Genel Müdür enflasyonu var!
Ergül Şahin
General Manager
Makeney Hall Hotel, Folio Hotels, UK
02.02.2007
Çok sayıda hızlı yatırımı yönetecek genel müdür bu kadar hızla
yetişmez.Yetişmiş olanlar da yeni yatırımcılar tarafindan "Transfer"
edilmeye çalışılır.
İşini bilen genel müdürlere bir diyeceğim yok ama birçok genel müdür,
kendilerine karşı dürüst davranarak kendi kendilerini yeterlilik testine
tabi tutmalı.
Sayin Ünal Ersözlü'nün yazısını okuyunca yazayım dedim. Ersözlü'nun konu
ile ilgili olarak belirttiği iki tespit de doğru. Bunlardan hangisinin
önce geldiği "Tavuk mu yumurtadan, yumurta mi tavuktan çıkar?"
tartışmasına dönüşeceğinden iki sorun da aynı derecede ve aynı
öncelikle düşünülmelidir.
Ne yazık ki ülkemizdeki az sayıda yatırımcı olaya daha profesyonelce
bakabilmekle birlikte, çoğunluğu bu konularda gelişimlerini tamamıyla
tamamlayabilmiş değildir.. Bunda fabrikator zihniyetinden kalıntılarla
birlikte eski Yeşilçam filmlerinde tiplenen müdürler ve yatırımcının
müdürlere tavrı arasında yakın ilgi vardır.
Yaşanılan en büyük sorunlardan, hatta işletmenin başarısının önünde duran
engellerden birisi yatırımcıyla genel müdür arasynda tam anlamıyla etkili
bir iletişimin olmamasıdır. Bunda "astığı astık, kestiği kestik"
yatırımcı anlayışının etkisi büyüktür. Yatırımcının bir çok konuda genel
müdürün bilgi ve tecrübesinden yola çıkarak verdiği cevaplar ve tespitler
yerine gönlüne hoş gelen şeyleri duymak istemesidir. Bu durumda genel
müdürün manevra alanları kısıtlı kalır ve etkisini yitirir.
Bu tür işletmelerde, genel olarak tüm toplumda olduğu gibi, ilişkilerde de
bir güven yetersizliği vardır. Yatırımcı genel müdüre, müdür yatırımcıya,
personel müdüre, müdür personele güvenmez. Bundan yola çykarak yatırımcı
"Kilit" olarak gördüğü noktalara "kendi adamını" koymayı bir zorunluluk
olarak görür. Böylece tesis ne kadar büyük, ne kadar modern olursa olsun
bir yerinde mutlaka bir amca , dayı, yeğen, kuzen ilişkisi vardır.
Aslına bakacak olursanız gerçekte olması gereken, tepeden tırnağa bütün
personelin aynı takımın oyuncusu olduğu gerçeği bir türlü kabul bulmaz.
Bu tür ilişkilerin olduğu yerde de moral ve performans düşer. Sonuçta da
hesap genel müdüre çykarılır. İşten çıkarmalar ise genellikle
çağdaş ve uygar bir şekilde olmayıp "Anında"dır. Hatta, bazen genel müdür
bir gün once başında olduğu işletmeye; sabah işe geldiğinde kapıdaki
güvenlik tarafından içeriye bile sokulmaz. Patron böyle istemiştir.
Coğu zaman masasını bile toparlama şanıyna sahip değildir. Sonuçta o genel
müdür gider ve yerine bir başkası gelir. Aslında en fazla bir veya iki,
hadi siz deyin üç sene sonra yeni genel müdürü bekleyen de aynı kaderdir.
Yatırımcı için bu bazı haller dışında! "Kendi kendini aldatmaca"dan
başka bir şey değildir. Çünkü yeni genel müdür tesisi, personeli tanıyana
kadar aradan geçen zaman belki de bir başka sezonun kaybolmasına neden
olur. Bir kısır döngü içinde bu, defalarca devam eder. Başlangıçta
oturtulamayan ama yine de belli ölcülerde alışılan sistem sil baştan
yapılarak bütün personel bir anlamda "Şaşırtılır" Farklı beklentiler,
farklı uygulamalar en azından alışıncaya kadar işletmeyi ve işletmede
çalışanları gereksiz bir stress altına alır.
Kısacası, bu gibi uygulamalar kargaşanın sürekliliğinden başka bir işe
yaramaz.
