NİĞDE YEŞİLBURÇ
Ömer Fethi Gürer
borbir@mynet.com
01.06.2006
Niğde merkez ilçeye 5 kilometre uzaklıktaki Yeşilyurt kasabasına doğru
yola çıktık. Ülkemizde Hakkari hariç tüm illere birkaç kez gittim.
Niğde bölge yapısı ile taşıdığı tarihi zenginliği ile turizmden en az pay
alan ama tarihi dokusu ile zengin bir kent idi. O nedenle bir süre daha
Niğde ilindeki dikkate değer yerleri gezmeye devam edeceğim.
Yeşilyurt Kasabası 1924 yılına kadar çoğunlukla Rumların yaşadığı "Teney"
adı ile bilinen bir köydü. 320 haneli köyde yaşayan Rum halkı o dönemde
Niğde yöresindeki Rum köyleri içerisinde en zengin olanı imiş. Köyün
zengin olması nedeniyle 19. asırda tarihsel değere sahip bir çok konak ve
eser yapıldığı da biliniyor. Bazıları ayakta olan konaklar halen de ev
olarak kullanılıyor. Yeşilburç’ta en çok bilinen tarihi yapı 1807 yılında
tamir gördüğü kitabesinde yazılı kiliseden dönen camidir. Kasaba halkından
İlhan Ongun ile camiye gittik.Kilise 2. Dünya Savaşı döneminde bir ara
depo olarak kullanılmışsa da "Mübadele" sonrasında köye yerleşenlerce
camiye çevrilmiş ve köyde iki camiden biri olarak ibadet edilen yer
özelliğini koruyor.
1992 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nca koruma altına
alınan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait binasının giriş kapısı üzerinde
Rumca kitabe boyanmışsa da yazılar okunuyor. Cami olarak kullanılan alan
dışında kalan bölgede üst katta bazı bölgelerde orijinal freskler var. 16
Sütunun yer aldığı yapı. Papaz durduğu üç ayrı bölmesi,ana bölümde 8
penceresi ve 2 girişi olan yapı olduğu yerde ilginç. İki yönden vadiye bakan
yapı dik bir uçurumun kenarına kondurulmuş. Bazili planlı,üç nefli,tonoz
örtülü yapı bir bölümü örülerek ayrılmış. Kilise iken ön cephe girişinde
iki katlı çan kulesinde merdivenler kalmış, çan ise yok. Caminin iç dokusu
ile detaylara baktım. İç dokuda cami olan yer yanında orjinali bozulmayan
üst bölgede siyah boya altında freskler açığa çıkmıştı. Üst kata çıkılan
merdiven yıkıldı, yıkılacak eski bir tahta merdivendi. Üst katta kemerli
sutunlu kilise görünümü daha farklı idi. Yapı uçuruma bakan bölgede giriş
kapısı üzerinde boya ile sıvanan kitabede 1807 yazılı idi. Onarım tarihi
olduğu söyleniyordu.
Yeşilburç bu tarihi doku yeri görkemli bir yerdi. Aşağıda nefis bir vadi
vardı ve bu bölgede MUTLAKA YÜRÜYÜŞ YOLLARI YAPILARAK NİĞDE’ye ve ÜLKE
turizmine KAZANDIRILMASI GEREKEN özellik ve güzellikte idi. 1924 yılına
kadar Rumların yaşadığı yerde Rumlardan kalan çok sayıda ev onarım
bekliyordu. Bu evlerde halen yerleşik olanların çoğu Mübadele döneminde
gelmişti. Evlerin taş yapı olması ayakta kalmalarını sağlamıştı Kilisenin
bulunduğu bölgede birkaç eski konak, ev kullanılıyor.Bu bölgede yer alan
hamama İbrahim Olgun ile giderken yolda, toprak altında bir bölgede durdu ve
bölgedeki batık bir çeşmeden söz etti. Toprak yığınını göstererek bu
bölgede orijinal bir çeşme bulunduğunu, 3 kemerli, 3 kademeli yer altında
kalmış çeşmenin önünde havuz olduğunu, orijinal çeşmenin temizlenerek
açığa çıkması halinde önemli bir eserin daha kurtarılmış olacağını da
söyledi. Yokuş aşağı vadinin sonlarındaki Yeşilyurt’taki tarihi hamama
erdiğimizde görünüme üzüldük.
