www.turizmforumu.net



ZAVALLILAR...

Deniz Tüfekçi
deniz@seventur.com.tr


28.02.2006

Çanlar çalmaya başlamış... Turizm'de kriz kapıdaymış... Kötü bir sezon geliyormuş...Basında bu tür başlıkları okumaya başladık.

Baharın ilk günlerinin yaklaştığı, turistlerin artık nereye gidecekleri konusunda kararlarını vermiş olduğu bu günlerde, sektörün her hangi bir sorumlu noktasında yer almayan bir kaç dostumuz veya Antalya Valisi Sn. A. Yüksel gibi konu ile dolaylı ilgili olan birkaç kişi dışında turizm konusunda ciddiye alınabilecek doğru bir saptama ne yazık ki yok.

Tehlikenin nedeni olarak kuş gribi, papaz cinayeti, karikatür krizi gibi olguları göstermek peşinde koşan zavallılara diyecek bir şey bulamıyorum.

Sorunun gözler önünde olmasına karşın, kaynağı konusunda, hatta sorunun ne zaman ortaya çıktığı konusunda doğru olduğunu düşündüğüm bir saptama bile yok.

2005 yılı yaz ayları; Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında, sanki bütün Avrupa kaynaklı tur operatörleri ağız birliği etmişcesine 2005/2006 kış ve 2006 yaz sezonuna yönelik planlamalarında bırakın büyümeyi, kapasite artırmayı, tam aksi, kapasite artırmamayı, hatta belli oranda küçülmeyi hedeflediklerini bildirmiştir.

Turizm ile ilgili bu tür haberlerin belli başlı turizm yayınlarında yer almasına karşın kimse bu haberlerin doğruluğunu ve de olası nedenlerini araştırmadı bile.

Bu tabloyu anlatmaya çalıştığımız, yatak kapasitesini ikiye katlayıp 2 milyon yatak hedeflediğini söyleyen siyasi iradenin sözcüleri, bırakın bu tabloyu görmek, geleceği okumak, tam aksi, kendilerini iyi niyetle bu tür tehlikelere karşı uyarmaya!! yeltenenlerin haddini!! bildirmekle uğraşıyor, her zaman etraflarında olan yalaka taifesinin!!! de bol bol alkışları ile avunuyordu.

Tahsis bakanlığına dönüştürülen, personeli oradan buraya siyasi irade tarafından savrulan ilgili!! bakanlık, siyasi kadrolarla uyumlu çalışma kaygısı dışında bir derdi yokmuş görünen ilgili!! sivil toplum kuruluşları, bırakın bugün karşımıza dikilmiş görünen soruna çare aramayı, sorunun farkında bile olmadıklarından 2005 yaz sezonunu kelimenin tam anlamıyla ''lay lay lom'' havasında geçirdi.

Bu gün karşımıza dikilmiş duran ''çöküş''ün deprem gibi birden bire olmadığının ayırdına varmak istemedikleri için, siyasi irade ve onun uyum konusundaki sektör temsilcileri, şimdi sorunun çözümü için, güya uygun tedbirler!!! aramakta, öneriler!!! sıralamaktalar.

Sorun ile sonuçlarını dahi birbirine karıştıran, bunu bile ayırt etmekten yoksun mevcut resmi ya da sivil idari yapı, siyasi otorite, başını iki elinin arasına almış kara kara düşünen sektörün emekci ve yatırımcılarına, işletmecilerine hiç bir umut vermemektedir.

2006 sezonunda toplam turist girişi sayısında bir artışın olmayacağı, hatta sayının 2005 yılına oranla %10-20 oranında azalacağı gün gibi aşikardır.

Bu azalış 2005 yılı kasım ayından beri sürmekte olup istatistikler, bu sürecin şubat ayına kadar sürdüğünü göstermektedir. İstanbul da da bu böyledir, Antalya da da bu böyledir, Muğla da da bu böyledir.

