Niğde'nin ünlü kuşlu halısı
Ömer Fethi GÜRER
borbir@mynet.com
11.12.2006
Niğde Tarihi doğal, doku yanında ürünleri ile de tanınıyordu. Tokalıkaya Kayısısı, Armutu, Kavunu ile ünlü olan kent el sanatlarıyla da bilininiyordu.
Dabakları, keçecileri, çan, çıngırak, sac ve bıçak yapan demircileri, marangozları, Köşkerleri ürettikleri ürünlerin namı vardı. Hayvancılığın ve Tarım kıt kanat yapılsa da yaşama katkı idi. Evlerde ise halı tezgahı olağandı. Sokak aralarında tak tak sesleri halı dokuma tezgahlarına inen tarak seslerinin yansımasıydı.
Önce Bor'da, sonra Niğde'de kurulan Pazar yerleri panayıra döner; Adana, Kayseri, Konya'dan dahi Pazarlara gelenler olurdu.
Süreç Niğde için olumsuz işledi. Kayseri Konya gelişti. Aksaray ilçesi, niğde'den ayrılıp il olunca Niğde'yi geçme noktasına erdi. Niğde için de "Geçti Bor'un Pazarı Sür Eşeği Niğde" ye sözünden başka bilineni de neredeyse kalmadı. Oysa Niğde doğa, tarih maden zengini sayılacak özelliklerin de adresi ama sunumu yok. Sahibi yok. Bileni yok. İşte, Niğde Müzesi'ni gezerken Niğde'nin ünlü Kuşlu halısını görünce usuma halıyla ilgili anılar geldi.
Niğde için, ünlü kuşlu halının ABD'ye ihraç edilecek kadar özellik kazanmış bir model olduğu yazılı eserlerde yer alıyordu.
Niğde Müzesi'ndeki 14. yy örneklerinden olan halı kuşlu halı Sungurbey Camii'nden getirilmişti. Selçuklu dönemine ait olan halıda 'ES-SELÇUKLU' yazısı halıya dokunmuş. Çift başlı kartal arması halının ortasında yer alıyor Camide kullanılan bezemelerin halı dokumasında da yer alması ilginç bir özellik. İşte, bu değerli halı Niğde için, adını dünyaya duyuran bir ayrıcalıktı..
1913 yılında Niğde gelen Macar gezgin Bela Horvart kitabında Niğde'de halı almak istediğinde yaşadıklarını ve Kuşlu halı hakkında şunları yazar."Doğu sanatının engin hayal dünyasını belki de en iyi dile getiren ürün halıdır.
Niğde halı ticaretinin en ünlü merkezlerinden. Sadece Türklerin değil, Rum ve Ermenilerin evlerinde de halı tezgâhları çalışıyor. Birbirinden güzel halıların dokunduğu bu ev tezgâhlarının yanısıra 80 kadının çalıştığı fabrika bile var. Bundan 25-30 yıl önce halı sanayii bu yörede yeni kurulurken Kayseri'den ustalar getirilmiş. İşini çok iyi bilen bu ustalar, yöre halkına, kâğıda çizilen desenlerin halıya nasıl taşınabileceğini öğretmiş. Geçen zaman içinde halı sanayii büyük bir atılım yapmış: Amerika'ya binlerce halı ihraç eden ve oradan halı motifleri de getiren Kayserili tüccarlar, Niğdeli üreticilere sipariş veremeye başlamış.
Türk kadınların hayatı kafesli pencerelerin ardında ve bizim görmemize yasak olduğundan, halı üretiminin nasıl gerçekleştiğini Rum ve Ermeni evlerinde seyredebildik.
Rum mahallerinde, istisnasız her evin önünde, sırtlarında bir örnek gri elbiseler, kapıda oturup bir taraftan komşularla konuşurken öte yandan da elinde yün eğiren kadınlarla karşılaşabilirsiniz. Ellerinde hızla aşağı yukarı hareket eden çıkrıklarla yün öbeklerini beyaz iplik haline getiriyorlar. Daha sonra bu iplikler evde değişik renkte boyanıyor. Ne yazı ki artık doğal malzemeler değil suni boya kullanılıyor ve bu da bir süre sonra solabiliyor.
Zemin oluşturan iplikler pamuk, yün veya İngiltere'den getirilen Manchester ipliğinden -ki en sağlamının bu olduğu söyleniyor- seçiliyor. Tezgâha uzunlamasına gerilen iplerin önünde kadınlar, ayaklarını altlarına alarak oturuyor. Parmakları inanılmaz bir hızla, bir arpa benzeyen karmaşık ipliklerin arasında dolanıyor. Asla hata yapmıyorlar. En karmaşık motifleri bile hatasız işliyor; nerede ne kullanacaklarını gayet iyi biliyorlar. Kızlar 7-8 yaşlarından itibaren tezgâhlarda çalışmaya başlıyor. Bu çocukların inanılmaz bir ustalıkla hareket ederek halıya hayat veren parmaklarını zevkle seyrediyorsunuz; önce bir renk,sonra bir başka renk iplik alıyor, bağlıyor ve kesiyorlar. Bir sıra tamamlandığında yün ipliklerin hepsini sıkıştırıyorlar. Bu son kesim halıcılıkta artık ustalaştığının kanıtı, bütün bir sürecin en zor işi. Çünkü yanlış kesim günlerce süren işi berbat etmeye yetiyor."
