Turizmci Olma Hissiyatı Üzerine


Pelin ÇANKIRI

pcankiri@hotmail.com

09.12.2006

Pelin ÇANKIRI Eğitimini alırken `` dünyanın en keyifli mesleğini yapmak şerefine nail olmak için ne yaptım acaba?`` diye düşünmenize sebep olacak kadar keyiflidir turizm sektörü. Insanlarla içiçe olmayı barındırır bunyesinde zaten ve sadece bu bile pek cok kişiden daha şanslı oldugunuz bir noktadır aslında.

Gününün üçte birini kapalı bir odada, bilgisayar başında geçirmek zorunda olan diğer meslek mensuplarına nazaran, en azından. Üstelik içiçe olmanız gereken insanlar tatile ya da keyifli anlar yaşamaya gelmiş insanlardır çoğunlukla. Dolayısıyla güleryüzlü ve keyifli olurlar. Bu size de yansır doğal olarak. Gününüzü keyifli insanlarla geçirmeniz demektir çünkü.

Zaten eğitimini alırken de tek bir konuya saplanıp kalmazsınız. Ekonomiden siyasete, sosyolojiden psikolojiye, yönetim biliminden pazarlamaya, dünya mutfaklarından dünya kulturlerine kadar pek çok ders alırsınız. Sıkılmaniz ya da keyif almamanız mümkün değildir. Nasıl geçtiğini anlamazsınız zaten. Çevrenizdekiler bile tatil yörelerinde iyi para kazanarak, mutlu insanlar arasinda mutlu mesut gecmesi pek muhtemel hayatınız hakkında size ne kadar öykündüklerini dile getirirler sık sık.

Ancak…

Turizm hayli geniş bir sektördür. Kendi arasında otelcilik, acentacılık, yiyecek-içecek gibi yan kollara ayrılırken sadece otelcilik bile keşfetmesi zaman alacak kadar geniştir; O kadar çok departman, o kadar cok bölüm, o kadar çok uzmanlık. Mesleği seçtiğiniz anda da seçenekleriniz bitmez kısacası. Bir de departmanınızı seçersiniz orneğin. Işte bu karar, bence, verilecek en hayati karardır. Çünkü turizmci olmakla turizm sektöruünde çalışmak arasında çok ince bir çizgi vardır ve farketmeden atlar pek çoğumuz bu eşiği.

Turizmci olmanın ne demek olduğunu anlatmaya kalkmayacağım şimdi. Çünkü zaten muhteşem bir aşkla bağlı olduğum mesleğim hakkında anlata anlata bitiremeyeceğim çok konu var burada. Ancak turizm sektöründe çaliışıp da turizmci olmamaktan bahsedebilirim biraz.

Turizmciyi diğer meslek erbablarından ayıran en önemli ozellik, bana sorarsanız insan ilişkilerinin kuvvetli olması ve anlaşabilme yeteneğidir. Keskin zeka, anlayışlılık, dayanıklılık, hosgörü ve buna benzer özellikler sonradan gelir. Çünkü turizmci başta da belirttiğim gibi, insanlarla içiçe olan, olması gereken kişidir.

Lakin, otellerin bir de görünmeyen çalışanları vardır. Arka tarafta çalışan, misafirle yüzyüze gelmeyen, sabahları ortalama bir memurla aynı saatte işine gelen, yine ortalama bir memurla ayni saatte işinden çıkan; tüm gününü ortalama bir memurun yapacağı işleri yaparak geçiren...

Bu görünmeyen departmanlara örnek vermek gerekirse muhasebe/finans, satınalma, insan kaynakları, eğitim, mutfak, stewarding, engineering ve hatta Teknik Servisi sayabiliriz. Otel bu operasyon departmanları olmadan ayakta kalamaz şüphesiz, ancak…Bu departman mensupları, acaba kendilerini "Hala turizmci gibi hissedebilmekte midir?

Ben, kendi adıma şanslı olduğumu düşünüyorum. ``Cost Control`` departmanında görev yapıyorum ve departmanımız muhasebe/finans` a bağlı olduğu halde; onlardan ayrılan bir ozelliğimiz var. F&B ile ortak çalışıyor olmamız.

Bu sayede operasyon gerçekleştirme ve bir nebze de olsa turizmin nabzını hissetme şansımız oluyor.

Fakat az önce saydığım pek çok departmanda görev alan kişilerin böyle bir şansı olmuyor. Onlar sabah 9'da işlerine geliyor ve akşam 6'da evlerine dönüyor. Ofisleri ve kendilerine ait bir masaları var sadece. Masalarından kendilerine verilmiş görevleri yürütüyor ve guülerini sonlandırıyorlar.

Bir çoğu zaten turizm eğitimi almış kişiler de değil. Örneğin senelerce muhasebecilik yapmış kişiler var muhasebe departmanlarının başında. Insan kaynakları departmanları, bu konuda eğitim almış ve sektör ayrımı yapmaksızın işini yapmış kişilerce idare ediliyor.

Tecrübeli kişilerle çalışmak konusunda işletmecilerle hemfikirim. Ne var ki turizmci olmak ile turizm sektöründe çalışmak arasındaki farkı çok da bilmeyen kişilerin turizmcileri yönetmek konusunda ne kadar yeterli olacağı konusunda şüphelerimin olduğu da bir gerçek.

Bana sorarsanız işimi yapabilmek için günlerce dinlenmeden calışabilir ve sonunda cok mutlu bir uyku çektikten sonra yine işime gelmeyi isterim. Ancak sınırlandırılmış kurallarla yonetiliyor turizm işletmeleri. Profesyonellik bunu gerektiriyor belki de ama motivasyonsuz yapılabilecek bir iş de değil ki bu… Zaten bayram tatilinden, yilbaşı eğlencesinden, haftasonu pikniğinden ya da cocuklarının okula başladığı günü görme zevkinden mahrum kalan insanlar bu sektordekiler. Onları bir de bankacı disiplinine sokmaya calışmanın uzun vadede çok da faydalı olmayacağı görüşündeyim.

Bana göre onemli olan yaptığı iş ne olursa olsun, kendini turizmci hissedebilmek. Bunun için, gerekirse canla başla calışmayı kıstas alırsınız, gerekirse tatil yöresinde, güneş altında calışmayı. Tek gereken aldığınız eğitime yakışan bir işi, hakkını vererek yapmaktır ve bu kararları verirken neden bahsettiğinizi anlayan insanlarla cevrili olduğunuzu bilmektir. Sizi anlayan, cünkü zaten sizinle aynı şekilde düşündüğünden dolayı turizmci kalmayı başarmış kişilerle.

Yöneticilere düşen önemli bir sorumluluk var bu noktada. Bu işi bilerek ve isteyerek seçmiş, büyük çabalarla mesleğini icra etme hakkını kazanmış kişilere, mesleklerini yapma hakkı tanımalılar. Turizmci olduklarını bilerek, turizmci kalmaları için…

Bir turizmci olarak kendimi yönetici kademesinde görmek, herkes gibi benim de en büyük hayalim ve bunu elde ettiğim zaman, bu düşüncelerimi uygulama biçimimin beni ``İyi`` ya da ``Kötü`` yönetici yapacağını düşünüyorum ve bu meslekte çok da eskimemiş olanların atladığı eşik görünmeyecek kadar geride kalmadan, bir dönüp bakmalarını tavsiye derim. Görunmeyen turizm sektör çalışanı olmak mı, turizmci olmak mı?

Pelin ÇANKIRI'nın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazısı:



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net