Bunun yapısal nedenlerini burada uzun uzun anlatacak değilim; yıllardır temel nedenleri sıralamaktan artık ben yazmaktan, ilgilenenler de okumaktan bıktı, ancak 2005 yılı yazı itibarıyla karşımıza yeniden çıkan, ne yazık ki Batı destekli terör olgusu ve terörist eylemlerin yeniden yüzünü göstermesi, siyasi arenada ise ülkemizin özellikle AB konusunda dik duruş bir yana, adeta yalpalaması, AB kamuoyunda ülke imajımızın gittikce olumsuz bir kimliğe bürünmesi, ülkeyi yönetmekle görevli hükümetimizin genel politikalardaki kararsız ve ilgisiz tutumu, Türkiyeyi daha bir yıl önce AB içinde görmek isteyenlerin oranının % 25 civarında azalması sonucunu doğurmuştur.

Antalya sahil bandında deniz suyunun kirliliği, plajlarda çetelerin birbirine girmesi sırasında ölen ve yaralanan turistlerin varlığı filan karşı karşıya olduğumuz tablonun çıkış nedeni olarak görülmemelidir.

Sorun hem bakanlık olarak hem de hükümet olarak olumsuz Türkiye imajının Batı kamuoyunda gün geçtikce pekişmesi karşısında kılını kıpırdatmamasıdır.

Bu gün ülke turizminin sahip olduğu artıların hemen hiç birinde pay sahibi olmayan bu hükümet, ülkenin bu artılardan kaynaklanan rantını yemekten başka bir iş yapmamaktadır. Ne yazık ki bu rant artık bir kabusa dönüşmüş, tuzla buz olmak üzeredir.

Tablo nasıl değiştirilebilir. Eylem planı var mı?

Ne yazık ki bu hükümetin ilgili bakanı, ağzını her açışında onun söyleyeceklerini can kulağı ile dinleyen sektörün üyelerine umut yerine karamsarlık aşılamaktadır. Yapısal bir değişim yerine günü bile kurtarmaktan aciz önlemler!!! sıralanmaktadır.

İç turizm canlandırılacakmış... ne yapılarak? Kredilendirilerek... Açın gazetelerin turizm ilanlarını, ortalama 6 taksitle vade farksız tatil paketinden geçilmiyor, daha iyi şartları nasıl sağlayıp da turizm hareketinde baş aktörü yerli turist yapacaksınız.? Yanıt yok... plan var mı? Yok...Proje var mı ? yok...

İstatistiklere sığınıp başarı palavralarından dağlar yapanlar artık o dağların arkasında saklanamaz oldu. Turizmde baş aşağı gidiş her ne kadar geçen son baharda başlamış olsa da, son iki yıldır, turist girişi artmasına karşın kişi başı gelir azalmakta, turistlerin geceleme sayısı da aynı oranda azalmaktadır.

Nisan ve Mayıs aylarına yönelik turist sayısı ve gecelemelerinde çok büyük oranda azalma olacağı kesindir. Panik halinde durumu seyreden sektör daha şimdiden fiyatlarını neredeyse tüm sezon için % 20 aşağıya çekmiştir. Buna rağmen bir kıpırdama yoktur.

Yaklaşık 40 milyar dolar tutarında, eşine az rastlanır kalitedeki işletmelerimiz, o işletmelerde çalışan nitelikli elemanlarımız, çalışanlarımız işsizlik kabusu ile karşı karşıyadır. Hükümet bu konuda hareketsizdir.Konu sanki hükümetin ilgi alanı dışındadır.İstihdama yönelik iyileştirici her hangi bir önlem hükümetin gündeminde değildir. Dövizin seyir defteri işletmeleri her geçen gün daha da zor duruma sokmaktadır. Turizmde işsizlik kol gezmektedir. Tekstil sektöründen çok daha kötü durumdadır. KDV yükü, istihdamdan kaynaklanan vergiler, pahalı elektrik, su gibi temel girdiler işletmeleri iflas noktasına getirmiştir. Bu konular hükümet.e masaya yatırılmamaktadır. Sektörün temsilcileri büyük bir sıkıntı içindedir. Kendi kazanımları bir tarafta, sektörün feryatları diğer tarafta, iki arada bir derede kalmışlardır. Kütahya porseleni en değerli tuzluk, biberlik takımı gibi göz kamaştırmakta, laf olsun diye söyledikleri ise işin tuzu biberi olmaktan öteye gitmemektedir.

