Niğde'de göllüdağ kazılarında tarih öncesi aydınlanıyor İlk insan bulgularına erildi
ÖMER FETHİ GÜRER
borbir@mynet.com
06.09.2006
Niğde Göllüdağ- Kaletepe Deresi 3. Paleolitik Çağ kazıları
İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı ve Mission de
Préhistoire Anatolien(Fransa Dışişleri Bakanlığı)'in işbirliğiyle
devam ediyor.
Kazı alanında elde edilen bulgular ile Afrika’dan Avrupa’ya geçen
insanın Anadolu’daki ilk izlerine erildi.
Bağlama Kasabasında kamp kuran kazı ekibi, her gün Kömürcü Köy
Kaletepe bölgesine çıkıp kazılarına devam ediyor. Yolu bozuk alanda
Otomobil ile ulaşım sağlayamadığımız kısmı yürüyerek çıktık.
1700 metre yüksekliğe yürüyerek çıkıp ilk insanın geçiş yolu ve kazı
alanını yerinde resimledik.
Malatya Caferhöyük ve Aksaray Aşıklıhöyük kazılarını da yürütmüş olan
Prof Dr Nur Balkan-Atlı ile 1700 metrede devam eden kazıları yerinde
görerek çalışmalar hakkında bilgi aldım, kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdim.
ÖMER FETHİ GÜRER: Öncelikle bilim adına çok önemli çaba ve
çalışmalarınızda kolaylık diliyorum. Tarihin bilinmeyenlerinin
aydınlandığı, önemli bulgulara erilen çalışmalarınızı
anlatır mısınız.?
PROF DR.NUR BALKAN-ATLI: Anadolu arkeolojik açıdan farklı
zenginliklere sahip. Tarih öncesi dönemle ilgili bilgiler ise sınırlı
kalıyor. Obsidiyen ise o dönemlere ait bilgilerin elde edilmesi için,
önemli bir veri. Volkanların patlaması sırasında lavların hızlı
soğumasıyla oluşan “Obsidiyen” (doğal cam) Yanardağ taşı olarak da
biliniyor, ancak obsidiyen her yerde çıkmıyor. Yakındoğu'da en zengin
yöre Anadolu. Göllüdağ dışında Acıgöl ve Doğu Anadolu’da obsidiyen
taşları bulunuyor. Bu taşların bir özelliği kolay yontulabilir ve taş
aletleri yapımında kullanılabilir olmasıdır. Tarih öncesi insanlarca
alet ve silah yapımında yaygın olarak kullanıldığı da biliniyor
Göllüdağ’ın patlamasıyla oluşmuş Kömürcü obsidiyen yatakları Kapadokya
bölgesinin en görkemlilerinden biridir. Dünyanın ilk ticaret metası
Niğde Göllü dağ obsidiyeninin 14 .000 yıl önce Filistin’e kadar seyahat
ettiği belirlendi. Göllü dağ ve çevresinde çok kaynak var. ilk
çalışmaları da İşlik(Atölye) bulmak için yaptık çünkü obsidiyen blok
halde taşınamıyor.Yontularak taşınıyor.Hangi teknoloji ile yontuluyor,
bunu bulmak için, 1997'den 2000 yılına kadar İşlik kazısı yaptık.
Buradaki Kaletepe işliği Paleolitik dönemden Kalkolitik döneme değin
zengin ve çeşitli obsidiyen bulgulan sergiliyor. Burada standartlaşmış
ürünler üreten uzman işlikler ortaya çıkarıldı. M.Ö. 8 yılına
tarihlenen atölye’de yapılan ürünler yerel kullanılmamış. Bu ürünler
buradan Yakındoğu’ya da ihraç edilmiş. Özellikle Kıbrıs ve Kuzey
Suriye’ye gönderilmiş Ehil Hayvan yok. Taşıma hayvanla yapılamıyor.
Sırtlarında taşıyarak bu Obsidiyen ürünleri götürmüşler. Obsidiyen
gerek estetik açısından güzelliği, gerek kolay yontulabilmesi
nedeniyle tarih öncesi insanının en önemli sanayi ürünü idi.
İşliklerdeki buluntulara uygulanan radyo karbon deneyleri sonunda,
bunların günümüzden 8000 ile 4500 yıllık bir zaman dilimi arasında
yapıldığı anlaşıldı Bu konuda çalışma tamamlandı. Yakında kitap olarak
yayınlanacak. Bir dönem ile ilgili önemli bilgi ve bulgular böylece
güışığına çıkmış oldu.
