NİĞDE HASKÖY'DE TARİHİ KALINTILARIN ONARILMASI İSTENİYOR
Ömer Fethi GÜRER
borbir@mynet.com
08.07.2006
Niğde ilinin her karışında farklı bir güzellik ya da ayrıntı vardır.
Niğde’de ilk insandan günümüze değişik uygarlıklar yaşamış.
Niğde’de Osmanlı döneminde azınlıklarda önemli bir nufusa sahip olduğu
belgelerle sabit. Onlardan kalan ibadet yerleri de var.Bu yerlerden
önemlilerinden biri de Hasaköy’de.
Hasaköy’e eski mezarlığın olduğu bölgeden girdik. Köyden Mustafa
Özcan’a mezarlığın kimlere ait olduğunu sorduk. Osmanlılar zamanından
kalan ‘Eski Rum Mezarlığı’ olduğunu söyledi. Bölgede 7 ayrı yerde kilise
varmış. Bir kısmını göç eyleyen azınlıklar tahrip etmiş, bir kısmı
bakımsızlıktan yıkılmış. Bölgede ayakta kalan önemli iki tarihi yapı var.
İki yapıyı da gezdik. Yol üzerinde okul ya da hastane benzeri bir yapı
daha vardı.
Büyük bir yapıya bahçe kapısından girdik. Turistlerin yaz aylarında uğrak
verdiğini öğrendiğimiz yer kilise idi, geniş bir bahçe içinde. Bahçe
duvarlarının bir bölümü belirgin duruyordu. Giriş kapısının yanında
yıkılmış çan kulesi vardı. Bahçede, bazı yerlerde kaçak olarak yapılmış
kazı alanlarını gördük. Duvarları ve bahçesi düzenlenmeye uygundu.
Çevreye sökülüp atılmış büyük yapı taşları vardı.
Binanın iki ayrı giriş kapısı var. Ana girişin kapısı üzerinde kemerde
ayrıntılı işlemeler dikkati çekiyor. Burada bulunan kitabe sökülüp
alınmıştı, kemerli sutunlu alandan işlemeli kapıdan yapıya giriyoruz.
Tamamı sağlam olan kilise içten ikinci kata olan merdiveni yıkılmış,
duvarlarında farklı freskler var. Meryem, İsa ve diğer Hristiyanlık için
önemli olayları anlatan freskler yan duvarlara işlenmiş. Fresklerden
erişilemeyenler daha sağlam duruyordu. Bu freskleri kimi turistlerin
hatıra olarak kazıdıklarını söyleyenler de oldu.
Biz gittiğimizde kimseler yoktu. Sutun ve sutun başlarının bulunduğu ana
mekan, duvarlar ilgi çekici, zeminde kimi yerlerde oyulmuştu. Yapı iç
duvarlarındaki fresklerin üzerlerine yazılar yazılmış ve boyanmıştı.
Üst kata Merdiven varmış ama sanki sökülmüş gibi izi duran bu merdivende
artık yok. Bir yerde merdiven olmadığı için üst katlara çıkılmaması
tahribatı azaltıyor. Kilise alanı geniş ve aydınlık, ancak kimi pencereler
de sökülüp duvar örülmüş. Yapı içinde üst bölgeleri ile ayakta kalmış
ilginç bir yapı, taş duvarları kesme siyah taştan yapılmış. Sağlam ve
kalın görünümü var. Kullanılabilir durumdaki kilise korumaya alınıp
Turizm içinde farklı bir müze olgusu ile değer bulabilir. Muhtarlığa
kilise yakınında yapılacak bir yer ile bahçenin tanzim ve düzeni ile
kapılarının yapılıp freskleri elden geçerse Nevşehir’e gelen turist için
uğrak yeri olacak kadar özellikli bir yapı idi.
