Kars ve Ani Harabeleri
ÖMER FETHİ GÜRER
borbir@mynet.com
11.11.2006
Ülkemizde Hakkari hariç tüm illerimize birden çok kere gittim, gördüm,
gezdim. Her bölgede farklı uygarlıklardan izleri,doğa güzelliklerini
tanıdım. O kadar güzel doğa ve tarih zenginliğimiz var ki bu konuda
yeterince yararlandığımız söylenemez. Malta’ya giden bir yakınım "Bir tek
kale var. O kaleyi gezdik. Bu kaleyi o kadar önemsiyorlar ki.
Ülkemizde nerdeyse her kentte bir kale var." demiş ve hayli şaşırmıştı ki.
Ta a Malta’ya, tarihi yer gezmeye, bir tek kale için gitmek ülkemizde adım
adım gezilecek zenginliğini es geçmek bize mahsus olsa gerek. İşte, en
uzaklardan başlayalım. Sınır ilimiz Kars’a kış ve yaz iki ayrı dönemde de
gittim. Ulaşımı düzenli asfalt yoldan sağladığım içi çevreyi ,doğayı
izleyerek Kars’a erdim. Kars "Eski" ve "Yeni" diye iki ayrı kent dokusuna
sahip illerimizden. Bölge farklı kültürlerin izlerini taşıyor öyle ki
1980’li yıllarda gittiğimde Rus işgal döneminden kalan yapılar vardı. Kesme
taştan yapılmış az katlı binaların bir kısmı 2000’li yıllarda yıkılmış
yerine yeni yapılar yapılmıştı. Özellikle Sarıkamış’ta bu değişim
belirgindi.
Kars kent merkezinde caddeler, kaldırımlar geniş, düzenli idi. Trafiğe
kapalı yollarda havuz ve dinlenme alanları oluşturulup ışıklandırılmıştı.
Yenipazar Caddesi, Bulvar Caddesi, Kazım Bey Caddesi, Gazi Ahmet Muhtar
Paşa Caddesi'nde gezindim.Kars Kalesi'nin eteklerine uzanınca, eski Kars
izleri vardı. 12. yüz yılda yapıldığı belirtilen Kars Kalesi ve burçları
III. Murat döneminde onarım görmüştü. Kale Kars Çayı'nın yanında görkemiyle
dikkati çekiyor. Deprem ve savaşlarla yıkıma uğrasa da günümüzde onarılıp
ayakta kalan kısımlar görünüm zenginliği taşıyordu. Kale’de yer alan bir
kitabede 1152 yılında Sultan İzzettin'in emri ile veziri Firuz Akay’ın
kaleyi yaptırdığı da yazılıymış. Kalenin yer aldığı tepenin eteklerinde
kalan mahalledeki tarihi eserler de dikkati çekiyor. Eski Hamam ile
kilise ve camiler ilk bakışta görülenler. Havariler Kilisesi 932–937
yıllarında 12 havari adına yaptırılmış ve 1579 yılında camiye çevrilmiş,
Selçuklu kümbetlerine benzer kubbe yapısı ile de Kümbet Camii diye anılır
olmuş, müze olarak ilgi topluyor.
1579 yılında, Osmanlılar döneminde Evliya Camii yapılmış. Avlusundaki
türbe nedeniyle bu isimle anıldığı söyleniyor. 11. yüzyıldan kalma
Bizans kilisesinin Sultan İbrahim zamanında camiye dönüştürülmesiyle adı
Ulu Cami olmuş, Orta Mahalle’de Gazi Ahmet Paşa karargâhı ve 16. yüzyılda
Hacı Seyyid adına yaptırılan Hacı Seyfi Camii, Büyük Abdi Ağa Camii de
( Abdi ağa yaptırmış Kare planlı )Asri Hamam(Cuma Hamamı 17 yy Başka bir
hamam da halk arasında Balkonlu Hamam adıyla da anılan İlbeyoğlu hamamı )
Osmanlı yönetimi döneminde yapılan önemli eserler. 1579 yılında, Osmanlılar
döneminde yapılıp depremde yıkılan köprü yerine Karahanoğulları’ndan Hacın
Ebubekir’in yaptırdığı üç gözlü taş köprü de dikkati çekiyor. Fethiye Camii
ise 19 yy dan kalan bir kilise imiş 1982 yılında cami olan yapıda iki adet
minare sonradan eklenmiş.
Kent merkezinde olan eserlerin ötesinde Kars bölgesinde yaşam Yontma taş
devrine kadar uzanıyor. Antik çağda ‘Kolsa’ olarak anılan bölgenin merkezi
Kars’ta Urantular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Dikran, Roma,
Part, Arsak, Gürcü, Mogol, Karakoyun, Timur, Akkoyun, Safevi, Osmanlı
dönemlerini görmüş olan kent Rus-İran saldırılarına uğramış, Ermeni ve
İngiliz işgali yaşamış ve Gürcü denetiminde kalmış, son olarak 30 Ekim
1920 yılında kurtarılmış.
Zengin tarihi birikiminin yanında Folkloru, ünlü saz ozanları ile
tanınan Kars için önemli geçim kaynağı ise hayvancılık, arıcılık ,tarım
ilk akla gelenler.
