www.turizmforumu.net




Belediye diye diye...


Metin Sözüçetin
metinsozucetin@yahoo.co.uk

03.04.2007

Biliriz, zordur ana muhalefet partisine üye bir belediye başkanı olmak çok zordur... İktidar partisinin belediye başkanı Ankara'nın cici çocuğudur ve işi çok kolaydır; istediği verilir, seçmenine şirin gözükeceği nimetler ayakları altına serilir ama ana muhalefet partisinden bir belediye başkanının işi zordur; üvey evlat muamelesi görür, sivrilikleri törpülenir, aktif olamamaları eleştirilir… Seçime girişleri bile adil değildir...

Tıpkı iktidar partisi genel seçim güreşlerine mitoz bölünme ile çoğalan TMSF TV kanalları desteğiyle buldozer gibi ağır siklette girerken tek harbi muhalif ve direnç dirayeti gösterebilen kanalın kendi yağında kavrulan sinek siklet Kanal Türk olması gibi...

Bir belediye başkanının başarılı olup olmadığı bireysel olarak değerlenirken iktidara ya da muhalefete ait olup olmadığı kıstası mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır…

Ya da özet şu mudur?

Parası olan başarılı olabilir... Parası olmadığı halde başarılı olan dahidir... Parası olduğu halde başarılı olamayan ise ya tembeldir, ya da iyi niyetli değildir...

Örneğin A-ke-pe'ye ait Silivri belediyesi iktidar cephesinden oluk oluk akan resmi ve formüle edilmiş kaynaklarla ihya olurken gerçekleştirdiği inkişaf sadece oradaki belediye başkanına ve ekibine mi aittir acaba?

Peki, Belediye Başkanlığı CHP'ye ait koskoca turizm başkenti Bodrum'un kendi yağında bile kavrulabilmesinin önüne planlı, programlı takozlar konabilmesine rağmen yokluklarla boğuşup kaynaksız, fonsuz, gayriresmi örtüsüz, desteksiz durumda kendi çapında belediyesel inkişaflar kaydedebilmesi başlıbaşına bir başarı olmaz mı?

Bu şartlarda hiç bir şey yapamamak salt başarısızlık olarak telakki edilebilir mi acaba?

Yoksa bireysel bir ataletin de katkısı var mıdır Bodrum'un alt yapısının yerinde saymasında?

Hele daha da kötüsü, muhalefet partisi olmanın dayanılmaz hafifliğine mi sığınılmaktadır sorumluluk yüklenmekten kaçınılması adına, liderleri gibi? Denizin bittiği yer midir Bodrum? Buraları ötekilere kaptırılacak zemin mi hazırlanmaktadır? Yeşil sermaye mi yeşillenmektedir bu cennete? Zebanilerin, cenneti seçmenleri için parsellediği ve vadettiği yetmemiş midir?

Belki de bu parasızlık nedeniyle turizm mevsimine yavaş yavaş girilmeye başlanan bu günlerde, Bodrum'un en güzel sahil yollarından biri olan Neyzen Tevfik Caddesi'nin yarısı ve ana arterlerden Atatürk Caddesi'nin tamamı, aylar önce kazı çalışmaları bittiği halde, hala daha tarladan beter durumdadır... Belki de finans kaynaklarının kuru olmasından dolayı, kış nüfusu 150 bine yaklaşan güzelim beldede, bırakın yazın akın eden milyonların ihtiyacı olan alt yapının sağlanmasını, artık kışın bile elektirik, su, yol, kanalizasyon ve en önemli kangren olarak çöp hizmetleri sağlıksız yürütülmektedir...

Hatta telekom ile belediyenin işbirliği ihtiyacı duymamasından dolayı telefon hizmetleri bile aksamaktadır... Telefon kablorına kafanızı kaldırıp bakarsanız, içinden çıkamayacağınız çirkinlik abidesi bir keşmekeş size bu cennet beldedeki utanç abidesi perişan mantalitelerin karmaşık kafalarını anlatmaya yeter. Tüm o kabloların yere gömülmesi zaruridir ama devekuşu gibi, yosun tutmuş kafalar gömülmektedir yere sadece...

