Yazıyı tavsiye et


NİĞDE'DE SON EVLERİ OLSUN KURTARALIM


Ömer Fethi GÜRER
borbir@mynet.com

17.07.2006

Niğde, Bor, Fertek ve köylerde Osmanlı döneminden kalma yapılar var. Özelliği olan konakların yanında taş yapıları ile dikkat çeken binalardan ayakta kalanların sayısı her yıl azalıyor.

Rant ile oluşan apartman kültürü daha çok kazanç için tarihi değerlerin göz göre yok olmasına çanak tutuyor. Niğde'de yol açma çalışmalarında çoğu yıkılan evlerden bazı örnekler kaldı. Cullaz Sokağı, Alaadin Mahallesi, Yukarı Kayabaşı Mahallesi, Sır Ali Mahallesi gibi yerlerdeki tarihi doku detayları ile özel ve güzel.

Fertek bu alanda başlı başına bir gezi alanı. Sokak araları dahi dünden izler taşıyor. Bor'da Orta Mahalle ve Selçuk Mahallesi SİT alanı ile korunageldi. Adana Caddesinde ve Sokubaşı Mahallesi'nde evler var ama çoğu harap ve bakımsız . Kimileri yıkıldı yıkılacak gibi duruyor.

Bölge için kültürel zenginlik bu evlerin kurtarılması için, Ömer Fethi Gürer olarak çokca yazdım. Niğdeli işadamlarına, kültüre ilgisi olan vakıf ve derneklere çağrılarda bulundum. Niğde Belediyesi, Valilik, Üniversite, Bor Belediyesi, bu konularda yapacakları var. Niğde Üniversitesi'nin bir eski binayı bu yıl sonuna kadar tamamlayacağını Rektör Bey söylemişti.

Birko gibi, Keçeciler gibi sanayi kuruluşları da birer evi misafirhane gibi onarsa ve aslını korusa Niğde için kazanç olacaktır. Bor Şehri kitabında Bor'daki evleri anlattım. İştei özetle bölgemizin de yapısını yansıtan bu anlatıda yazdıklarım:

" Bor’da mahalleler yakın yaşam biçimi ya da akrabalık bağı olanların bir arada oluşturduğu dokulardır. Orta Asya’dan gelen Türk boylarının değişik kolları Konya, Ereğli, Karaman, Horasan’dan göç eden aileler ilçe de yerleşmiştir. Ayrıca, aşiret olarak gelip yerleşenler son olarakta Cumhuriyet dönemi ile gelen göçmenlerin oluşturduğu mahalleler de vardır. Kale Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Orta Mahalle, Değirmenler Mahallesi, Sokubaşı Mahallesi, Karakaya Mahallesi, Dink Mahallesi, Başpınar Mahallesi, Harım Mahallesi gibi mahalleler çarşı ile mesafeleriyle orantılı olarak gelişmişti. Demiryolunun geçmesinden sonra oluşan İstasyon Caddesi ve Adana ile Niğde caddeleri ana caddelerdi..

1920’li yıllarda zadeler, çiftçi, eşraf, memur, azınlıklar ve ev işinde çalışan hizmetliler, evleri konumlarına göre şekilleniyordu. Çarşı içinde çok katlı taş yapı evlerin yanında kesek ile örülmüş yapılar da vardı. Eşraf ve varlıklıca olanların Çarşı içinde Selçuk Mahallesi'nde, Orta Mahalle'deki evleri de iki-üç katlı idi. Humman çayı boyunca uzanan katlı ve balkonlu evlerden dere boyunun yeşilliği gözlenirdi. Evler de kerpiç ve taş yapılardı. Kereste olarak kavak ağacı kullanılmıştı. Evlerin damları düz ve topraktı. Kış aylarında kar yağdığında toprak damlar yuvak ile toprak sıkıştırması yapılırdı. Çatılı ve kiremitli ev sayısı azdı.

1950’li yıllarda tek katlı evlerin % 40 nispetinde olduğu saptanmıştı. Katlı evlerde alt katta ahır, samanlık, zerzemi, eşkane, ambar bulunurken üst katta kiler, oturma, misafir odası, balkon, mutfak ve konuk odası yapılmıştı. Pencereler oda kullanımına göre düzenlenirdi. Misafir odasından ayrı konuk odası uzaktan gelenlerin yatması için ayrılırdı. Bu odalarda süslemeler de olurdu. Tavanları işlemeli yapılanlar da vardı. Yola bakan manzaralı pencere önlerinde sedirler vardı ki topraktan yapılı, üzerine yün yatak atılı, örtü ve halı serili bu yerler genel de aile reisleri ve özel misafirler içindi.

