Edirne-Niğde-Kaleler ve Üniversite
Ömer Fethi GÜRER
borbir@mynet.com
27.11.2006
Edirne Osmanlı'ya başkent olma özelliği ile çok sayıda tarihi dokuyu
günümüze taşımıştır. Muhteşem Selimiye Camii görenleri büyüler. Çevredeki
kapalı çarşı ve camiler de güzel yapılardır. Caminin yanında oluşturulan
Mezar Taşları Açık Hava Müzesi ile Edirne Müzesi özelliklerin merkezidir.
Kenti gezerken Balkan Savaşı'nın savunma cepheleri ile Şükrü Paşa Anıtı'nın
yer aldığı alanda tarih, farklı özellikleriyle karşınıza çıkar ve duygu
yoğunluğu yaşanan muhteşem düzenlemeyle tanışırsınız. Kent genelinde
gördükçe ilginizi çekecek çok sayıda özellik bulursunuz. Kırkpınar
pehlivanlarının anıtlarının yanısıra Osmanlı dönemi Adalet Sarayı ve
önündeki biri dilekçe, diğeri kesilen kafaların sergilendiği iki taş, bir
dönemi size anımsatır.
Edirne'de, birden çok yerde var olan şehitliklerden biri de bu bölgededir.
Edirne için her şehitlikte ayrı bir özelliği tanır ve duygulanırsınız.
Sonrasında Edirne içinde İl Özel İdaresii'nce önceki valinin döneminde
onarılarak kurtarılmış evler ilginizi çeker ve bir dönem akıl hastanesi
olan Beyazıt Camii'nin yanında, Edirne Trakya Üniversitesi'nce kurtarılan
alana ulaşırsınız.
Müzeye dönüştürülen ve sağlıkla ilgili her aşamayı yaşatan bu bina bir
kentte üniversitenin neler yapabileceğinin en güzel örneğidir.
Geçen yıl 110 bin kişinin ziyaret ettiği bu fevkalede düzenlenmiş, dünün
sağlık merkezinde İnsanın müzik ile tedavisinden, şifalı bitkilere değin
her aşamayı ilgi ile gezersiniz. Trakya Üniversitesi, kente kazandırdığı
bu tarihi yapı ve içsel düzenlemenin yanında eski Edirne İstasyonu olan
Karaağaç bölgesinde Üniversite, bir düzenleme daha yapmış. Lozan Anıtı'nın
da yer aldığı bölgedeki eski eserleri koruyarak Rektörlüğü buraya taşımış
ve muhteşem bir tarihi doku kurtarması da bu alanda sağlanmış ve güzel
düzenlenen bu alanda bir dönem yaşaması sağlanıyor. Bu alanda bir tek eksik
Atatürk ile İsmet İnönü'nün İzmir Fuar alanı girişinde karşılıklı ayakta
konuşurkenki anıtları bu yerde de olmalı. Çünkü o süreç en önemli iki
değeri bu anıtla bütünleşen bir önemleri olduğu unutulmamalıdır.
Edirne'ye bu özellik ve güzellik katan eserleri görünce, aklıma Niğde
Üniversitesi geldi. 17 yıla yaklaşan süreçte Niğde Üniversitesi Niğde
ne yaptı? diye düşündüm, yanıt veremedim. Oysa Kahramanmaraş Sütçü İmam
Üniversitesi ve İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyeleri, Niğde
Osmanlı-Selçuklu Eserleri kitabı yazmış, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe
Üniversitesi ile bir İtalyan Üniversitesi Niğde'de kazılar yapmakta,
Ortadoğu Teknik Üniversitesi bölgede farklı alanlarda çalışmalar
yürütmekteydi. Niğde Üniversitesi ise kuruluşundan beri en çok rekörlerin
görevden alınmasıyla gündeme geldi.
Bu kere Prof Dr Hamza Uygun göreve gelişinin ikinci yılında. Niğde ile
ilgili olarak bugüne kadar hakkında olumsuz söz edilmeyen ender isimlerden.
Niğde Üniversitesi'nde gözle görülür bir şekilde iç huzuru sağladı. Niğde
Üniversitesi dünde kalan Rektörlerle ilgili geçmişte yaşananlardan da ayrı
bir değerlendirme kitabı olur.
Dün dünde kaldı. Rektör Prof. Dr Hamza Uygun, kenti tanıma aşamasını geçti.
Müteşebbis, Niğde için de, Üniversite için de istekli. Öncelikle eğitimde
kalite hedefiyle çalıştığını bize de söylemişti.
Önceki yıllarda Üniversite'nin Niğde adına kalıcı pek bir eseri, çabası
görülmedi. Bilimsel toplantılar, tiyatro-müzik gösterileri olması gereken
ve olanlar ama en azından Niğde ili için yeni bir keşif gerçekleşmedi.