Ülkemizde son derece modern dü?ünen, eğitilmiş ve işini bilen
yatırımcıların yanısıra bu gibi genel müdürlerin sayısı da hayli
fazla olmakla birlikte; nasıl bir yatak, yatırım enflasyonu varsa bir o
kadar da genel müdür enflasyonu vardı. Bu kadar hızlı yatırımı yönetecek
genel müdür bu kadar hızla yetişmez. Yetişmiş olanlar da yeni yatırımcılar
tarafından "Transfer" edilmeye çalışılır.
işini bilen genel müdürlere bir diyeceğim yok ama bir çok genel müdür,
kendilerine karşı dürüst davranarak kendi kendilerini yeterlilik testine
tabi tutmalı ve sonucu yine kendi kendilerine dürüstçe davranarak
değerlendirmeli. Çoğunun birçok alanda kendilerini yetersiz bulacağı
kesindir ama bunu belli etmemek için, büyük bir caba sarfederler.
Ozellikle bu tip genel müdürlerle yukarıda bahsettiğim türden
yatırımcıların bir araya gelmesiyle oluşan sözde "Takım" küme düşmeye
mahkumdur.
Bu tip müdürler bu işin bir takım işi olduğunun farkında değildir.
Işletmede sözüm ona saygınlığı despotlukla kazanmaya calışırlar.
Liderlik vasıflarından yoksun bu müdürlerin planlı calışma, insana
yatırım, çalışanları onore etme gibi bir düşünceleri yoktur.
Bilgisizliklerini örttmek için en kolay yontemi, sindirme yöntemini
uygularlar. Onlar için oöemli olan, o konumda tutunabilecekleri kadar
tutunup daha sonra başka bir işletmede olayın tekrarına girmekten başka
seçenek de yoktur. Işletme içinde gerçekci tesbitler yerine yatırımcının
kulağına hoş gelen sözlerle göze hoş görünen tablolar çizmeye calışırlar.
Bu gibi durumlarin sonucu olarak da hem yatirimcinin hem de genel müdürün
hüsrana uğraması kaçınılmazdır. Bu farkedildiğinde her iki taraf için de
çok geç olmuştur.
Günümüzün ekonomik şartlarında hatır-gönül, amca-dayı ilişkileri de ancak
bir noktaya kadar devam eder. O nokta ise kar-zarar hesabının en alttaki
çizgisidir. Bu kural esas olarak tüm yatırımcı-genel müdür ilişkileri için
geçerlidir. Yatırımın dönüşümünü göremeyen yatırımcı için müdür kim olursa
olsun, sonuçta kendisini kapısının önünde bulur.
Işletmenin başarısı için genel müdürün yeterliliği ve fonksiyonu
tartışılmayacak kadar önemlidir. Yatırımcı amacına ulaşmak istiyorsa
işletmesinde "Yeterli" ve bu yeterliliği pratiğe dönuüştürebilecek,
yani "Fonksiyonel" genel müdüre, müdürlere öncelik tanımalıdır. Yani
genel müdür seçilirken eski tabirle " Kılı kırk yarmak" gerekir. Bu kuralı
genel müdür idari takımı ve personeli seçerken aynen uygulayabilmelidir.
Seçtiği personelin ilgili departmanlar vasıtasıyla mesleki gelişmelerinde
katkı sağlayacak yöntemleri, sistemleri uygulamaya koyabilmeli, personel
seçiminde hatır-gönül etkilerinden uzak durmalıdır.
Bir yatırımcı için en kaçınılmaz konu genel müdür seçimi aşamasında
çok hassas davranpp o işletmeyi idare edebileceğine ve sonuç
alabileceğine emin olacağı birini seçmesi konusudur. Karşılıklı guven
ortamını hem o müdüre verebilmeli hem de kendisi müdüre guvenebilmelidir.
Madem güvenemeyecekse güvenemeyeceği kişiyi kendi yatırımının geleceğini
düşünerek hiç işe başlatmamalıdır. Ama seçimi sağlıklı yaparak güvenip
işe baslattıysa o zaman genel müdürü belli ölçülerde kendi haline bırakıp
tecrübesini ve iş bilgisini pratiğe dönüştürme fırsatı vermeildir.
Gidişatı günlük, haftalık, aylık ve dönemsel raporlardan ve işletmedeki
güncel oygulamadan göreceği de zaten kesindir. Müdüre vereceği değeri
kendisine gosterdiği hürmetten değil işteki performansı göz önüne alarak
hesaplamalıdır.
