Niğde Müzesi
ÖMER FETHİ GÜRER
borbir@mynet.com
10.10.2006
Niğde’de ilk müzecilik faaliyetinin Karamanoğlu Ali Bey döneminde,
Akmedrese’de başladığı kayıtlarda yer almaktadır.
1939-1950 yılları arasında II. Dünya Savaşı nedeniyle İstanbul Arkeoloji
Müzeleri deposu Akmedrese’ye taşınır. 1950-1957 yıllarında depo olan
Akmedrese 1957 yılında Niğde Müzesi Müdürlüğü'ne dönüşür.
Akmedrese Niğde Müzesi olarak 1977 yılına kadar ziyaretçilere kapısını
açar. Modern müzecilik için yeterli olmayınca yeni müze içinde çalışmalara
geçilir.
Müze binasının temeli Temmuz-1971 ayında atıldı. Niğde ilinde yapılan
birçok yatırım gibi yeni müzenin de inşaatı bir türlü bitmedi. 1977
yılında Akmedrese kapatılarak yeni müze binasına taşınıldığında Niğde
için yeni bir dönem başlıyor umudu vardı ancak bu müzede teşhir-tanzimi
Kasım-1982 yılına kadar sürdü. Sonuçta açılış 12 Kasım 1982 yılında oldu.
Akmedrese ise 1977 kapatıldıktan sonra bir süre boş kaldı. Vakıflar Genel
Müdürlüğü ile Niğde Üniversite arasında yapılan bir protokol ile
üniversitenin kullanımına verildi. Üniversite Ak medrese'yi daha çok sergi
ve sunu alanı olarak kullanıyor.
Niğde Müzesi ise Yukarı Kayabaşı Mahallesi'nde Öğretmenler Caddesi'nde
inşa edildi.
Müze Müdürlüğü, kentteki her türlü tarihi buluntudan höyük kazılarına kadar
izleyen, oluşturan, koruyan, kollayan olarak beklentinin yoğun olduğu
noktada idi. SİT alanları, kazı alanları, tarihi eser kaçakçılığının
önlenmesi, Niğde’den gitmiş eserlerin geri alınması, kazılarda bulunanların
müzede sergilenecek noktaya taşınması, kazı alanlarında bilimsel çalışan
ekiplerin her türlü sorunları çözümü gibi konularda Müze Müdürü başkan
olarak olgunun başında idi. Keza Niğde gibi çok ihmale uğramış, çok geri
kalmış bölgelerde müze çok önemli bir sunum alanı olarak da önemli idi.
Günümüzde Niğdemiz'de fark edemediğimiz özel değerlerimizden biri müzedir.
Ne yazık ki Niğde Müzesi bırakın yabancı turistleri, Niğdeliler için dahi
çekim alanı noktasına eremedi.
2003 yılında Kültür Bakanlığı'ndan Niğde Valiliği'ne gönderilen bir yazıda
Niğde Müzesi'nin İstanbul Topkapı Sarayı Hazine Dairesi Bölümü ile
birlikte Avrupa'da Yılın Müzesi seçimlerine aday olarak gösterildiği bildirilmişti.
O yıllarda onarım, teşhir ve tanzim işlemleri nedeniyle üç yıla yakın bir
zaman ziyarete kapalı olan Niğde Müzesi 600 milyar liralık harcama ile
çalışmaların tamamlanmasının ardından 20 Kasım 2001 tarihinde Kültür
Bakanı İstemihan Talay'ın da katıldığı bir törenle yeniden ziyarete
açıldığında gerçek anlamda modern bir müze olmuştu. Müze Müdürü Fazıl
Açıkgöz ile bir önceki dönemin Müze Müdürü Erol Faydalı da müze tanzimi
ve düzeninde çaba ve çalışmalarını, dar kadroyla başarılı bir
müze oluşturduklarını da bu arada belirtmekte yarar var.
Niğde Müzesi eğer böylesi çağdaş dokuya erdiyse müze müdürleri gibi
dönemin Valisi Refik Arslan Öztürk ile işe gönül vermiş, emek vermiş
isimlerini anamadığım, fedakar görevlilerin de katkısı olmuştur ama
ortaya çıkan çalışma güzel bir sonuçtur. Halen ziyarete açık olan müzeyi
Ömer Fethi Gürer olarak ziyaret ettim ve Müze Müdürü Fazıl Açıkgöz,
anlattı:
Niğde Müzesi ilk girişte birinci salon ile başlıyor
1.SALON
Niğde Bölgesinde arkeolojik kazı çalışmaları yapılan Bor Pınarbaşı Höyük,
Bor Bahçeli Köşk Höyük ve Tepecik Höyüğü ile Türkiye’de ilk defa
gerçekleşen Kalatepe Obsidiyen Atölyesi kazısında bulunan Obsidiyen
aletler 1. vitrinde sergilenmekte ve bölgedeki Obsidiyen kaynakları
hakkında bilgi verilmektedir. Niğde Bor İlçesi Bahçeli Roma Havuzu yanında
yer alan Köşk Höyük'te 1982 yılından bu yana devam eden arkeolojik
kazılarda elde edilen Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait eserler, mezar
buluntuları, tanrı ve ana tanrıçalar(Kubaba), Antropomorfik vazo ve
Kalkolitik Ev (M.Ö 4883) birebir ölçeğinde adapte edilerek buluntularıyla
sergileniyor. Bu nedenle bu salona Köşk Höyük Salonu denilmektedir.