Hamam üç ayrı bölümden oluşuyordu. Büyük oranda tahribata uğramış hamamda
iki kubbeli ana bölüm ayakta idi. Kasnaklı hamam tavanı halk arasında
"cıngı" denilen siyah taş ile yapılmıştı, Kazan dairesi sökülmüş, su
getirme boruları dahi parçalanmıştı. İlhan Olgun, hamam ve kimi evlerin
Mübadele dönemi dedeleri gelmeden yağmalandığını anlattı.
Olgun‘Biz elimizden geldiğince koruyoruz. Bölgeye her yıl Yunanistan’a
göç edenlerin torunları geliyor, ilgileniyoruz.’ dedi.
Hamamın yakınlarında ve vadinin karşı yamacında hayvan ağılı olarak
kullanılan mağaralar, halen cami olarak kullanılan kilisenin dışında ayrı
bir yerde, harap halde başka bir kilise daha vardı.
Hamam konaklar ile onarılarak ele alındığında Niğde için önemli bir
turizm potansiyeli doğmasını sağlayabilecek bölge doğası ile de dikkat
çekici idi. Yeşilburç turizmde özellikle pansiyon türü eski evlerin
onarılıp öne çıkarılması ile bir cazibe merkezi olmaya aday zenginliğe
sahip.
Yeşilburç'ta elmanın yanısıra Kayısılardan bal akıyordu diye anlatılır.
Ongun "Yine elma da kayısı da eski tadında." dedi ama Yeşilburç’ta onarım
ve düzenleme bekleyen çok sayıda eser var. Onlar eski konumunda değil.
Bu bölgeye daha önce de gittim ama hamamın olduğu yere ilk kez iniyordum.
Hamamı gezip çıkarken usuma Sula Bozis'in yazdığı kitapta anlattığı
Yeşilburç geldi. Sula Bozis Türkiye kökenli bir Yunanlı. Türkiye’de
sanatsal faaliyetleri yanında atalarının yaşadığı yerleri gezip kitapta
anlatmış. Hoş Niğde ile ilgili ne kadar yemek ve yaşam biçimi var ise ona
sahip çıkmış ama Yeşilburç ile ilgili yazdıkları ilginç. Yeşilyurt’ta yer
alan bir konağın 40 tane penceresi olduğunu anlatıyor. O konağı göremedim.
Sula Bozis, Kitabında kilisenin üç azize adandığını belirtiyor:
Agios Stefanos, Agios Minas ve Agii Teodori. Yeşilburç Kilisesi'nin
içinde üç ayrı kemerli bölge var. Belki de onların üçünün anısı için üç
ayrı bölüm oluşturuldu. Kasabada bir Rum erkek ilkokulu, altı sınıflı bir
kız ilkokulu, üç sınıflı bir yuva, ufak bir halk kütüphanesi,lokali,halı
ve kumaş dokuma atölyeleri, misafirhane, han, hamam, su değirmeni,
bulgur değirmeni ve dükkanlarının olduğu lezzetli sebze, baklagiler ve
meyvelerin bulunduğu,Özellikle kıpkırmızı kokulu "Amasya elması" olarak
bilinen elmaları, Tokalıoğlu’, "Darende" şekerpare türü kayısıları
balı, kuru kuru kaymağı ve P. Kiryakidis’e göre Fransız "rokfor"
peynirini anımsatan güveç peynirine tanınmış ürünleri olduğu Sula
Bozis’in anlattıkları.
Yeşilburç’ta göçle gelenler yaşıyor. Onlar da doğup büyüdükleri
topraklardan mübadele ile gelmiş, bölgeyi sahiplenip özelliklerini
korumuş, geleneklerini de yaşatıyor, bu ara her yıl kasabada
"Helva günü" düzenliyor.
Yeşilburç tarihi dokusu,doğal güzellikleri, ürünleri, vadisi ile Niğde
için turizme açılan farklı bir kapı olarak dikkat çekiyor.
Gürer'in önceki yazıları:
ASMAZ'DA ROMA KİLİSESİ VE TARİHİ DOKU İLGİ BEKLİYOR
ALTUNHİSAR DA KORUNMASI İSTENEN ESERLER DE HARAP OLUYOR
NİĞDE NARLIGÖL İLE TURİZMDE ÇIKIŞ ARIYOR
|