. Girdilerin ne kadarı gerçekten Türkiye’de kalmaktadır? Güneş-kum-deniz otellerinde kârlılık nedir? Rantabl işletme ölçütlerine uygun mudur? Yoksa ortada bir kara para mı aklanmaktadır? Bu soruların cevapları hâlâ yanıtsızdır.
Bu plansız gelişme içinde turizme yalnız dış ticaret açığını kapatıcı, döviz getirici bir öğe olarak bakıldığından; tanıtım, pazarlama, yatırım ve teşvik alanlarında güneş-deniz-kum hedefli kitle turizmine ağırlık verilmiş ve kültür turizmi gözardı edilmiştir.
Böylesi bir yaklaşım ile Türkiye turizmi kıyılara mahkum edilmiştir.
Bugün Türkiye turizmi içinde Antalya’nın payı % 40, Ege kıyılarının payı % 20, İstanbul’un payı % 20’idir. Yakında Antalya %50’yi aşacaktır. Bu kültürler potası Anadolu açısından son derece dengesiz, sağlıksız bir yapıdır.
Devlet, bir “master” planı, stratejisi olmadığından teşvik, yatırım, turizme tahsis bölgeleri ve tanıtım açılarından yanlış bir yaklaşım içinde olmuş, haksız rekabete yol açabilecek bir biçimde bazı kuruluşları desteklemiştir.
Kemer – Antalya – Belek bölgesine devlet bütçesinden, yani halkın cebinden arıtma tesisleri, çöp toplama, ulaşım olanakları nedeniyle milyarlarca USD teşvik akıtılmıştır. Otellere sağlanan bu teşvik ortada iken seyahat acentelerine herhangi bir ciddi teşvik sunulmamıştır.
Turizm girdisi ile övünen Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bütçeden ayrılan para son derece azdır. Bu durum özellikle kültür turizmini değişik açılardan doğrudan etkilemektedir.
Türkiye, hâlâ ciddi bir kültür envanterine sahip değildir.
Türkiye’deki kültürel, sanatsal faaliyetler, büyük kongreler, okul tatilleri hâlâ ciddi bir takvime bağlanamamıştır.
Türkiye’nin tanıtımında hâlâ bir “kimlik” sorunu vardır ve bu sorun sürekli çözüleceği yerde her yıl değiştirilen Türkiye imajına yansımaktadır.
Yöre halkları tarih bilincinden yoksundur. Koruma bilincinin, tarihi, kültürü sahiplenmenin onlara sağladığı doğrudan yarar hâlâ onlara anlatılamamıştır.
Sektörde yasal boşluklar, yasadışı, kaçak çalışmalar, haksız rekabet, nitelikli eleman açığı ve kalitesizlik sürmektedir.
En önemlisi standard hizmet normları saptanıp yaşama geçirilememiştir.
2.B) GÜNLÜK SORUNLAR
Kültür turizminin pazarlanmasına mağazacılar ve kara
paracılar egemen olmuştur. Türkiye kültür turizmi bu nedenle
maliyeti altında pazarlanmaktadır.
Müzeler ve Ören Yerleri
Müzeler ve ören yerleri girişleri çok pahalıdır, dünya ortalamasının çok üzerindedir.
Yanlış biletleme ve mali kontrolsüzlük nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze girişlerinden her yıl ciddi bir kaybı vardır. Müze ve ören yerlerine kaçak turist sokuşu sürmektedir.
Düşük ücretli görevliler bu kaybı arttırıcı bir yaklaşım içindedirler, bazı rehber-acente-görevli üçlüsü girişleri paylaşmaktadır.
Bazı müzeler ve örenyerleri temizlik, düzen, sergileme, ışık ve sinyalizasyon açılarından çok kötü durumdadır.
Bazı müzelerin bazı bölümleri görevli yokluğu nedeniyle kapalı durumdadır.
Birçok yerde kazılar durdurulmuştur. Yeni müze açılması, teşvik edilmemektedir. Kültür turizmine konu olabilecek birçok kültürel zenginlik atıl durumdadır.