Ne yapılmalıyı yukarıda satır aralarında yazdım: Tanıtım, tanıtım, tanıtım... Peki başka ne yapılmalı?

Sektörde çalışan emekcileri koruyucu tedbirler acilen alınmalı, turizm işletmelerinde çalışanların işlerini kaybetmemeleri için istihdam teşviği ivedilikle sağlanmalı, işverenden vergi yükü kaldırılmalı ve teşvik verilmelidir. Bu elemanları bu sektör kaybederse, bir daha bu kaliteyi yakalamak için 5 sene daha harcarız. Körfez kırizinin ardından sektör kaybettiği elemanlar nedeniyle büyük bir işletme kalite kaybına uğramış, çoğunluğu bankacılık başta olmak üzere başka sektörlere geçen bu deneyimli elemanların yarattığı boşluk 90'lı yılların sonuna kadar doldurulamamıştır.

Turizm işletmeleri ivedilikle desteklenmelidir. KDV eğer indirilemiyorsa aynı oranda getirilen turist başına, kesilen faturanın en az %18'i iade edilmelidir.

Desteği vermezseniz ne olur, Binalar yıkılmaz belki, ama milli servet üçte bir fiyatına yabancıların eline düşer. Milli, ulusal filan gibi laflardan hiç hoşlanmayan bu hükümet için söylediklerimin bir anlamı olmayabilir, babalar gibi satarım diyen anlayışa bu sözlerin her hangi bir etkisi olmaz, ama sonunda biz ve çocuklarımız kaybeder.

Peki ne olacak?

Kimsenin kuşkusu olmasın, hükümet yine hiç bir şey yapmayacak, çözüm üretmeyecektir, çünkü hükümet turizmin sadece gelir kısmı ile ilgilidir. Bu gelirin sonsuza dek süreceğini sanmaktadır. Ekonominin doğası gereği boşluk doldurulacak, özellikle konaklama sektörü başta olmak üzere hava ulaşımı, eğlence gibi sektörler çok ucuza yabancı yatırımcıların!!! eline (kucağına) düşecektir.

Yine bir çok banka otel sahibi olacak, sektörde faaliyet gösteren bir çok kuruluş sorunlarını adliye kapılarında çözmek için girişimde bulunacaktır. Bir çok seyahat acentası kapısına kilit vuracak ya da el değiştirecektir.

Uçak filoları iflas edip kapanmış, ya da çok ucuza yabancıların kontrolüne geçmiş, otelleri üçte bir fiyatına, yine yabancılara satılmak zorunda kalmış, tur operatörleri yabancı finans kaynaklarının denetimindeki tur operatörlerince satın alınmış, bırakın sektöre katılmak için bekleyen çocuklarımızı istihdam etmek, mevcut işlerini her türlü koşulu kabul etmelerine karşın elde tutamayan emektarların olduğu bir ülkede turizmin nesinden bahsedeceksiniz.

Bu işin şakası yok. Bu işi geçmişte olduğu gibi iki üç, adı sanı belli, seçilmiş tur operatörüne el altından, masa altından verilecek "teşvik" çözmez, belki onların işini halleder ama turizmin kurtuluşunu sağlamaz.

İmaj mı düzeltilecek, kaynak mı aktarılacak, ne yapılacaksa hemen, şimdi açıklanıp yapılmalı.

Bu sektörün ne yazık ki sahibi yoktur, arkasında destekleyecek bir devleti yoktur, hükümeti yoktur.

Var arkadaş buradayım!!! diyecek bir hükümet varsa beri gelsin?

Zavallı durumuna düşürülmüş sektör çalışanları, işletmeciler, yatırımcılar ve bu zavallılığı seyreden yetkili, etkili, bu durumu değiştirebilecek tüm sivil ve siyasi güçler, zavallılar.

Başta hükümet olmak üzere, sivil toplum örgütleri, otelciler, acentacılar, turistik işletmeciler, sendikalar, siyasi partiler bu konuda kendilerini görevli ve sorumlu hissetmelidir.

Çözüm zor değil, uzak değil. Yeter ki o irade oluşsun.

Deniz Tüfekçi'nin önceki yazıları

Sayın Bakan; sizden rica ediyorum, lütfen susun!!


Sayfayı
Yazdır Kaydet
kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net