ÖMER FETHİ GÜRER: Bu önemli veriler gösteriyor ki bölge ciddi anlamda
bir ticaret alanı, ne yazık ki günümüzde bu konularda çok bilgi ve
ilgi yok .Niğde için bir yerde değerlerinin bilinmediği kent demek
doğru olur. Şu aşamadaki çalışmalarınız nelerdir?
PROF.DR. NUR BALKAN-ATLI: Paleotik döneme ait(Yontma Taş devri)
Göllüdağ başka yerinde bulgular bulduk. 2000 yılında Paleotik Çağ
çalışmalarının devam ederken Kale tepe Deresi 3 olarak adlandırılan
Pleistosen tabakalanması saptandı. Orta ve Alt Paleotik dönemler 200
bin sene öncesine ait Bir Milyon ile 200 bin senesi arası insan
elinden çıkan aletler buluyoruz. Volkanik arazi asitli olduğu için,
insan kalıntılarını yok etmiş. Aletler çok eski, Afrika’da bulunan
ilk aletlere benziyor. Satır vb aletler bilindiği kadar Anadolu’da
görülmemişti. “Burada, riyolit taşından çok ilkel bir taş işleme yeri
bulundu. Bu sanayi büyük olasılıkta Obsidiyen oluşumundan
(volkanın patlamasından) önceye aittir. Buradaki obsidiyen yaşı
yaklaşık 1 milyon yıl olarak belirleniyor. Söz konusu ilkel taş işliği
ise bu tarihten öncesine ait olduğu için, insanların burada 1 milyon
yıl önce bu ilkel taş işleme merkezinde çalıştıkları olasılığını da
gündeme getiriyor. Bu bulgu yalnızca Anadolu için değil, tüm Yakındoğu
ve Avrupa’nın tarih öncesi kültürleri açısından da çok büyük önem
taşıyor.” Anadolu'nun en eski iskan yerleri bu bölge diyebiliriz.
İnsan Afrika’dan çıkıp Anadolu’ya geçişinde, Anadolu’da bu konuda
izlere rastlanmıştı.
Niğde Göllüdağ kazılarında Afrika’dan Avrupa’ya geçiş ilk ileride
bulundu. Orta Anadolu’da, çok geniş bir zaman (yaklaşık bir milyon
yıl ile 160 bin yıl) aralığında farklı insan topluluklarının yaşadığı
bu çalışma ile belgelendi. Kazı alanı Türkiye’nin bilinen en eski
insan yerleşimlerindendir. Bölgede çalışmalar devam edecektir.
ÖMER FEHİ GÜRER: Kazı çalışmalarında açığa çıkan satır, mızrak ve ok
ucu gibi bulgular yanında farklı bir buluntuya da erişildi mi?
PROF.DR NUR BALKAN-ATLI: Evet, Kömürcü köyü Göllüdağ kazı
çalışmaları devam eden Mousterien tabakalardan birinde Atgillere
ait kalıntılar bulundu. Atgillerden alt çenenin yanısıra dişler
de elde edildi. Atın atası sayılabilecek hayvana ait bu çene ile at
dişleri kazılarda elde edilen düne ışık tutacak en önemli
bulgulardandır. Bu bulgu ile Kapadokya’da 200 bin yıl önce at varlığı
saptandı. 200 bin yıl öncesine ait bir at çene kemiği şimdiye değin
bilinen Anadolu’nun en eski atı kalıntısı özelliğini taşıyor.
Kapadokya’nın önemli bir yöresi olan Niğde’de bu kadar eski bir at
kemiğinin bulunması ise bir başka açıdan ilginçtir. Persçe “Katpatuka”
denilen “Kapadokya” sözcüğü “güzel atlar ülkesi” anlamına geliyor.
Bölgede değişik tabakalarda elde edilen verilerde aletlerin
çeşitliliği av hayvanlarından yararlanmaya ilişkin bilgilerde
veriyor.
