Kafdağı'nın önü buz dağı
Mustafa ÖZBAŞ
Exc. Housekeeper
Yazara ileti
27.04.2008
Turizm sezonu geldi çattı, kavga gürültü patırtının ardından sezona girdik, anlaşılan yine Rus turistler işletmelerin yüzünü güldürecek, birde artan maliyetler karşın hareketlenen döviz piyasası nefes aldıracak gibi görünüyor,
Bunlar iyi yönleri ama çeşitliliğin artması ülke tanıtımının diğer pazarlara açılımının sağlanması da gerekiyor, bu şartlarda yeterli görülerek tanıtım yapılmaya ya da yeteri kadar ağırlık vermeyen pazarlar rakiplerimiz için kurtarıcı pazarlar olabiliyor.
Hindistan, Çin gibi Asya ülkeleri ve hatta İran pazarının kullanılması ve yelpazeye dâhil edilmesi gerekiyor.
Çin ve Hindistan'da ne yazık ki yok sayılabilecek durumdayız, gerçi İran pazarını magazin boyutunda ele alan bazı basın organları sayesinde minimuma indirdik ama benim korkum gelen İranlı turisti bikini ile resmedip büyük puntolarla haber yapan arkadaşlar velev ki gelen
Hindistanlı misafirlerimize de "kendi ülkelerinde kutsal sayarak yemedikleri inek etini biz …"
diye başlayan haberler patlatıp onu da hallederler ama neyse konuyu dağıtmayalım.
Turizmin ülke tanıtımı ve ekonomisine katkısını herkes takdir edecektir ama bu payın rakip ülkelerin oransal olarak altında kalmasında da kendimizden bir şeyler bularak cevap aramalıyız: Turizmin çeşitliliğinin tanıtılamaması, gelen turistin bir nevi beş yıldızlı açık cezaevi koşullarına mahkûm edilmesi kalitenin neden aşağılarda olmasının doğal nedeni tabiî ki.
Traji komik olansa gelen turist sadece tesis içinde kalarak ülkesine döndüğünde sadece tesisi tarif edecek bir hale gelmiştir, Dolayısı ile turizmden ziyade "Otelizm" gibi bir isim daha doğru olacaktır.
Doğal güzelliklerimiz, tarihi alanlarımız, müzelerimiz gözden kaçmakta ve hatta kimi yerlerde giriş ücretleri yüksek tutularak gösterilmek istenmemekte, küçük bir meblağ için güzelliklerimizin tanıtılması, geniş kitlelere ulaştırılması engellenmiş olmaktadır.
Tesislerimiz turisti tesis içinde tutmayı istememekte ama yol da göstermemektedir, bu çelişkinin giderilmesi ise yine tesis yöneticilerinin ufkuna bağlı olarak değişmelidir, yaratıcı fikirlere çok
ihtiyacımız var. Turizmi hem işletmeler hem de doğrudan veya dolaylı olarak etkileşim içinde olan diğer sektörlerle kalkındırmanın yollarını aramalı bulmalıyız.
Yol gösterici olarak Turizm Bakanlığı ve diğer sivil Turizm kuruluşlarının görüşleri destekleri tabiî ki çok önemlidir ama her şeyi devletten beklemek ne kadar yanlışsa bireysel olarak yapabileceklerimizi yapmamak, ertelememek de bir o kadar yanlıştır.
Turiste mutlaka güzelliklerimizi göstermeli, tesis odaklı turizmden uzaklaşmalı ve yeni yaratıcı
fikirlerle desteklemeliyiz.
Ekonomimize katkı temelinde baktığımızda ise hem kısa vadede hem de
uzun vadede eminim karşılığını alabilir ve tanıtımımızı daha iyi sağlamış oluruz.
Bazen milyon dolarlarla yapılamayan reklâm, tanıtım tesislerin yapacağı küçük bir Müze turu ile,
ya da bir ören gezisiyle çok kolay sağlanabilir.
Yoksa sektöre konulan iddialı hedefler ve rakamlar ile gördüğümüzün bize bir süre sonra
Kafdağı'nın değil Buz dağının görüntüsü olmasın, dümeni çevirmenin zor olacağı anlara gelmeden önce küçük Bir dokunuş çok şeyi değiştirebilir.
Elele vermeden kimseye kurtuluş gözükmüyor çetin piyasa koşullarında, Geliyorum diye neredeyse davul çalan kriz ortamları en güzel fırsatlarıda beraberinde sunuyor, Tabii değerlendirebilene…
|