Türkiye turizmi ve ağlama duvarı...
Mevlüt YENİ
mevlut.yeni@aksam.com.tr
16.10.2006
Kiminle konuşsam Türk turizmin en büyük ana sorununun "Tanıtım" olduğunu
söylüyor. Yani Türkiye, tanıtımı bir türlü beceremiyor. Sadece fuarlardaki
beceriksizliğimiz değil, fuarların dışındaki Türkiye tanıtımlarını da
beceremediğimiz yolunda ağır eleştiriler söz konusu.
Bu konuda başarısızlığın faturası Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kesiliyor.
Acaba bu yaklaşım doğru mu sizce?
Yani tanıtımdaki beceriksizliği sadece bir kuruma yüklemek vicdanları
rahatlatan bir durum mu? Bence değil...
Eğer Türkiye kendi değerlerini layık olduğu şekilde dış dünyaya sunamıyor,
tanıtamıyorsa bunda bu işten ekmek yiyenlerin kabahati yok mu acaba? Evet,
görüyoruz ki özellikle gittiğimiz fuarlarda devlet olarak biz bu tanıtım
ve organizasyon işini beceremiyoruz.
Peki TÜRSAB, TÜROFED ve TOBB gibi ulusal ölçekte faaliyet gösteren örgütler
neden bu tanıtım işine yeterince yapışmıyor? Büyük acente ve turistik
tesisler neden tanıtım adına bir araya gelip stratejiler geliştirmiyor.
Fuarlarda bakıyoruz GTİ, ÖGER bir tarafta, Bentour ve diğerleri yine başka
bir tarafta...
Neden bu yukarıda saydığım ve burada adını zikretmediğim onca turizm devi
bir araya gelip ortak bir havuz oluşturup ülke adına ortak değerlerimiz
adına alternatifler oluşturamıyor?
Kendi çalıştıkları tesislerin katalog çekimlerine ne kadar paralar
harcadıklarını biliyoruz. Ayrıca, Türkiye'ye turist getirdikleri pazarlar
da harcadıkları tanıtım bütçelerini de biliyoruz. ÖGER ve GTİ gibi
devlerin sadece Almanya'da harcadığı tanıtım bütçesi Türkiye'nin neredeyse
toplam tanıtım bütçesine eşit...
TOBB ve TÜRSAB'ın turizmcilerden topladığı parayı bilen varsa bana da
söylesin lütfen. Üyelerinden toplanan ve trilyonları aşan bu bütçelerin
nerelerde, hangi amaçlarda kullanıldığını ve bu rakamlar arasından dış
tanıtıma ayrılan miktarı bilen varsa onu da bilmek istiyoruz. Aslında
sorunun cevabını çoğumuz biliyoruz. Hatta, bu yazıyı okuyunca içinizden
gülümseyenlerin bile olduğunu hissediyorum.
Efendim 2006 kötü geçti...
Bu kadar vergi yükü yetmemiş gibi şimdi de Konaklama vergisi geliyor. Vay
anam yandık, bittik kül olduk...
Neden yandık bittik kül olduk?
Her ağlayan gerçekten canı yandığı için mi ağlıyor? Yoksa ağlamak bizde
adet haline mi geldi?
Ben neredeyse 24 sendir turizmcilerle yatıp kalkıyorum, bunların hiç
güldüğünü görmedim. Hep ağlıyoruz...
Evet, 2006'nın kötü gittiği doğrudur. İyi gitmesi için çalışan var mı?
Elini taşın altına kaç kurum koymuş acaba, merak ediyorum.
Herkesin derdi bir an önce yatırdığı parayı geri almak. Bir çok ülkede bir
tesise harcadığı parayı yatırımcı 20-30 yıl gibi sürelerde geri alırken
biz de 2 senede kazanmak hayali yok mu?
İşte, bu hırs ve hayal bizi başka bir yöne doğru sürüklüyor.
Tüm bu hırsların yanına bir de 'Kuş gribi', 'Papaz cinayeti', 'Terör
olayları' v.s., etkenler eklenince acının şiddeti artıyor.
Oysa asıl sorun bunlar değil. Bu saydıklarım sadece Türkiye'de değil,
dünyanın bir çok turizm yapan ülkesinde meydana gelmiyor mu?
Çok basit iki örnek vermek istiyorum, sezon başında Mısır'da bazı
patlamalar oldu ve kaç tane turist hayatını kaybetti. Hemen ertesi gün
Mısır'a turist gönderen ülkelerde hemen Mısır'ı anlatan tanıtım filmleri
dönmeye başlamıştır. Yine Asya'da SARS hastalığı ortaya çıkmış,
ardından Tusunami depremi olmuş, yüz binlerce kişi hayatını kaybetmiştir.
birçok turiste tatil yaparken mezar olmasına karşın o cennet adalar en
pahalı tatil adalarıdır. İnsanlar da bu tatil ülkelerine yine gitmekten
vazgeçmemiştir.
Neden acaba?
Çünkü onların her zaman 'A' planlarının yanında kriz dönemleri devreye
girecek bir de 'B' planları vardır ve anında onu devreye sokarak kriz çok
kısa sürede atlatılmaktadır.
Türkiye'nin, bırakın kriz anında bir B planı uygulamasını, doğru dürüst bir
A planı bile yoktur.
İyi de böyle geldi, böyle mi gitmeli? İşte bu noktaya odaklanmamız lazım.
Yazık değil mi onca yatırıma bu kadar emeğe? Elbette yazık.
Sezon bitti bir ay sonra 2007 adına fuar organizasyonları başlıyor,
turizmle birebir ilgilenen, yazan-çizen bir kişi olarak ben dahil, 2007 de
Türkiye turizmi adına, tanıtım adına ne gibi stratejiler ortaya koyacağız,
hiç kimse bir şey bilmiyor.
2006 sezonunda beceriksizliklerimizin kurbanı olduk.
Lütfen, uyanın artık da 2007'yi bari kurtaralım.
Ne dersiniz?
Not: Bu yazı Akşam Akdeniz'den alınmıştır.
Mevlüt Yeni'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|