Kilise çevresinde de mahzenler bulunuyor. Bölge genelde incelemeye de
açık. Doç. Dr. Ebru Parman'ın Niğde kiliseleri ile ilgili farklı
kaynaklardan derlediği önemli bilgilerin yer aldığı bir çalışması var.
Sadece bu bilgiler dahi tek başına bölgenin dünden kalan özellikleri ile ilgi
merkezi olmaya aday olduğunu gösteriyor.
Gezi boyunca dikkatimizi çeken hiçbir yerde bir pano, tanıtıcı levha
bulunmayışı oldu. Kimi rehberlerin anlatısı ile turistlerin bilgi aldığını
köy halkından öğrendik. O arada kilisede koruma da uygulanmıyor. Kapısı
açık ve bölgede, kimi yerlerde kaçak kazı yapılmış.
Niğde için, bu bölgede bu alanın düzenlenmesi Nevşehir’e gelen turistlerin
çekilmesi en azından bu köyün kalkınmasını sağlar. Kapısı yapılmalı, çevre
düzeni sağlanmalı ve bu tarihi doku turizme kazandırılmalıdır.
Hasaköy'ün dünü ile ilgili Doç. Dr Ebru Parman, geç antik dönemde başkent
Kostantinopolis’ten Suriye’ye giden ve Anadolu’yu kateden yollar üzerinde
olduğu, ancak yine de terk edilmiş bir yerleşim bölgesi gibi göründüğünü,
gözden düşmüş kişilerin sürüldüğü bir yer olarak belirtildiğini
(kaynak :Gregorios ve.Nazianz De vita sua.Kommentar von C.Jungdk.
Heidelberg,1967.) yazmış.
Bizans imparatoru Valens’in emriyle Kapadokya’nın 372 yılında ikiye
bölünmesinden sonra Kaisareai’lı Basileios, Nazianzoslu Gregorios’un
isteklerinin tersine onu Sasima piskoposu yapmayı kendi amaçlarına daha
uygun bulmuş, böylece coğrafi konumu açısından önemli bulduğu Saima’yı ve
Gregorios’u kendi dini merkezine bağlamış. Bundan sonra da Sasima
Kapadokya Sccunda bölgesinde kalmış, piskoposluk merkezi olarak da Tyana
Metropolitliğine bağlanmış. Saimalı piskoposlar, ismen tanınmış ve önemli
dini toplantılara bölge temsilcisi olarak katılmış. Saima’nın bugünkü
adının yani Hasaköy veya Hasanköy’ün 831 yılında Araplarca ele geçirilen
Hasin Kalesi'yle ilişkisi olduğu da düşünülmektedir.
Kaynaklarda belirtildiği gibi Arap coğrafyacılar da Hasin’i Kapadokya
Kalesi olarak bilmekteydi (kaynak:İbn Hurdadbih,Kitab al-mamalik va’l
Mamalik). H.Rott, Hasaköy’de ayakta kalan yapının Makrina Manastırı
olduğunu,daha önceleri beş martir (Eugenios, Mardarios, Auxentios, Orest,
Eustratios) adına hastane olarak kullanıldığı belirtilir
(Kaynak.: H.ROTT.Dekmaeler).
Hasaköy Kilisesi ile ilgili gördüklerimizi bir bilimcinin gözüyle
paylaşalım.
Ayakta duran ve sağlam görünen yapıyı bölgede inceleme yaparak
yazan Doç Dr Ebru Parman şöyle anlatıyor:
"Yapının bügün dıştan bakıldığında, çatı örtüsüne kadar ayakta olan yapı
kullanılmadığı için, harap ve terkedilmiş edilmiş durumdadır, doğu-batı
yönünde uzanan üç nefli bazilaka planında yapılmıştır. Nafler birbirinden
dörder sütünla ayrılmaktadır ve orta nef diğerinden daha geniştir;
neflerin örtü sistemi beşik tonozdur. İçten ve dıştan üç apsisi mevcuttur.