Müzeler ve örenyerleri girişlerinin pahalı olması nedeniyle ucuz kültür turu yapan bazı acenteler Hazine, “hatta” Topkapı, Göreme Açık Hava Müzesi gibi yerleri değişik bahanelerle yabancı gezginlere göstermemektedirler.
Profesyonel Rehberler
Rehber ücretleri, rehber niteliği, özgün diller, beceriklilik, servis kalitesi gibi ölçütlere dayalı arz-talep ilişkisi yerine, merkezden Bakanlık tarafından yüksek bir taban ile belirlenmektedir. Bu belirlemede KDV, gelir vergisi, stopaj konuları net değildir.
Rehber ücretlerinin gelişigüzel yüksekliği kaçak rehberliği ya da “dosya satımı”nı getirmekte, taban ücretleri fiilen uygulanmamaktadır. Bugün Türkiye’de kaç rehber Bakanlık taban ücreti ile çalışmaktadır, sorusunun cevabı son derece olumsuzdur.
“Dosya satan” seyahat acentesi, “dosya satın alan” rehber olduğu sürece rehberlik taban ücretleri sorun olmayı sürdürecektir.
Satış komisyonu oranları acenteler ile rehberler arasında sorun olmayı sürdürmektedir.
Esas sorun kokartı olmayan rehberler değildir. Esas sorun düşük ücretle ya da ücretsiz çalışan kokartlı rehberlerdir ve taban ücretlerinin yüksekliğinden kaynaklanan bu durum kültür turizminde haksız rekabet yaratmaktadır.
Rehberlerin büyük çoğunluğu acentelere belge vermemekte ve vergi ödememektedirler. Acenteler çoğunlukla rehber KDV’sini ve stopajı ödemek zorunda kalmaktadırlar.
Rehberlerin önemli bir kesimi özellikle internet üzerinden kaçak acentecilik yapmaktadır. Bir paravan seyahat acentesinin bu işe alet edilmesi, bu gerçeği değiştirmemektedir.
Siyasi nedenlerle geliştirilmeye çalışılan “belgeli” (?) rehber çocuklar ya da gençler uygulaması ileride vahim sonuçlar üretecek bir yanlış yaklaşımdır.
Kaçak rehberlik konusunda bir başka öğe yabancı uyruklu kaçak rehberlerdir.
Ulaşım
Kara Ulaşımı
· Genelde minibüs, midibüs ve otobüs kaliteleri dünya ortalamasının üzerindedir.
· Şoför, muavin giyim-kuşamında, tavırlarında, otobüs temizliği, bavul yerleştirmede hâlâ eksiklikler vardır.
· Kara ulaşımında en önemli sorun mazot pahalılığıdır.
· Bir başka sorun da bazı otobüs firmalarının kaçak acentecilik yapmaları…
Hava Ulaşımı
· İç hat uçuşları ve fiyatları yeni yeni düzene girmektedir.
· THY’nin “liberalizm içinde tekelciliği” birçok alanda olumsuz işlemektedir.
· Erken ve yüksek MCO yatırma şu anda en temel sorundur.
Deniz Ulaşımı
· Kruvaziyeler (???)
· İstanbul da dahil olmak üzere birçok yerde kullanılan tekneler yetersiz ve kalitesizdir.
Demiryolu
· TCDD hâlâ yetersiz ve bürokratik sorunlarla yüklüdür.
Konaklama Tesisleri
Genelde kıyılarda yer alan konaklama tesisleri, bilimsel ve reel fizibilite, rantabilite, kâr-zarar çalışmalarına, gerçek girdi-çıktı analizlerine dayalı çalışmadıklarından “ucuz fiyat politikası” ile kültür turizmine zarar vermektedirler.
Konaklamalarda hâlâ standard bir servis normu yaratılamamıştır.
Düşük fiyatla yatak ya da yemek satan tesisler su dahil ekstralarda vurguncu olmaktadırlar.
Çoğu konaklama tesisi kaçak acentecilik yapmaktadır.
Çoğu tesis, fatura vermemek için direnmekte, acenteleri zor durumda bırakmaktadır.
Çoğu tesis, yoğun zamanlarda konfirme ettiği rezervasyonları tanımamakta, acenteleri zor durumda bırakmaktadır.
