Turizmde Kariyer ve Turizm Eğitimi
Pelin ÇANKIRI
pcankiri@hotmail.com
20.12.2006
Turizm sektörü çalışanlarına ve hatta gelecekte bu sektörde çalışacak olması
pek muhtemel ogrencilere dahi ``Şanslı`` dedirten bir sektördür. Bunun
neden; gelismekte olan bir sektör olması, ya da hayatlarının kargaşasından
kurtulmak için tatile gelmiş sorunsuz ve mutlu insanlarla çalışılıyor
olmasından ziyade, maddi açıdan çalışanlarını tatmin etmeye pek çok sektore
nazaran daha yakın olmasıdır.
Genele bakildığında turizm iyi kazandiran bir meslektir gerçekten de. İşinizi
iyi yapıyor ve işletmenizce yeri doldurulamaz görünüyorsanız tabii ki. İşletme,
sektör vasıfsız işgücüne boğulmuşken işinin uzmanı kişileri bunyesinde
tutabilmek için elinden geleni yapar. Bu da ilk adımda ücretlere yansır.
Işinde uzman kişiler iyi para kazanır; iyi para kazanan bilincli calisanlar,
kendilerine yatirim yaparak degerlerini arttırır. Vasıflı işgücü daha da
vasıflanır ve daha da iyi kazanır.
Aslında işinde prek de uzman olmayan, hatta bu işi mevsimlik yapan kişilere
bile iyi kazandırır turizm. Yüksek sezonda verimli calışabilen bir kişi, yıl
içinde kazandığı paranın kat be kat fazlasını kazanabilir bir kaç ay içinde.
Durum böyle olunca turizmci şanslı, hatta kaba tabirle turizmci ``Zengin``dir.
En kötü ihtimalle ileride zengin olacak kişidir. Bu da meslek tercihini yapmak
üzere olan gençlerin ve tabii ailelerinin ağzını sulandırır.
Ne var ki turizmin ve turizm eğitiminin kilitlendiği nokta da burasıdır. İyi
eğitim almış, nitelikli turizm personeli sektöre geçmek için gün sayarken,
hatta henüz öğrenciyken, iş hayatına atılmışken turizm eğitimi vermekte olan
ve söz konusu nitelikli turizm personelini sektöre kazandırmak için canla
başla çalışan eğitim kurumlarının kadroları boş kalmaktadır. Eğitimini
başarıyla tamamlamış ve kendini özel sektör için hazır hisseden kişiler,
mezun olduktan sonra arkalarına bakmamaktadır. Bu durumda turizm egitimi
artik kemikleşmiş ve hatta belki de hiç sektor deneyimi olmayan kisilere
bırakılmaktadır. Bu da öğrencilerin tamamen teorik bilgilerle donanmasını
ama sektörel bilgiden yoksun olarak iş hayatına atılmasını getirir beraberinde.
Yeni mezunların iş hayatına atılır atılmaz bunca bocalamasının bir nedeni de
budur.
Öğretim kadroları çoğunlukla ya bu işi özel sektör gibi rekabetin yoğun
olduğu ve daima iyi olanın kazandığı ortamda yapmaya cesareti olmayanlarla
ya da sektörde aradığını bulamamış ``Küskun``lerle dolmaktadır. Her iki
grubun da gözleri ışıl ışıl parlayan gençlere verebileceği pek bir şey yoktur. Bir de oldukca idealist olanlar var ki, onlari buyuk bir cizgi ile iki gruptan da ayirmak gerektigine inaniyorum. Egitimciligi kendine en bastan hedef secmis ozel ve fedakar kisilerdir bunlar bana kalirsa. Onlarin sayesinde zaten, bunca imkansizliga ragmen hala ``iyi`` ogrenciler yetismekte.
Yine de bu özel kişilerin sayısı bir elin parmak sayısını geçmez belki de. Bu
durumda öğretim kadrolarında yer alan kişilerin yetiştireceği öğrencilerin
gelecekteki durumları beni bir hayli endişelendirmektedir. Öğrencilerin
durumundan önce sektörün geleceği hakkında endişelenmekteyim. Kötü eğitim
kadrosu kötü öğrenci yetiştirecek; kötü oğrenciler sektörü dibe çekecektir.
Peki, neden iyi yetişmiş kisiler okulda kalmayı istememektedir? Sektörün
onlara sunduğu muhteşem imkanların tam karşısında, eğitimcilerin ülke
genelindeki sorunu olan maddi ve manevi tatminsizlik tabii ki en önemli faktör.
Ne yapılmalı, nasıl yapılmalı?
Belki de amaç hakikaten kaliteli eğitimi elde edebilmek, öğrencileri sektöre
hazır hale getirebilmekse kesenin ağzı biraz açılmalı, o yapılamıyorsa
idealist gençler yetiştirilmeye calışılmalıdır. Bu işi vaad ettiği paradan
ziyade, istediği için seçmiş kişiler var aramızda. Bu kişiler işlerini en
iyi şekilde yapmaktan baska gaye taşımayan önemli insanlar. Bu kişilerin
saptanması ve doğru yönlendirilmesi gerekiyor ilk aşamada. Bir üniversitenin
eğitim kadrosunda yer almanın getireceği manevi tatminin yerini çok az şeyin
tutabileceği hakkında gerçekçi şekilde bilgilendirilmeliler.
Beni dört yıl boyunca eğiten ve beni bugünkü halime getiren Şehnaz Hocam için
yazdığım yazı hakkında sevgili hocamın bana yazdığı cevap bunun en güzel
örneği sanırım.
Hayatında bu kadar mutlu olduğu anların azlığını ve bir eğitimci için daha
mutlu bir anın imkansızlığını anlatan bir mail yazmış sevgili hocam bana.
Onun içinde yaşattığı kıvancı ve mutluluğu anlayabiliyorum. Bunlardan
bahsedilmeli belki gençlere. Ya da belki profesyonel bakış açısıyla daha
profesyonel çözümler bulunmalı ama ne yapılmalı edilmeli bu kanayan yara
dikkate alınmalı. Aksi takdirde
Türkiye, üçüncü sınıf bir turizm ulkesi olmaktan öteye geçemeyecek ya da
kendini tamamen alaylıların eline bırakacaktır. Bu da ilk seçenekten çok
farklı bir noktaya taşımayacaktır sonucu.
Eğitim kurumlarının özel sektörle baş edebilmesi ve kalifiye personeli
kendine çekebilmesi için, rekabet şansı yaratılmasından yanayım.
Bu sayede yenileri yetişecektir kalifiye personelin. Bu sayede ülke çapında
turizm gelişecek ve yükselecektir ve bence bu yatırım, milyarlarca dolarlık
reklam kampanyalarından cok daha verimli sonuçlar doğuracaktır. İnsana yapılan
yatırımın kalıcılığı hakkında bir cümle daha kurmanın faydasızlığını
bildiğimden, sarf ettiğim tüm bu sözlerin muhatabını bulmasından başka
temennimin olmadığını bildirmek durumundayım.
Pelin ÇANKIRI'nın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|