Yazıyı tavsiye et


TYANA VE KÖŞKHÖYÜK


Ömer Fethi GÜRER
borbir@mynet.com

Kemerhisar-Tyana

29.07.2006

Tyana Tyana Niğde’de antik kent merkezidir. Niğde için Tyana turizmde bir çıkış noktası ve umududur. Niğde, kent genelinde, çoğu kez yazdığım gibi değerlerinin kıymetini bilemeyen tarihi eser ve kalıntı cennetidir.

Tyana Niğde yerine farklı bir bölgede olsaydı çok büyük ilgi merkezi olurdu.Niğde valiliği yaptığı dönemde halen Manisa Valisi Refik Arslan Öztürk Tyana için "Efes’ten önemli bir merkez doğacak." demişti çünkü işine önem veren seven ve bölgeyi benimseyen bir yönetici olarak gerçeği görüp inanıp ilgi çekmek için de bu denli iddialı bir söz dahi etmeyi, Tyana için, kurtarılması adına gerekli görmüştü ve Tyana kazıları onun çabalarıyla başlamıştı.

Cumhuriyet döneminde Tyana ile ilgili çok girişim oldu. Sonuçsuz kalmasının nedeni takipsizlik ve gerekli devamlılığın sağlanamamasıdır. Eski Belediye Başkanı Bülent Ilgaz, Prof. Dr. Asım Tanış ile Tyana için son dönemlerde en yoğun çaba harcayan isimler oldu. Tyana’da, öncelikle önemsenip takip edilerek tarihi su kemerlerin bir bölümü bahçe duvarı olmaktan kurtarıldı.

Niğde Tyana gibi özel Gümüşler Manastırı, Kavlaktepe, Kale, Porsuk, Köşk varlığı bölgeyi Kapadokya için keşif bekleyen yöre kılıyor.

Niğde'nin sınai gelişim açısından ilerleme kaydedemediği bir gerçektir, Nedenleri ayrıca tartışılabilir. Turizmde ise nedenleri tartışmaya gerek yoktur, yiten zamanı kazanmak için mevcutlardan yararlanmak sorunu çözer. Niğde’yi gezen bilir, il genelinde tarihi dokudan nasibini almayan bölge bulamaz. Ulukışla, Çamardı, Çiftlik, Altunhisar, Bor ve merkezde elinizi attığınız her yerde bir tarih yatar.

Dün bu değerler önemsenseydi günümüzde bu eserlerin yarattığı artı değerden söz edecektik. Ne yazık ki bölgenin değerleri yeni yeni fark edilmekte ve değer bulması için, bir avuç insan emek ve çaba harcamaktadır.

Niğde için çok önemli olan Tyana antik kent kazısını her yıl gider gelişmeleri izlerim çünkü Tyana kazısının başlamasında İtalya’da yaşıyan Prof. Dr. Asım Tanış'ın Vali Refik Arslan Öztürk lle görüşmesine vesile olan olarak bu kazıların başlamasında az da olsa payımız var.

Dedik ya, Niğde için önemli kazıların başında Tyana ve Köşkhöyük kazısı geliyor. Son yıllarda açığa çıkan bulgular ve olası bulunacaklar ile Niğde ve Anadolu Tarihi yeni bilgi ve belgelere erecek.

2005 yılı kazıları iki bölgede de yapıldı ve tamamlandı. Kazı ekipleri iğne ile kuyu kazar gibi hassas çalışıyordu. İstekle yürütülen çalışmalarda önemli bulgulara erildi. Kazı süresinin kısa olması ve ekiplerin sınırlı kişilerden oluşması hemen açığa çıkmasını beklediğimiz kimi bulguların yer altında kalmasına neden olsa da her yıl yeni bir noktaya erilmesi umut veriyor.

İtalyanların çalışma yürüttüğü, Bakanlar Kurulu kararı ile devam eden Tyana kazısında bu yıl antik Roma Havuzu'ndan Tyana kentine su taşıyan kemerlerin bitiminde kazı yapıldı. M.S 3. yüz yılın başlarında inşa edilmiş yapı temellerine ulaşıldı. İk yeni kemer ayağı açığa çıkarıldı. M.S. 5. yüz yıla ait olduğu varsayılan Kapadokya bölgesinin en eski kilisesinin kalıntılarına ulaşıldı.

Müze Müdürü Fazıl Açıkgöz ile görüştüm. Açıkgöz, Apsis kısmı ve yan duvarları saptanan ve ortasında haçla süslenmiş olan vaftiz havuzu ortaya çıkarılan kilisenin bu yıl yapılan kazılarda orijinal taban döşemesine erişildiğini söyledi.

Dördü bu yıl olmak üzere, dört yıldır süren kazılarda 50’ye yakın eserin de envanter kayıtlarına alındığını belirten Müze Müdürü Açıkgöz, M.S 5. yüz yıla ait kilise kitabesinin de müze kayıtlarına geçirildiğini de bildirdi.

Fazıl Açıkgöz, ilk kazı çalışmalarının yapıldığı Roma Hamamı'nda çalışmaların tamamlandığını, restorasyon ve gerekli düzenlemeler yapılarak ziyarete açılacağını, 53 parselin kamulaştırması tamamlanan bölgede yeni kamulaştırmalara gidilebileceğini de anlattı. Kısacası Tyana için çaba ve çalışmalar devam ediyordu.