Varolan konaklama tesisleri eskimiştir, eskimektedir. Bu gelir düzeyi ile yenilenmeleri söz konusu değildir.
Lokantalar
Standard servis normundan yoksunlar.
Kültür turizmi alanında çok ucuza yemek çıkarmaya zorlanan lokantaların yemeği Türkiye düşmanlığı yaratacak boyutta.
Büyük çoğunluğunda servis ve elemanlar kalitesiz, tuvaletleri kötü, ekstraları pahalı.
Otopark
Süleymaniye, Pamukkale örneklerinde olduğu gibi yanlış saptamalarla çoğu yaşlı olan kültür turistine eziyet çektirilmekte. Bu nedenle ayrıca ciddi zaman kayıpları oluşmakta.
Birçok yerde otopark girişleri ciddi ölçüde pahalı.
Programlar
Kültür turizmindeki son trendleri dikkate alırsak bazı Anadolu turlarında etapların çok uzun ve yorucu olduğunu görebiliriz.
Kültür gezilerinde güzergâh çeşitliliği sorunumuz var.
Dış Tanıtım
Her yönüyle temel sorun olmayı sürdürüyor.
Diğer Sorunlar
Mağazacı, otelci, kaçak rehber, kokartlı rehber, otobüsçü, okul müdürü, devlet memuru, STK’lar, spor kulüpleri, organizasyon şirketleri… kaçak acentecilik yapmaktadır.
Yasal mevzuatın kaçak acentecilik, kaçak rehberlik, haksız rekabet, tüketicinin korunmaması gibi konulardaki yetersizliği.
Birçok kentte kenti gezenleri bıktıracak trafik ve park sorunları vardır.
Birçok yerde görüntü kirliliği (reklam panoları, telefon telleri, gereksiz direkler…), gürültü kirliliği sürmektedir.
Seyyar satıcılar hâlâ sorundur.
Karayolları’nın bakım, onarımları plansızdır.
Birçok yer hâlâ yeterli bir tuvaletten yoksundur.
3. EYLEM PLANI: NE YAPILMALI?
3.A) UZUN VADELİ ÇALIŞMALAR
Ana İlkelerin Saptanması:
Türkiye’nin turizmde en az 12 bin yıllık kesintisiz tarihi ve onlarca uygarlığa, kültüre ev sahipliği yapması açısından “çok yönlü” ve “ayrıcalıklı” bir ülke olduğunu kabul etmek.
Ülke ekonomisini, döviz girdisini göz ardı etmeden; turizme, tarihsel ve doğal kültür varlıklarını tanıyarak benimseyerek, koruyarak ve geliştirerek gelecek nesillere aktarmak amacıyla “sürdürebilir bir turizm anlayışı” ile yaklaşmak.
Bu yaklaşımlarda Dünya Turizm Örgütü’nün (WTO) 1999’da, BM’nin 2001’de kabul Turizmin Global Etik İlkeleri’ne (Global Code of Ethics for Tourism – GCET), UNESCO’nun Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi ICOMOS’un 1999 Uluslararası Kültürel Turizm Bildirgesi’ne, günümüzde yükselmekte olan eko-turizm ile sorumlu turizm (responsible tourism) ilkelerine ve Avrupa Birliği müktesebatına dikkat etmek.
Öncelikleri ve stratejik hedefleri belirlemek.
Türkiye turizminin “olmazsa olmaz” koşulu olarak kültür turizmini en ön sıraya çekmek.
Turizmi yalnızca kıyılara değil, tüm Türkiye’ye ve 12 aya yaymak.
Daha yüksek katma değerli ürünlere ağırlık vermek.
Kültür turizminin “patlayabileceği”ni dikkate alarak turistik ürün çeşitlemesi yaratmak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin yükseltilmesine çalışmak.
Kültürel miras, sitler, turizm bölgeleri, turizm merkezleri gibi belli başlı kavramların kapsadığı alanlara ilişkin yasa, yönetmelik ve diğer mevzuatta birlik sağlamak.
Daha yüksek servis standardını hedeflemek.