Her yatırımcının otel işletmeciliğinde uzman olması beklenemez. Konuya
uzak olan yatırımcı işletmeye pratik alanda, her safhada karışmadığı ve
kararları işi bilen kişilere bıraktığı sürece bu sorun teşkil etmez. Sorun
işin iç yüzünü bilmedigi halde işi o işi bilenlere bırakmayan yatırımcıdan
kaynaklanır. Para benim param, tesis benim tesisim; burada kararları ben
veririm anlayışıyla başarıya ulaşılamaz. Aynı şekilde genel müdürün de
yatırımcının işle ilgisini tam anlamıyla kesmesi veya hiç ilgilenmemesini
beklemsi yanlıştır. Burada işin püf noktası genel müdürün işletmeyi idare
etme yetenekleri içinde yatırımcıyı da idare edebilmesidir. Bu da ancak
etkili, dürüst va açık bir haberleşme ile gerçeklesebilir. Sektöre uzak
bir yatırımcı için genel müdür seçerken yapacağı en isabetli davranış
seçimi konuyla ilgili profesyonellere yaptırmaktır. Tabii ki son karar
kendisinindir. Genel müdür transferlerinin en buyuk nedeni de bu seçimi
yaparken yatırımcının işin kolayını kaçarak risk azaltma düşüncesidir.
Yukarıda yatırımcıyla genel müdür arasında, hatta işletmede calışanların
tümü arasında etkili bir haberleşme olmasının gerekliliğinden bahsetmiştim.
Birçok yerde yatırımcı gerçek anlamda düşündüklerini genel müdürden
saklar. Hatta bazı durumlarda müdürü "Denemek" için yanılıicı beyanlarda
bulunur. Sanki müdür bir rakip işletmenin elemanımış gibi, onu şaşırtmaya
çalışır. Bu bir anlamda aynı takımda oynayan oyuncuların birbirine
doğrudan pas atmaları yerine topu biraz daha zor noktalara, dar alanlara
atarak onun zor durumda kalıp çabalamalarına sebep olmasına benzer.
Sonuçta atilan gol kendi kalelerinedir. Coğu zaman genel müdürden
yatırımcının aklından geçenleri tahmin etmesi beklenir!
Sektörün karakteristiğinden dolayı çalışma saatlerinin uzunluğu kabul
edilen bir gerçektir. Bir genel müdürün her zaman işletmede olması
beklenir. Haftanin yedi günü calışan, rekreasyon faliyetlerinde
bulunamayan, aile ve sosyal hayatı bulunduğu pozisyonca gasp edilen bir
genel müdür ne kadar becerikli olursa olsun, sonuçta pisikolojik sorunlarla
karşılasması kaçınılmazdır. Bu da ancak ve ancak performans düşüklüğüne
neden olur. Kural tum çalışanlar için geçerlidir.
Haftanın yedi günü çalışıp (işyerinde bulunup!) dört günlük iş yapan bir
genel müdür veya eleman yerine haftanın beş günü calışıp yedi günlük iş
yapan bir genel müdür, eleman her zaman için daha üstündür.
Bazı yatırımcılar ve genel müdürler için bir "Kültür değişikliğine"
acil olarak gereksinim vardır. Buradaki kültür değişikliğinden kastım
bizim ananelerimizin degişmesi değil çalışma etiklerinin değişmesi,
olaylara ve işletmeyi ilgilendiren her konuya profesyonel yaklasım
tarzının benimsenebilmesidir. Bunun için de her iki tarafın bilgi
birikiminin yeterli olması şarttır. Daha önemlisi yatırımcı idareciye ve
personele, Genele müdür personele, yatırımcıya ve tüm iş çevresine karşı
davranışında dürüst ve adil olmayı kendisine prensip edinebilmelidir. Bu
prensip halihazırda edinilmiş bilgi ve tecrübelerle, araştırmacı ve
kendisini geliştirici çabalarla desteklendiğinde başarının gelmesi
kaçınılmazdır.
Ülkemizin önde gelen bir yöresinde, genel müdür konumunda tecrübe
edinmiş birisi olarak bunları yazmamdaki amaç birilerini gücendirmek,
kötülemek değil; birçoğumuzun bildiği gerçekleri ortaya döküp tartışmaya
açarak yukarıdaki tiplemelere uyan genel müdürlerin ve yatırımcıların
kendilerini sorgulayarak hem kendi başarıları açısından hem işletmelerinin
geleceği açısından doğru kararlar verebilmelerine katkıda bulunmaktır.
Bir manav tezgahtarına kuyumcu dükkanında iş vermek -altınları kilo kilo
satabilme olasılığı düşünüldüğünde- harika bir fikir olarak görülebilir.
Kuyumcuysanız ve böyle bir personel politikanız varsa dikkat edin, günü
bir tane yüzük satamadan bitirebilirsiniz.
Bu nedenle "RIGHT PERSON FOR THE RIGHT JOB" prensibinden asla uzaklaşmayın.
Sayfayı
www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net
|