Yapının batısında, giriş kısmında ’U’ biçiminde ve galerili bir narteks,
yani giriş holü yer alır. Bu kısım yedi bölümlü olup her bölümün üzeri
çapraz tonozla örtülüdür. Yapıda kuzey, güney ve doğu duvarlarında yer
alan pencerelerle aydınlanma sağlanır.
Kuzeydoğuda tek mekanlı,tek apsisli ve mezar şapeli olduğu sanılan ek
yapıdaki yazıtta ise’Hagias Kryake’adı ve 1848 tarihi okunabilmektedir.
Bu ek yapının içinde kapağı açılmış ve kırılmış bir lahit ve üzeri
kabartma bordürlü ve boyalı templon duvarı dikkati çekmektedir. 1982
yılında yaptığımız ilk incelemede bu ilginç templon duvarı ayakta ve
sağlam durumdayken 1985 yılındaki ikinci incelemede tamamen yıkılmış olduğu
görüldü.
Çatısına kadar ayakta duran bu yapı iki metreye varan sağlam kalın
duvarları düzgün kesem taş işçiliği,çirt pahlı çatısı ile görkemli bir
yapı olarak köye girişte dikkati çekmektedir. Yapıyı ayrıca dıştan çeviren
bir duvar ve batı köşesinde çan kulesi mevcuttur. Yapının iç süslemesi
ise yer yer dökülmüş freskolar ve mimari plastik öğeler oluşturmaktadır.
Yer yer dökülmüş, kazınmış üzeri çeşitli yazılar karalanmış freskolardan
seçilebilir durumda olanlar, ana mekanın doğu duvarında pencerenin iki
yanında simetrik olarak bölünmüş olan ’Meleğin Meryeme çocuğunun
olacağını müjdelenmesi sahnesi orta nefin örtü sisteminde, yani beşik
tanozun ortasında Pantokrator İsa , bunun dört köşesinde İncil yazarları,
kemer aynalarında madalyon içinde bazı figürler, duvardan batıdakinde çok
dökülmüş durumdaki asker aziziler, güneyinde İsa'nın vaftiz edilmesi
sahnelenmektedir. Mimari plastik öğelerden sütünun başlıkları, yapının
dışında, batı cephesindeki nartekste altı tane olup sade bir impost
bloktan ve bir bilezik kısımdan oluşmaktadır. İçte ise Kapadokya’da 19.
yüzyıla ait diğer yapılarda gördüğümüz dört köşesi sarkıtlı başlık
tipleri dikkati çeker. Ayrıca, yapının güney duvarındaki pencere
geometrik kabartma bordurleri ve batı giriş kapsısının çevreleyen sivri
kemer aynası yer alan örgü motifleri, daha önceden bilinen klasik süsleme
motifleri 19. yüzyılda tekrarlandığını göstermesi açısından ilginçtir.’
Ömer Fethi Gürer olarak Niğde’de, il genelinde çok tarihi yapı ve eseri
yazdım, anlatmaya çalıştım; gittim, Gördüm. Ülkemizde çok yerden daha
fazla eser ve bilgi kaynağı olan Niğde ne yazık ki anlatım ve tanıtım
eksikliği yaşıyor. Bacasız Sanayi Niğde için önem kazandığında Hasaköy’ün
de tarihi dokusuyla bir müze olarak turizme sunulması çok kolay
olacaktır.’
Gürer'in önceki yazıları:
ÇUKURKUYU’DA YÜZLERCE YILLIK TARİHİ KENT İNCELEME BEKLİYOR
NİĞDE YEŞİLBURÇ
ASMAZ'DA ROMA KİLİSESİ VE TARİHİ DOKU İLGİ BEKLİYOR
ALTUNHİSAR'DA KORUNMASI İSTENEN ESERLER DE HARAP OLUYOR
NİĞDE NARLIGÖL İLE TURİZMDE ÇIKIŞ ARIYOR
|