Yazıyı tavsiye et


ÇUKURKUYU’DA YÜZLERCE YILLIK TARİHİ KENT İNCELEME BEKLİYOR


ÖMER FETHİ GÜRER GİTTİ, GÖRDÜ, YAZDI
borbir@mynet.com

Çukurkuyu

26.06.2006

Niğde il genelinde çok sayıda tarihi eser var. Bu eserlerden bazıları koruma altına alınsa da bilinmeyen çok sayıda eser daha gün ışığına çıkmayı bekliyor

.Çukurkuyu’daki batık kentin gün ışığına çıkması için, Ömer Fethi Gürer olarak bölgeyi adım adım gezdim. Çukurkuyu Belediye Başkanı ile geniş bir alana yayılan tarihi dokuyu yerinde gördüm.

Açıkcası gördüklerim şaşkınlık verici idi, yaklaşık on kilometre alanda bir batık kente ait bulgular vardı. Yıllardır bu bölge nasıl gözden kaçmıştı, bölgede tarihi doku gerekli gibi korunamamış ve gün ışığına çıkanlar geçmiş yıllarda adeta yağmalanmıştı, Belediye Başkan Mahmut Şahin, geçmiş yıllarda bu bölge için başvurular yapmış ama konuya ilgi duyulmamış , Niğde için bu bölge gelecekte Tyana kadar, Gümüşler Manastırı kadar, Roma Havuzu Kadar önemli bir bölge olacak zenginlikte idi.. Tek başına eski su sarnıçları dahi turizm açısından bölgeyi cazip kılacak özellikte idi. Tarihi su sarnıçlarının mutlaka koruma altına alınması gerekiyor.

Bölgede saptadıklarım ve Belediye Başkanı Mahmut Şahin'in anlattıklarına göre Çukurkuyu kasabası ciddi inceleme bekliyor.

Niğdemizin hayvancılık ile ünlü kasabası Çukurkuyu Kasabası Belediye Başkanı ile bölge sorunlarını Konuştuk.

Çukurkuyu kasabasının yaklaşık beş kilometre ötesinde yayla bölgesindeki kalıntıları görmeye birlikte gittik. tarihi bir kentin kalıntıları ile karşılaştık. On kilometre alana yayılmış kent kalıntılarından kalıntıya geçerken NİĞDE İÇİN BU BÖLGENİN NASIL GÖRÜLMEDEN UNUTULDUĞUNA ŞAŞIRDIK.

Çukurkuyu Başkan, geçen yıllarda Bir çok eserin yağmalanıp söküldüğünü, kiminin ev duvarı yapıldığını, o arada ayakta kalanların ise yok olmak üzere olduğunu söylüyordu.

Gümüşler Manastırı gibi kaya oyma bir yapı vardı.Saray olarak anılan bu yapı da üst tarafı çökertilmiş bir Bizans kalıntısı idi. Oda bölmeler sağlamdı. kilise kısmı yok edilmiş, duvarları kalmıştı. Bölgede her alanın bir de adı vardı. Saray, han kalıntıları, tarihi sarnıçları ile muhteşem bir dün alanı olan bölge ne yazık ki tarumar edilmişti. Niğde ile ilgili tarihi kaynaklarda göze çarpmayan bu antik kent bu güne kadar bilinmeyendi.



500 koyununun barındığı mağaraların yanında Saray’da rastladığımız kilise kalıntılarından başka hayvan ağılı olarak kullanılan bir kiliseye daha ulaştık. ‘İyi ki hayvan ağılı olarak kalmış.’ dedik, çünkü yıkılmamıştı. Yeni doğan kuzular ile koyunlar ve çoban köpekleri ile oluşan dokuda bu antik tarihi eser ayakta kalmayı bu sayede başarmıştı. Duvarlarında işaretler vardı. Obalarda gezindik. İnleri gördük. ‘Tamaşalık’ ve ‘Kule’ gibi eski yerleşim yerlerinden yarı yıkılmış yapı, saray ve diğer kalıntıları geçmişte sökülerek kasabaya taşınmıştı. Ve kasabanın imarında kullanılmıştı. O nedenle Çukurkuyu’da bazı eski evlerde bulunan yontulmuş köşe taşların bölgeden getirildiği de biliniyordu.