Bu bağlamda Niğde Üniversitesi Niğde için kalelerden yola çıkarak dün adına
bir başlangıç yapabilir. Kaleler kentsel yerleşimlerin dünde kalan işaret
fenerleri gibidir. Niğde Kalesi, Keçikale Kasabası Kalesi, Yeşilyurt Asmaz
Kalesi, Murtandı Kalesi, Ulukışla Lüle kalesi, Valısa Kalesi inceleme
bekleyen ve gün ışığına ayrıntılarıyla çıkarılması gereken değerde yerler.
Keza Hasandağı Ulukışla kasabası, Bor ilçesindeki yok olan kale, Balcı
köyü yakınındaki ve Beştepe'deki kale, Dikilitaş Kalesi, Karatlı Kalesi
gibi yerlerin günümüzde detay olmasa da izleri kalan kalelerdir. Niğde
Kalesi'nin bir bölümünde kurtarma çalışmaları başladı. Kalenin tarihi ise
henüz bilinmiyor.
Niğde merkezden başlayarak kaleler konusunda olsun Üniversite, bir inceleme
ve araştırma başlatmalıdır. Rektör Prof. Dr. Hamza Uygun'u Niğde için, Niğde
adına bir şeyler yapacak ve başaracak istekte görüyoruz. O nedenle görev
yapan öğretim üyelerine bu bağlamda destek ve gayret verecektir. Artık açık
alanda eser üretmenin de zamanıdır. Dün olmadı, yarın neden olmasın?
Bekleyeceğiz. Örneğin Yeşilyurt kasabasının eski adı Asmaz idi. Aşağı ve
Yukarı Asmaz'dan oluşan kasaba tarihi dokusu hayli zengin bölgelerimizden.
1975 yılından beri bu bölgeyle ilgili çok haber ve yazımız oldu. Roma
kilisesinin korunması, Vadinin değer bulması, Rahibeler Evi, Kayıp Manastır,
Papaz mezarı, yayla buluntuları, taş değirmen, eski evler ve kalesini
yazıp bu bölgede gerekli incelemenin şart olduğunu gösterdik.
Açık alanda Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu'nun başkanlığında yapılan kazılarda
bulgulara erildi. Önceki aylarda İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Süslü ve
Müze Müdürü Fazlı Açıkgöz ile kasabaya gittik. Rahibeler Evi tahrip edilmiş,
tüm freskleri sökülmüştü. Turizm ve Kültür Müdürü, yörede belediyece hemen
önlem alınması yönünde girişimde bulunacaklarını söylemişti.
Yeşilyurt kasabasında her uğrak verdiğimde kahvede kasaba halkı ile sohbet
ederim ve her defasında farklı bir anlatı dinlerim.
Bir yabancı turist gelir bölgede gezer ve her keresinde farklı bir açıdan
anlatısı olur. O nedenle bu bölgede çok yerde, çok ayrı özellik yer
almaktadır.
1975 yılından beri onarılacağı söylenen, Roma Kilisesi olarak adlandırılan
yapı artık yıkılmak üzeredir. Zemini delik deşik oyulmuştur. 1975 yılında
bu bölgelerde bu denli define avcılarının tahribatı yoktu. Şimdilerde bölge
yağmalanmış durumda. Yeşilyurt Kalesi'ne 1990!lı yıllarda giden uzmanlar da
kalenin yapılış tarihini saptayamamışlardı. Bölüm bölüm ayakta kalan
kalenin içinde bir göl ve üzerinde bir de köprü kalıntısı varmış, yer yer
30-50 metrelik bölümleri olan kale kireç, harç, kırmızı tuğla görünümlü
topraktan inşa edilmiş. Kaleye yaz aylarında da gidilebiliyor. Dağ
kovuğunda, yazın Yeşilyurt'tan kısmen seçilen kaleye yol olmadığı için
at, traktör ile ulaşılması olası. Bu kaleye giden patika yol üzerinde
Papaz Mezarı isimli bir yer define avcılarınca tahrip edilmiş ve
anlatılanlara göre buluntu da çıkmış. Ayrıca, çevrede mezar olduğu sanılan
yerler de varmış. Bu tarihi yapının ayrıntılı olarak ele alınıp incelenmesi
ve çalışılması gerekiyor. Eldeki verilere göre Niğde kalesi, Keçi kalesi ve
Murtandı Kalesi ile yapı malzeme benzerliği taşımıyor.
İhtimal Melendiz yolunun geçtiği bir yol üzerinde inşa edildiğidir.
Keçikalesi için Helenistik döneme ait olduğu ve Bizanslılar döneminde
onarım gördüğü varsayılsa da Yeşilyurt Kalesi için bu ayrıntı da şu aşamada
yok. Yapılacak incelemeyle bu yönde yol alınması bilinmeyenlere ışık
tutacaktır.
Murtandı Kalesi Hacıabdullah Kasabası ile Murtaza arasında Burçları seçilen
zirvede bir kale olarak bölgedeki en görkemli yapılardan biri. Şimdilerde
beklenen Niğde kaleleri Üniversite'den bir ekipçee incelenmeli krokileri,
planları, resimleri, özellikleri ile gün ışığına çıkarılıp geleceğe
bırakılacak bir kitap haline getirilmelidir.
Gürer'in Turizm Forumu'nda daha önce yayımlanan yazıları :
|