Kars denince akla dünden kalan kalıntıları ile ünlü Ani harabeleri de
gelir. Merkeze 42 Km mesafede yer alan Ani harabelerine uzun yıllar özel
izin ile gidildi. Son dönemde uygulama değişmiş. Ermenistan sınırında yer
alan harabelere gidişte Turizm Müdürlüğünden yazı alınıyordu. Harabelere
6 km kala jandarma izin belgenizi kontrol ediyordu. Ani harabelerinin
kapısında tekrar bir kontrol vardı. Bir bölük askerde bölgede bulunuyordu.
Bu kısa sayılmayan bir süreçti.
Anı harabeleri antik kent harabelerinden oluşan geniş bir alandı. Girişte
uyarı levhasında –‘fotoğraf makinenizi Ermenistan’a çevirerek kullanmayın
uyarısı yer alıyor’du. Surların giriş kapısının bulunduğu bölüm kısmen
onarılıp kurtarma çalışmaları yapılmıştı. Düzenli asfalt bir yol ile Kars’a
bağlı bölgede kapıyı geçince değişik noktalardaki eserler ve uzaklarda
gezilmesine izin verilmeyen ikinci bir kale vardı.
Ani şehrinde ilk yerleşme M.Ö .5000-3000 Yıllarında Kalkolitik çağda başlamış, Tunç devri, ile Demir çağında Huri yerleşmesi ile Urartu, Kimmer, İskitler hakimiyeti görmüş, M.Ö 350-300 yıllarında Oguz boylarından Arsaklar’ın Kemer Sakanlı soyundan Karampart tarafından yeniden kurulmuş, SasAni dönemi sonrası Hz Ömer zamanında Arapların eline geçmiş, M.S 732 yılında Bağratli Beyligi egemenliğine giren bölge III Aşot tarafından şehir surları yaptırılmış ve Anı krallığının merkezi olmuş, sonrası Bizanslılarca alınan kenti M.S 1064 yılında Selçuk Sultanı Alpaslan alıp Sedat oğullarına verilmiş, Gürcülerin işgaline de uğrayan bölge Harzemşah devlet yönetimine girmiş, Moğol saldırılarında harap olmuş İlhanlı,Karakoyunlu,Akkoyunlu Afşar Türkleri Osmanlılar, Rusların yönetimine de gören kent 1921 yılında Ruslardan geri alınmış.Önemli bölümü tahrip olmuş harabelerde azda olsa kurtarma çalışmaları Yapılmıştı.
Ayakta kalan eserler dahi bölgenin geçmişini bugüne taşıyor.Altı giriş kapısı olan Anı harabeleri; Acen Ağılı kapısı, Mığmığ deresi kapısı (işlek değil).Batıda Eğri bucak kapısı ( çok kullanılmamış),Hıdırellez ve Çiftebeden kapısı ortasındaki Orta kapı kullanılan önemli giriş oluyor. Orta kapının sağında aslan heykeli ve siyah kitabe var. Sütunlarda da yılan kabartması dikkat çekiyor. Surlarda değişik ülke armaları, yazıları, motiflerde görülüyor. Bağratlı krallarından Sembatın Çifte beden önündeki Sembat surları tek parça olarak dikkat çekiyor. Orta ve yukarı Ani bölgeleri değişik tarihi canlı kılan önemli eser bulunuyor. Engebeli bir alanda düzenli kent olarak kurulmuş surlar ile çevrilmiş değişik dönemlerde tarihe tanıklık etmişler. Aslanlı kapı,Patrik kilisesi,Selçuk hamamı,Resimli kilise,Katedral Fethiye cami,Ebul Muemmeran Cami, Polatoglu Kilisesi,,Gürcü Kilise, Gagik Kilise, Büyük saray, Kara kilise yer aldığı bölgede Fethiye Cami 987 yılı başlanıp, 1010 yılında Gacik tarafından tamamlanmış. 989 yılında İstanbul Ayasofya Müzesini deprem sonrası onaran Tridat Usta onaranı imiş, Ebul Muemmeran cami sekiz asırlık bir Selçuklu eseri ve II.YY yapıldığı sanılan Selçuklu Sarayı , 922 yılında yapılma Kemkes Kilisesi , IO. YY Bağratli Krallığı döneminde Türkiye-Ermenistan sınırındaki Arapçayı üzerine yapılmış İpek yolu köprüsü, 1965 yılı kazılarında bulunmuş Selçuklu Hamamı,12 yy kalma Kervansaray kalıntıları, Rahibe Manastırı, 1215 yılında Tigran’in yaptırdığı Resimli Kilise, Aziz Parkitch’in 1036 da inşa edilmiş kilisesi, Bostonlar deresi üzerinde 10 yy inşa edilmiş Polat oğlu Kilisesi, Gagik Kilisesini görülecek eserler.
Ermenistan ile arada bir vadi var. Vadinin Selçuklu sarayı arkasında kalan alanda da mağaralar dikkat çekiyor. Bölge etkileyici bir görünüm olsa da birçok eser değişik nedenlerle tahrip olmuş. Gezip resimleyip bölgeden ayrılıyoruz. Kars merkeze dönüyoruz
Gürer'in Turizm Forumu'nda daha önce yayımlanan yazıları :
|