‘Kule’ gibi kuzeyden güneye yaklaşık 2-3 Km şehir görünümünde yıkıntılar ve temeller gezilen yerlerde belirgindi. ilk Hıristiyanlarca oyulmuş manastıra yörede ‘Saray’ deniyordu. Rivayetlere göre tavanı ‘Hamzalılar’ yerleştikten sonra çökmüştü. Bir süre davar ağılı olarak kullanılan yapı duvarında kalıntılarda ilginç motifler vardı.

Yerhan'ın Yeraltı Manastırından daha önce inşa edildiği söyleniyor. ‘kışlak’, ağıl olarak kullanılan yapı da ayrı bir tarihi dokuyu günümüze taşıyordu.

‘Kule’ ve ‘Tamaşalık’ gibi Saray, Tavşan Tepesi, Tümen, Halil Kuyusu, Yerhan, Kale gibi eski yerleşim yerleri inceleme bekliyordu. Eskilerden kalan, derinlikleri 35-100 metre arasında değişen kuyular ve kullanım dışı kalan sarnıçlarıyla Çukurkuyu, araştırmacıların incelemesi ile dünü aydınlanacaktı.

186 dönüme ulaşan alanı içinde Çukurkuyu 50 dönüm yaylası olan kasaba idi. Gezdiğimiz Bölgede çok da dikkat etmek gerekiyordu. Her an bir ‘in’e düşmeniz söz konusu idi. Tam bir yeraltı şehri dokusu vardı. Kule sırtları, Yarıktepe gibi höyüğü andıran mahaller de bulunuyordu. Mintirik Tepe, Göç Tepesi, Göç yolu gibi alanlar da dikkati çeken yerlerdi. Manastır, kilise, yerleşim yerleri ile ilgili halen açıkta olan eserler yanında toprak altında da çok sayıda yapıt bulunduğu anlatılıyordu.

Kasabaya Çukurkuyu (çukurun içinde kuyu) ismi verilmiş. Etrafındaki bölge ‘ÇUKURKUYU’ adıyla anılmış. Halen yerleşik halkın yaklaşık 250-260 yıldır bölgede, kasabada Türkmen boylarından kopup gelenler yaşıyor.

Başkan Mahmut Şahin, kasabanın dokusunu şöyle anlattı:

Çukurkuyu "Konya ovasının devamında, Toros dağları ile Hasan Dağı arasında yer alan Ereğli ve devamı olan kuzeyindeki Emen ovasının kuzeybatı bitiminde sırtların (Hasan dağı plotalarının) başladığı yerde çoğunluğu ovada, çok az bir kısmı sırtta (Karabel) kurulmuştur. Rakım merkezde 1.050 m’dir. Merkez çevre köy ve kasabalara bağlanan yollarla kuzey, güney, doğu ve batı olarak dörde bölünmüş durumdadır.

Merkez dış mahallelere göre daha eski ve terkedilmiş binalara sahiptir. Yeni yerleşim yerlerinde haneler 2.000–3.000 metrekare gibi geniş alanlara yerleştiğinden doğal olarak kasaba yerleşimde büyük bir genişleme olmuştur. Merkez Atatürk Meydanı'na 1.500 metreden uzak evler vardır. Batı bölümde ağaçlandırılan alan hariç etrafımız tamamen çöl tabir ettiğimiz çorak ve kıraç alanlarla kaplıdır. Batıya doğru ilerledikçe sadece kayalık bölgelerde yabani çalı görülmektedir. Kule ile Ekizler arasındaki biçiklerin yaklaşık 80 –90 yıl öncesine kadar tamamen yabani çalılarla kaplı olduğu, kireçci’ler (Kule ve çevresindeki doğal ocaklarda kireç yakanlar) tarafından kökten kesilerek ocak yakımında kullanılmış ve tamamen tahrip edilmiştir. Koyun azaldığından aynı bölgede çalılarda yeniden yeşerme başlamış ve gözle görünür büyüklüğe gelmeye başlamıştır.

