Turizmcilerin en büyük sıkıntısı lobi
Mevlüt YENİ
mevlut.yeni@aksam.com.tr
19.10.2006
Eğer Ankara'dan bitecek önemli bir işiniz varsa mutlaka siyaset ve
bürokrat kesiminden ahbaplarınız olması gerekiyor. Varsa bakanlara,
milletvekillerine müsteşar ve genel müdürlere rahat ulaşabilen bir
dostunuz, işiniz hallolmuş demektir.
Peki bu yöntem doğru mu?
Elbette yanlış...
Zaten yanlış olduğunu anlatmak, vurgulamak için bugün bu yazıyı
yazıyorum.
Gidin, eğer tanıdığınız bir işadamı varsa; daha binanın girişinden
itibaren çalışma odasına kadar mutlaka siyasetçiler veya önemli
zatlarla yan yana çekilmiş fotoğrafları duvarları süslemektedir.
Efendim bunun neresinde yanlışlık var demeyin sakın!
Anlatayım isterseniz bu örnekteki ayrıntıyı, ince noktayı. Mesela ismi
mevzubahis değil, adı bende saklı tanıdığım birkaç tane işadamı var.
Aynen yukarıda anlattığım gibi çalışma ofisi hem de her iktidar
değiştiğinde duvardaki fotoğraflar değişiverir. O işadamının odasına
iş yapmak üzere gelen kişinin beyninde bıraktığı etkinin ne olduğunu
bilmem ama burada niyet o odaya gelen kişiye 'Bak benim başbakan,
bakan arkadaşım var, ben güvenilir adamım.' mesajı vermektir.
Eskiden gazetecilerde vardı bu hastalık. Bir sanatçı görünce veya
söyleşi yapınca hemen yan yana geçip fotoğraf çektirir çalışma odamıza
kocaman büyütüp asardık. Şimdilerde var mı bilmem ama böyle bir
fotoğrafla sağa sola hava yapmayı severiz bizler. Galiba millet olarak
genetik yapımızda var bu tür havai işler..
Ama benim bu yazıda anlatmak istediğim havai işler değil. Bu tür
ilişkileri kullanarak iş bitirmek...
Konumuz turizm olunca, benim burada anlatmak istediğim mesele şuydu...
Turizm sektörünün yıllardır Ankara'dan kaynaklanan sorunlarının neden
bir türlü çözüme kavuşamadığı!
Turizmci, birileri tarafından yolunacak tavuk gibi görünüyor. Gelen
giden tokadı turizmciye atıyor.
Bugüne kadar benim bildiğim, turizm adına hükümetler tarafından
kendilerine yakın olan isimler istemiyorsa hiçbir sorun çözüme
kavuşmamıştır. Başbakan ve bakanlara yakınsanız teşvikinizi de
alıyorsunuz, tahsisinizi de.
Ben bu dönemden değil, genel yapımızdan söz ediyorum. Her dönemin
prensleri yok muydu?
Bu işin yolunu da rahmetli Turgut Özal açmıştır. Ondan sonrakiler de
devam etmiştir.
Ankara'dan iş isteyenler hep şahsi taleplerle bakanlara
milletvekillerine ve bürokratlara gitmişlerdir.
Hiç kimse sektör adına sorunların çözümü adına lobi faaliyetleri
yapmamıştır Ankara'da.
Bunu da doğal karşılıyorum sonuçta dünya menfaat dünyası..
İthalatçılar, ihracatçılar kuşçular bir günde yasa çıkartabiliyorken
turizmciler neden senelerdir yasalarını çıkaramaz?
Neyse ki Ahmet Barut, Osman Ayık, Kemal Özgen ve onların yanında
sayıları çok az denecek kadar babayiğitler var da turizmciler, son
zamanlarda birilerine dertlerini anlatmaya başladı.
Bu isimleri burada yazdığım için kimse kusura bakmasın. Var mı başka
turizm adına çabalayan çalışan gece gündüz koşturan? Olsaydı zaten
Türk turizmi bu geldiği vahim noktada olmazdı.
Şimdi komadan kurtulmak için çabalıyor sektör. Bu hale kendi elleriyle
geldiler bu da ayrı bir gerçek. Birlik yok! Beraberlik yok. Sektörde
hekim çok ama tedavi için boğuşanların, çabalayanların sayısı az. Hem
de bir elin parmakları kadar az. Turizmcilerin bana göre en büyük
sıkıntısı ve eksiği lobi yapacak, iktidara yakın adamları yok.
Keşke lobi faaliyetlerine gerek kalmaksızın bu sorunlar çözülse diyorum
ama o da gördüğünüz gibi olmuyor bizim ülkemizde. Umarım son hamleler
işe yarar da sıkıntılar bir nebze olsun çözüme kavuşur.
Not: Bu yazı Akşam Akdeniz'den alınmıştır.
Mevlüt Yeni'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|