www.turizmforumu.net



Böyle baş tıraş istemez...

Deniz Tüfekçi
deniz@seventur.com.tr


20 03 2006

Yılbaşından bu yana turizm sektörünü olumsuz etkileyen nedenler ile ilgili görüşleri dikkatle izliyorum.

Sorunun kaynağını fark eden, fark edip de önlemini söyleyenlerin sayısı üçü, beşi bulmuyor.

En ilgili görünenler, en bilgili olduğu sanılanlar ya sessizlik orucunda ya da sorunun özünü kavramaktan çok uzakta.

Turizm sektörünün içine girdiği bu krizin başlangıcının 2005 yazı olduğunu fark edemeyen sektör, krize kaynaklık eden nedenleri de kavrayamamanın sıkıntısı içindedir.

Ocak ayı ortasında Utrech, Hollanda turizm fuarında Türkiye standına Hollandalıların ilgi göstermemesinin nedeni olarak güncel sorun kuş gribi gösterilmiş, sektör bu talihsiz saptamaya ağız birliği edercesine, temel neden buymuş gibi kapılmıştı.

Utrech fuarındaki ilgisizlik için kuş gribini öne sürenler, şimdi ITB tablosu için neden olarak standımızdaki olumsuzlukları saya saya bitiremiyor.

Tam iki ay sonra, Berlin ITB fuarında aynı tablo yine karşımızdaydı. Bu sefer Almanlar, nedense!! Bizim "Stand"ları değil gezmek, bulunduğu salona bile girmiyordu.

ITB’ye gelen ziyaretçi sayısı artmış, kuş gribi gündemden kalkmış ama ne gelen var, ne giden.

Sigara dumanı içindeki standımızın durumunu beyinlerinde düzgünce fotoğraflayanlar, aynı fotoğrafı okuma, doğru değerlendirme konusunda ne yazık ki sınıfta kalmıştır.

Türkiye standı ucuza mal edilme kaygısı ile amaca uygun yapılmamış olabilir, fonksiyonel olmayabilir, standlarda alelacele; kiminde Türkçe, kiminde Rusça isimler yazılmış olabilir, iş görüşmeleri için oturma grupları konmamış, güverte tabir edilen yüksek platforma da sadece yetkililerin!!! girmesine müsaade edilmiş olabilir, kapıda duran, ancak yakasında bir isimlik ya da kart bile olmayan görevliler vestiyere paltonuzu bile asmanıza izin vermiyor olabilir…

Bütün bunların doğru olduğunu söylemek başka, ITB fuarının Türk turizmi için sanki bu yüzden kötü geçmiş olduğunu söylemek, yazmak başka.

Doğru teşhis olmayınca doğru önlem alma şansı da ortadan kalkmaktadır.

Alman yurttaşı gerek duyup, ilgi duyup Türkiye’nin olduğu salona girmemiş ki stand yapısına bakıp gerisin geriye gitsin..

Sorunu bürokratik bir hata!! boyutuna, ya da beceriksizliğe bağlamak ile uğraşanlar sorunun temelini gözden kaçırma uğraşısı içinde değillerse peki neyin peşindeler?

Basından izliyorum; Efendim Başbakan ile yapılan toplantıya şu kişi, bu kişi davet edilmemiş, üzüntü içindelermiş...

Merak eden baksın, toplantıya davet edilmeyen bu zevat acaba son 8 ayda ne söylemiş, neleri alkışlamış, hangi özgün raporları!! Bakanlığa göndermiş, kamuoyu ile hangi görüşlerini paylaşmış?

Toplantı davetini yapanlar, eminim ’’onlar zaten ne yapsak evet efendim, sepet efendim, az bile yaptınız, bizi berhudar ettiniz deyip uygulamalarımızı övenlerdir; yeni, farklı, bu güne kadar bir şey söylememişler de şimdi mi Başbakan’a iletecekler !!!, bırak Allah’ını seversen’’ demekten kendilerini alamamışlar ve davete gerek duymamıştır.

Bu ülke bu yıl turizm gelirlerinden 2-3 milyar dolar kaybedecek, on binlerce yurttaşımız işsiz kalacak, yüzlerce meslektaşımız belki bu mesleği terketmek zorunda kalacak; iflaslar, sosyal sıkıntılar baş gösterecek. Bu tabloyu, nedenlerini anlatmaya çalışıyorum; ilgililerin umrunda değil, içimizdekilerin tepkisi ise içler acısı, utanılacak düzeyde. Varsa yoksa kişisel kavga, ona buna laf yetiştirme kaygısı...

Öz eleştiri yok, emeğe saygı yok, fikir üretimi yok...

Yazdıklarıma gösterilen çoğu olumlu, bir kısmı siyasi kaygı nedeniyle olumsuz tepkilerin içeriğine bakıyorum, içler acısı bir durum, konunun özü hiç gündemde değil. Güya olumlu tepki gösteren bazı meslektaşlarım hala Ahmet ile, Mehmet ile olan hesabını bu yazılar üzerinden görme peşinde; bravo, adama ne laf etmişsin be!!!! İlgilenilen konu sadece bu.

Yazık, hem de ne yazık. Kimileri gemi batmasın diye çırpınırken kimileri de hala kamara/kamarot kavgasından vaz geçemedi.

Gördüğünü doğru okuyamayan, okuduğunu yorumlayamayan, hala kişisel hırs ve kavgalardan medet umanların gözde olduğu bir toplum için acaba tıraş’a gerek var mı?

Gözümüzün önündeki resmi okumaktan aciz, doğru irdelemekten yoksun kaldığımız sürece başımıza tıraş beğendirme hakkımız yok, böyle baş, sahiden tıraş gerekmez, tarak da istemez.

Deniz Tüfekçi'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
Sayfayı
Yazdır Kaydet
kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net