Yerel halkı eğitmek, bilinçlendirmek.
Turizmin tüm tarafları ile uzun ve kısa vadeli planlar yapmak ve bunları uygulamak.
Ön Çalışmalar:
Tüm çalışmaların koordineli bir biçimde yürümesini sağlamak, sektörde çalışma etiği yaratmak ve servis standartlarını oluşturmak için kentsel, bölgesel ve ülkesel TURİZM KONSEYLERİ oluşturmak.
Tüm çalışmaların bilimsel yürüyebilmesi için ülkesel Turizm Konseyi’ne bağlı bir AR-GE ve iyi bir tanıtım için bir Turizm Medya Ajansı kurmak.
Genelde devletin, özelde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizm anlayışını yukarıdaki gerçeklere göre düzeltmek.
Tüm tarafların katılımı Ülkesel Turizm Konseyi’nde teşvik, yatırım, tanıtım ve pazarlama alanlarını içeren biri uzun vadeli, biri kısa vadeli 2 “master” plan hazırlamak.
Planlarda yasal örgütlenme modellerine ve koordinasyona özel önem vermek.
Türkiye’nin imajı konusunda kimlik sorununu aşmak.
Kısa Vadeli Plan’da ürün özellikleri, tüketici analizleri, çağdaş pazarlama teknikleri, tanıtım malzemeleri ve kültürel gelişmeler gibi konuları öne çıkarmak.
Örgütlenme Modeli:
Ülkesel Turizm Konseyi
Yönetim Kurulu: Kültür ve Turizm Bakanlığı (Kültür Md)
Kültür ve Turizm Bakanlığı (İşletmeler Md)
TÜRSAB Başkanı
Otelciler Birliği Başkanı
Rehberler Birliği Başkanı
Uçakçılar Birliği Başkanı
Danışma Kurulu : Yürütme Kurulu’na ilaveten
Çevre ve Orman Bakanlığı Temsilcisi
Maliye Bakanlığı Temsilcisi
İçişleri Bakanlığı Temsilcisi
Ulaştırma Bakanlığı Temsilcisi
TOBB Temsilcisi
TMMOB Temsilcisi
TBB Temsilcisi
Yatçılar Birliği Başkanı
Ulaşımcılar Birliği Başkanı
Görevleri:
Ana ilkeleri saptamak,
Turizm master planlarını yaptırmak,
Servis normlarını saptamak,
Müze ve örenyeri giriş fiyatlarını saptamak,
Rehber ücretleri tabanlarını ve koşulları saptamak,
Yasal mevzuatı geliştirmek.
Bölgesel Turizm Konseyi
(Örneğin Kapadokya, Pamukkale…)
Kentsel Turizm Konseyi
(Örneğin İstanbul, Marmaris…)
Bu kuruluşlarda yerel yönetim, vilayet, yerel STK temsilcileri yer almalıdır.
3.A) UZUN VADELİ ÇALIŞMALAR
Müze ve Ören Yerleri
Müzeler ve örenyerleri girişleri şimdilik TÜRSAB’ın üye bulunduğu bir Bakanlık Komitesi’nce saptanmalı; bunlar TL ve EURO cinsinden olmalı; kasım-nisan ayında Üniversitedekiler dahil tüm öğrencilere karşılıksız, aynı süre içinde yerlilere daha ucuz tutulmalı. Müzeler ve ören yerleri girişleri yalnızca o yerin bakımı ve yenilenmesi için harcanmalı.
Müzeler ve örenyerleri için biletleme şöyle olmalıdır: Münferit yerli ve yabancı turist için klasik biletleme olabilir, gruplar için ederine göre katsayılı ancak daha ucuz olan kontür sistemi getirilmeli. İstenirse yıl sonunda büyük sayılara “bonus” verilebilir.
Kontür sisteminin gerekçeleri:
· Az bilet almak zorunda kalan acentelere kolaylık sağlar.
· Acente rehberlerin yanlarına “çuvalla para veya bilet vermez.
· Müzeye kaç kişi gireceği son anda belli olduğu için “bilet ziyanı” olmaz.