Yazının ilerleyen bölümlerinde Köşk Höyük'te bu yıl yapılan kazı sonuçları
ile ilgilide bilgiler vereceğim ama Köşk Höyük Salonu'nun Müze
için ayrı bir hava yarattığını da belirtelim. İlginç, dikkat çekici bir
çalışma yapıldığını bu salonda göreceksiniz.
II.SALON
Bu salonda Eski Tunç Çağı (M.Ö. Üçüncü bin) büyük vitrinde, Asur Ticaret
Kolonileri Çağı(M.Ö. İkinci bin) de 2. büyük vitrinde tanıtılmaktadır.
Niğde ili Çamardı İlçesi Celaller Köyü Göltepe Höyüğü'nde yapılan
kazılarda bulunan Eski Tunç Çağı madencilerine ait buluntular, höyüğün
hemen karşısında bulunan Antik Kestel Kalay Ocağı'nın galeri girişi
canlandırması ve maden buluntuları; Aksaray Acemhöyük kazısında bulunan
Eski Tunç Çağı'na ait buluntular ile Niğde Ulukışla İlçesi Darboğaz
kazasında bulunan Eski Tunç Çağı'na ait buluntular 1. büyük vitrinde
sergilenmektedir.
Anadolu Kültepe’den sonra Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na ait Karum’lardan
birisi olan Acemhöyük (Puruşhan)'te yapılan arkeolojik kazılarda bulunan
saray buluntuları 2. büyük vitrinde sergilenmektedir.
III.SALON
(M.Ö. birinci bin) Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Anadolu’da
ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletleri olan Nahita ve Tuvanuva
krallıkları Dönemine ait Hitit Fırtına Tanrısı Steli, Hiti Bereket Tanrısı
Steri, Hitit Hiyeroğlifi Kitabeleri, Göllüdağ Aslanı, Kaynarca Tümülüsü
buluntuları, Frig çağı seramikleri ve boğa başı kabartmaları, Pithos bu
salonda sergilenmektedir. Ayrıca Göllü dağ fotoğraf ve çizimleri de
tanıtılmaktadır.
Göllüdağ Niğde’nin 20 km. kuzeyinde, Bozköy ile Kömürcü Köyü arasındadır.
Göllüdağ’da, Hititlerden kalma bir kentin kalıntıları yanında, surların
çevirdiği alanda bir de krater gölü oluşmuştur. Kalıntılar arasında
caddeler, yapılar, arslan kabartmaları bulunan 110 x 260 m boyutunda
saray ya da tapınak olduğu sanılan bir yapı olması bölgeyi dikkat çekici
kılmaktadır.
IV. SALON
İl sınırları içerisinde yapılan Tepe bağları, Porsuk Höyük ve Acem höyük
kazılarında bulunan Helenistik çağa ait buluntular, müzeye satın alma
yoluyla ve kaçak kazılarda ele geçirilen Roma çağına ait pişmiş toprak ve
cam eserler, mühür baskıları, Bizans çağına ait buluntular, Roma çağına
ait heykelcikler bu salondaki vitrinde sergilenmektedir.
Salonun diğer bölümünde ise M.S. II yy. Roma İmparatorluğu dönemine ait
Antik Tyana Ören yerinde bulunan Eros, Herakles, Torso, Alınlık parçaları,
Gorgo(Medusa)kabartması, lahit parçası gibi yüksek kabartmalı heykeltıraş
eserleri, Divarlı mezar küpü, Roma çağı mezar stelleri sergilenmektedir.
V.SALON
A)SİKKE REYONU: Sikke basımı tekniği ve genel tanımlar iki pano ile
tanıtılmaktadır. Salonda 6 büyük duvar vitrini içerisinde, kronojik
sırayla Grek, Roma imparatorluk ,Kapadokya bölgesi, Bizans, İslami ve
Osmanlı Dönemine ait sikkeler ve Gümüşköy ve Tepe bağları defineleri
sergilenmektedir.
B)MUMYA REYONU: Aksaray Ihlara vadisinde bulunan ve M.S. X. YY'a ait
Rahibe Mumyası ile Aksaray Çanlı Kilise kaçak kazısında bulunan X. YY‘a
tarihlenen 4 adet çocuk mumyası sergilenmektedir.
Ayrıca, M.S. 19 .yy.a tarihlenen Karamanlıca Mezar Kitabesi ile II.
Abdülhamit dönemine ait Osmanlı arması mumya teşhiri karşısında
bulunmaktadır.
VI SALON
Bölgemizde kaybolmaya yüz tutan etnoğrafik kültürü tanıtan salonda
silahlar, el yazmaları ve yazı takımları, İlhanlı dönemine ait Sungur
Bey Camii ahşap kapısı ve pencere kanatları, rahle ve mihrap şamdanları,
mutfak eşyaları ile kahve kültürüne ait eserler, aydınlatma gereçleri,
kapı tokmakları ile kilitler, alemler, mankenlerle teşhir edilen eski
Niğde evi köşesi, kadın takıları, halılar, kilimler, Kaçkar Türklerine ait
Kabartmalı sini bu salonda sergilenmektedir. Her salonda Niğde ile ilgili
farklı özelliğe ve güzelliğe tanık oluyor ve iyi ki Niğde müzesi var
diyorsunuz. Yukarı Kayabaşı Mahallesi Öğretmenler Caddesi'nde müzemize
mutlaka gidin gezin, pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-17.00
saatlerinde müzemiz ziyarete açık bulunuyor.
Niğde kent merkezine bulunan ya da Niğde’de olan için Niğde müzesi mutlaka
gidilecek görülecek özellikte ve önemdedir. Görmediyseniz mutlaka gezin.
Gürer'in Turizm Forumu'nda daha önce yayımlanan yazıları :
|