Etik ve Sabır


Pelin ÇANKIRI

pcankiri@hotmail.com

18.12.2006

Pelin ÇANKIRI Turizmci olmak, pek çok kisinin bildiği gibi farklı bir eğitimi,farklı bir yapıyı, farklı bir bakış açısını gerektirir. Herkesin yapabileceği bir iş deüildir maalesef bu iş. Herşeyden once saçından tırnağına kadar ``İyi`` olmayı gerektirir.

Insanlarla çalışmak, insanlar için çalışmak ve insanlara calışmaktır bu işin özeti. Merkezine bu kadar çok insan koyduğunuz her iş zordur. Istekleri, beklentileri, duyguları ve anıları olan yaratıktır insan ve maalesef sizin bunları bilme şansınız hiç yoktur. Ortalama bir beklenti düzeyi belirler, hizmet kalitelerini ona göre şekillendirir turizm işletmeleri. Bu da otelin yıldızlanmasına kadar giden bir zincirin ilk halkası demektir. Kime hizmet edeceğiniz, nasıl hizmet edeceğinizi belirler. Nasıl hizmet edeceğiniz, hedef kitlenizi işaret eder. Büyük bir çember gibidir turizm. Iyi hizmet kaliteli misafir demektir. Kaliteli misafir iyi hizmeti arar. Bu da personel seçiminize yansır ister istemez.

ürkiye gibi jeopolitik konumu nedeniyle istese de istemese de önemli bir yerde bulunan bir ülkenin turizmle ilişkisi, her bakımdan yoğun olacaktir. Bir geçiş bölgesi olması, sadece medeniyet hakkında konuşulurken bile ``Asya`` ve ``Avrupa`` diye ikiye ayrılan bir dunyada türkiye her iki tarafın yegane temsilcisidir. önemli merkezlere yakınlığı da onu ``buluşmak icin ortak nokta`` kılar.

Durum böyle olunca, haliyle turkiye sahnededir… Bunca çok ve farklı nedenle turizm konusunda verimli olan bir ülkede hedef kitle seçimi çok seçenekli olabilmektedir. Gençlik turizmine de hitap etme sansı vardır işletmelerin, ücuücü yaş turizmine de sağlık turizmine de ve hatta dini turizme de. Kongre ve toplantı organizasyonları için orta nokta konumu öne çıkarken kitle turizmi için arz patlaması yaşanan güney sahilleri hedef destinasyonlar olabilmektir.

Bu durumda turizm sektörü için en önemli sorun personel bulmaktadır. Kalifiye personel maalesef hayli azdır. Turizm eğitimi veren eğitim kurumları yeni yeni yaygınlaşmaya başlamakta ve etkileri henüz sektörde görülmemektedir. Bu durumda işletmeler, doğal olarak ``Elimizde ne varsa`` mantığı ile hareket etmek zorunda kalmaktadır. Özellikle güneydeki yörelerde yüksek sezonlar bir hayli sıkıntılı geçmektedir. Personel az iş çoktur ve maalesef herşey "Hasbelkader" yapılmaktadır.

Önceki yazılarımdan birinde üstüne basa basa ifade ettiğim bir gerçek vardı. "Turizmci" olmak ile ``Turizm Çalışanı`` olmak arasında fark vardır ve turizmciler yoğun egitimlerle yetişmektedir. Hizmet herkesin yapabileceği bir iştir ve yine önceki yazilarimda anlattığım gibi ``Karşı lokantanın garsonu`` da servis personelidir. Hatta karşı lokanta ruhsati itibariyle ``Turizm işletmesi``, garsonu ise ``Turizm çalışanı`` olarak görünmektedir.

Ne var ki karşı lokanta garsonları ile ülkemize gelen yabancı turistler ağırlanmamalıdır. Ülkemizden gittikleri anda yaşadıkları her şey akıllarda ``Ani`` olarak kalacak ve kolay kolay silinmeyecektir. Belli bir iş yapma becerisine sahip olmayan kişiler, en azından "Front of the house"ta çalıştırılmamalıdır.

Olması gerekeni anlatmak ve oturduğun yerden bu şekilde öneri yazıları yazmak elbette kolay. Zor olan çözüm onerisi sunmak. Benim dahiyane çözümlerim yok elbet buradan anlatacağım. Ancak şunun farkındayım. Kalitesiz hizmet kalitesiz turist demektir. Kalitesiz turist kişi başına bırakılan döviz miktarını düşürmektedir. Bu da gelen kişi sayısı ne kadar artarsa artsın, az kazanç demektir; sınırsız bir kısır döngü…

Benim nacizane tavsiyem, personele ``Turizmci olmak`` kavramının öğretilmesidir. Bu işin eğitimini almamış birine senelerce süren eğitimlerle öğretilen şeyler, kısacık zaman dilimlerinde anlatılamaz elbet. En azından mantığına vakıf olmaları sağlanmalıdır. Turizmcinin nasil olması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmalıdır deneyimsiz çalışanlar. Belki önlerine bir model konulmalıdır. Ufacık bir fikir uyanması için uğraşılmalıdır akıllarında. Aksi takdirde kendini bilmez pek cok insan farkinda olmadan ulke turizmini baltalamaya devam edecektir.