Bahçeli beldesinde Roma Havuzu'nun doğusundaki kayalık yamaç üzerinde yer alan Köşkhöyük’te, geçen yıl devam eden kazılarda da yeni bulgulara erildi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Niğde Müzesi arkeologlarınca sürdürülen kazılarda Bor ovasının en eski tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplumunun (M.Ö 6050-4911) bu alana yerleştiği saptandı. Müze Müdürü Fazıl Açıkgöz, Beş tabaka halinde yerleşim ilk dört tabakası Geç Neolitik çağ'ın, en geç tabakası ise erken kalkolitik devre ait olduğunu söyledi. Müze üdürünün başkanlığında, Bilimsel Kazı Başkanı Prof. Dr. Aliye Öztan önderliğinde sürmekte olan kazılarda Neolitik dönemde gereksinimine göre genişletilen çok odalı küçük mekanlardan oluşan bir mimari mevcut olduğu saptandı.

Kalkolitik dönemde ise sokakların üstüne sıralanan bitişik düzendeki konutlar belli bir plana göre inşa edildiği, bu dönemde insanların ölülerini evlerinin tabanlarının altına gömdükleri, bulunan mezarların % 85 i bebek, diğerlerinin çocuk ve yetişkinlere ait olduğu belirlendi. Bulunan 150 mezardan 11 tanesinin yetişkinlere ait olduğu saptandı. Mezarlara başta mama kapları olmak üzere çeşitli süs eşyaları ve tanrıça figürlerinin hediye olarak bırakıldığı da kazılarda belirlendi.

Köşkhöyük’ün ölü gömme adeti açısından önemi, çoğu yetişkin ve bazı çocuklara uygulanan başın gövdeden ayrılarak yüzün kille sıvanıp yüzdeki organların belirtilmesi ve aşı boya ile boyanarak onlara canlılık kazandırılmasıdır. Filistin, İsrail, Ürdün ve güney Suriye’de M.Ö 10000-8000 arasında görülen bu yöntemin devam eden dönemde Köşkhöyük’te yaygın olarak kullanıldığı açıklandı.

Bor ovasında yaşayan insanların başta buğday, arpa, mercimek olmak üzere tarımla uğraştığı; yaygın olarak koyun keçi, sığır yetiştirdiği ve çevrenin meşe, çam ormanlarla kaplı olduğu, yabani hayvanların da bölgede yaşadığı kazı çalışmalarındaki bulgularla saptandı. Kazılarda bulunan tohum, ağaç kalıntıları ile dini amaçlı ya da günlük yaşamlarında kullandıkları kaplar üzerinde yapılan zengin kabartma bezekleri ki bunlar arasında M.Ö 5300-5100 yıllarına ait inek figürleri ve onların sağım işlemlerini gösteren sahneler süt ve süt ürünlerinin o dönemde kullanıldığının da somut kanıtı sayılıyor.Boğa, keçi, koyun, domuz, geyik, ceylan, leopar, tilki, kaplumbağa, kurbağa, yılan, yaban koyunu, yabanı at ve eşek çevrede o dönemde var olan hayvanlar olarak gösteriliyor. Bunlardan yabani at ve eşeği nde avlanarak beslenme amacıyla kullanıldığının da aynı zamanda evcilleştirmek üzere kurulan tuzaklarda kabartma tasvirlerinden anlaşıldığını belirten Müze Müdürü Fazıl Açıkgöz ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına gelen Kapadokya’ya adını veren bu hayvanların evcilleştirilmeye yönelik ilk girişimlerin de Neolitik dönemde Bor Köşkhöyük insanlarınca aşlatılma olasılığının yüksek olduğunu, görsel olarak buluntularda konunun anlatıldığını keza halay çeker tarzda kadınların yer aldığı kapların da Anadolu folkloru için önemli belgeler olduğunu söyledi.

Niğde için çok önemli bu iki kazıda gelinen nokta da geleceğin daha çok bilgiyle donanacağını gösteriyor. Bu yıl kazıların sonlanmasıyla yeni bilgilerin de açığa çıkacağı mutlaktır ancak Niğde için daha çok destek, daha çok maddi katkı, daha çok işadamı sponsorluğu ve daha çok teknik eleman ihtiyacı var.

Niğde'de "Bacasız sanayi turizm" için her Niğdelinin mutlaka yapacağı ve yapması gerekenler olduğu unutulmamalıdır.

Gürer'in önceki yazıları:

NİĞDE'DE SON EVLERİ OLSUN KURTARALIM
ÇUKURKUYU’DA YÜZLERCE YILLIK TARİHİ KENT İNCELEME BEKLİYOR
NİĞDE YEŞİLBURÇ
ASMAZ'DA ROMA KİLİSESİ VE TARİHİ DOKU İLGİ BEKLİYOR
ALTUNHİSAR'DA KORUNMASI İSTENEN ESERLER DE HARAP OLUYOR
NİĞDE NARLIGÖL İLE TURİZMDE ÇIKIŞ ARIYOR


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net