Şu anda Bodrum Yarımadası'nda bitmiş konumda 35.000 ev satılık varken ve bunların satılmasının 2-3 yıl içinde nüfusa 100 bin daha ilave getireceği kesinken üstelik proje halinde, topraktan satılan yerlerin adedi bile bilinmezken şaibeli ruhsatları hiç saymıyorum, acaba sadece muhalefete ait bir belediye olmanın acziyle mi bocalamaktadır Bodrum... Yoksa dirayet ve basiret konusunda mı bir handikap vardır, genetik ve kronik sosyaldemokrat ataletinden kaynaklanan?

Basit ayrıntılar mantaliteyi açığa çıkarır aslında. Tek alışveriş kompleksi olan Oasis'in arka yol girişindeki toz, toprak, çamur, çukur haldeki 25 metrelik yolu yapmak veya yaptırtmak çok mu zordur? Yapanın eline mi batar? Denizden bakıldığında The Marmara Oteli'nin solundaki yarım kalan inşaatların beton görüntüsü bütün klasik Bodrum görünüşünü katlederken onları beyaza boyatmaya zorlamak çok mu zor iştir? Oraya dev emlakçı tabelaları koymaya müsaade edene kadar, The Marmara'nın altındaki çöl görünümünü yeşilleştirmek gibi angaryalar(!) için sponsorluk yapmaları şartı getirilemez mi? Trafiği kışın bile kilitleyen Otogar'ın şehir dışına taşınması, her yaz Torba'nın tepesinde fitili ateşlenmiş bomba gibi için için yanan ve tek kalan ormanı tehdit eden çöplük sendromunun başka uygun bir yere taşınması imkansız şeyler midir, yoksa iş bilmezlik midir? Ya denize akan kanalizasyonlara ne demeli? Hani balık çiftlikleri kalkacaktı? 2008 de kalksa bile, geride bıraktıkları pislikleri temizlemek kaç yıl sürecek acaba?

Hepsini bir kenara bırakalım. Bitez'de belediye ekiplerince yapılan köpek katliamı nasıl bir aczin, nasıl bir sorumlu insana ait davranış biçiminin ve nasıl bir vicdanın eseridir? Aralarında sahipli, cins köpekler dahi olan o garipleri zehirlemeye, tarım ilacıyla kıvrandırarak öldürülmelerine göz yummaya hangi yerel yönetimin vicdanı el verebilir? Sokak köpeklerinin toplanıp kurulu hayvan barınaklarına götürülmesi, kısırlaştırılma işlemlerinin yapılması gibi konular da mı Ankara'dan ekstra fonlar gelmesini gerektiren masraf kalemleridir? Hayır, basit bir organizasyonla köpeklerin çoğalmasını önleyecek disiplinli bir çalışma için bir yıl yeterken bunu onlarca yıl bir türlü becerememek itlaf ekipleri işsiz kalır korkusundan mıdır, yoksa ataletin başka bir boyutu mudur?

Bu yaz liman açılıp kocaman kocaman gemiler binlerce ekstra ve kaliteli turisti bu kıyılara taşıyacakken bu turistlerin olası ihtiyaçlarına yönelik tedbirler alınmakta mıdır? 3 mil ötede Kos adası Avrupa izleri taşır hale gelmişken karşıdan bizlere nanik mi yapılacaktır acaba, turizm dersinden toptan sınıfta çaktığımızda?

Bodrum, Didim, Marmaris, Göçek, Dalyan, Fethiye, Ölüdeniz, Kaş, Kalkan, Olimpos, Kemer, Alanya gibi beldelerimiz , aynen milli parkların koruma altına alınması gibi, özel ihtimam gösterilmesi ve özel fonlarla desteklenmesi gereken cennet köşeleridir dünyanın.

Bu beldeler için, genel turizm gelirine katkı paylarının misli misli oranlarında fonlar akıtılacak ve başkanları motive ve kontrol edecek bir sistem oluşturulmalıdır. Oysa içine düşünülen verimsizlik veya alınamayan verim önce geleceğin yitirilmesidir buralarda ve bu tür özel destekler verilir de hala daha beldesini kalkındıramayan, alt yapı sorunlarını çözemeyen belediyeler iyot gibi açığa çıkarsa orada basiretsiz, dirayetsiz yönetici damgası yenir sırta hak ede ede...

O zaman böyle belediyelerin binaları mühürlenmeli midir belediyeler tarafından?



Metin Sözüçetin'in Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:




www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net