" Halı motifleri neredeyse istisnasız geometrik şekillerden oluşuyor.Bazen bir kuş motifiyle de karşılaşabiliyorsunuz ama böylesi halılar burada çok kıymetli. Sahibi bu özelliği ayrıca dile getiriyor:
-Bakın, kuşlu halı!
Üzerinde namaz kılınan halı,yani seccadelerin ortasında, camilerin hepsinde kıble yönünde oluşturulan mihrap motifleri oluyor. Seccadelerin kenarları özenle ve ince motiflerle işleniyor. En karmaşık motifler seccade kenarında bulunuyor.
(1913-Anadolu.s.77-78)
Bela Horvart, Niğde'de halı almanın inceliklerini kısa sürede kavrar ve o konuda da der ki "Halı satın almak isteyenlerin çok dikkatli olması, düğümlerinin sıklığını, kesimin düz olup olmadığını, renkler arasındaki farkı, hatasızlığı, şekillerin düzgünlüğünü, lekesizliğini, motiflerin oranını, halının tersinin inceliğini iyice kontrol etmesi gerekir. Halıcılar malının iyi olduğunu anlatabilmek için şöyle der:
-Üzerine yazı yazılır efendim.!"
Niğde'de halıcılığın tarihi bir hayli eskidir. Kimi zaman iptidai yöntemler yerine farklı arayışlara da gidilir.
1962 yılında Yeşil Bor gazetesinde yazan Erdem Güyer,
Dönemindeki çalışmayı bilenlerden dinlediğini anlatan Kaymakam Ali Kemal Bey'in
"1898'de, İzmir'de Fransız Şark Halı Kumpanyası vardı. Onun bir şubesi Bor'da açıldı. Eski tip ve modellerin yerini yenileri aldı. Türk ve Hıristiyan kızlar, çok güzel ustalar yetişti. İmalat arttı. Halkımızın cebine çok para girdi. Şube hayli yaşadı. Bugün bile halıdan aldığımız para bu değerli teşebbüsün neticesidir.'' Dedi (13 Mart 1962. Yeşil Bor)diye yazar.
1323 (1907) tarihli Konya Vilayet yıllığında Bor'da 3000 halı tezgâhı olduğu, çok güzel halı ve seccade dokunarak harice satıldığı yazılmıştır.Özellikle Kayserili tüccarlar yurt dışına dahi halıları satarlar. Milletvekili Halit Mengi döneminde de halıcılığın gelişimi için çalışmada bulunulur ve Halı Şirketi kurulur. Şirket, 1929 yılına kadar devam eder ve kapanır. Halıcılığı geliştirmek için birden çok denemede yapılır. Sonuçta ünlü el dokuma halıları giderek azalır ama halıcılığın yaşaması için bu anlamda özel idare ve köyler birliğinin çabaları da vardır.. Niğde Birko Koyunlu Halı fabrikasına 2000 yılında dönemin Niğde Valisi Refik Arslan Öztürk mektup yazarak el dokuma halıcılığın fabrika ile buluşup yaşatılmasını önerir ancak bir gelişme sağlanamaz
Halıcılık birliği çabaları dışında apartman kültürü ile evde halı dokuma dönemi önemli ölçüde geriledi. Yansıması Niğde Perşembe ve Bor Salı pazarında görülüyor. Dünde evlerde halı dokuyan kadınlar yada eşleri halılarını pazara getirirdi. Tüccar halıyı yere serer, bakar, inceler, fiyat verirdi. Kimi zaman el emeği göz nuru halılar, ihtiyaç sahibi olanlar yok pahasına satmak zorunda kalırlardı. İşin simsarları da fiyatı öldürmek için anlaştıkları da olurdu. Avını bekler gibi, köyden, kenar mahalleden gelen el dokuma halıyı gözetleyenler olurdu. Omuzda yada elde taşınan halıyı ilk ulaşanın alma şansı yüksek olurdu. Dokunan halılar pazarlık ile satılırdı. Ve bu işin ticaretini yapanlar büyük kentlere götürdükleri halıları iyi fiyatla satardı.Ama iyi tüccar da vardı. Onlar işini doğru yapan, emeğe hakkını verenlerdi.
Niğde'de halıcılığı gelişimi için farklı dönemlerde çaba ve çalışmalar da oldu. Son olarak 1992 yılında il özel idare ve 9 belediye, 11
köy muhtarlığı katılımı ile Halıcılık ve el sanatları yayma Birliği
kuruldu. Kısa sürede katılımcıları arttı. ABD başta olmak üzere,
farklı ülkeler için fason halı üretimi yapıldı. Kuveyt Sarayı için dokunan ve
ülkemizde dokunmuş en büyük el dokuma halısı gündem yarattı.
Niğde ve Dikilitaş Kasabası eski kilisede çalışmalarını devam
ettiren Halıcılık Birliği, el dokuma halının yaşaması adına önemli
bir uğraş merkezi olarak görülüyor. Halı dokuma devam ediyor.
Yurtdışı siparişe göre halı dokunuyor ama Niğde ile halı özdeş
görülmüyor.
Niğde halıcılığının aranan modeli kuşlu halıyı artık müzede gidip görebiliyor. Niğde halı üretimi ile anılan iller arasında adı sınırlı geçiyor. Niğde bu yönüyle de turizmden pay alamayan il olarak biliniyor.
Gürer'in Turizm Forumu'nda daha önce yayımlanan yazıları :
|