Yüksekliği 200 –300 metreyi geçmeyen tepecikler Mittirikler, Göçtepesi, Yarıktepe,Tavşan Tepesi, Mortepe ve Beştepeler (Baştepe, Aleyintepesi, Çataltepe, Ayaktepe) sayılabilir. Kayalıklar yok denecek kadar azdır. Bunlar Kuzuağıl, Kırankaya, Kale ve Yerhan kayalıklarıdır. Kasabamız sınırları içerisinde hemen her yerin hafif değişiklik gösteren her küçük parça arazi değişik isimlerle adlandırılmaktadır. Bu isimler çölden başlayarak
a. Çöl : Boyalık, Çoraklık, Bozyer, Köyargı, İdristepesi ,Canavarcılar, Hacımusa Bağları, Bağlarkolu, Hacımavu Ağa Yurdu, Alibabanın Harman yeri, Sokak, Harım, Sarıtaş, Güdüköz, Tire Tömesi, Şammanındamı, Çavuş Tömesi, Kocaakar, Devedamı, Yanıkyurt, Çürüköz, Kıvrımark, Keller Yurdu,Daşçıkan,Dikili ve Çöl olarak adlandırılır. Çöl eskiden muhtarlıkça bekçi tutularak beklenirmiş. Bekleyenlere çorak bekçisi denirmiş. Yeryüzünde biriken çoraklar kadınlar tarafından toplanır ıslanarak hamura katıldığından mal ayağı bastırılmazmış.
b. Köy Kırı : Çiftçibeli, Kuzuağılı, Karabel, Göçtepesi, Çoburlu, Gölyeri, Aratöme, Dikenlitepe, Çömlekçil tepesi, Mittirkler, Sasabağlama, Tütünağılı, Döllük, Kalegölü, Körkuyu, Kazankakı, Kale ve Damak olarak adlandırılır.
c. Kule : Yel değirmeni, Konakgörmez, Kalederesi, Kulenin sırt, Labız, Kırankaya, Kireçocağı, Devetaşı, Yığmakale, Bekçitaşı, Kartalkayası, Arasamayolu, Kocakafanın Ağılı, Küçük yığma, Büyük yığma, Üç arkaç, olarak adlandırılırlar.
d. Bayatsalı : Yarıktepe, Çalılıboğaz, Yarıkyer, Bakanağın arkası, Derinöz, Müdürsalığın Boğazı, Kum, Yeşillerin Deresi, Bozbeller, Devetaşı, Ağbeller, Kocakös, Kemerliören, İnlikerel, Sızma,Karabel,Kımıt, Arılıközü Tavşantepesi, Aratöme, Tümen, Kızılkaş, Büyükikizler, Küçükikizler, Nefisegölü , Kazankakı, Bekteşöreni, Küllüören, Ağyamaç,Kıldolan ve Gamazın gölek olark adlandırılır.

Orta büyüklükte olan kasabamız 876 hanedir. 2000 yılı sayımlarına göre toplam nüfus 3479’ dur. Kadın erkek oranı aşağı yukarı eşittir. Genelde evlenme kızlarda 18 –20 erkeklerde ise 22 –23 yaşlarında olmaktadır."

Başkan, özetle anlattığı kasabanın konumu içinde tarihi dünün de aydınlanması gerektiğine dikkati çekerek bölgenin tarihi eserlerin varlığına karşın gereken öneme eremediğini söyledi. Halk arasında tanım bulan tepelerin bulunduğu bölgelerde yer alan tarihi dokunun gün ışığına çıkması ve değer bulmasını da beklediklerini sözlerine ekledi.

Ömer Fethi Gürer olarak bölgede İninüstü, Hacıyeşil’in yurdu gibi yerlerde Ekizler, Tamaşalık, Tokluağılı, Güneağılı, Kuzuağılı, Göbekli, İnlikerel, Kule ve Saray’da yapılacak ve bölge geneline yayılacak çalışmalar ve incelemelerle Niğde'nin turizmde yeni bir pencereye ereceğini bu arada belirtmek istiyorum.

Gürer'in önceki yazıları:
NİĞDE YEŞİLBURÇ
ASMAZ'DA ROMA KİLİSESİ VE TARİHİ DOKU İLGİ BEKLİYOR
ALTUNHİSAR DA KORUNMASI İSTENEN ESERLER DE HARAP OLUYOR
NİĞDE NARLIGÖL İLE TURİZMDE ÇIKIŞ ARIYOR


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net