Rakamları bırakalım önümüze bakalım
Mevlüt YENİ
mevlut.yeni@aksam.com.tr
16.08.2006
Bu yıl turizm sezonuna iyi başlayamadık. Böyle giderse önümüzdeki seneye de
iyi başlayacağımızı sanmıyorum.
Rusya tarafından gelen haberler fena değil. Avrupa'da Almanya hariç kısmen
de olsa biraz toparlanma gözleniyor. Bu noktada artık bu sene rakamlar ve
getirisine konsantre olmanın geleceğe bir fayda sağlamayacağını bilerek bu
yılı bir kayıp yılı ilan edip en kısa zamanda gelecek yıllar için kolları
sıvamak lazım.
Örneğin Ağustos ayı itibariyle Antalya'ya gelen turist sayısı 4 milyonu
aştı. Geçen senenin aynı ayına göre evet rakamı yakalamış olabiliriz ancak
Temmuz-Ağustos'un zaten ülkemiz için, özellikle Ege ve Akdeniz için
yüksek sezon olduğunu da unutmayalım.
Kaldı ki geçen senenin rakamlarını yıl sonunda tutturmuş bile olsak bu
artış düşen geliri yükseltmeyeceği için sadece turist sayısı anlamında
teselli olmuş oluruz. Burada reel olan ülkenin turizmden kazandığı döviz
girdisidir. Ben turist sayısına değil, bıraktığı gelire bakarım. Gelir
bana gelen bilgilere göre geçen senin çok çok altında kaldı.
Herkes, geçen yılı yakalamak adına rakamların peşine düştü. Havalimanında
kelle saymaya ayırdığımız zamanı ne yazık ki sorunların çözümüne
ayırmıyoruz.
Hiç kimse 2007 yılında tanıtım stratejimiz nedir? Avrupa pazarında ne
yapacağız? Rus pazarında ne yapacağız bunları konuşmuyor. Rakipler 10 yıl
sonrasının turizm planlamasını yaparken biz hala havalimanına inen turisti
saymakla meşgulüz.
Almanya pazarının %25'ini elinde tutan RTK Tour'un CEO'su Thomas Boesl,
Ekonomist dergisiyle yaptığı söyleşide "Türkiye'de yeterli sayıda otel var,
eğer çok sayıda odanız olursa bu kez daha ucuza satmak zorunda kalırsınız.
Manzara resimleriyle Türkiye'yi tanıtamazsınız. Böyle devam ederseniz kriz
daha da büyüyecek." diyor.
"Dost acı söyler" misali herkesin Boesl'in söylediklerine kulak vermesi
lazım. Onlar söylüyor biz sadece dinliyoruz. Turizm uzmanları artık mevcut
yapıyla Türk turizminin çok daha kötü olacağının altını çiziyor. Artık bu
işler fuarlarda fındık fıstık dağıtarak da olmuyor.
Daha önceki bir yazımda bir lobi timinden söz etmiştim. Maalesef, ilgili
bakanlık dahil, sektörün hiçbir katmanından ses çıkmadı. Almanya'da
satışlar bıçakla kesilir gibi nasıl kesildi? Ne oluyor Almanlara? Sanki
aynı anda anlaşmışlar gibi bu kadar kötü olabilir mi satışlar?
Yine Rusya'da, ortada hiç bir şey yokken en küçük bir sorunu bile hem de
abartarak Türkiye aleyhine sık sık haberler çıkıyor. Tüm bu olumsuzluklar
karşısında anında refleks gösterecek bir lobi timine ihtiyaç yok mu? Var
tabii, var da hani nerede? Kim yapacak bunları? Elçiliklerimizde görev
yapan turizm görevlileri ne iş yapar? (İşini doğru yapmaya çalışanları
tenzih ediyorum) bu görevlilerin turizm bilgileri nedir? Değişen dünya
turizminden haberdar mıdır?
Velhasıl derdimiz büyük. Konuşuyoruz, sektör çabalıyor, bir çıkış yolu
arıyor ama bir yere kadar gelip oracıkta tıkanıyor.
TOBB bünyesinde bir turizm meclisi kuruldu. Koç Bakanımız, sorunların
çözümü için umudunu bu meclise başlamış ve meclise güvendiğini söylüyor.
Biz de güveniyoruz güvenmesini de bu meclisin yaptırım gücü var mı? Varsa
ne yapacağı ile ilgili bilgi sahibi olmak istiyoruz.
İşin özü, Türkiye'nin turizm adına doğru stratejilere ihtiyacı var;
Söylediğini hayata geçirecek güçlü siyasi iradeye ihtiyacı var.
Türkiye'nin ricacı değil icracı bir turizm bakanlığına ihtiyacı var.
Bunları başaramazsak turizm bugünkü durumdan daha da kötü olmaya devam
edecektir.
Esen kalın.
Not: Bu yazı Akşam Akdeniz'den alınmıştır.
Not: Bu yazı Akşam Akdeniz'den alınmıştır.
Mevlüt Yeni'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları
Herşey dahil sistemi sadece tüketiciye yaradı!
Türkiye modası ve yeni destinasyonlar
|