Turizm İşletmelerinde ``Bir Koltukta Yaşlanmak``
Pelin ÇANKIRI
pcankiri@hotmail.com
26.12.2006
Turizm sektörü mevsimsel hareketlilikleri bünyesinde barındıran, hatta bu
dalgalanmalarla ayakta kalan bir sektördür. Yüksek sezon kavramı, mevsimsel
hareketlilik yaşayan işletmelerce dilimize kazandırılmış bir terimdir. Sektör
hareketli olunca, personel devinimi de beraberinde gelen bir durumdur
dolayısıyla. Yüksek sezonda bolca personele ihtiyaç duyan işletmeler sezon
sona erdiğinde bu personeli tahliye etme yoluna gider. Dolayısıyla da
istikrarlı bir istihdam sağlanamaz sektörde. Ancak durumun böyle ``Olmak
zorunda`` olmadığı işletmeler ve destinasyonlar da vardır. Örneğin kongre ve
toplantı turizmine ev sahipliği yapmaya daha elverişli kent merkezlerindeki
işletmeler. Büyük kent merkezleri yılın her ayı benzer doluluk oranlari ile
çalışma şansına sahip isletmelere ev sahipliği yapar, çünkü toplantının
mevsime mecburiyeti yoktur. Elbette kongre ve toplantı organizasyonlarının da
belli dönemlerde yoğun olduğu gözlenmektedir ancak kıyo şeridi işletmeleri
gibi katı kurallara tabi değildirler.
Şehir merkezindeki işletmeler yılın on iki ayı açık ve faal kalarak
personeline sürekli istihdam olanağı sağlar. Bu da personelin uzun zamanlar
zarfiında işletmesinde çalışabilmesine olanak tanır ve istikarar beklentisini
yükseltir. Ne var ki tüm bu olumlu koşulların bir araya gelmesi bile
sektördeki personel devinim hızını yavaşlatmaz.
Sektör günden güne gelişmekte ve hatta hızını yeni yakalamaktadır. Yeni
işletmeler açılmakta, yatırımlara hız verilmekte, yeni plan ve projeler
gün yüzüne çıkarılmaktadır. Şu gün bile inşaatı sürmekte olan kaç otel
vardır acaba İstanbul'un sınırları içinde? Bu durum da kariyer planını
``Mümkün olan en hızlı``ya göre yapmış olan turizm personelinin ekmeğine
yağ sürmektedir. Yeniler hep daha iyi, daha güzel olmaktadır. Ülke turizminin
gösterdiği sahip olduğu ivme yurtdışındaki yatırımcıların ağzının suyunu
akıtmakta, yeni yatırımlara zemin hazırlamaktadır. Her geçen gün daha kaliteli
işletmeler açılmaktadır. Bu durumla ilintili olarak da personel bir işletmede
uzun zaman calışmamakta, belli bir zamanı doldurduktan sonra başka işletmelere
geçmektedir. Hatta ne kadar çok işletmede görev aldıysa kişi, ozgeçmişi o
kadar başarılı kabul edilmektedir neredeyse.
Bu durumda, bir işletmece yatırım yapılan, iş öğretilen personel işi
öğrendikten sonra daha iyi olana, daha çok para verene gitmektedir. Eskinin
``Oturduğu koltukta yaşlanan`` calışan tipi, yerini günümüzün belli
aralıklarla işletme değiştiren personeline bırakmaktadır. İşletmeler de artık
uzun sureli bakmakta zorlanmaktadır personeline. Hatta pek çok işletme, eskiden
olsa uzun zamandan sayılmayacak zaman diliminde çalıştırdığı personeline
hizmet nişanları, rozetleri vererek onlara teşekkür etmektedir.
Asgari çalışma süresinin bir yıl ile sınırlandığı günümüzde, bir ömür
hep aynı yerde calışan vefalı personel bulmak çok zor. Aslında bunu yapan
personel de secenek açısından zayıf kişiler…
Turizm büyük bir hızla gelişen, var olanlar eskimeden yerine yepyenileri konan
bir sektör. Hızına yetişmek, benim diyenin başını döndürecek bir mesai.
Personeline de bu tezcanlılığı, daha iyisini elde etme hırsını ve bu uğurda
diyar diyar gezmeyi çok görmemek gerek bence. Uğruna senelerce fedakarca
okuyarak ve müthiş bir öngörüyle kariyer planını bu sektöre meyilli planlayan
kişiler bunu zaten hak ediyor. Günümüz insan kaynakları çalışanları da
stratejik planlarını bunu bilerek yapmalı. Vefasiz ve belki umursamaz diye
yaftalamadan önce empati kurmalı. Hangi sektördür ki, bunca hızıi gelişsin de
arkasında vefalı personel ordusu bıraksın?
Emektar ve bugünün turizmcilerinden geleceğin turizmcilerine…
Pelin ÇANKIRI'nın Turizm Forumu'nda yayımlanan önceki yazıları:
|