Portakalın tadı kaçtı…


Mevlüt YENİ
mevlut.yeni@aksam.com.tr

22.09.2006

Birkaç gündür, bu yıl 43’üncüsü düzenlenmekte olan Antalya Altın Portakal Film Festivali ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Şahsen ben, bazı konularda, 43 yıldır bu organizasyonun kahrını çeken Antalya medyası saf dışı bırakıldığı için, ne yarışma filmlerini izliyorum nede organizasyona dair aktiviteleri. Bu benim şahsi tepkim.

Bana yaldızlı, yıldızlı açılış ve gala gecesi daveti göndermişler. Sağ olsunlar, var olsunlar… Açılış törenine katılmadığım için, bu güzelim davetiye boşa gitti. Ödül törenini de izlememeyi düşünüyorum. Zaten bu sene Portakal Antalya sınırlarını aştığı için Antalyalılara, Antalya medyasında yani bize de ihtiyaç yok sanırım(!)

Bu festivalin Antalya halkından giderek uzaklaştığını, birkaç senedir yazıp çiziyoruz. Hatta, bu sene ilk gün yazdığım yazıda da bunlara değindim. Şu anda kadar yazdıklarımıza herhangi bir tepki gelmediğine göre organizasyona yönelik olarak yapılan eleştirilerde Antalya haklı demektir.

İki senedir Altın Portakalı organize eden TÜRSAK Vakfı ve Festival Başkanı Engin Yiğitgil’in bir gazetede yayımlanan festival ile ilgili söyleşisini okudum. Sayın Başkan diyor ki “Antalya halkı bu festivale sahip çıkmalı.”

Antalya halkı da Yiğitel’e diyor ki: “Siz önce Antalya halkına sahip çıkın, sonra biz festivalimize sahip çıkarız.” TÜRSAK bu festivalde 2 senedir var. Oysa bu festival darbeler dahil, ne badireler atlattı ve Antalya halkının desteği ve ilgisiyle 43 senedir dimdik ayakta duruyor. Yani bu noktada, bunların hiç birinin Antalya halkına diyeceği olamaz.

Bu festivalin mutlaka uluslararası bir boyut kazanması gerektiğini belki defalarca yazanlardan biriyim. Nitekim, geçen yıl temelleri atılan bu adımın bu sene biraz daha yol aldığını da gözlemliyoruz.

Bu sene Festivalin bütçesi 7 trilyon civarında. Bu rakamı Sayın Türel de teyit ediyor zaten. Rakam küçük değil. Bence Antalya daha iyisini hak ediyor. Bir gün bu festivalin Osca ayarında düzenlenmesi benim en büyük hayalimdir.

Benim üzerinde durmaya çalıştığım husus, henüz Antalya’nın örnek bir kaldırımı dahi yokken sen Cannes veya Oscar’dan söz edemezsin.

Bu festivalin daha ayakları yere basar şekilde, çok daha az bütçelerle, bugün ki organizasyondan çok daha iyisini yapacağı inancını taşıyorum.

Hiçbir Antalyalı meslektaşım iyi olan bir işi köstekleme gayreti içinde olmaz. Birilerine yalakalık yapacağız diye sorunların üstünü örtersek Antalya’ya büyük ihanet ederiz.

Benim altını çizmeye çalıştığım husus, örneğin kent güvenliği için hazırlanan kamera sistemine geçebilmek için Antalya 4 trilyon lirayı bulamazken üç-beş sanatçıya ve şatafatlı gecelere onca para dökülmesini doğru bulmuyorum.

Vay efendim, Antalya’dan ulusal televizyonlar canlı yayınlar yapıyormuş da, Antalya’nın reklamı yapılıyormuş da kötü mü oluyormuş…

Mışşş, muşş…

Parayı veren düdüğü çalar. Nitekim öyle oluyor bu yayınlarda…

Ben onu bunu bilmem arkadaş, onlarca dolar saçarak getirdiğiniz bu miadı dolmuş Hollywood yıldızları acaba kaç tane yabancı medya kuruluşuna haber oldu?

Adam Cannes film festivali yapıyor, oraya yıldızlarla birlikte dünya medyası da akıyor. Siz, kaç tane yabancı gazeteci getirdiniz de Antalya’nın dışarıda tanıtımı yapılıyor?

Sonuç olarak; Türk sineması ve Antalya halkına rağmen asla Altın Portakal uluslararası bir boyut kazandıramazsınız. Kazandırsanız bile bebek ölü doğmuş olacaktır. Ne yapacaksanız bu şehrin menfaatleri ve kimyasına uygun yapmak zorundasınız. Aksi halde, bir gün bunun hesabını vermekte güçlük çekersiniz.

Not: Bu yazı Akşam Akdeniz'den alınmıştır.

Mevlüt Yeni'nin Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net