Emek Yoğun Sektör Çalışanı Olmak ve Turizmci Psikolojisi Üzerine


Pelin ÇANKIRI

pcankiri@hotmail.com

11.12.2006

Pelin ÇANKIRI Okulumu yeni bitirip iş hayatına yeni atıldığım için, yazılarım genelde bu tarz konuları merkez alıyor. Sanırım okulda geçirdiğim gunleri tamamen unutana kadar da böyle sürecek. Yine de şöyle bir faydam olduğunu düşünüyorum, yazılarımı okuma nezaketini gosterenlere nereden nereye getirdiğini insani tecrube denen şeyin, canlı tanığı olacaklar.

Turizm oğrencilerine öğretilen en önemli hayat dersi, mesleği her işi yaparak öğrenmek gerektigidir. `` Görevinize hiçbir zaman tepeden inme gelmeyiniz. Böyle bir şansınız olsa bile en alt kademeden başlamayı yeğleyiniz. O kademede edineceğiniz tecrube, ileride yoneteceğiniz personelin neler yaşadığını anlamanıza yardımcı olacak ve sizi iyi bir yönetici yapacaktır.`` Bu ve bunun gibi sözlerle dört yıl geçirdik bizler ve bu pek doğru lafların tek muhatabı olmadığımızı da gayet iyi biliyorum.

Turizme ``Emek yoğun`` sektör denmesinin bir sebebi insanların bireysel çalışmasıyla yürüyor olmasıdır. Bir diğer nedeni ise gerçek anlamda ``Emek`` yogun bir sektör olmasıdır. Oğrenciliğim sırasında, stajlarımın ilkini F&B departmanında yapmıştım. Restaurant`ta "Hostess"likti gorevim. Ilk bakışta hayli keyifli bir iştir hostesslik. Konuklarla sohbet etmek yegane görevinizdir zaten. Nice ülkelerden pek çok insan tanırsınız. Bunun dışında, restaurantın genel nizamından sorumlusunuzdur. Yani aslında diğer servis personeli kadar koşturmaz, o kadar da çok yorulmazsınız sanilir ama maalesef, işin gerçeği çok farklıdır. Gün boyunca ayakta dikilmek bütün gün yürümekten çok daha yorucudur. Deneyenler bilir. Topuklu ayakkabı giymek zorundasınızdır. Siz restautanta giren konuğun ilk gördüğü kişisinizdir. Otel için resepsiyonist ne ise restaurant icin de siz öylesinizdir. Tek farkla, bir resepsiyonistin sadece büstü görünür konuklarca, siz ise saçınızdan topuğunuza kadar görünürsünüzdür.

Her daim temiz, bakımlı ve güleryüzlü olmalı ve günün her saati kapıda dimdik durmalısınız.

Restaurant`taki stajım bana iş hayatının nasıl bir şey olduğu hakkında faydalı bir ders olmuştu ve aslında bu yönde kariyer planlayabilirdim ancak benim gönlümde yatan aslan ``Cost control``du ve bu departmana yoneldim. Ancak bir f&b` ci olarak kalabilir ve bu yönde yükselebilirdim.

Hala daha; arada sirada f&b` de bir kariyer planlasaydım nasıl olacağını düşünmeden edemem. Belki "Waiter" olurdum ilk adımda. Sonra "Captain``… Bir sonraki basamak "Supervisor`` ve en sonunda da ``Restaurant manager``

Insanın kendini daha çok turizmci hissedeceği bir gerçek, böyle bir iş yaşamında ama sıfırdan başlayıp, az önce sözünü ettiğim kariyer basamaklarını teker teker tırmanmış insanlar tanıyorum. Hiç de kolay değil.

Harcamaniz gereken insanüstü bir çaba söz konusu. Yorulmayacaksınız. Herkes bir çalışıyorsa siz iki calışacaksınız. Şefiniz sizin çalışkan olduğunuzu kavrayacak önce. Daha çok sorumluluk isteyecek ve hepsinin altindan en sorunsuz şekilde kalkacaksınız. Çalışma arkadaslarınızın arasında işini en çok seven siz olacaksınız. Yüzünüz gülecek sürekli. Konuklara karşı kibar, çalışma arkadaşlarınıza karşı nazik olacaksınız. Erken gelecek, gerekirse geç çıkacaksınız ve bundan hiç sikayetci de olmayacaksınız. Çalışmaktan değil, yapacak iş olmadığından şikayetçi olacaksınız. Dikkatli olacak, ince ayrıntılara takılacaksınız. Hiç bir kusurunuz olmayacak kısacası.

Tüm bu özellikleri taşıdıktan sonra maharetleriniz arasında, terfi alacaksınız. Mesela "Captain" olacaksınız. Işte o günden sonra hayatınız daha da zorlaşacak. işlerini yapmak için sizin yonlendirmenizi bekleyen personelinizle başbaşa kalacaksınız. Yaptıkları iyi şeyler için ödüllendirecek, hatalarını paylaşacaksınız. Daha az hata yapmaları için, eğitim programları hazırlayacaksınız belki. Günlerinizi, hatta haftalarınızı alacak tüm bu çabalar ama şikayet etmeyecek, daha iyi olmanın bedeli sayacaksınız bunu. Konuklara daha iyi hizmet edebilmek için yeni yollar arayacaksınız sürekli ve bu böyle sürüp gidecek…

Bir gün, bu çabalarınız bir kez daha takdir edilecek ve bir terfi daha alacaksınız. "Supervisor`` olacaksınız bu kez. Artık personeliniz ve onları yönlendirmekle mükellef captain`lar olacak sizden direktif bekleyen. Daha çok sorumluluğunuz ve aciklama yapmak zorunda olduğunuz daha yüksek kademeler olacak. Bu da sizin daha cok calışmanızı gerektirecek.Her şeyi sorunsuz halledebilmek için daha erken gelmeye, daha geç çıkmaya başlayacaksınız. Küçük ayrıntılarla eskisi gibi ilgilenemeyeceksiniz elbet ama içiniz de bir yandan kıpır kıpır olacak. Her şeyin iyi gittiğinden emin olabilmek için, yetişmeye çalişacaksiniz, aynı anda pek çok yere. Yavas yavas yönetime de girmeye baslayacaksiniz manager`la birlikte. F&B` nin rakamlarını tanıyacaksınız. Aklınızın almadığı pek çok yeni şey girecek hayatınıza. Bin parçaya bölüneceksiniz. Anlamaya, hatırlamaya, unutmamaya çalışacaksınız.

Nihayet o gün gelecek en önemli kademeye terfi edeceksiniz.``Restaurant Manager`` olacaksınız. Personelinizi neredeyse uzaktan izleyebileceksiniz artik. Yapmanız gereken çok daha önemli işleriniz olacak. Gününüzün yarısını muhasebe departmanı ile F&B müdürü arasında mekik dokuyarak geçireceksiniz. Mümkün olduğunca açıklayıcı ve sorun çözücü olabilmek için canla başla calışacaksiniz. Her şeyin en iyisi için gece gündüz cabalayacaksınız. Gözünüzü kapadığınızda rakamlar göreceksiniz adeta.

Günlerden bir gün evinizde misafir olarak ağırladığınız dostlarınızın yeni yetme sevimli evladı size ne iş yaptığınızı soracak. `` ….otelde restaurant müdürüyüm çocuğum`` diyeceksiniz. Yüzünü buruşturacak ve ağzından nezaketen dökülen kelimeler karşısında donup kalacaksınız. ``Haa…garsonsun yani…..``


Pelin ÇANKIRI'nın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net