· Acentelerden alınan % 50 indirimli biletler, Topkapı Sarayı önünde “karaborsa” bilet piyasası oluşturmaktadır. Bu önlenir.
· Rehber bilet ve para ile uğraşmaktan, töhmet altında kalmaktan kurtulur.
· Çünkü bazı acentelerin rehberlerle “hanut” karşılığı girişleri de yüklediği bilinmektedir.
· Bu durumda bazı rehberlerin, örneğin Kapadokya’da “yüksekçe” bir tepeden “İŞTE SİZE GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ” dediklerine çok şahit olunmuştur. Benzeri diğer ören yerlerinde de sıkça görülmektedir. Bu durumda haftalık Anadolu turunda dürüstçe 250 USD’lik bileti kotasyonuna koyan acente ile, müzeleri “bypass” yapan acente arasında “haksız rekabet” oluşmaktadır.
· Bakanlık da çok yakındığı milyonlarca USD’lik “kaçak”larını önler. Çünkü ortada para veya bilet yoktur.
Profesyonel Rehberlik
Rehberlik ücretleri şimdilik TÜRSAB ve TUREB’in üye olduğu bir Bakanlık komitesince; Doğu, Batı Anadolu farkı olmadan, teknik rehber ve uzman ile outgoing, incoming, inbound olarak altı kategoride, başlangıç ücretleri olarak belirlenmeli. Gerisi arz-talep ilişkisine göre serbest bırakılmalı. Belirlenen tavan ücretlerinde KDV, gelir vergisi ve stopaj sorunları Maliye Bakanlığı açısından net olarak ifade edilmelidir.
Acentelere mali belge vermeyen rehberleri, acentelerin şikayeti üzerine TUREB, Maliye Bakanlığı’na bildirmelidir.
Kokartsız rehber kullanan acentelere TÜRSAB yaptırım getirmelidir.
Kaçak acentecilik yapan rehberlere (paravan acente kullanmak dahil) TUREB yaptırım getirmelidir.
Gündemdeki acente-rehber sözleşmesi çok iyi düşünülmelidir.
KDV’nin Kaldırılması
Tüm turistik servislerdeki girdilerde KDV kaldırılmalı ya da vergi iadesi getirilmelidir.
Ucuz Mazot Sağlanması
8 kişiden yukarı sayıda grup taşıyan tüm turistik araçlara indirimli mazot sağlanmalıdır.
Dış Tanıtım
Şimdilik TÜRSAB’ın da içinde olduğu bir Bakanlık komitesince yürütülmelidir. Ancak bu konuda TÜRSAB da ivedi bir rapor hazırlamalıdır.
HANUT Resmileşsin
Mağazacılardan komisyon alan acenteler mağazacılara komisyon faturası kessin, mağazacılar rehberlere ters fatura versin, herkes vergisini ödesin, hanut resmileşsin.
Bunlar yapılamıyorsa, mağaza komisyonları sıfırlansın, Türkiye daha çok kazansın.
Centilmenlik Sözleşmeleri
Centilmenlik sözleşmeleriyle ülkeler, bölgeler bazında kültür gezilerinde düşük fiyat verilmesine karşı önlem alınsın.
Kalite Kontrol
Otellerde, lokantalarda, ulaşım araçlarında, müze ve ören yerlerinde ve rehberlikte sunulan hizmetler, mağazalarda satılan mallar için standart normlar hazırlanmalı ve kalite kontrolü yapılmalıdır.
Diğer İşler
Kültürel mirasın tanınması, benimsenmesi, değerlendirilmesi ve geleceğe taşınması amaçlarıyla yöre insanları için “kültür bilincini geliştirme” çalışmaları yapılması.
Turizmin büyük kentlerinde trafik, park ve kap-kaç sorunları için gerçekleşebilir çözümler önerilmesi.
Ayrı ayrı marka olmaları için İstanbul, Kapadokya, Pamukkale, Nemrut, Van, Mardin çalışma yapılması.
En kısa zamanda “kültür turizmi” kavramı etrafında TÜRSAB’ın, rehberlerle, ilgilenen otelcilerle bir araya gelmesinin sağlanması.
Cem Polatoğlu'nun Bütün yazıları:
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net