Varlıklı sayılan zade ve beyler halktan uzak ve kendi aralarında ilişki kurar, kız alır verirdi. Beyaz merkepli önemli kişiler de vardı ve bu merkeplere‘Kıbrıs eşeği’, denirdi. At, eşek ve öküz arabaları ve faytonlar ulaşım içindi. Ev yaşamında düzen çok önemli idi. Sabah ezanı ile hayvanlara bakılır, iş için hazırlıklar yapılırdı. Hizmetçi ve bakıcısı olan kişilerin ev ve bağ işleri de görülürdü Kimi evlerde yatak odaları, ahır üzerinde yapılmış olması, ahırın sıcaklığının yararlanmak içindi. Her evde ocaklar vardı. Ayrıca lambalıklar da yapılmıştı. Mutfaklarda raflar işlenmiş tahtalarla şekillendirilir. Her evde "Ocak" vardı.Ateş yakılan bu yere yakılmadığı zaman iki çivi ile tutulan bez gerilirdi. Yatak odalarında ocak, hamamlık, yüklük ve sedir varken genelde yer yataklarında yatılırdı. Yatak odasında ‘Yüklük’, denen dolap, duvarın boydan boya ve 50 cm kadar içine oyulu olduğundan yatak yorgan yastıkları rahat alır ve yer kaplamazdı.

Çaycıların Mustafa Efendinin, Hilmi Özalp’ın, Ahmet Bilgin’ in, Çürükfakılar’ın, Cığızlar'ın, Papazın evi gibi evler katlı yapılardı. Babamın dedesi Alaeddin Gürer’in evi Selçuk mahallesinde idi. Yan yana iki katlı iki evi vardı. Birinde oturup diğerini kiraya verirken kullandığı evin de arka cepheden girişli bir ayrı bölümü de kirada idi.Evleri de temellerinde ve ilk katlarda taş ve üst tarafı kesekten yapılmış alt üstte odaları olan yapılardı. Oturdukları ev oldukça geniş ve balkonlu idi. Dönemin tüm ihtiyaçlarına göre yazlık ve kışlık olarak düzenlenmişti. Eve girişte küçük bahçesinde çiçeklik ve kayısı ağacı vardı. Alt katta, ahır, samanlık, elma damı, kitaplık, karanlık oda ile bahçeye pencereli iki oda bulunuyordu. Üst kata bahçeden merdiven ile çıkılırdı. Üst katta balkondan antreli girişli misafir odasına geçilirdi. Balkona bakan mutfak ve oturma odası vardı. Ev içinde sedir boydan boya düzenlenmişti.

Dedem Aşkı Gürer, Selçuk Mahallesi Keykubat Sokak'taki evi de Özden’e bakan geniş balkonlu düzenli iki katlı bir yapı idi. Yol tarafındaki iki odanın ortasında, el şekilli saç tokmaklı kapıdan girilirdi. Bahçeye açılan koridorun bir yanında eşkane, karanlık oda, mahzen, iki oturma odası, mutfak vardı. Bahçe bakımlı, düzenli olurdu. Kiraz, erik ağacı ile çiçekler bahçeyi farklı kılardı. İkinci kata içten merdivenle çıkılırdı. Balkonunda yer aldığı bölümden eve geçilirdi. Salon banyo ve iki oturma odası, mutfak olan çatılı evde eşkanenin üzeri toprak damdı.

Annemin babası Hacı Ahmet Çınar dedemin de Köprübaşı Mahallesi, Zengerdek Sokaktaki evleri de kapısı at arabasının da yüklü girişine göre genişti. Kapıda çan ve büyük bir kilit vardı. Üç katlı evde, en alt katta depo, samanlık, mahzen, ahır, ekmek yapma yeri vardı. İkinci katta bir oda ve banyo bulunuyordu. Banyo oda içinde idi. Duvara gömülü yapılmıştı. Yüklüklere yorgan yatak konurdu. Üst kattın geniş balkonlu idi. En üst kat girişte el yıkama yeri, mutfak ile beraber uzunlamasına salon, kiler, karanlık oda ile üç merdivenle çıkılan misafir odasının yanında da erzak odası yapılmıştı. Evden İstasyon yolu görülürdü. Tengiroğlu Apartmanı evin bir yüzünü karanlıkta bıraktı.

Cumhuriyet döneminde mübadele ile ilçeden ayrılan azınlıkların evleri de taşyapı ve balkonlu katlı evlerdi ki köyden gelenlerin de konaklaması düşünülerek yapılanlar Osmanlı döneminde pansiyon gibi kullanılmıştı. Kimi evlerde Tyana kalıntılarının taşları temel taşı olarak kullanılmıştı. Bir kaç örneği kalmış olsa da tarihi evlerin çoğunluğu yerini apartmanlara bıraktı. 1970’li yıllarda İstasyon Caddesi lüks cadde olup park karşısına yapılan ki 2002 yılında neredeyse tamamı yıkılan beş-altı blok ev ilgi çekerdi.