Peki, kimdir turizmci, nasıl biridir bu kadar çok anlattığım kişi? Öncelikle turizm ahlakı diye bir kavramdan bahsetmeliyim. Turizmci sağlam ahlaki temellere sahip olmalıdır. İşi gereği misafirlerle çok içiçe olan kişidir çünkü. Ahlaklı ve dürüst olmalıdır. Zaaflarını işinin dışında bırakmalıdır.

Güneydeki otellerde sezonluk çalışmaya gidip, animatorluk vesaire işler bulup turist bayanları rahatsız eden kişilerin hikayelerini ballandıra ballandıra anlattiklarına ben bile kaç defa şahit olmuşumdur. Mesleğini çapkınlık vesilesi olarak görmeyecek kişidir turizmci.

Masaya giden tabak ya da çatal kirli olduğu için konukla kavga eden personele de rastlamışımdır. Sanki bunu dile getirmek sucmus, ya da söz konusu kirli malzeme misafirin suçuymus gibi. Kendisine hakaret edilmiş gibi misafirin üstüne yürüyüp bir de sonuna kadar kendini haklı görmekte direnenler. Bunu ayıp sayan kişidir turizmci.

Turizmcilik bu yüzden farklı bir yapı gerektirir diyorum işte. Farklı düşünebilme yeteneği gerektirir. Söylenen sozlerin hiçbiri sahsına değildir kişinin. Üstelik ne olursa olsun haklıdır misafir. Yemeği beğenmeyebilir, kahveden hoşnut olmayabilir. Sorgusuz sualsiz misafiri mutlu etmekle mükellef kişidir turizmci. Hatalı olan misafir olsa bile özür dilemeyi bilen, bozuk olduğu iddia edilen bir aletin bozuk olmadığını bile bile tamire gönderen kişidir. Yüzü gülmek zorunda olan, sinirleri aldırılmış kişidir. Bu nedenle eğitimi ozeldir diyorum ya. Yüzünüze baka baka hakaret eden birine karşı bile duruşunuzu korumalısınız. ``Sizi anlıyorum efendim ancak`` diye başlayan cümleler kurmalısınız.

Yemeği beğenmeyen bir misafirin üzerine yürüdüğüne şahit olan bir arkadaşım var bu meslekte. Yemeği beğenmediği için hesap ödemek istemeyen, bunu da en kaba şekilde dile getiren Japon bir misafir. Arkadaşım ise yaklaşık 1,90 cm boyunda, yapılı bir arkadaş. Olayı bizlere anlatırken aklından geçenleri şöyle aktarmıştı: ``Üzerime yürüdüğünde ödüm koptu. Gerçekten bana vurmaya kalkışsa ne yapacağımı bilmediğimi farkettim. Kendimi çok çaresiz hissettim.`` İşte, turizmci böyle biridir. Böylesine çirkin bir olayla karşı karşıya kaldığında bile kendinden fiziksel olarak kuvvetsiz birinden dayak yemeyi göze alan, kendine ve işletmesine saygısını asla kaybetmeyen, doğru şekilde davranmayı en zor şartlarda bile başaran kişidir.

Sabır ve ahlak, bir turizmciye dört senelik eğitimi süresince fark ettirmeden zerk edilen bir uyuşturucu gibidir. Onlarsız olmayı kişinin kendine yakıştıramadığı özelliklerdir. Karşı lokantanın garsonuna, güneydeki beş yıldızlı bir otelde, personel sıkıntısı nedeniyle iş verirken servis yapmayı ya da kibar olmayı öğretemezsiniz ama en azından önlerine yukarıda bahsettiğim gibi sağlam ahlaklı, güleryüzlü ve işine saygısını kendine duyduğu saygıyla dengelemiş bir kişiyi koyabilirsiniz. Feyz almayı bilene…

Az kaldı gerçi, artık sapasağlam geliyor yeni mezunlar.

Geçiş dönemini kazasız atlatmak dileğiyle…


Pelin ÇANKIRI'nın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:



Sayfayı
Kopyala Yazdır Kaydet Kapat

www.turizmforumu.net
info@turizmforumu.net