Toprağın asidik oluşu, organik kalıntıların büyük bölümünün yok
olmasına neden olmuşsa da farklı insan evrelerinin aletler ile
incelemeye devam ediyoruz. KD3, olarak tanımlanan alan Alt ve Orta
Paleolitik çağlara ait 17 arkeolojik tabaka içeren kazı alanı
bilinmeyenleri aydınlanmasında önemli bir alan oluşturuyor..Anadolu
için eşiz olan bu veriler bilinmeyenlere ışık tutmaktadır. Kazılmakta
olan bu açık hava buluntu yeri Türkiye’nin en önemli Paleotik Çağ
yerleşimlerinden biri ve Anadolu yarımadasının ilk iskânıyla ilgili
sorulara yanıt verebilecek, şimdilik bilinen tek buluntu yeridir.
ÖMER FETHİ GÜRER: Kazı ve araştırma çalışmaları ne kadar devam
edecek?
PROF.DR NUR BALKAN-ATLI: Kültür Bakanlığı ile ilgili protokol bu
yıl bitmektedir. Niğde Müze Başkanlığı'nda devam eden bu kazı
çalışmasının sona ermesine karşın kaynaklar dikkate alınarak
çalışmaları Göllüdağ bölgesinde devam edecektir..
Bölgede çok geniş bir alanda obsidiyen bulunmaktadır. Bu nedenle aynı
alanda, farklı bölgelerde yapılacak çalışmalarla yeni bilgilere
erilmesi de olasıdır.
ÖMER FETHİ GÜRER: Niğde il genelinde çok farklı tarihi, doğal
güzelliklere ve bilinmeyenlere sahip ama yeterince önemsenmiyor.
Sizin Niğde ile ilgili izlenimleriniz nedir?
PROF.DR NUR BALKAN –ATLI: Niğde için söylenecek çok güzel özellikler
var. Doğa güzellikleri müthiş. Turizm için tarih ve doğa zengini bir
bölge. Meyvesinden doğasına eski tarihi dokudan antik dönemlere ait
onca varlığı ile Turist için her şeyin olduğu yer. Ne yazık ki bu
değerlerinden Niğde yararlanamıyor. Niğdeliler olayları sahiplenmiyor.
Niğde için turizm açılım olabilir. Bu alanda daha çok tanıtım ve
çalışma yapılmalıdır. Niğdeliler Niğde’ye sahiplenirse Niğde var olan
değerleri ile kısa sürede önemli merkez olur. Hıristiyanlar için
Eski hac yolu üzerinde olması, tarihi kalıntıları,Selçuklu,Osmanlı
dönemi eserleri, Tyana, Bahçeli, Gümüşler gibi değerleri ile Niğde
çok kısa sürede önemli bir konuma erecek zenginliği bulunmaktadır.
Dediğim gibi Niğdeliler bu konuları sahiplenmelidir.
ÖMER FETHİ GÜRER: Çabalarınızı, çalışmalarınızı, bilimsel uğraşınızı,
koşullarınızı yerinde gördüm. Sizlerin bu uğraşları insanlığın
tarihini aydınlatacak özellikte ve önemdedir. Sizleri, ekibinizi
içtenlikle kutluyorum. İyi ki siz ve sizin gibi değerler var.
Yoğunluğunuz içinde ayırdığınız zamana ve görüşme ve bilgilerinize de
ayrıca teşekkür ederim."
Ayrıca Kazı alanında çalışmalarda bulunan ve yedi yıldır bu kazılara
katılan Ludovıc Sumak(Fransız) ile görüştüm. Bir milyon yıl öncesine
ait doğal kaya çevresinde çalışmalarını yaparken Afrika’dan Avrupa’ya
geçen ilk insan ile ilgili bulgulara erilen yeri gösterdi. Yedi yılda
beş bine yakın alet incelemeye alınmıştı. Beril Alataş bölgedeki kazı
çalışmalarında yer alan bir diğer isimdi. Bir de bu konuyu yazılarla
gündeme taşıyan Berkay Dinçer vardı ama bu yıl askerde olduğu için,
görüşemedik. Kazı alanından inişte, çevrede obsidiyenlerden oluşan
dağdan geçtik. Kömürcü köyü kuş bakışı görülüyordu. Kazı ekibi bir
çadırı ve kazı için gerekli malzemesi ile o ıssızlıkta çabalayıp
çalışıyordu. Bu kazı çalışmaları için bölgede rehberliğimizi değerli
dost eski İl Genel Meclis Üyemiz Ulvi Gülsever yaptı. Emekli Milli
Eğitim Müfettişi Dinçer Gürer ile önce Bağlama kamp yeri sonrası
Kömürcü Köy ve Göllüdağ'a çıktık.
|