Çiftçi evleri ise genelde Harım Mahallesi'nde idi. Saman katılarak yapılmış çamurdan oluşan keseklerle örülmüştü. Tavan hezen ile kapatılırdı. Odaların içi ve dışı çamur-saman karışımı sıva ile sıvanır, kireçle badana yapan da olurdu. Kış aylarında toprak olan ev zemini üzerine Kovalık’ tan ot toplanıp örülerek üzerine kilim, halı konup soğuktan etkilenmemeye çalışılırdı. Ayrı giriş kapısından oturma ve misafir odalarına girilirdi. Oda sayısı erkek çocuk düşünülerek iki-üç fazla tutulurdu. Erkek çocuk evlenince aynı avluya açılan odaların birinde yaşardı.

Oturma odaları,ekmek damı ve yatak odası evde ana bölümlerdi. Ayrıca ahır, eşkane(ötme), zerzemi (erzak odası), samanlık, karanlık oda, Ambar, mutfak kapıları avluya açılır. Tuvalette avluda idi. Tuvalet kapısı tahtadandı ya da iki çivi ile bez gerilirdi. Kimi yerde tuvalet dört tarafı yüksek bir yapı olarak vardı. Avluda tavuk, hindi, kaz, ördek beslenirdi. Avlunun bir yerinde kap-kacak yıkanacak yer bulunur ve bu kapı altından sokak arasında akan derelere bağlanırdı. Evlerde avlu duvarının içine gömülü tahtadan yapılma malzeme dolapları olağandı. Ev içinde yaşam ortak planlama ile yürürdü. Harım Mahallesi gibi çiftçi mahallelerinde kapılar, yüklü öküz ve at arabasının avluya girebilmesi için yapılmıştı. Kapıları üç metre boyunda, iki metre genişliğinde olunca yüklü araba avluya rahatlıkla girerdi. Saman ve bağ, bahçe ürünleri, çubuk, pür öküz ile at arabaları ile taşınırdı ve yükler havaleli olurdu. Kapı dış yüzünde tokmak, büyük anahtarlı kilit ile kapı açılınca çalan çan asılı olurdu. Sürekli açılan kapı dışında diğer kanat sabitlenir, yük gelince mandallarından kapı açılarak geniş bir hal alırdı. Kapıların arkasında anahtarların asıldığı bölümler de vardı.

Kapılar, 1976 yılında TRT televizyonda da programa konu oldu. Korunması istendi ise de kapılar yok oldu.

Birçok evde ahır bulunurdu. İnek, merkep, at, manda, öküz, koyun, keçi, beslenirdi. Köpek ve kedi neredeyse her evde vardı. Binek hayvanlarının dışında kalanlar inek, dana, manda sığıra gönderilirdi. Ahır da üç kısımdan oluşurdu. İnek ve koyunların yer aldığı bölüm, at ve merkeplerin yer aldığı bölümden hezen ve tahta bölme ile ya da duvarla ayrılmıştı. Ayrıca, sabah akşam hayvanların altından süpürülen gübrenin toplandığı bölüm vardı. Gübre bahar ile bağlara taşınır, inek ve manda gübresi tezek yapılırdı. Serilerek kurutulan bir bölümde ekmek ya da kışlık yaparken hazal ile yakılırdı. Ayrı bir bölümde samanlık vardı. İneklerin olduğu bölüm zemini biraz daha yüksekçe idi.Filike ile ahır aydınlatılırdı. (Filike; teneke kulplu, fitilli, gazlı ahır lambası) İnek yavruladığında havalar soğuksa yavru ev içlerinde hazırlanan bölümlere alınırdı. Hayvancılıkla uğraşanlarda ise hayvanların erken doğumunda onları korumak için, yöntemler geliştirilmişti. Yeni doğan kuzu ‘Avlağa’ ,konurdu. Çatma yapılarak da hayvanlar korunurdu (Bor Şehri Kitabı.Yaşam bölümü.Ömer Fethi Gürer).

DÜNKÜ YAŞAMI DOLU DOLU OLAN TARİHİ NİĞDE EVLERİNİ KURTARMAK İÇİN, KAMPANYA AÇILMALIDIR.

Gürer'in önceki yazıları:

TYANA VE KÖŞKHÖYÜK
NİĞDE HASKÖY'DE TARİHİ KALINTILARIN ONARILMASI İSTENİYOR
ÇUKURKUYU’DA YÜZLERCE YILLIK TARİHİ KENT İNCELEME BEKLİYOR
NİĞDE YEŞİLBURÇ
ASMAZ'DA ROMA KİLİSESİ VE TARİHİ DOKU İLGİ BEKLİYOR
ALTUNHİSAR'DA KORUNMASI İSTENEN ESERLER DE HARAP OLUYOR
NİĞDE NARLIGÖL İLE TURİZMDE ÇIKIŞ ARIYOR


Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net