Olumsuz haberler ve turizm medyası!
Mevlüt YENİ
mevlut.yeni@aksam.com.tr
13.02.2007
Bir süre önce Boğazköy'de görülen kuş gribiyle ilgili olarak Türkiye Otelciler
Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut'un basına yansıyan "Türkiye'nin zarar
görmemesi için başta basın olmak üzere herkesi sağduyulu olmaya davet ediyorum."
sözünden yola çıkarak medya turizm ilişkilerinde geldiğimiz bir iki noktaya dikkat
çekmek istiyorum bugün.
Ahmet Barut!un bu açıklamayı yaptığı hafta Antalya VTV 'de turizm medyasını ve
turizmi olumsuz yönde etkileyen haberlerin nasıl sunulması gerektiğini masaya
yatırdık. Program konuklarım Hürriyet Gazetesi'nden
Dursun Gündoğdu, Bülent Ecevit, Yeni Alanya Gazetesi'nden Mehmet Ali Dim ve
Tourism Today Dergisi'nden de Haluk Özsevim'di.
Gazeteciler canlı yayında turizmi olumsuz yönde etkileyen haberlerin saklanmasının
artık bizi de komik duruma düşürmeye başladığını söylediler. Mesela geçen sene
Manavgat'ta yaşanan olaylar gibi. O olayda yabancı medya haberi Türk medyasından
daha çabuk servise sunmuştu.
Cep telefonuyla olayları görüntüleyen bir yabancı anında internet üzerinden bu
görüntüleri ve olayı dış basına servis yapabiliyor. Yani bizim medya "bu haberi
nasıl sunalım" diye tartışırken Avrupa medyası "Manavgat'ta bomba patladı" diye
haberi servise koymuştu bile. Şimdi böyle bir dünyada yaşıyoruz.
En küçük bir olayda, haklı olarak sektör ayaklanıyor ve "Aman bu haberi
gizleyelim yoksa turizmi bitiririz," diyor. Kaygılarında haklı olmakla birlikte,
artık başka şeyleri de masaya yatırmanın zamanın geldiğini hatta geçmekte
olduğunu da yazmak, çizmek, konuşmak lazım diye düşünüyorum.
Geçen sezonun başında Mısır'da bir patlama oldu ve 30'un üzerinde turist hayatını
kaybetti. Peki, bu patlama Mısır'da o sezon turizmi bitirdi mi? Benim yanıtım
hayır! Peki, ne oldu da Mısır bu olaydan etkilenmedi? Çünkü Mısır'da patlama
yaşandığı gece tüm Avrupa TV'lerinde Mısır filmleri oynamaya başladı. Yani kriz
durumuna karşı B planını devreye soktu bu ülke ve bombanın etkisini çabuk atlattı.
Mısır ve onun gibi turizmi devlet politikası haline getiren ülkeler "Biz bu haberi
nasıl gizleriz?" çabası yerine turizmi etkileyen bir olay yaşanırsa ne yaparız da
kazayı sıyrıklarla atlatırız hesabını yapıyorlar. Nitekim atlatıyorlar da.
Bence sektör veya ilgili makamlar artık demode olmuş mevcut yöntemlerden
vazgeçmelidir. Zaten faydası da yok! Krizlere karşı mutlaka bir B planı
geliştirmelidir. Tıpkı Mısır örneğinde olduğu gibi.
Siz istediğiniz kadar olayları gizleyin yine iş olacağına varıyor.
Ha, bu şu anlama gelmemelidir. "Efendim zaten bizden çabuk adamlar haberi alıp
aleyhimize işliyorlar, biz de ne varsa haldır huldur verelim," bu da doğru bir
yaklaşım değil. Biz haberi verelim ama abartmadan.
11 Eylül olaylarını ABD basını dünyaya nasıl sunduysa bizdeki bir olayı aynen
onlar gibi sunabiliriz. Ne ABD'de meydana gelen, ne de Londra'da meydana gelen
olaylarda kan revan görüntülerine rastlamadık medyada ama bizim medya İstanbul'
da medydana gelen patlamalarda kolu bacağı kopmuş insanları dünya medyasına
servis yaptık. Bu da doğru bir yaklaşım değil.
Kuş gribi haberini elbette haber yapmalıyız, ancak kümeslere çoluğu çocuğu
doldurup reyting uğruna senaryolar yazıp, olmayan olayları varmış gibi sunarsak
işte bu kötü. Bizim medyanın böyle bir abartma hastalığı var. Bence biz bundan
vazgeçmeliyiz.
Bakın, şimdilerde 2007 beklentileri olumlu sinyaller veriyor ya, dışarıdan
beslenen bazı şer odakları hemen harekete geçer. Her şeyden kolay etkilenen Türk
turizminin olumsuz olaylara karşı direncini arttırmak için sektör, medya ve
Ankara'nın oturup bazı planlar yapması gerekiyor.
Bir kez daha altını çiziyorum. Bir olay olduğu zaman gazeteleri arayıp "Aman
arkadaşlar bizi bitirirsiniz, bu olayları haber yapmayalım." diyerek olayları
Türk medyasında gizlemek sorunu çözmüyor artık. Üstelik, bu durum başkaları
tarafından fark edildiği zaman çok komik ve gülünç duruma düşüyoruz.
Adamlar elinde içi milyon dolar dolu çanta ile çıkmış kapı kapı geziyor ve Türkiye
aleyhine olumsuz haber yapacak gazeteci arıyor. Bizim beyefendiler bir bardak çay
ikram ederken bile elleri ayakları titriyor. Bu kafayla mı turizmi adam edeceğiz
acaba? Bence oturup her şeyi konuşmalıyız. Birbirimize gülücükler yollayıp süslü
püslü sözler yerine madalyonun diğer tarafını çevirip gerçeklerin üzerine
gitmeliyiz.
Kimse bana bunları yazdığım için gücenmesin. Hepimiz birbirimizi biliyoruz. Yalana
dolana gerek yok! Artık Türk turizmini ahbap çavuş ilişkilerinden kurtarıp hep
beraber sorunların temeline inmemiz lazım. Aksi halde burnumuz pislikten asla
kurtulmayacaktır.
Mevlüt Yeni'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan yazıları:
|